Okan İşbecer - Zaman gazetesi kapanıyor!
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:

Fethullahçılar
ve Kürtçülük

Serap Yeşiltuna
Fethullahçıların rüyası
Kürdistan haritası


Özgür Billur
Fethullahçıların
Türkçe düşmanlığı


Özgür Erdem
Fethullahçı örümcek ağı


Özgür Erdem
Sivil Toplumcu Değil
Sivil Polisler!


Tuğrul Çelik
19. Abant Platformu Cumhuriyet'e karşı toplandı


Okan İşbecer
Zaman gazetesi kapanıyor!


Onur Yaman
Ne Akademik Kariyeri
Sen Hâlâ Tetikçisin!


Eser Özaltındere
Neo-sömürgeciliğin büyük oyununda Kürtçülük
ve Fettullahçılık

Okan İşbecer
Zaman gazetesi kapanıyor!

Değişim mi tasfiye mi?

Dumanlı kriterlerine göre
tasfiye olacak gazeteler

tasfiye olacak gazeteler

Dumanlı kriterlerine göre
tasfiye olacak gazeteciler

Ekrem Dumanlı (Zaman)
A. Turan Alkan (Zaman)
Ahmet Selim (Zaman)
Ali Bulaç (Zaman)
Hüseyin Gülerce (Zaman)
İhsan Dağı (Zaman)
Mümtaz’er Türköne (Zaman)
Mustafa Ünal (Zaman)
Şahin Alpay (Zaman)
Mehmet Altan (Star)
Mustafa Karaalioğlu (Star)
Şamil Tayyar (Star)
Ergun Babahan (Star)
Eser Karakaş (Star)
Mehmet Metiner (Star)
Gülay Göktürk (Bugün)
Ahmet Taşgetiren (Bugün)
Nuh Gönültaş (Bugün)
Fehmi Koru (Yeni Şafak)
Ali Bayramoğlu (Yeni Şafak)
Ayşe Böhürler (Yeni Şafak)
Hakan Albayrak (Yeni Şafak)
Kürşat Bumin (Yeni Şafak)
Emre Aköz (Sabah)
Engin Ardıç (Sabah)
Mehmet Barlas (Sabah)
Mahmut Övür (Sabah)
Nazlı Ilıcak (Sabah)
Ahmet Altan (Taraf)
Yasemin Çongar (Taraf)
Murat Belge (Taraf)
Etyen Mahçupyan (Taraf)
Alper Görmüş (Taraf)
Halil Berktay  (Taraf)
Hasan Karakaya (Vakit)      
Abdurrahman Dilipak (Vakit)
Serdar Arseven (Vakit)

Aylardır medyada dönen bir tartışma var. İzleyenler bilir, medyada bir değişimden söz ediliyor ama bu değişimin ne mene bir şey olduğundan bahseden yok. Aynen Tayyip’in Kürt açılımı gibi.

Bahsedilen değişime göre ortada olan bir tek şey var; o da klasik gazeteciliğin artık öldüğü. Gerçi memlekette gazetecilik mi kaldı ki ölsün dediğinizi duyar gibiyim ama birileri gazetecilik hayaletini de öldürmeye karar vermiş anlaşılan.

Medya camiası, her ne kadar söz konusu bu değişim konusunda bölünmüş gibi görünse de birleştikleri bir nokta var. Bütün medya grupları rakiplerini yeni trende uyum sağlayamamakla suçlayıp anında tasfiye olacaklar listesine almış durumdalar.

Burada değişimden ne kastedildiği üzerinde biraz durmakta fayda var. Değişim dedikleri şey aslında çok iyi niyetli bir çaba gibi görünmekle birlikte aynı zamanda bir kampın diğer bir kampı alaşağı etmek için geliştirdiği bir yönelim. Değişimcilere göre Türkiye’de her şey değişiyor. asker değişiyor, hükümet değişiyor, bürokrasi değişiyor, bir tek medya değişmiyor. Ya da değişemiyor. Medyada “değişim” ihtiyacına yönelik dönem dönem atılan adımlar kişilerle sınırlı tasfiyeler olarak kalıyor. Ciddi kurumsal bir değişim yok. Medyanın bu konuda çağın gerisinde kaldığı bir gerçek olarak sunuluyor. Neymiş efendim, 40 yıl bir kişi aynı gazetenin başyazarı olur muymuş, bir gazeteyi 20 yıl aynı kişi yönetir miymiş, bu ve bunun gibi bir sürü şey ortaya atılıyor.

Bu tartışmaya katılan tarafların başında Fethullahçı medya geliyor. Malumunuz olduğu üzere adamlar değişim şampiyonu oldukları için daha dün başladıkları “gazetecilikte” kırk yıllık gazetecilere ders vermeye kalkıyorlar.

Tartışmanın hedefinde olan kesim ise, Fethullahçıların önündeki tek rakip gibi görünen Aydın Doğan medyası. Hatta konu ile ilgili çeşitli gazetelerde çıkan yazılarda bazı isimler açık açık yazılarak bunların gazetecilikten men edilmesi konuşuluyor.

Bombayı Ekrem Dumanlı patlattı

Bütün bu tartışmalar olağan yoğunlukta giderken Zaman gazetesi Genel Yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı 10 Ağustos tarihinde “Tasfiye edilecek gazete(ci)ler listesi” adlı bir yazı yazdı ve ortalık karıştı. Ekrem Dumanlı, söz konusu yazısına şöyle girmiş:

“Evet, aynen öyle! Başlıkta şehven yazılmış bir şey yok. Yakın bir gelecekte bazı gazeteler ve gazeteciler tasfiye olacak. Kim mi yapacak bu tasfiyeyi?

Toplum! Hani şu aşağılanan, hor ve hakir görülen, adam etmek için hakkında yazılar yazılan, tepeden bakılan, göbeğini kaşıyor diye yakıştırmalar yapılan, bidon kafa diye ti’ye alınan sade vatandaş yapacak bu köklü değişimi. Siyasette yaptığı gibi yapacak, ticarette yaptığı gibi yapacak... Bu müstakbel değişimden kurtulmak mümkün değil. Zira dünya değişiyor. Türkiye de değişiyor. Toplumun gazeteden ve gazeteciden beklentisi de değişiyor; değişecek. Bilgi çağının göbeğinde yaşayıp da insanları mağara devrine çağıranların vay haline! Toplumsal dinamizmi ve onun modern iletişim araçlarıyla irtibatını görmeyip kendi dar ve tecrit edilmiş lüks dünyasından kurtulamayanlar çok yakında çok çetin günler yaşayacak. Okunmayacaklar, dinlenmeyecekler, dikkate alınmayacaklar...”

Ekrem Dumanlı mevzuya oldukça iddialı dalmış. O kadar ki, arkasındaki cemaat ve iktidar gücünün de etkisiyle esip gürlüyor, şu şöyle olacak bu böyle olacak diye. Zannedersin ki, adam bir cemaat gazetesinin başındaki görevli mürit değil de Basın Yayından Sorumlu Devlet Bakanı. Tayyip’in bir süre önce “Doğan grubu gazetelerini evinize sokmayın” demesine benzer bir tonda cemaatine direktif veriyor; okumayın, dinlemeyin, dikkate almayın!

Kimler tasfiye olacak?

Peki kimler mi tasfiye olacak? Onu da Ekrem Dumanlı’dan öğrenelim. Ancak kendisi çok “ilkeli” bir gazeteci olduğu için isim vermemeyi tercih etmiş. Onun yerine tasfiye olacak gazetecilik türünün belli başlı özelliklerini sayarak okuruna ipucu vermiş ama yazısındaki cümlelerden hedefinin Doğan grubu olduğu açıkça belli oluyor zaten. İşte Dumanlı’ya göre tasfiye olacak gazeteciler:

“Hakaret ederek gazetecilik yapanlar, bilgiye dayalı gazetecilik yapmayanlar, yalan yazmayı alışkanlık haline getirenler, kendini yenilemeyenler, soğuk savaş gazeteciliği yapanlar, gazeteciliği tekebbürle (kibirle) yapanlar, gazetecilik mesleğini ‘businessman’ olarak icra edenler”.

Ekrem Dumanlı’nın ipuçları bu kadar. Dumanlı bir hafta sonra “Ayakta kalacak gazete(ci)ler listesi” de yayınladı. Ona da değineceğiz ama ilk önce tasfiye olacaklara açıklık getirelim.

Dumanlı’nın yazısı ilk önce okurla dalga geçiyor hissi verebilir. Çünkü yukarıdaki kriterlerin çoğu Fethullahçı medyaya tıpatıp uyuyor. Zaman gazetesinin son dönemdeki çizgisini şöyle bir düşündüğünüzde aslında kendilerini tarif ettiklerini görürsünüz.

Bir de üstüne üstlük Ekrem Dumanlı’nın yeni öykü kitabı piyasada yer edince, tamam dedim, Zaman gazetesi kendini kapatıyor.

Üstelik bu kanıda olan sadece biz de değiliz. Vatan gazetesi yazarı Mehmet Tezkan, hemen ertesi günü, 11 Ağustos’ta Dumanlı’ya cevabı yapıştırmış:

“Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ‘tasfiye edilecek gazete(ci)ler’ başlığı altında muhteşem özeleştiri yapmış.. Kutlamak gerekir.. Zaman Gazetesi ile Samanyolu televizyonunda yayınlanan haberleri inceleyince şu sonuca varmış.. Diyor ki.. Hakaret ederek gazetecilik yapanlar tasfiye edilecek.. Bilgiye dayalı gazetecilik yapmayanlar yok olacak.. Yalan yazmayı alışkanlık haline getirenler bitecek. Müthiş bir özeleştiri demekte haklı değil miyim.. İnsan kendi grubunun yayın organlarını ancak bu kadar güzel anlatır.. Dumanlı farkında.. Her gün siyasi kavgasının propaganda broşürünü çıkardığını biliyor.. Hatırlayın.. Bir süre önce ne idüğü belirsiz bir belge ortaya çıktı.. AKP ve Fethullah Gülen’i bitirme planı diye.. Zaman Gazetesi hemen yayına başladı.. Gizli tezgâh haberleri diye merkez medyada aylar önce çıkan haberleri bile planın parçası olarak gösterdi.. Hiçbiri yalan değildi tabii!!.. Mesela Ekrem Dumanlı’ya göre, bakan Çelik’in milli eğitimden ayrılırken yaptığı atamaları haber yapmak bile kirli tezgâhtı! Kirli tezgâh deyince aklıma geldi.. Bir de; “internete düşen ses kaydına göre” cümlesiyle başlayan habercilik türü başladı.. Zaman ve Samanyolu’nun öncülük ettiği.. Bunu da sonra anlatırım.. (Mehmet Tezkan, Zaman’dan muhteşem özeleştiri, 11.08.2009, Vatan)”

Jurnalci medya

Ekrem Dumanlı’nın yazdıklarından çıkan tek şey Fethullahçı medyanın tasfiye olacağı. Dumanlı 40 yıldır aynı bakış açısıyla gazetecilik yapanları suçluyor ama kendisinin yaptığı şey gazetecilik bile değil. Özellikle Ergenekon davası sürecinde Zaman’ın ve yan kuruluşları olan Taraf, Star, Bugün, Vakit, Yeni Şafak gibi gazetelerin yaptığı şey tek kelimeyle jurnalcilik.

Bütün gizli belgeler bunlara akar. Bütün ses kayıtları bunların eline geçer. Bu üç-beş tane gazete belge yayınlama konusunda adeta birbirleriyle yarış halindedirler ve sanki aralarında işbölümü yapmışlar gibi biri bir “bomba” haber patlatır, bir hafta sonra ise diğeri. Ortaya tonla belge, konuşma kaydı vs. dökülür, ama birkaç gün sonra unutulur.

Mesela şu meşhur Fethullah’ı tasfiye planını hatırlayan var mı?

Belgenin aslının nerede olduğuna dair herhangi bir şey duydunuz mu?

Fotokopi üzerinden memleketin altını üstüne getiren Zamancılar neden belgeden bahsetmiyorlar acaba?

Bunların yaptığı gazetecilik bu kadardır işte. Aslında buna gazetecilik bile denemez. Olsa olsa paralı askerliktir bunlarınki. Operasyon varsa, tertip varsa bunların sesi çıkmaya başlar. Operasyonu yöneten ABD’nin paralı askerleridirler. Operasyon bitene kadar da bunların görevi manipülasyon, sabotaj ve bilgi kirliliği yoluyla kafa karıştırmaktır. Operasyon bittiği anda bunların da işi biter.

Ama Zaman gibi bu işin başındakiler operasyona doğrudan katılmaz. Onun yerine Star, Bugün, Taraf gibi piyonları kullanır. Çünkü Fethullah Zaman’ını tehlikeye atmak istemez. Bir de bunlara Vakit gibi çirkef bir gazete eklendiğinde kadro tamamlanmış olur. Operasyonlar bu piyonlar eliyle yürütülür. Zaman’a ise “şu gazetede yayınlanan belgeye göre” ya da “şu televizyonda yayınlanan ses kaydına göre” cümleleriyle başlayan haberler yapmak düşer. Anlayacağınız bunlar kavgada adamın karşısına bile çıkamayacak kişilerdir.

Ahmet Altan gibi adamlar da akılları sıra demokrasi mücadelesi verdiklerini zannederler ama onların durumu daha da vahimdir. Çünkü onlar paralı askerden de aşağı bir durumdadırlar. Fethullah, Taraf gazetesi eliyle istediği gibi bilgi kirliliği yaratıp kafa karıştırır, böylelikle istediğine istediği suçlamada bulunurken, Ahmet Altan, gelecek güzel demokratik günlere inandırılarak kullanılır. Ama garibim kullanıldığının bile farkında değildir. Çünkü gerçekten birşeyin mücadelesini verdiğine inanır.

Ayakta kalan siz olmayacaksınız

Ekrem Dumanlı, bir hafta sonra ise “Ayakta kalacak gazete(ci)ler listesi” yayınladı. Tabii liste olarak değil yine genel kriterler açısından.

Zaman’ın kendini kapatacağına ilişkin kanımız daha da güçlendi. Çünkü Dumanlı’nın saydığı kriterlere Zaman hiç uymuyor ne yazık ki. O kriterler ne mi?

“Daima doğru peşinde koşan ve doğruyu yazanlar, herkesin konumuna saygı duyanlar, demokrasiye yürekten bağlı olanlar, düşünce ve ifade özgürlüğüne destek verenler, kendini aşanlar, çağı yakalayanlar”.

Kim Zaman gazetesinin yalnızca doğrunun peşinde koştuğunu ve yalnızca doğruyu yazdığını iddia edebilir? Son iki yıldaki yayın çizgileri tamamen yalan habere ve manipülasyona dayalı bir gazetenin bu kritere uyması mümkün olabilir mi?

Ya da herkesin konumuna saygı duyduğuna kim şahitlik edebilir? Bu ülkede yıllardır teröre karşı mücadele eden insanlara, bu ülkenin öğretim üyelerine, gazetecilerine ve daha bir sürü farklı kesimden gelen insanlarına daha mahkeme safhası sonuçlanmadan, haklarında herhangi bir karar verilmemişken terörist damgasını vuran Zaman gazetesi değil mi?

Tayyip’in yaratmaya çalıştığı faşizan düzeni ayakta alkışlayanlar mı demokrasiye yürekten bağlı? Demokrasi dediğimiz şey ne zamandan beri tek seslilik oldu ki, Zaman gazetesi demokrasi şampiyonluğuna soyundu. Bugün geldiğimiz noktaya sırf medya açısından bakarsak, ülkede yayınlanan ulusal çaptaki gazetelerin yüzde sekseni aynı nakaratı söylerken demokrasiden bahsedilebilir mi?

“Düşünce ve ifade özgürlüğüne değer verenler” demiş Dumanlı. Zaman gazetesi bu kriterde de sınıfta kaldı. Bunlarınki öyle bir düşünce özgürlüğü savunuculuğu ki, ancak kendileriyle paralel olan düşünceler için geçerli. Öyle değil mi Sayın Dumanlı? İşte o nedenle 4 yıl Zaman’da yazan Alev Alatlı’nın türban konusundaki size aykırı yazısını sansürlediniz değil mi? Hatta bununla da kalmadınız, Ekrem Dumanlı olacak o hoşgörü timsali tuttu sansür haberini dışarı sızdıran Metin Boşnak isimli vatandaş için, “Senin soyadın Boşnak ama sütün bozuk Boşnak olamazsın, mutlaka sende Sırp kanı olmalı. Çünkü gazeteyi ve beni başka gazetecilere jurnalleyen adam olsa olsa o... çocuğu olur... Seninle görüşeceğiz kahpelik yaparak yalan yanlış bilgi servisi yaparak profosorluk yapılmaz. Sen namuslu bir adam olsan hiç tanımadığın bir insan hakkında ve bilmediğin bir konuda jurnal çalışması yapmazsın. Yüreksiz ve şerefsiz bir adama mesaj atma gibi bir mecburiyette bıraktın.” diye bir mesaj attı. Siz jurnal yapınca iyi, size jurnal yapılınca gelsin küfürler.

Sizi hiç özlemeyeceğiz

Gazetenizde Amerikancılara, Kürtçülere, liberallere, bilumum azınlıkçılara yer var ama türban karşıtı bir yazarınız yok. Bu mu fikir özgürlüğü, bu mu demokrasi? Sizin demokrasi dediğiniz düzeni Tayyip kuruyor ama O’nun kurduğu düzene de dünyanın her yerinde faşizm deniyor.

Dumanlı’nın kıstaslarını Dumanlı’nın yönettiği medya grubuna uyguladığımızda gördüğünüz gibi tasfiye olacakların başında kendi gazetesi geliyor. Böyle bir şeyi insanın kendi kendine itiraf etmesi zordur tabi. Ondan olsa gerek Ekrem Dumanlı sanki Doğan medyayı hedef almış gibi yazmış. O’nu daha fazla sıkıntıya sokmamak için biz söyleyelim. Bu kriterlere göre siz ayakta kalamazsınız. Çünkü yaptığınız şey gazetecilik değil. Kendi cemaatinizin ve doğal olarak ABD’nin çıkarları doğrultusunda yayın yapan bir medya Türk milletine hitap edemez. O nedenle 20 küsur yıldır yayın yapmanıza rağmen dar cemaatiniz dışında bir Allah’ın kuluna seslenemiyorsunuz.

Ama Ekrem Dumanlı yine de üzülmesin. Çünkü bu kriterlere göre tasfiye olacak bir tek Zaman değil. Zaman’ın yanı sıra Taraf, Bugün, Star, Sabah, Yeni Şafak, Vakit gibi bir sürü gazete ve bu gazetelerden tasfiye olacak onlarca sahte gazeteci olacak. Dumanlı onlarla birlikte isterse “Tasfiye Olmuş Sahte Gazeteciler Derneği” kurup sivil toplum örgütü olarak “hizmete” devam edebilir. Ya da Pensilvanya’ya Fethullah’ın yanına gider, Fethullah şiir yazarken Ekrem Dumanlı da öykücülüğünü geliştirir.

Ama yakın ama uzak, birgün tasfiye olacaksınız ve bizler sizi hiç ama hiç özlemeyeceğiz.

(Sayı 250, 24/08/2009)

 

Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamış.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 


İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40