Ali Özsoy - Azerbaycan'ı savunmak Türkiye'yi savunmaktır
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:

Ermeni Meselesi

Özgür Erdem
Atatürk: Ermeni Soykırımı Yok Türk Soykırımı Var


Özgür Erdem
Ermenistan sınırını açtırmayız!


Onur Yaman
Ermeni Açılımı:
AKP Teslimiyetçiliği


Özgür Erdem
Azeriler burada
Ermeniler nerede?


İnan Kahramanoğlu
Ermeni protokolü
Ermeni Manifestosu


Ali Özsoy
Azerbaycan'ı savunmak Türkiye'yi savunmaktır


Türkkaya Ataöv
1915: Ermeni tehdidi
masal değil, gerçekti!


Türkkaya Ataöv
1915: Ermeni saldırıları
ve tehcir


Hüseyin Adıgüzel
Asıl Ermeniler
Türklerden özür dilemelidir!

Ali Özsoy
Azerbaycan'ı savunmak
Türkiye'yi savunmaktır

 

Azerbaycan Şehitlik

Osmanlı teslim olurken bir Türk ordusu Hazar’ın kıyısına varıyordu. Çünkü aylardır Bakü’de Türkler katlediliyordu. Ermeniler ve Ruslar Kafkasların tarihte gördüğü en büyük soykırımı gerçekleştiriyordu. Sadece ve sadece Azeri Türkünü kurtarmak için Anadolu Türk’ü binlerce şehit verdi. Ve sonunda Bakü kurtarıldı. Eğer bugün Bakü hâlâ bir Türk kentiyse Nuri Paşa ve askerleri sayesindedir. Yani o şehitlik gerçek Türk kardeşliğinin anıtıdır. Anadolu ve Kafkas Türk’ü bin yıllık hasretini şehitlikte koyun koyuna yatarak sona erdirmiştir. Bu kardeşlik bazılarının bugün propagandasını yaptığı “ihanet kardeşliği”ne benzemez. Şimdi AKP ve medya “kardeşimiz Ermeniler” diyor. Bunun için resmi protokol de imzalandı. Eğer AKP’ye göre Ermeniler kardeşse, elbette ki Karabağ’da ve Bakü’de kan dökenler kardeş değildir. Oysa Nuri Paşa’nın ordusundaki Mehmetçikler Ermeni’yi düşman Azeri’yi kardeş biliyordu. Şimdi Ermenici medya utanmadan Azerbaycan’a saldırıyor. İyi ya siz Ermeni’yi kardeş bellememiş miydiniz? Hadi şimdi Ermeni kardeşlerinize söyleyin Türk bayrağını Erivan’a assınlar.

Türk Bayrağına saldırı

Türk milletinin kalbinde, özel bir Azerbaycan sevgisi ve Azerbaycan davası vardır. Bu dava, sadece Karabağ’ın hürriyeti davası değil, aynı zamanda 1000 yıldır birbirine hasret Oğuz Türklerinin yeniden birlik olma davasıdır.

Sağ cenah, bazen Osmanlıcılık, bazen ümmetçilik, bazen mezhepçilik, son günlerde ise açıkça Ermenicilik şiarıyla, Türklerin bu ulusal birlik sevdası ve davasına düşmanlık etmiştir.

Azeri Türklerine düşmanlık konusunda en veciz sözlerden birini 1990’larda Turgut Özal sarf etmişti. Tüm Türk milletinin Karabağ’da yaşanan Ermeni zulmüne ve Türk katliamına karşı ayağa kalktığı ve devletin bir şeyler yapmasını istediği günlerde, Turgut Özal “Onlar Şii biz Sünni’yiz” demişti. Tarikatçı hainlerin 1000 yıllık paslı mezhep silahına sarılmış ve açıkça Ermenileri desteklemişti.

Bugün Kayserili olduğunu iddia eden ama kökeni bir türlü saptanamayan bir AKP’li ile açıkça Türk değil Potamyalı olduğunu ifade eden başka bir AKP’li, Türk düşmanlığını yeni bir boyuta taşıdılar. Bu düşmanlık, her ulusun en hassas olduğu simgeye, ulusal onuru temsil eden bir değere yani bayrağa saldırı düzeyine ulaşmıştır.

Bilindiği gibi Abdullah Gül, Ermeni savaş suçlusu Sarkisyan’ı Bursa’ya maç izlemeye çağırmıştı. Bu maç için AKP iktidarı özel önlemler aldı. Bursa’da son bir hafta adeta sıkıyönetim ilan edildi. Üç kişiden fazla dolaşanlara müdahale edildi. Ancak esas çıldırtan gelişme maç günü valiliğin verdiği emir doğrultusunda AKP polislerinin taraftarlara saldırması, Azerbaycan bayraklarını zorla toplaması ve hatta çöpe atması oldu.

Bir kere şunu belirtmek zorundayız. Bir devletin, ulusun bayrağı kutsaldır. Hatta hukuken her devlet diğer devletin bayrağını korumak zorundadır. Bu yüzden Türkiye’de ABD ve İsrail’i kınamak için yapılan eylemlerde bu ülkelerin bayrakları yakıldığında polis müdahale eder, savcılık soruşturma açar.

ABD ve İsrail için her türlü hassasiyeti gösteren kurumlar, Azerbaycan bayrağına karşı aynı saygıyı göstermedikleri gibi bizzat müdahale etmiş, bayrakları zorla toplamış, yırtmış ve çöpe atmışlardır.

Herhangi bir PKK gösterisinde Türk bayrağına yapılan saygısızlıklara kamuoyunu neredeyse alıştırdılar. Ancak Türk düşmanı AKP faşizmi yeni bir çığır açtı. Bu sefer bir gösterici değil, bizzat polis bayrak yırtıp çöpe attı.

Örneğin ABD’de de Ermeni göstericiler Türk ve Azerbaycan bayrakları yaktığında bile devletler bu konuda tepki gösterip nota verir. Ancak bu sefer bizzat devletin bir kurumu Azerbaycan bayrağına hakaret etmiştir. Bu ABD’li bir polisin Türk bayrağı yakmasına benzer ki, sadece Türkiye için değil, dünya çapında bir skandaldır. AKP polisinin yaptığı uluslararası ilişkiler ve hukuk açısından eşi benzeri görülmemiş bir suçtur. Bu suç Türk devletinin şerefini lekelemiştir.

Ve her şeyi bir yana bırakalım, çöpe atılan bayrak alelade bir bayrak değildir. Azeri Türkü’nün bayrağıdır.

Yani bir Türk bayrağıdır.

Üzerinde ölmek için göze aldığımız ay ve yıldız bulunan bir bayraktır.

Azerbaycan’a saldırı

Türk bayrağına yapılan saldırı geçtiğimiz hafta içinde daha da ileri bir boyuta taşındı. Bu saldırı bizzat Azerbaycan devletine hakaret ve Azeri halkına karşı kışkırtmaya dönüştü.

Öncelikle şunu belirtmeliyiz. Azerbaycan devleti ve halkı son yaşanan olaylara tepki göstermekte sonuna kadar haklıdır. Kimse onları kardeşliği bitirmekle suçlayamaz. Çünkü hiçbir kardeşlik ilişkisi ihaneti ve hakareti aklayamaz. Öncelikle onurlu bir Türk evladı olarak Azeriler bayraklarına ve devletlerine karşı AKP tarafından gerçekleştirilen bu hakareti içlerine sindiremiyorlar.

AKP’nin yandaş medyasının ve Aydın Doğan’ın anti-Türk kalemşörleri açısından bayrak bir kutsallık taşımayabilir ancak Azeriler doğal bir Türk tepkisi gösterdiler. Azerbaycan devleti AKP hükümetine bir nota verdi. Bu nota da bir devlet olarak Azerbaycan devleti en doğal hakkını yani ulusal değerlerine ve bayrağına saygı gösterilmesini istedi.

Bursa’daki bayrak yırtma olayını bir AKP polisinin İngiliz, İsrail veya ABD bayrağına yaptığını varsayın! Bunun hesabını misliyle sorarlar. TRT’de yayınlanan “Ayrılık” dizisinin bile İsrail’i nasıl ayağa kaldırdığını gördük. “Kurtlar Vadisi” filmine ABD’nin tepkisi akıllarda… Yani ortada bir bayrak veya resmi bir kurumun eylemi dahi yokken bu devletler hemen hesap sordular. Azerbaycan da devlet olarak en doğal tepkiyi göstermiştir.

Ancak Ermenici basın Azerbaycan’a saldırıya geçti. Türk düşmanlığının yani sloganı Azeri düşmanlığı oldu.

En büyük gerekçeleri ise Azerbaycan’ın tepki olarak Bakü’deki Türk şehitliğindeki Türkiye bayrağını geçici olarak indirmesi oldu. Zaten bayrak düşmanı olan Hürriyet’ten Vakit’e, Taraf’tan Radikal’e, Sabah’tan Akşam gazetesine kadar tüm medya grupları birdenbire “bayrak aşkıyla” Azerbaycan’a saldırmaya başladılar.

İyi de yıllardır Türk bayrağına tepki gösteren, maçlarda açılmasın, yürüyüşlerde taşınmasın diyen, Türk bayrağını yırtan, yakan PKK’lıları savunan siz değil misiniz?

Daha geçtiğimiz hafta Bursa’da Türk bayrağına yönelik hakarete alkış tutan siz değil misiniz?

Nereden çıktı bu bayrak merakınız?

Ertuğrul Bey önce sen ve arkadaşların yatlarınıza çektiğiniz Amerikan bayrağını indirin sonra Türk bayrağından bahsedin!

Elbette ki, maksatları bayrağa sahip çıkmak değil. Maksat Türk düşmanlığı… Birbirleriyle kanlı bıçaklı olan Hürriyet ve Sabah gazeteleri aynı gün aynı manşetle çıktılar. Neymiş?! Azeriler Türk bayrağını indirirken, İngilizler Türk şehitliğini koruyor, Türk bayrağını dalgalandırıyormuş. Yani maksat yine “gavur” hayranlığı yine Türk düşmanlığı...

Bu saldırılara karşı bizler Azeri kardeşlerimizi savunuyoruz. Tepkilerinde sonuna kadar haklılar. Bugün bir Türk’e düşen görev her zamankinden çok Azerbaycan devletini ve Azeri Türkü’nü savunmaktır.

Bugün hepimiz daha da fazla Azeri’yiz.

Azerbaycan haklı

Bakü’deki şehitlikteki bayrak meselesine gelince... Bir kere Azerbaycan halkı Türk bayrağına en çok sevdalı ve bağlı Türk kavimlerinden biridir. Azerbaycan’da Türk düşmanlığı olduğu büyük bir yalandır. Kaldı ki, şu son Ermenistan ihanetinden sonra Türkiye düşmanlığı ortaya çıksa bile bu anlaşılabilir. Bunun suçlusu da ancak AKP olabilir.

İkincisi Azerbaycan otoriteleri Bursa’da yapılanın tersine, Türk bayrağına hakaret etmemiş, saygıyla onu katlamış ve Türkiye’deki kardeşlerine çok ince bir mesaj göndermiştir. Bu mesajlarında da sonuna kadar haklılar.

Bazen bayrağa en büyük saygı onu aynen Azeri kardeşlerimizin yaptığı gibi saklamakla olur. İşgal altındaki İstanbul’da Türkler al bayrağın esaretini vurgulamak için siyah beyaz bayrak kullanırlardı. Bu elbette ki bayrağa saygısızlık değil, bir milletin bayrağı özgürleştirmek için azminin simgesiydi.

Azerbaycan’daki şehitlikte yatan binlerce Türk askeri Nuri Paşa’nın ordusundaki Mehmetçiklerdir. Hepsinin ismi ve doğduğu il anıtlıkta belirtilmiştir. Nuri Paşa tamamen kendi inisiyatifiyle Bakü’ye gitmişti. Savaşın son ayıydı. Osmanlı teslim olurken bir Türk ordusu Hazar’ın kıyısına varıyordu. Çünkü aylardır Bakü’de Türkler katlediliyordu. Ermeniler ve Ruslar Kafkaslar’ın tarihte gördüğü en büyük soykırımı gerçekleştiriyordu. Sadece ve sadece Azeri Türkü’nü kurtarmak için Anadolu Türkü binlerce şehit verdi. Ve sonunda Bakü kurtarıldı. Eğer bugün Bakü hâlâ bir Türk kentiyse Nuri Paşa ve askerleri sayesindedir.

Şehitlikteki isimlere bakanlar şunu çok net görebilir. Orada yatanların önemli bir kısmı TÜRKSOLU’nun Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı için yayınladığı istatistiklerin gösterdiği bölgelerdendir. Geri kalanlar ise Nuri Paşa’nın ordusuna kattığı gönüllü Azerilerdir.

Yani o şehitlik gerçek Türk kardeşliğinin anıtıdır. Anadolu ve Kafkas Türkü bin yıllık hasretini şehitlikte koyun koyuna yatarak sona erdirmiştir. Bu kardeşlik bazılarının bugün propagandasını yaptığı “ihanet kardeşliği”ne benzemez.

Şimdi AKP ve medya “kardeşimiz Ermeniler” diyor. Bunun için resmi protokol de imzalandı. Eğer AKP’ye göre Ermeniler kardeşse, elbette ki Karabağ’da ve Bakü’de kan dökenler kardeş değildir. Oysa Nuri Paşa’nın ordusundaki Mehmetçikler Ermeniyi düşman Azeri’yi kardeş biliyordu. Şimdi Ermenici medya utanmadan Azerbaycan’a saldırıyor.

İyi ya siz Ermeniyi kardeş bellememiş miydiniz?

Hadi şimdi Ermeni kardeşlerinize söyleyin Türk bayrağını Erivan’a assınlar!

Azerbaycan’ın tepkisi çok doğaldır. Ermenici medya diyor ki, Bakü’deki şehitlerin kemikleri sızlayacakmış. O kemikler asıl Mehmetçiklerin uğrunda can verdikleri ay yıldızlı Türk bayraklarından biri Bursa’da AKP tarafından çöpe atıldığında sızladı.

Ermeni’yle dost olacaksan bedelini ödeyeceksin

Ermenici basının dillendirdiği diğer bir konu ise Azerbaycan ile Türkiye arasındaki doğalgaz ticareti oldu. Ki bu çok büyük bir yüzsüzlüktür.

Aydın Doğan ve AKP medyası bu konuda da aynı manşeti atmaktan çekinmedi: “Azeriler doğalgazla bizi tehdit ediyorlar. Nerede kaldı kardeşlik?”

Bundan büyük yüzsüzlük olamaz. Azerbaycan o doğalgazı sadece Türk dostluğundan dolayı dünya fiyatının üçte biri düzeyde Türkiye’ye satıyor.

Birincisi, son saygısızlık ve AKP’nin Ermeni ihanetinden sonra bunun son bulması son derece doğal. Kaldı ki, Azeriler bunu bile yapmayıp az bir düzeyde zam yaptılar.

İkincisi, sen madem Ermenilerle dost oldum diyorsun, Ermenistan ile savaş halinde olan Azerbaycan’ın sana tepki göstermesi ve sınırsız dostluk politikasını bitirmesi son derece mantıklı. Hem Ermeniyle hem de Azeri’yle dost olamazsın. Doğru seçimi yapmak senin sorumluluğunda…

Devletler kendi çıkarını savunmakla yükümlüdür. Sen Karabağ davasına ihanet ettin diye Azerbaycan da ihanet etmek zorunda değil.

Şükür ki, AKP kafalı hainler orada iktidarda değil.

Üçüncüsü, eğer sen 20 milyar dolarlık ticaretin olan Azerbaycan’ı dışlamak pahasına 1 milyarlık toplam ticaret hacmi bile olmayan Ermenistan ile dost olmayı seçiyorsan, bunun bedelini de ödemek zorundasın.

Siz değil miydiniz her şey ticarete, paraya bakar diyen?

Söz konusu Ermenistan olunca ne kadar idealist oldunuz!

Dördüncüsü, eğer sen tüm ticari, siyasi ve askeri çıkarlarını bir yana atıyorsan, ulusal güvenliğini düşünmüyor ve koskoca Türkiye’yi Ermenistan’ın oyuncağı yapıyorsan, Azerbaycan ne yapsın? Sen kendi ulusal çıkarını kollamıyorsun, bir de Azerbaycan’dan mı bunu bekliyorsun?

Elbette ki, onlar kendi devletlerinin çıkarını düşünecek. Adamların vatanı işgal edilmiş, bir de AKP ucuz gaz alsın diye mi düşünecekler?

Medyada Azerbaycan’a yönelik yer alan en komik suçlama ise Kıbrıs konusunda… Utanmazlar diyor ki, eğer Azerbaycan dostumuz olsaydı KKTC’yi tanırdı.

İnsaf! KKTC’yi AKP tanımıyor ki!

KKTC’nin kendi cumhurbaşkanı “bizi tanımayın, biz Rumlarla bir devlet olmak, AB’ye girmek istiyoruz.” diyor.

Tayyip’in kendisi KKTC’yi yok etmeyi ve tek bir Kıbrıs Rum devleti kurmayı “devlet politikası” yapmadı mı?

Ermenici-Rumcu medya bizzat yıllardır KKTC düşmanlığı yapmıyor mu?

Azerbaycan kendisini tanıtmayan, kendisini inkâr eden bir devleti nasıl tanısın?

Hangi mantıkla böyle bir saçmalık dillendirilebilir?

Esas bayrak düşmanları Ankara’da

Azeri kardeşim, sonuna kadar haklısın. Bize, Anadolu Türkü’ne bir ders verdin. Bayrağına sahip çıkmayan millete kimse saygı göstermez. Bursa’da çöpe atılan bayrak bir Türk bayrağıydı. Bizim de bayrağımızdı.

Bunu bir yana bırakalım, Mersin’de yakılan, Diyarbakır’da yırtılan ve her gün hakarete uğrayan bizzat bizim bayrağımız değil mi?

Bu millet daha ne kadar onursuz yaşayacak? Kendi bayrağımızı her gün yırttırdığımız gibi bir de Azeri kardeşimizin bayrağına da sahip çıkamadık.

Ermenici, AKP’ci medya boşuna nefes tüketmesin. Türk düşmanları, bayrak düşmanları nerede çok iyi biliyoruz.

Onlar Ankara’da…

Onlar mecliste…

Onlar kabinede…

Onlar Çankaya’da…

Ellerinde Şeriat, ellerinde PKK “sancakları”…

Türk’e düşman asıl onlar…

Ve millet olarak ilk görevimiz, onların yakasına yapışmaktır. Sadece ay-yıldızlı bayrağımızın değil, bütün milletin onurunu temizlemektir. İşte o gün o şehitlere gerçekten layık olacağız.

(Sayı 258, 265/10/2009)

 

Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamış.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 


İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40