Onur Yaman - Ermeni Açılımı: AKP Teslimiyetçiliği
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:

Ermeni Meselesi

Özgür Erdem
Atatürk: Ermeni Soykırımı Yok Türk Soykırımı Var


Özgür Erdem
Ermenistan sınırını açtırmayız!


Onur Yaman
Ermeni Açılımı:
AKP Teslimiyetçiliği


Özgür Erdem
Azeriler burada
Ermeniler nerede?


İnan Kahramanoğlu
Ermeni protokolü
Ermeni Manifestosu


Ali Özsoy
Azerbaycan'ı savunmak Türkiye'yi savunmaktır


Türkkaya Ataöv
1915: Ermeni tehdidi
masal değil, gerçekti!


Türkkaya Ataöv
1915: Ermeni saldırıları
ve tehcir


Hüseyin Adıgüzel
Asıl Ermeniler
Türklerden özür dilemelidir!

Onur Yaman
Ermeni Açılımı:
AKP Teslimiyetçiliği

Abdullah Gül- Sarkisyan

Şimdi düşünelim bir komisyon kuruluyor. Bu komisyon Türkleri soykırımcı ilan ediyor. Ermenistan uluslararası mahkemelerde tazminat ve toprak talebinde bulunuyor. Uluslararası hukukun sınır tanımları değişiyor. O zaman yukarıdaki madde yeni sınırlara göre tanımlanacağı için Türkiye’nin şimdiki sınırlarını koruma gibi bir hükmü olmayacaktır. Kaldı ki, Ermeni tarafı Türkiye ile Ermenistan sınırını belirleyen 1921 tarihli Kars Anlaşması’nı ve bundan kaynaklanan yükümlülükleri ağızlarına dahi almadan konuyu yuvarlak cümlelerle geçiştirmekte. Komisyon ise sadece usulen kurulacak bir komisyon olacaktır. Komisyonda Ermenileri savunacak Ermeni ve İsviçre temsilcileri olacak. Türkleri savunacak birisi olmayacak. Çünkü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ağrı Dağı amblemli Ermeni bayrağının altında fotoğraf çektirerek Türk tarafına ne kadar uzak olduğunun resmini Ermenistan ziyaretinde vermişti.

Kürt açılımı yetmez Ermeni’ye de açılalım…

Son dönemin tek gündemi Kürt açılımıydı. “Kurumlar arasındaki mutabakat”a güvenen AKP, ‘muhalefet’in Türk’e ve Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına sahip çıkmak gibi bir derdi olmadığını da görünce yeni bir açılıma daha kalktı: Ermeni açılımı…

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın ‘Yol Haritası’na uyulmadığını gerekçe göstererek 14 Ekim tarihinde yapılacak Türkiye ve Ermenistan arasındaki milli maça gelmeyeceğini açıklaması ardından AKP harekete geçti.

1 Eylül tarihinde Türkiye ve Ermenistan Dışişleri Bakanları ile İsviçre Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı ortak basın açıklamasıyla; “Türkiye ve Ermenistan’ın, İsviçre’nin arabuluculuğu ile parafladıkları ‘Diplomatik İlişkilerin Tesisi Protokolü’ ile ‘İkili İlişkilerin Geliştirilmesi’ Protokolüne ilişkin iç siyasi görüşmeleri başlatma konusunda anlaşmaya varıldığı” açılım ilan edildi. Açıklamalara göre görüşmeler 6 hafta içinde tamamlanacak, bunu takiben iki protokolün imzalanacağı ve iki parlamentonun onayına sunulacak.

Ermeni açılımı dediysek, sakın Ermeniler sınır kapılarının kapatılmasına neden olan anlaşmazlık konularını ortadan kaldırdı, Türkiye’den toprak taleplerinden vazgeçti bunun üzerine AKP Ermeni açılımını yaptı sanmayın. Ermeniler kaya gibi yerinde duruyor, iki büklüm olan AKP.

Protokol’ün imzalanma nedeninin Sarkisyan’ın maça gelmeme tehdidi olmadığı açık. Peki, bayram değil seyran değil nereden çıktı Ermeni açılımı diye de düşünmeyin. Açılım emrini Obama çok önceden vermişti, AKP uygun zamanı henüz buldu. Hem önümüz de bayram, Müslümandır bizdendir diyerek ismini bile Hüseyin olarak yazdıkları Obama’ya AKP’nin bayram hediyesidir belki de bu açılım.

Protokol AKP’nin Zaferi mi?

AKP tıpkı Davos tiyatrosunda olduğu gibi çığırtkanlığa başladı, Ermenistan’a sınırlarımızı kabul ettirdiğimiz propagandasını yapıyorlar.

Birincil olarak Türkiye’nin sınırları belirlidir. İki; Türkiye’nin sınırlarını kabul etmeyecek ülkelerin sorunu bizi ilgilendirmez. Üç; Türkiye bir toprak parçası üzerinde işgalci değildir ki, sınırlarını kabul ettirmek gibi bir durumu olsun ve kabul ettirdik diye sevinsin.

Bir diğer nokta Ermenistan’ın Türkiye’nin sınırlarını kabul ettiğine dair yalan. Ermenistan, Anayasasını mı değiştirdi ki, Türkiye’nin sınırlarını kabul etsin. Ermeni Anayasasında hala “Türkiye’ye Ermeni Soykırımını kabul ettirilmesi ve bu çerçevede para ve toprak tazminatının temini devlet politikasıdır” geçiyor mu?

Evet!

Ermenistan bunları kaldıracağını vaat ediyor mu?

Hayır!

Ermenistan Anayasası’nın 13. Maddesinin 2. paragrafında, Türkiye’de bulunan Ağrı Dağı’ndan Ermenistan’ın devlet simgesi olarak bahsediyor.

Ermenistan bu ifadeyi kaldıracağından bahsediyor mu?

Hayır!

Ermenistan’ın Bağımsızlık Bildirgesi’nin 11. Maddesi Doğu Anadolu’dan “Batı Ermenistan” şeklinde bahsediyor.

Peki Ermenistan bu ifadeden vazgeçeceğini söylüyor mu?

Hayır!

O zaman hangi toprak bütünlüğünün tanınmasından bahsediyorsunuz!

Yalnız protokolde şu geçiyor:

“İki ülke arasındaki mevcut sınırın uluslararası hukukun ilgili anlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı olarak tanındığını teyit ederek,

Bu ifadeye bakarak Türkiye’nin sınır bütünlüğünün kabul edildiğini sanmayın. Çünkü protokolün bir diğer hususu, “Tarihsel boyuta ilişkin alt komisyon iki halk arasında karşılıklı güven tesis edilmesi amacıyla, mevcut sorunların tanımlanmasına ve tavsiyelerde bulunulmasına yönelik olarak, tarihsel kaynak ve arşivlerin tarafsız bilimsel incelenmesini de içerecek şekilde bir diyalogun uygulamaya konulması” (Bu diyalogda Türk, Ermeni ve İsviçre temsilcileri ile diğer uluslararası uzmanlar da yer alacaklardır.)

Şimdi düşünelim bir komisyon kuruluyor. Bu komisyon Türkleri soykırımcı ilan ediyor. Ermenistan uluslararası mahkemelerde tazminat ve toprak talebinde bulunuyor. Uluslararası hukukun sınır tanımları değişiyor. O zaman yukarıdaki madde yeni sınırlara göre tanımlanacağı için Türkiye’nin şimdiki sınırlarını koruma gibi bir hükmü olmayacaktır.

Kaldı ki, Ermeni tarafı Türkiye ile Ermenistan sınırını belirleyen 1921 tarihli Kars Anlaşması’nı ve bundan kaynaklanan yükümlülükleri ağızlarına dahi almadan konuyu yuvarlak cümlelerle geçiştirmekte.

Komisyon ise sadece usulen kurulacak bir komisyon olacaktır. Komisyonda Ermenileri savunacak Ermeni ve İsviçre temsilcileri olacak. Türkleri savunacak birisi olmayacak. Çünkü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ağrı Dağı amblemli Ermeni bayrağının altında fotoğraf çektirerek Türk tarafına ne kadar uzak olduğunun resmini Ermenistan ziyaretinde vermişti.

Sınırı açarak Karabağ’ın işgali kabul edilecek

Protokol’ün bir diğer maddesi: “bu protokol yürürlüğe girmesinden itibaren 2 ay içerisinde ortak sınırın açılması hususunda anlaşmışlardır.”

Sınırın açılması Türkiye’ye kazanç değil büyük kayıp getirecek.

Öncelikle sınırın neden kapatıldığını hatırlamak gerekiyor. Türkiye, Ermenistan sınırını 1993 yılında Ermenistan’ın Karabağ’ı işgal ettiğini gerekçe göstererek kapatmıştı. 16 yıl sonra Ermenistan Karabağ’da hâlâ işgalci ama AKP hükümeti sınır kapısını açmayı kabul ediyor. Bakmayın siz Tayyip Bey’in Karabağ diye yağıp gürlediğine. Sınırı açmanın Karabağ’ın işgalini kabul etmek anlamına geldiğini herkes gibi Tayyip Bey de biliyor!

Ne var ki sınır, Abdullah Gül’ün çabalarıyla kısmen açılmıştı. Abdullah Gül bir yıl önce milli maçı bahane göstererek bir şekilde kendisini Ermenistan’a davet ettirmişti. Bu davetle birlikte kara sınırı olmasa da hava sınırı oldubittiye getirilip Cumhurbaşkanı tarafından delinmiş oldu. O dönem AKP’liler “hava koridorunu iyi niyet olarak açtık” diyorlardı. Tavizin iyi niyetlisi olmaz. Siz iyi niyetle açarsınız. Sonra bir bakarsınız havada-karada sınırınız kalmamış…

Sınırın açılması ne getirecek ne götürecek?

Peki, sınır kapısının açılması iddia ettikleri gibi Türkiye’ye ticari kazanç sağlayacak mı? Tabii ki hayır.

Bu durumdan da kazançlı çıkacak yine Ermenistan olacak. Ermenistan’ın Gürcistan, İran ve Türkiye ile sınırı var. Ancak İran sınırı çok dağlık ve bu coğrafi konum ticaret yollarını uygunsuz hale getiriyor. Gürcistan ise, Ermenistan için risk. Rusya ile geçen yıl yaşanan savaş nedeniyle Gürcistan’ın kendisi açlık tehlikesiyle karşılaşmıştı. Dolayısıyla, Ermenistan için en garanti ticaret yolu Türkiye’den geçiyor.

Ermenistan üretim düzeyi çok düşük olan bir ülke, aynı zamanda ticaret için paraları da yok. Yani Türkiye’nin kazancı Rami Gıda Pazarı düzeyinde bile olmayacak.

Sınır kapısının açılması konusunda Azerbaycan’ın tavrı gayet açık. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Elhan Poluhov, Türkiye’nin Ermenistan’la ilişkilerinin Azerbaycan’ı doğrudan ilgilendirdiğini belirterek; “Azerbaycan topraklarındaki Ermeni işgali bitmeden Türkiye’nin Ermenistan sınırlarını açması Azerbaycan’ın milli çıkarlarına aykırıdır.”

Yine Azerbaycan, sınır kapısı açılırsa Türkiye ile ilişkilerini gözden geçireceğini dile getirdi.

Türkiye Azerbaycan arasındaki ticaret 2,5 milyar doların üstünde. Ayrıca Türkiye Azerbaycan’daki inşaat gibi sektörlerde önemli yer sahibi. Azerbaycan’dan önemli ölçüde doğalgaz ve enerji alımı yapılıyor.

Türk işadamlarının Azerbaycan’daki yatırımı 6 milyar doların üstünde. Bu altı milyar doların 3 milyar dolara yakın kısmı sadece petrol yatırımları.

Sadece ticaret açısından düşünsek bile sınır kapısı açılınca kazanacağımız, Azerbaycan’la aramızı bozarak kaybedeceğimin arasında 10 kat fark var.

Kısaca sınırın açılması Ermenistan yararına Türkiye’nin ise zararına olacaktır.

Ermenistan kazanacak Türkiye hizmet edecek

Protokoldeki bir diğer madde de “iki ülke arasında mevcut ulaştırma, iletişim, enerji altyapısı ve şebekelerinden en iyi şekilde istifade edilmesi ve bu yönde tedbirlerin alınması.”

Enerji meselesindeki ortaklığın Ermenistan açısından büyük önemi var.

Türkiye ile ilişkileri olmayan Ermenistan, Orta Asya petrollerinin Batıya aktarılması güzergâhında devre dışı bırakılıyordu. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı bunun önemli örneklerinden birisi. Enerji altyapısının en iyi şekilde kullanılması dedikleri şey; boru hatlarının Ermenistan üstünden geçmesine Türkiye’nin engel olmaması. Böylece Ermenistan hem topraklarından geçen boru hattı ile para kazanacak. Hem de enerji hatları üstünde söz sahibi olabilecek. Türkiye de mevcut enerji hattındaki söz sahipliğini Ermenistan’la da paylaşmış olacak.

Bu konuda da tek çıkarı olan ülke Ermenistan.

Anlaşılacağı üzere, protokolün tüm maddeleri Ermenistan’ın yararına Türkiye’nin zararına. Hatta Ermenistan’ın tavrı çok net, hiçbir konuda tek taviz vermiyor. Karabağ meselesinde sözde bile olsa geri adım atmıyor. Sarkisyan “Türkiye ile diyalog, Karabağ sorunundan bağımsız” diyerek kesip bırakıyor.

Eğer protokol imzalanacak bile olsa taviz verecek tek taraf olabilir Ermenistan. Çünkü Ermenistan üretmiyor, daha açık söylersek aç. Çünkü Ermenistan bölgesel ve uluslar arası anlaşmaların hepsinde Türkiye’nin vetosunu alıyor. Çünkü Ermenistan enerji aktarım yollarında bulunmasına rağmen Türkiye’nin vetosu ile hiçbir fayda sağlayamamakta. Çünkü Türkiye 70 milyon nüfusuyla Ermenistan’ın 20 katından büyük ve Ermenistan’dan bir o kadar da güçlü bir ülke.

Türkiye’nin Ermenistan karşısında eli çok güçlü olması gerekirken, Ermenistan’dan tek bir taviz dahi koparamıyor.

Türkiye’nin yararına olacak bir Ermeni açılımıyla değil düpedüz AKP teslimiyetçiliği ile karşı karşıyayız.

Peki yararımıza olan tek bir gelişme yokken AKP durduk yere bu tavizleri neden veriyor.

Obama’nın Meclis talimatları

Aslında durduk yere yapılan bir açılım değil Ermeni açılımı. Anlamlandırmak için biraz geriye dönerek Obama’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki konuşmasını hatırlamak gerekiyor.

Obama konuşmasının başında Kürt Bölücülüğünün önünün açılmasını talep etmişti. İki aydan bu yana Türkiye Kürt açılımını konuşuyor.

Obama’nın ikinci isteği Ermeni meselesine ilişkindi: “Her ülke kendi geçmişi üzerinde çalışmalıdır. Geçmişle hesaplaşma, daha iyi bir gelecek kurmakta bize yardımcı olur. Bu mecliste 1915′in korkunç olayları konusunda sert görüşler olduğunu biliyorum. Benim görüşlerim üzerine de çok değişik yorumlar yapılabilir; ama asıl önemli olan, Türk ve Ermeni halklarının geçmişi nasıl değerlendirdikleridir. Türk ve Ermeni halkları için ilerlemenin en iyi yolu, geçmişi dürüst, açık ve yapıcı bir şekilde ele alan bir süreçtir.

Türk ve Ermeni yönetimlerinin attığı tarihi ve umut verici adımları zaten gördük. Bu temaslar yeni bir dönem vaad ediyor. Sınırların açık olması Türk ve Ermeni halklarını yeniden barış ve refah içinde bir arada yaşamaya döndürecek, bu da her iki ülkenin yararına olacaktır. Birleşik Devletlerin Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin tamamen normalleşmesini sonuna kadar desteklediğini bilmenizi istiyorum. Bu, uğrunda çalışmaya değer bir konudur.”

Obama 6 Nisan 2009 tarihli TBMM konuşmasında protokolün çerçevesini çiziyordu. Sınır kapısı açılacak, geçmişle hesaplaşılacak.

AKP’nin Kürt açılımı Obama’nın TBMM konuşmasından 4 ay sonra gündeme geldi. Süreci durduracak bir kuvveti karşısında görmeyen AKP, 6 ay sonrasında Ermeni açılımı ile karşımıza çıkıyor.

Obama’nın konuşmasında üçüncü sırada Kıbrıs vardı. Yazımızı kaleme aldığımız sırada Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Kıbrıs’ta temaslarda bulunuyor.

Obama’nın Türkiye’nin önüne koyduğu bölünme planını gözden geçirdiğimizde AKP’nin hamlelerinin durduk yere değil bir planın aşamaları olduğunu tespit ediyoruz. Ermeni açılımı da ancak bu çerçeveden bakıldığı zaman anlam kazanıyor.

Ermeni açılımı, parçalanmış Türkiye açılımıdır!

Ermeni açılımı, Büyük Ermenistan Politikası’nın ilk adımlarıdır!

Davutoğlu’ndan Güldüren düşünceler

Ahmet Davutoğlu bir yandan da “Kimse bu dışarıdan gelen bir iradeyle gerçekleşiyor demesin, bu tamamen Ankara’nın iradesidir.” açıklamasında bulunuyor. Şimdi bu açıklamanın neresinden tutsanız elinde kalır.

1- Obama’nın Mecliste verdiği tüm talimatlarını sırasını dahi bozmadan uygulayacaksınız, sonrada bu bizim irademiz diyeceksiniz. Sizce buna kim inanır?

2- Daha da vahim olanı; açılımın mimarının siz olduğunu düşünecek olursak bize de maşallah demek düşer. Türk’ün zararına ne taviz verilecekse hepsini akıl etmişsiniz.

Davutoğlu ayrıca aklınca Türkiye’nin önemini anlatan bir açıklamada bulunmuş. “Balkanlar deyince çatışma, Kafkaslar deyince etnik farklılıklar ve Ortadoğu deyince gerilim akla geliyor. Biz bu 3 bölgenin en güçlü ülkesiyiz ve bu bölgedeki düzenden kendimizi sorumlu hissediyoruz.”

1- Madem Türkiye bu kadar güçlü, bunu görüyorsunuz. 3 milyon nüfuslu bir Ermenistan karşısında nasıl oluyor da bu kadar taviz veriyorsunuz.

2- Çatışma-etnik farklılıklar-gerilim diye adlandırdığınız olayların dışında ne şekilde kalacaksınız. Kürtlere tüm istediklerini verin etnik farklılıklar ve çatışmaları çözün. Ermenilerin tüm isteklerine boyun eğin gerilim yaşmayın. Kıbrıs’ta federasyonu kabul edin Rum kesimi ile de gerilim yaşamayın. İşte size Davutoğlu’nun etnik farklılıklar-çatışma-gerilim dışında kalan güçlü Türkiyesi…

Biraz da Türk stratejisi: Kıbrıs-Azerbaycan-Türkiye hattı

Emperyalizmin yüz yıllık Türkiye’yi parçalama planı AKP eliyle hayata geçiriliyor. Kürtlere verilen taviz Ermenistan’a verilecek tavizin önün açıyor. Ermenistan’a verilen tavizi Kıbrıs tavizi takip ediliyor. Adım adım Büyük Ortadoğu’nun Haritası çizilmeye başlıyor. Etnik unsurlar ve Azınlıklar üzerinden parçalanma dayatılırken Türk’ün adı bile geçirilmiyor. Ve bizler biliyoruz ki:

Türk’ün çıkarına olan ne varsa AKP tam tersini yapar. AKP ne yaparsa bilin ki, Türk’ün çıkarı tam tersidir.

Yaklaşık 5 yıl önce 21 Şubat 2005 tarihli yazısında TÜRKSOLU Başyazarı Gökçe Fırat bir harita yayınlıyordu. Haritada ABD’nin “Turuncu Devrim” yaptığı ve ABD güdümündeki ülkeler işaretliydi. Türkiye güneyden ve kuzeyden kuşatılıyordu. Bir yanda Ukrayna’dan Yunanistan’a uzanan bir hat diğer taraftan İsrail’den Gürcistan’a çizilen diğer hat. Harita bu şekilde çizildiğinde, merkeze Türkiye Cumhuriyeti konulduğunda bu kuşatmanın yıkılacağı hat da ortaya çıkıyordu.

Kıbrıs-Türkiye-Azerbaycan hattı.

İşte Ermeni açılımı adı verilen politika Ermenilerin Büyük Ermenistan projesinin altyapısını hazırlarken, bir yandan da Azerbaycan ile Türkiye’nin arasını açarak, ilerleyen dönemlerde Emperyalist kuşatmayı parçalayabilecek Kıbrıs-Türkiye-Azerbaycan hattının Azerbaycan kanadını kırmak anlamına geliyor.

Yazımızı Kürt açılımı, Ermeni açılımı diyerek Türk’ün zararına olan tüm politikalarda dörtnala yol alan AKP’ye bir hatırlatmada bulunarak sonlandıralım.

Hatırlatırız ki burası Türkiye Cumhuriyeti ve Türk henüz sesini çıkartmadı!

(Sayı 252, 07/09/2009)

 

Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamış.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 


İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40