Serap Yeşiltuna - CHP'de Kürtçü darbe hazırlığı
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:

CHP'de
Kürtçü Darbe

Serap Yeşiltuna
CHP'de Kürtçü darbe hazırlığı


Ali Özsoy
Gürsel Tekin:
Sosyal demokrat değil
Sosyal Faşist


Özgür Billur
Büyük sermayenin yeni Ecevit'i: Kılıçdaroğlu


Özgür Billur
Karayalçın mı değişti, CHP mi?


Serap Yeşiltuna
CHP'nin hedefi:
Atatürkçüleri de Kürtçü yapmak


Onur Yaman
Baykal PKK'ya af istiyor

Onur Yaman
Baykal PKK'ya af istiyor

Deniz Baykal

Hemen soralım Baykal’a “siyaseti silahla yapmayacağım” diyen adam, silahsız olarak ne siyaseti yapacak? Herhalde Baykal, silahı bırakan teröristin Atatürkçülük yapacağını düşünecek kadar saf değildir.

CHP’de Kürtçü dönüşüm

Baykal’ın “Kürt açılımı” adı verilen açıklamalarıyla, CHP’nin Kürtçü bir partiye dönüştüğünü görüyoruz. Kimi kesimler Baykal’ın açıklamalarına oldukça şaşırmış durumda. Oral Çalışlar’ın Radikal gazetesindeki köşesindeki yazı başlığı “Baykal’ın başına taş mı düştü.” Star gazetesinden İbrahim Kıras da benzer bir başlık kullanıyor: “Baykal’ın kafasına saksı mı düştü?” Baykal’ın kafasına saksı veya taş düştüğü yok. “Kürt açılımını” anlamak için, biraz geriye dönerek, süreci doğru okumak gerekiyor.

Türkiye gibi siyasetin bağımlı olduğu ülkelerde, siyasetteki yapısal veya şekilsel değişimleri tahlil etmek için öncelikle bağımlı bulunduğu merkezdeki değişimlerin tahlil edilmesi gerekiyor.

Türkiye siyasetindeki son dönem ortaya çıkan açılımların tamamı ABD’de Obama’nın seçilmesi ile başlamıştır. ABD siyaseti, Obama dönemiyle, özü aynı kalmakla birlikte uygulama şekillerinde değişim olacağını gösteriyordu. Bush döneminin tepeden inmeci, savaşçı, baskıcı politikalarının yerini Obama’nın güler yüzlü “barışçı” politikaları alacaktı. Türkiye’ye dayatılan bölünme planında da bir değişikliğin habercisiydi bu. Dayatılan bölünme süreci PKK’nın dağdan inip siyaset sahnesine çıkmasını gerektiriyordu. Baykal’ın da Kürtçü açılımını bu çerçevede ele almak gerekiyor.

Baykal’ı Kürtçülüğe sürükleyen bir diğer olgunun da CHP’nin geleneksel tavrı olduğunu söyleyebiliriz. Kürtçü siyaset ön plana çıktığı noktada Amerikancı meydanın da desteğiyle CHP’nin içindeki yıllardır siyaset yapan Gürsel Tekin, Kemal Kılıçdaroğlu gibi has Kürtçüler, yeni yüzler diye ön plana çıktılar. İşte tam bu noktada geleneksel tavırdan bahsedilebilir.

CHP sağ karşısında yıllar yılı sağcılaşarak ayakta durmaya çalıştı.

Aynı tavır Baykal’a da parti içindeki Kürtçülere karşı Kürtçüleşerek ayakta durmaya çalışmak olarak yansıyor olabilir.

Sağcılaşarak ayakta duruma tavrı nasıl CHP’yi sağ parti yaptıysa, Kürtçülük yaparak Kürtçülere karşı ayakta durma tavrı da Baykal’ı bu hale getirmiş olabilir.

Baykal’dan af çağrısı: Silahla değil siyasetle bölün

Teröristleri milletin gözünde normalleştirecek ilk açıklama İlker Başbuğ’dan gelmişti: “Teröristler de insandır.” Sonrasında Hasan Cemal’in Karayılan’la röportajları yayınlandı. Karayılan silahlar sussun ve af çıksın, Apo serbest bırakılsın çağrısında bulunuyordu. Bunun ardından, PKK Apo’ya özgürlük dahil hiçbir talebinden vazgeçmemişken Abdullah Gül, devletin tüm kurumlarının ilk kez fikir birliğinde olduğunu ve çözümün yakında gerçekleşeceğini açıkladı.

Bu sürecin hemen ardından Baykal’ın af açıklamaları geliyordu. Baykal’ın PKK’ya çağrısı: “siyaseti silahla yapmayacağım, silahı tamamen bırakacağım dendiği anda af projesi başlar. ‘Bazı taleplerimi, hukuk ve demokrasi içinde dile getireceğim, savunacağım. Taleplerimi terör yaptırımıyla takip etmeyeceğim.’ densin. PKK’nın dağdan ineceği, bir daha silaha başvurmayacağı netlik kazansın, bu durum ortaya çıksın af olur. Silahtan vazgeçip, dağdan inenlerin ortaya koyacakları güvencelerin gereği olarak bu kararı alanların toplumla kucaklaşmaları ve ağır bir mahkumiyete uğramamaları için gerekli adımlar atılır.”

Hemen soralım Baykal’a ‘siyaseti silahla yapmayacağım’ diyen adam, silahsız olarak ne siyaseti yapacak? Herhalde Baykal silahı bırakan teröristin Atatürkçülük yapacağını düşünecek kadar saf değildir. Baykal’ın PKK’ya çağrısı çok açıktır. Gel elindeki silahı bırak, silahsız olarak Türkiye’yi bölmeye çalış.

Aslında Baykal’ın açıklamasının DTP veya AKP’nin açıklamalarından içerik olarak hiçbir farkı yok; ama farklı bir önemi var. Neticede Baykal Atatürkçülükle hiçbir alakası kalmasa da tarihsel olarak bakıldığında Atatürk’ün kurmuş olduğu partinin genel başkanıdır. İçerik olarak DTP ve AKP ile aynı şeyleri söylemesi de bölücü politikaların Atatürkçülere enjekte edilmesi ile aynı anlama gelmektedir.

Baykal, bir de ABD açılımı yap!

Siyasetçi zaman zaman gündemin akışına kendisini kaptırabilir, hatta yanlış siyaset de üretebilir. Bunlar kısmen de olsa anlaşılacak şeylerdir. Baykal’ın durumu bundan farklıdır. Af çağrısı siyasi bir hatadan kaynaklanmıyor. Doğrudan doğruya bilinçli bir tercih.

Hemen, son iki senedir afla ilgili açıklamalarını hatırlatalım. 20 Kasım 2007’de parti grup toplantısında konuşuyordu: “Silahların bırakılması söylemi PKK söylemidir. Silahların bırakılmasını kabul etmek demek, karşınızdakinin silah bulundurma hakkına teslim olmak demektir.” Yine 13 Aralık 2007’de bu açıklamadan yaklaşık bir ay sonra CHP Merkez Yönetim Kurulu Toplantısında af ile ilgili bir açıklama daha yapıyordu: “Terörle mücadele edilirken affı dillendirmek, cephede savaşan askerlerin moralini bozar, terör örgütü üyelerine cesaret verir. Af çalışmaları ‘ateşin üstüne benzinle gitmek’tir. Sıcak çatışma sürerken aftan bahsetmek zafiyete neden olur”

Görüldüğü gibi Baykal, affın ne anlama geldiğini çok iyi biliyor.

O zaman Baykal’a soralım:

Af çağrısı yaparak PKK’nın söylemini kabul mü ediyorsunuz?

Af çağrısı yaparak PKK’nın silah bulundurma durumuna teslim mi oluyorsunuz?

Af çağrısı yaparak cephedeki askerin moralini bozmayı mı amaçlıyorsunuz?

Af çağrısı yaparak terör örgütü üyelerine cesaret vermeye mi çalışıyorsunuz?

Af çağrısı yaprak ateşin üstüne benzinle gitmek mi istiyorsunuz?

Af çağrısı yaparak Türk tarafında zaafiyet yaratmaya mı çalışıyorsunuz?

Ya da buyurun Sayın Baykal, bu sefer bir açılım daha yapın, herkes anlasın durumu. Neden 180 derece döndünüz? Ondan sonra bir de ABD açılımınızı konuşalım.

DTP’li milletvekillerine özgürlük

Baykal’ın Kürtçü açılımları af ile sınırlı değil. Bölücülüğün siyasal alanda daha rahat hareket etmesi için de çaba harcıyor. DTP’li beş milletvekillinin ifade vermeye çağrılmasıyla ilgili olarak şunları söylüyordu “Siyaseti temizlemenin yolu dokunulmazlıkları kaldırmaktır. Siyasetçi kürsüde istediği gibi konuşabilmeli, düşüncesini açıklayabilmeli. Düşüncesi kanunlara aykırı bile olsa bütün düşüncelerini dile getirecekler. Bundan dolayı suçlanmayacaklar, yargılanmayacaklar.”

Bir yandan PKK’lı teröristi dağdan indirerek silahsız bölücülüğe çağırıyor diğer yandan da bölücülüğün hareket alanını genişletmek için milletvekillerinin kanunlara aykırı olsa dahi yargılanmamasını istiyor.

Baykal’ın kelime dağarcığından bölücülük tamamen kalkmış durumda. Daha önce de yerel seçimlerde Güneydoğuda AKP’nin oylarının düşerek DTP’nin oylarının artmasını muhalefetin gelişmesi olarak değerlendirmişti.

Mayınları Kürtlere temizletmek

AKP tarafından Türkiye’nin sınırlarındaki mayınların temizlenmesine yönelik yasa hazırlanıp hızla TBMM’de gündeme getirilecekti. Hedef Türkiye’nin Suriye ile sınırında olan 510 kilometrelik alanı İsrail’e vermekti. Baykal birden esip gürledi. Mayın işi yabancılara verilemezmiş. Mayın temizliğini bölge halkına bırakmak gerekiyormuş. Baykal’a göre “Yılda bir uçak parasıyla 5 yılda buradaki mayın temizlemenin bedeli ödenebilir. Kendisini dışlanmış hisseden Kürt ve Arap vatandaşlar için de bir barış projesi olabilir”miş.

Baykal’ın söylediklerinden çıkan ikidir. Bir Kürtler kendilerini dışlanmış hissetmektedir ve bunun kabahatlisi ve çözmekle görevlisi bizleriz. İkincisi çok daha ağır bir şey, Türkiye’nin sınır güvenliği Kürtlere bırakılmalıdır. DTP’nin bile söylemeye cesaret edemediği şeyleri Baykal dile getiriyor. Bu, şu anlama geliyor: Sınır hattının mayın haritasını Türk Silahlı Kuvvetleri Kürtlere teslim etsin. PKK’ya mayınların temizlendiği; güvenliğini Kürtlerin aldığı geçiş yolları sağlansın.

Talabani’den Baykal’a davet

Baykal’ın açılımı sadece DTP ve PKK’lıların takdirlerini toplamakla sınırlı kalmıyor Celal Talabani’nin de takdirlerini topluyordu. Talabani’nin Ankara temsilcisi Behruz Galali, CHP Genel Merkezi’ne gidiyor, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’e Baykal’ın son dönem açıklamalarını dikkatle takip ettiğini belirterek Irak’a davet edildiklerini bildiriyordu.

Baykal, Talabani’nin Türkiye ziyaretinde Çankaya’da verilen yemeğe katılmamıştı. Yine Sosyalist Enternasyonal Başkanlık Divanı’nın 2007 yılında düzenlediği toplantıda Baykal, Talabani’yi kastederek: “Kuzey Irak’taki bazı liderler terörü meşrulaştırmaya çalışıyor.” açıklamasında bulunmuştu. Baykal’ın önceden yaptığı açıklamaları bilen bizler, merakla Talabani’nin davetine ne cevap vereceğini bekledik. Ve Baykal’ın açıklaması: “Irak komşu ve dost bir ülke. Elbette devlet başkanlığı düzeyinde Irak’tan gelecek bir daveti uygun bir zamanda değerlendirmekten mutluluk duyarım. Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerin muhalefetiyle iktidarıyla çok yönlü geliştirilmesi bölgenin yararınadır.” Anlaşılan Baykal’ın Kürtçülüğü sadece Türkiye’yle sınırlı değil.

Baykal’ın Kürt açılımı aslında Türk siyasetinin cenaze namazıdır. Bundan sonra partiler nezdinde lafta da olsa Türk siyasetinden bahsetmek mümkün değildir. Bir yanda PKK’nın siyasi partisi. Bir yanda ABD güdümünde Kürt-İslamcılık gibi tarihsel kökleri olan Şeriatçıları Kürtçü parti. Bir yanda ABD’nin milliyetçileri Kürtçülüğe ikna etmekle görevlendirdiği “milliyetçi” Kürtçü parti. Ve son açılımlarla birlikte ABD’nin Atatürkçüleri Kürtçülüğe ikna etmekle görevlendirdiği “Atatürkçü” Kürtçü parti.

(Sayı 239, 08/06/2009)

 

Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamış.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 


İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40