Ali Özsoy - Tayyip'in açılımı: Türk askerine tabut
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:

Kürt Açılımı:
İhanet Açılımı

Gökçe Fırat
Kürt Açılımının Ardındaki Oyun


Gökçe Fırat
Bugün 10 Kasım ve
bugün Atatürk'ü kendi kurduğu Meclis'te, bir kez daha öldürecekler!


Gökçe Fırat
İhanet açılımı yapılan
Meclis'in bahçesinde bir gün
darağaçları kurulur!


Sloganımızın arkasındayız: Hepsini asacağız!

Serap Yeşiltuna
İdam insanlık suçu mudur?


Ali Özsoy
Tayyip'in açılımı:
Türk askerine tabut


Gökçe Fırat
Abdullah'ın Planı: Abdullah'a Af!


İnan Kahramanoğlu
"PKK'ya af" planı


Özgür Erdem
"Kürt açılımı" değil
ikinci 15 Ağustos saldırısı


Okan İşbecer
Sezen haydi artık çek git yoluna bıkmışım dertten


Şener Üşümezsoy
Izady'nın Kürt Açılımı


Eser Özaltındere
Kürt açılımı BOP'tur
ABD'nin kanlı entrikasıdır

Ali Özsoy
Tayyip'in açılımı:
Türk askerine tabut

Tayyip’in açılımı: Türk askerine tabut

Bolulu 20 yaşındaki Komando Er Emrah Temel’in cenazesi sırasında binlerce kişi “açılıma destek, vatana ihanet” sloganı attı. AKP’lileri protesto eden bir vatandaşı ise görevliler susturmaya çalıştı. Bunun yanı sıra Ankara’daki cenaze töreninde de vatandaşlar hem AKP’yi hem de yol arkadaşı DTP’yi protesto etti. Sakarya’da ise AKP’li
belediye başkanı “Sen dur hain” denilerek cenaze töreninin yapıldığı alana sokulmadı.

Açılım son hızla devam ediyor: 11 Şehit

Tayyip Erdoğan’ın başlattığı Kürt açılımı, terör örgütü PKK’ya büyük bir cesaret ve güç verdi. Yurt çapında terörist saldırılar arttı. En son geçtiğimiz hafta üç gün içinde tam 11 şehit verdik.

Mehmetçiğe saldırılar sürüyor. Terör ve bölücülük ihaneti devam ediyor. Ancak artık sürecin yeni bir adı var: “Barış ve kardeşlik süreci.”

Yani AKP’ye göre 30 yıldır devam eden bir “savaş” vardı. Yanlış ve çözümsüz politikalar sonucu devam eden bir şiddet ortamı vardı. Şimdi ise artık “barış, birlik, beraberlik ve kardeşlik süreci” var.

Ancak ölenler yine Türk gençleri. Hem de eskisinden çok daha fazla bir şekilde. Tayyip Erdoğan “biz açılımı aslında 2005 yılında başlattık” diyor.

Daha da geriye gitmeli. İktidara geldikleri 2002 yılına kadar dönmeliyiz. AKP iktidarı devraldığında terör sıfıra inmişti. 2001 yılında terör şehidi sayımız sıfırdı. 2002’de ise sadece 5. Bugün bir günde verdiğimiz şehit sayısı bu.

Tayyip Erdoğan’a ve Bülent Arınç’a göre AKP’den önce devletin terörle mücadele yöntemi yanlıştı. “Bölge halkına karşı ayrımcılık” vardı. Abdullah Gül’e göre “Ne mutlu Türk’üm diyene!” demek ilkellikti. Bu ise halkı bölüyor ve PKK’yı besliyordu. AKP Kürtleri kucaklayacaktı.

“Yanlış devlet politikası” terörü sıfıra indirmişken, “doğru” AKP politikası terörü zirveye taşıdı. Şehit haberi almadığımız gün eksik olmuyor.

Tayyip ve diğer AKP liderleri ise konuşmaya devam ediyor: “yıllarca devam eden yanlış devlet politikaları…”

Demek yanlış olan terörü ezmekti. Sıfıra indirmekti. Doğru olan AKP’nin yaptığı gibi PKK’ya adeta hayat öpücüğü sunmaktı.

Üç günde 11 şehit veriyoruz.

Demek AKP bunun için Kürtleri kucakladı.

Oysa AKP’ye göre önceden “Kürtler kucaklanmıyordu.”

Belki… Bölücülük gerçekten de kucaklanmıyordu. Ama şehit sayısı sıfırdı.

AKP iktidarı döneminde şehitlerimiz arttı!

İşte rakamlar. Sıfır olan şehit sayısı AKP döneminde nasıl üç haneli sayıları buldu. 2002 yılında toplam 5 şehit verdik. AKP iktidara geldi. 2003 yılında şehit sayısı 19’a çıktı. 2004 yılında bu sayı 65 oldu. Sonra Tayyip’in “biz aslında açılımı 2005’te başlattık” dediği sene şehit sayısı 87’ye fırladı. 2006 yılında şehit sayısı ise 70 oldu. 2007’de 118, 2008’de ise 150 şehit vermişiz. Tam 568 Mehmetçik… Tayyip diyor ki “biz aslında açılımı 2005 yılında Diyarbakır’da başlattık.” Ne kadar doğru bir söz!.. 568 askerin 479’u 2005 yılından sonra şehit edilmiş.

AKP iktidarı döneminde şehitlerimiz arttı

Çok net olarak saptayalım. AKP’nin açılım dediği süreç PKK’nın ikinci atılım sürecidir. Birincisi 1990’ların başında ABD’nin Irak’a birinci saldırısı sırasında başlamıştı. Binlerce şehit verdik ama PKK’yı bitirdik.

İkinci atılım AKP’nin hayat öpücüğüyle ve doğrudan Irak’taki işgalci ABD birliklerinin desteğiyle oldu. Ancak eğer içte AKP iktidarı olmasaydı ABD ne kadar desteklerse desteklesin PKK asla tekrar ortaya çıkamazdı.

AKP Atatürk Cumhuriyeti’ni suçluyor. “Yanlış devlet politikaları Kürtleri dışladı” diyor. Hatta utanmadan sanki ortada bir savaş varmış gibi barıştan bahsediyor. Ancak kendi politikalarının en kan dökücü ve en çok şiddete yol açan dönemi başladığını gizleyemezler. AKP iktidarı askerlerimizin katledildiği, haince mayınlarla şehit edildiği, elde silah dağda eğitim gören teröristlerin bile meclise milletvekili olarak sokulduğu bir dönem oldu.

80 yılın bilançosunu çıkaralım diyorlar. Utanmazlar. Siz önce son 7 yılda ölümünden sorumlu olduğunuz yüzlerce Mehmetçiğin hesabını verin.

İşte rakamlar. Sıfır olan şehit sayısı AKP döneminde nasıl üç haneli sayıları buldu. 2002 yılında toplam 5 şehit verdik. AKP iktidara geldi. 2003 yılında şehit sayısı 19’a çıktı. 2004 yılında bu sayı 65 oldu.

Sonra Tayyip’in “biz aslında açılımı 2005’te başlattık” dediği sene şehit sayısı 87’ye fırladı. 2006 yılında şehit sayısı ise 70 oldu.

2007 yılı kritik bir yıldı. AKP’nin Çankaya’yı ele geçirmek istediği, Türk Ordusuyla açıkça hesaplaşmaya giriştiği bir yıldı. Ayrıca bu yıl Ergenekon Soruşturması adı altında TSK mensupları da tutuklanmaya başladı. Peki, bu yıl şehit sayımız kaçtı. Tam 118. Kısacası PKK vurmaya AKP ise Kürt-İslam faşizmini kurmaya devam etmiş. Aradaki eşgüdüm ve Ordu düşmanlığındaki tiksinti verici birlik gözden kaçırılamaz.

2008 yılında teröre verilen şehit sayısı tam 150’yi bulmuş. AKP’ye göre aslında terörü yaratan Türk Ordusu ve Türk derin devletiydi. Ergenekon davasıyla da bu sahte şiddet ortamı sona erecekti. Nitekim terörle mücadele eden, hatta teröristbaşı Apo’yu sorgulayan pek çok subayı tutukladılar. Ama Mehmetçik ölmeye devam etti. Hem de her zamankinden daha çok.

2009 yılının Eylül ayının başında olduğumuz şu günlerde şehit sayısı 54’e ulaşmış durumda. AKP’ye göre “barış süreci” bu. Ancak ihanet bitmiyor. Saldırılar artarak sürüyor. Tayyip’in son “açılım” hamlesini başlattıktan sonra sadece bir buçuk ay içinde 18 şehit vermişiz.

Tayyip “AKP kardeşlik, barış ve huzur süreci başlattı” diyor. Sayı saymayı bilmiyor. Kendisi için rakamları topluyoruz. AKP iktidarı döneminde tam 568 Türk askeri şehit edilmiş.

Terörist başının yakalanmasından 2002 yılına kadar geçen süreçte bu sayı neredeyse sıfırdı. Tayyip’in elleri kanlıdır. Ellerinden Türk gençlerinin kanı vardır. Tam 568 Mehmetçik…

Tayyip diyor ki “biz aslında açılımı 2005 yılında Diyarbakır’da başlattık.”

Ne kadar doğru bir söz!.. 568 askerin 479’u 2005 yılından sonra şehit edilmiş.

Bunun hesabını sizden sormazlar mı sanıyorsunuz?

Tayyip PKK ağzıyla konuşuyor

30 Ağustos günü PKK saldırdı. 4 şehit verdik. Yine geçtiğimiz hafta bir günde 7 şehit verdik.

Her ikisinden sonra Tayyip aynı açıklamayı yaptı. “Amaçları açılımı baltalamak…”

Böylelikle sık sık yaptığı gibi yine şehitlik kavramına saldırmış oldu. Tayyip’e göre demek ki Mehmetçik vatanı savunmak için değil, Tayyip’in Kürt açılımını baltalamak için şehit oluyor. Yani vatanımız saldırı altında, Mehmetçik’e haince kurşun sıkılıyor ama önemli değil. Önemli olan açılım…

Tayyip en son şehit haberleri üzerine utanmazca bir açıklama daha yaptı. “Bizi provoke etmek istiyorlar.” Yani güya bazı güçler suni şiddet yaratarak Tayyip’in “barış açılımını” engellemek istiyormuş. Hatta Fethullahçı medya askerlerin PKK mayını değil, Ordu’nun kendi mayınlarıyla öldürüldüğünü iddia ediyor. Yani güya Ordu kendi askerlerini kendi vuruyor. Açılımı baltalamak için. PKK’lılar ise adeta melek…

Koyun can derdinde, kasap et derdinde. Şehit anaları, babaları evlatlarının tabutuna sarılmış, yaş değil kan akıtıyorlar gözlerinden. Teröre lanet okuyorlar. Bakın Tayyip’in son şehit haberleri üzerine yaptığı açıklamaya. Tek bir kelimeyle bile terörü lanetlemiyor. “Hesap soracağız” veya “kanları yerde kalmayacak” demek de yok. Artık terörün adı “kurşun sıkmak” olmuş:

“Şunu çok açık net ifade etmek istiyorum. Bizim güvenlik güçlerimize, askerimize sıkılan bu kurşunlar hiçbir zaman bizim 72 milyon vatan evladının birliğine beraberliğine yönelik başlattığımız ve sürdürmekte olduğumuz bu süreci engellemeyecektir. Biz, bu barış sürecine milli birlik projemizi, demokratikleşme sürecimizi aynı kararlılıkla, başta terör sorunu olmak üzere sorun alanları üzerinde aynı kararlılıkla devam ettireceğiz. Bu bir kardeşlik projesidir.”

Ne demek “barış”?! Tayyip açıkça PKK ağzıyla konuşuyor.

Türkiye’de savaş mı var?

Türk Silahlı Kuvvetleri ve PKK bir savaşın “kurşun sıkan” iki tarafı mı?

TSK Tayyip’e göre işgalci mi?

PKK bir ordu mu?

Ne hakla hainlere karşı mücadeleyi sekteye uğratmaktan bahsedebilirler. Bir de utanmadan buna “barış projesi” adını verebilirler.

Birincisi Türkiye’de savaş yoktur. Bölücü terör vardır. Savaş olmadığı için barış da olamaz. Hele teröristlerle barış hiçbir şekilde olamaz.

İkincisi Türkiye’de “barış ve kardeşlik sorunu” diye bir sorun da yoktur. Türkiye’de terör sorunu vardır. Başbakan olarak Tayyip’in görevi bu teröre karşı mücadele etmektir. Kanunların ve Anayasanın egemenliğini sağlamaktır. Güvenlik güçlerine kabinenin başı olarak bu konuda sonsuz destek sağlamaktır.

Ancak Tayyip’in hiçbir demecinde “terörü bitireceğiz”, “teröristlerden hesap soracağız” ifadesi geçmiyor. Çünkü ona göre tıpkı Osman Baydemir’in dediği gibi “kurşun sıkan” iki taraf var. Tayyip ise “barış ve birlik” projesiyle sorunu çözecek. Mehmetçik’e kurşun sıkan, vatana ihanet eden teröristlerle “barışacağız” ve “birlik” olacağız.

Boş lafı bırak Tayyip. Eğer ortada senin iktidarının sorumlusu olduğu 568 şehit Mehmetçik varsa kimseye “barış” edebiyatı çekemezsin.

Bu ülkede Kürt sorunu yok. Doğu sorunu da yok. Bölücülük ve terör sorunu var.

Terörle hesaplaşacak mısın? Hesaplaşmazsan ve uzlaşırsan bu milletin gözünde sen de yardımcı ve yatakçısın.

Arınç’a göre suçlu devlet

Şehit haberleri üzerine azılı bir Türk düşmanı olan Bülent Arınç da konuştu. Terör şehitlerimizi anmayı veya PKK’yı kınamayı tercih etmedi. Açıkça devleti suçladı:

“Kürtçe konuşmak yasaktı bu ülkede. Bu yasaklar ayrımcılıklar kardeşi kardeşe kırdırdı. Kötü niyetli insanlar bunu örgüte dönüştürdüler. Bu örgüt terör örgütü oldu ve can almaya başladı. Terör bir sonuç. Bu sonuca giden pek çok yol var. Bunları kesmeliyiz. Sen benim kardeşimsin birlikte bu cumhuriyeti kurduk. Herkesin bu ülkenin her karış toprağında kendini ifade etme, birinci sınıf vatandaş olarak ben buyum deme hakkı var demeliyiz.”

Arınç’a göre terör sadece bir sonuç. Ama neden Türk devletinin baskıları... Yani terörün asıl kaynağı Kürtlere karşı sözde devlet terörü. Bazı kötü niyetli Kürtler işi abartmış. Ama esas suçlu baskıcı Türkler... Demek ki şehit olan Mehmetçiğin suçu baskıcı bir devletin güvenlik gücü olmaktı. Apo’nun deyimiyle “Kürtler öz savunma yapıyor…” Nitekim son şehit haberleri üzerine Ahmet Türk “operasyonlar bitmezse şehitler artar” diye tehdit ediyor.

İşte o Ahmet Türk Bülent Arınç’a göre kardeşliği başlatacak bir öncü. Bülent Arınç Manisa gibi bir Türk ilinde bakın neler diyor. Çeşitli partiler AKP’nin Kürt açılımına karşı çıkabilirmiş Hatta “A partisi, B partisi veya C partisi şehit cenazelerine gidip bağırıp çağırabilir.”

Ama, diyor Bülent Arınç, biz bunu yapmaya muktediriz. Nasıl mı? Yol arkadaşları var. DTP yani daha doğrusu PKK. İşte Bülent Arınç’ın yol haritası:

“DTP’nin içi de homojen değil. Onlar da farklı şeyler söylüyorlar. Ahmet Türk’ün bir ifadesi çok önemlidir. ‘Bu barış projesi Türkiye’ye huzur getirsin ikinci gün de Allah canımı alsın’ diyor. ‘Diyarbakır cezaevinde ölmeyi her gün istedim’ diyen insan, kendilerine yapılan bu kadar zulümden sonra bu asit kuyularından, faili meçhullerden sonra ‘akan kan dursun da ertesi gün de Allah canımı alsın’ diyebilecek bir noktaya gelmişse artık İmralı’nın ne söylediği, Emine Ayna’nın ne söylediği çok önemli değil... Doğrudan gideceğiz. Kim buna katkı sağlayacaksa onlarla bu işi gerçekleştireceğiz.”

Bu demeç 7 şehit haberinin üzerine verildi. Mehmetçik’in şehit edilmesi zulüm değil onlar için. Devletin bölücüleri bastırması zulüm…

Evet, “zulüm” bitecekmiş. AKP ve DTP birlikte bitirecekmiş. Demek ki, Türk’e yönelik esas zulüm dönemi başlamamış. Daha çok şehit vereceğiz. Daha çok karanlık günler göreceğiz. Cumhuriyetle hesaplaşmak isteyenler “kardeşlik ve kalleşlik” cephesini kurmuş. Bülent Arınç ile Ahmet Türk’ün yol arkadaşlığı binlerce Türk’ün kanına girecek demektir.

“Açılıma destek, vatana ihanet”

Son şehitlerimiz toprağa verildi. Bolulu 20 yaşındaki Komando Er Emrah Temel’in cenazesi sırasında binlerce kişi “açılıma destek, vatana ihanet” sloganı attı. AKP’lileri protesto eden bir vatandaşı ise görevliler susturmaya çalıştı. Ancak kitle alkışlarla bu vatandaşa sahip çıktı.

Bülent Arınç’ın AKP salonunda gördüğü Türkiye’yle gerçek Türkiye arasında dağlar kadar fark var. Tayyip Erdoğan ve Bülent Arınç gibi iktidar sarhoşları önlerini göremezler. Kendilerini sürekli alkışlayan yardakçılarını gerçek dünyayla ve halkla karıştırırlar. Bülent Arınç PKK propagandası yaparken Manisalı AKP’liler onu alkışlıyorlardı. Oysa dışarı çıktığında göreceği cami geçen seçimlerden önce şehit cenazesi için gittiği ve vatandaşlar tarafından kovulduğu camiydi. Bir de böyle bir Manisa ve Türkiye var.

Bülent Arınç Manisa’daki konuşmasına sözde Kürtçe bir cümleyle başladı. Bu cümle Kürtçe olduğu iddia edilen dilde “Allah razı olsun” demekmiş. Kürtler AKP’lilere hep böyle diyormuş. Ancak Türkler aynı kanıda değil. Arınç ekliyor. “Siz de Kürtçe öğreneceksiniz.”

Türk Kürdün egemenliğini kabul eder mi? Arınç’a göre iş kolay. “Biz bu işi yüzde elli çoğunlukla başarırız” diyor.

Aslında mantığı kendisi açısından tutarlı... Yüzde 35 AKP seçmeni artı yüzde 15 Kürt eşittir yüzde 50 diye düşünüyor olmalı. Olabilir mi? Olabilir. Apo’yu affettikleri, bölücülük yasalarını çıkardıkları gibi bunu da yapabilirler. Yüzde 50’ye bile gerek yok.

Ancak farkında olmadığı bir gerçek var. Bu işler son derece naziktir. Arınç’ın kaale almadığı Türkler, AKP’nin açılımlarının Türk’e ölüm ve tabut demek olduğunu gördüğünde ayağa kalkacaktır. Kimse “demokrasiyle”, “yüzde 50 çoğunlukla” devletinden ve egemenliğinden vazgeçmez. O zaman Türkler örgütlendiğinde ve ihanet yasalarının bir bir hepsinin hesabını sormaya başladıklarında, Arınç’ı ve Tayyip’i bugün alkışlayan AKP’liler bile en radikal milliyetçiler olarak yakalarına sarılabilir. PKK bile arkalarında durmaz. O zaman “nerede bizim yüzde 50 çoğunluğumuz” diye aranırlar.

Her diktatörün sonudur bu. Hesap verme günü gelince, en yakın yardakçılar onları taşlamaya başlar. Siz bugün AKP ve DTP olarak yüzde bilmem kaç ile vatanı bölmeye kalkarsanız, yarın sizi Hıyaneti Vataniye’den yargılayacak İstiklâl Mahkemesi’ni yüzde doksanlık Türk halkı kurar.

Zulüm neymiş görürsünüz o zaman.

Bu ülke tekrar sıfır şehit ve sıfır terör için Apo’yla birlikte birkaç AKP’li asamaz mı?

Akan kan dursun mu?

Evet, bizce de dursun. Binlerce şehit vereceğimize on tane hain asalım. Kan hemen durur.

Daha az zayiat daha az şiddet demek değil midir? Hani şiddete karşıydınız ya?! “Türkiye’ye huzur gelsin ikinci gün de Allah canımı alsın!” diyenlere sesleniyoruz. “Şiddeti” bitirmenin böyle bir yolu da var.

Türk açılımını bekleyin.

(Sayı 253, 145/09/2009)

 

Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamış.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 


İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40