Hüseyin Adıgüzel - Doğu Türkistan’da Katliam AKP’de Sessizlik
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:

Doğu Türkistan'da Türk Katliamı

Özgür Erdem
Doğu Türkistan'da Türk Katliamı


Hüseyin Adıgüzel
Doğu Türkistan'da Katliam AKP'de Sessizlik


Özgür Erdem
Türk Milleti Öldün;
Türk Milleti Öleceksin!


Tuğrul Çelik
Nâzım Türkistanlının Gözbebeklerine Baktığında
Ne Görmüştü


Ali Özsoy
Çin Ezilen Dünyanın Dostu mu?


Özgür Erdem
Fethullahçılar, Aydınlıkçılar ve Tarafçılar Türk Düşmanlığında Buluştu


Ali Özsoy
Yaptıkları Çincilik mi Amerikancılık mı
Yoksa Ajanlık mı?


Şener Üşümezsoy
Türklerin ve Çinlilerin
3000 Yıllık Savaşı

Hüseyin Adıgüzel
Doğu Türkistan'da Katliam
AKP'de Sessizlik

Birkaç gündür, Çin esareti altındaki Doğu Türkistan topraklarında, “insan olarak haklarını isteyen” on binlerce Uygur Türk’üne karşı uygulanan soykırımı yapan Çin devletini ve bu katliama sessiz kalan ABD’yi, AB ülkelerini ve Türk hükümetini, şiddetle ve nefretle kınıyoruz. Tarihin en eski yerleşik halklarından biri olan Uygur Türkleri, tarihi topraklarında yıllardır korkunç bir asimilasyona tabi tutulmuş, aileler parçalanmış, özgürlük isteyen bir halk toptan yok edilme tehlikesi ile karşı karşıya bırakılmıştır.

Türk’ten başka herkesi insan kabul eden bir zihniyetin (Batıcı zihniyet) Uygur Türklerine uygulanan katliama sessiz kalmasını kolaylıkla anlayabiliyoruz. Fakat, Türk milletinin temsilcisi olduğuna inanmak istediğimiz Türk hükümetinin bu korkunç insanlık trajedisini sessizlik içinde seyretmesini anlamamız mümkün değildir. Şimon Peres’e meydan okuyarak Filistinlilerin de insan olduğunu söyleyen Başbakanın, bu insanlık trajedisi karşısında sessiz kalması, en azından Başbakanın insanlık anlayışını ortaya koyması bakımından önemlidir. Batıcı zihniyetin temsilcisi olduğunu düşünmemize neden olan bu davranış şekli, Türk hükümetinin başının Türk’ü insan saymayan anlayışla özdeşleştiğinin göstergesidir.

“Türk’e her şey yapılabilir, asimile edilebilir, katliama tabi tutulabilir, soykırım yapılabilir, çünkü, Türkler insan değildir!” Bu anlayışın bir Türk hükümeti tarafından kabul görmesi, Türk tarihinin en acıklı ve elim olaylarından biridir. Binlerce insan katlediliyor, binlerce insan hapishanelere atılıp işkence görüyor, aileler parçalanıyor, sokaklar kan gölü haline geliyor ve Türk hükümeti hâlâ “askerlere sivil yargı” yolunu açan yasayla uğraşıyor. Tüm televizyonlar, gazeteler bu konuyu gündem yapıyor. Bu soykırımı milletin gündemine sokmak istemiyorlar. Onlar, Türk milletini değil, AB’lileri, ABD’lileri, Çinlileri, Rusları insan olarak görmektedirler ve insan olmayanların insanlık hakkı olmadığını düşünmektedirler.

Çin’in esareti altında olan (Sincan değil) Doğu Türkistan toprakları, Türklerin anavatanıdır. Beş bin yıldan beri o toprakların adı Türkistan’dır. Tüm televizyonlar, gazeteler, oradan Doğu Türkistan olarak bahsetmekten adeta bir öcü gibi korkmaktadırlar. Manşetlerine Çince olan Sincan’ı taşıyarak bölgenin bir Türk bölgesi olmadığını göstermek istemektedirler. Bu onların zihniyetlerinin icabıdır. Şimdi, Doğu Türkistan halkının yanında olduğunu söyleyenleri, katliamı yapanları ve seyredenleri kınayanları gericilikle, faşistlikle, ırkçılıkla suçlayacaklardır. Çin’i aklamak için akla hayale gelmeyen inciler yumurtlayacaklardır. Ama bütün bunlar Çin’de bir soykırım yapıldığı gerçeğini ortadan kaldıramayacaktır. Biz soramazsak bile, bir gün tarih bu soykırımın hesabını mutlaka soracaktır.

Bugün görev başında bulunan Türk hükümeti, Türk milletinin emrinde olduğunu artık hatırlamalıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun, Türk milletine yapılan her türlü kötülüğün karşısına dikilmelidir. Esaret altında yaşayan o insanların Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka inanacakları ve güvenecekleri hiçbir mercileri yoktur. Böyle sessiz kalmakla, bir insanlık suçu işlendiği de asla gözden ırak tutulmamalıdır. Kimsesiz ve sahipsiz kalmış bu insanlar, bizim soyumuzdandır, bizim soydaşlarımızdır. Onlara, öncelikle bizim sahip çıkmamız gerekir. Bu yapılmıyorsa, bunu yapmayanların Türk olmadıklarından şüphe etmemiz de bizim hakkımızdır.

Gelen haberler, katliamın çok daha büyük boyutlara doğru uzandığını göstermektedir. Çin ordusu Urumçi’ye girmiştir. O orduya güvenerek oraya sonradan yerleşmiş Çinliler de ellerinde satırlar, bıçaklar, kılıçlarla Uygur Türkü avlamaya çıkmışlardır. Katliamın çok daha büyük boyutlara uzanmaması için Türk hükümetinin bir an önce harekete geçmesini bekliyoruz. Türkiye Hükümetini, Çin ile yapılmış ticaret anlaşmalarını gözden geçirmeye çağırıyoruz. Türk Hava Yolları’nın Çin seferlerini iptal etmesini istiyoruz. Çin büyükelçisinin Dışişleri Bakanlığına çağrılarak Çin’in bir nota ile protesto edilmesini ve olayların vahametinin ulaştığı boyutlara dikkatinin çekilmesini diliyoruz. Halkımızın, hükümetin yapmadığı protestoyu Çin büyükelçiliği ve konsoloslukları önüne giderek yapması, Çin mallarını boykot etmesi, Çin’in en büyük emperyalist ülkelerden biri olduğunu haykırması elbette, onların duyarlılığının sonucudur. Türk olmalarının, en azından insan olmalarının göstergesidir. Bunu yaygınlaştırmak ve cılız protestolar olarak bırakmamak gerekiyor. Hükümeti zorlamak görevimizdir. Haydi ileri!...

(Sayı 244, 13/07/2009)

 

Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamış.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 


İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40