Özgür Billur - Karayalçın mı değişti, CHP mi?
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:

CHP'de
Kürtçü Darbe

Serap Yeşiltuna
CHP'de Kürtçü darbe hazırlığı


Ali Özsoy
Gürsel Tekin:
Sosyal demokrat değil
Sosyal Faşist


Özgür Billur
Büyük sermayenin yeni Ecevit'i: Kılıçdaroğlu


Özgür Billur
Karayalçın mı değişti, CHP mi?


Serap Yeşiltuna
CHP'nin hedefi:
Atatürkçüleri de Kürtçü yapmak


Onur Yaman
Baykal PKK'ya af istiyor

Özgür Billur
Karayalçın mı değişti, CHP mi?

Karayalçın mitinginde Apo posteri

Bir tek Türk bayrağının olmadığı, her yerin sarı-kırmızı-yeşil renklerle donatıldığı mitingde atılan sloganları hatırlayın Sayın Karayalçın? Apo posterleri arasından yükselen “Biji Serok Apo”, “Gençlik Apo’nun fedaisidir” sloganlarının atıldığı mitingte yaptığınız konuşmayı unutmuş olamazsınız! Biz hatırlatalım. Karayalçın, bol bol Türk-Kürt kardeşliği edebiyatı yaptıktan ve “bölge”de yaşanan acılardan söz ettikten sonra ne demişti: “Sloganlarınızı alıp Ankara’ya götürmek istiyorum”

Karayalçın Baykal’a başdanışman oluyor

Deniz Baykal, bundan önceki yerel seçimlerde PKK uzantısı DEHAP ile ittifak yapan SHP ve Murat Karayalçın için bakın ne diyordu. “İmralı’dan liste gelecek. O liste SHP’nin adayı diye verilecek. Diyarbakır’da seçimi DEHAP kazanacak ve sen ‘Aaa SHP kazandı’ diye yarın çıkacaksın. Çocuk mu aldatıyorsunuz?”

Tam 5 yıl önce bunları söyleyen Deniz Baykal, geçtiğimiz seçimlerde Murat Karayalçın’ı Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayı gösterdi. CHP, Karayalçın ile Ankara’da bir hezimet yaşadı.

AKP’li Melih Gökçek’in oyu %9 düşmüş olduğu halde (%47’den %38’e), ancak %31 oy alabildi ve seçimi kaybetti. Üstelik DSP ve Genç Parti’nin adayı olmadığı halde... Bir de buna Ankara’da yaşayan Kürtlerin oyunu ekleyin. Çünkü PKK da Ankara’da Karayalçın’ı, dolayısıyla CHP’yi destekledi.

Baykal'dan şok iddia

2004 seçimlyeri öncesinde DEHAP’la ittifak yapan Karayalçın’a karşı Baykal, aday listelerini Apo’nun hazırladığını iddiaediyordu. Baykal acaba 2004’ten bugüne Karayalçın’ın değiştiğine inanıyor mu?

Karayalçın: "Asıl bölücü CHP"

Yenilgi bu kadar açık olduğu halde CHP lideri Deniz Baykal seçimden hemen sonra şu açıklamayı yaptı: “Sayın Karayalçın’la bu seçimlere girerken yararlı, verimli bir çalışma yaptık. Çok güzel bir çalışma yaptık. Ben Sayın Karayalçın’ın bu seçimlerde CHP’ye yaptığı katkı nedeniyle teşekkür borçluyum. Bu ortaya çıkmış olan verilmiş işbirliğinin bundan sonrada devam ettirilmemesi için bir neden yoktu. Sayın Karayalçın ile Türkiye’ye sahip çıkma doğrultusunda gerekli işbirliğini gerçekleştireceğimizi düşünüyorum. Kendisiyle seçimden sonra bir telefon görüşmesi yaptım. Üzülmemesini, elde edilen sonucun iyi olduğunu, yaptığı mücadelenin bizim için çok önemli olduğunu kendisine ifade ettim”

Geçtiğimiz hafta Karayalçın’a CHP içinde daha üst düzeyde görevler verilmesi için atılan adımlar işbirliğinin bundan sonra da devam edeceğini gösterdi. Parti Meclisi üyesi olmadığı için, Merkez Yürütme Kurulu’na giremeyen Karayalçın için düşünülen makam Genel Başkan Başdanışmanlığı.

Genel Başkan Başdanışmanlığı, partinin o dönem izlediği politik çizginin belirlenmesi açısından önemli. CHP, geçtiğimiz yıllarda da parti dışından isimleri yeni politik açılımlar yaparken bu göreve getirmişti. Örneğin Kemal Derviş ve İsmail Cem… Biri devletçiliğe karşı liberalizmin, diğeri ise Avrupa Birliği ve Yunan dostluğunun sembol isimleri.

Murat Karayalçın neyin sembolü peki? Bu sorunun yanıtını yukarıda Deniz Baykal’dan yaptığımız alıntıdan var. Murat Karayalçın, sol içinde Kürtçülüğün sembollerindendir. Açık açık PKK savunusu yapamasa da onun uzantısı siyasi hareketlerle hep ilişkisi olmuştur Karayalçın’ın. Karayalçın’ın SHP’si geçen yerel seçimlerde DEHAP, yani PKK ile işbirliği yapmıştır.

Murat Karayalçın’ın aldığı seçim yenilgisine rağmen parti genel başkan başdanışmanlığına getirilecek olması CHP’de yeni bir Kürt açılımının habercisidir. CHP’nin Kürtleşmesi Gürsel Tekin, Kemal Kılıçdaroğlu ve Murat Karayalçın eliyle yürütülmektedir. Bu ekip önümüzdeki dönemdi daha da etkili olacaktır.

SHP-PKK İttifakı

Murat Karayalçın, 2002 yılında Fikri Sağlar ile birlikte CHP’den ayrılıp SHP’yi kurdu. Bu ikilinin CHP’ye yönelttikleri eleştirilerin başında “Kürt sorununa demokratik çözüm üretememesi ve milliyetçi” olmasıydı. Karayalçın, Şeyh Sait’in torunlarından Kasım Fırat’ı da parti kuruluşunda yanına alarak Kürtlere CHP’den farklı olacakları mesajını vermişti.

Karayalçın’ın SHP’si daha ilk kurulduğu günden itibaren o günün DTP’si olan DEHAP ile yakın ilişki içinde oldu. Bu ilişki Mart 2004 yerel seçimleri öncesi bir ittifaka dönüştü ve DEHAP’lılar SHP çatısı altında seçime girdiler. Bu seçimlerde Güneydoğu’da 46 belediye SHP eliyle PKK’nın siyasi kanadının eline geçti.

SHP’nin Mersin adayı ise Fikri Sağlar’dı. Mersin, sözde Kürdistan’ın denize açılan kapısı olarak düşünüldüğünden PKK için önemli bir şehirdir. PKK, bu şehirde Fikri Sağlar gibi açıktan PKK’lı olmayan bir ismi kullanmış ama başarılı olamamıştır.

PKK, Kürt nüfusun çoğunluk olmadığı illerde güçlenmek için izlediği taktik bellidir: Sol ittifak, güçbirliği platformu gibi süslü isimlerle halka birliktelik varmış imajı yaratılırken, aynı zamanda kendisini de kamufle eder. Böylece kendi yasal partisi ile etkili olamayacağı yerlerde çesitli platformlar kurarak diğer sol örgütleri ve isimleri kullanırlar.

SHP’nin de 2004 yılında PKK tarafından kullanılması bu şekilde olmuştur. Bu ittifakın adın elbette SHP-PKK değil, SHP-DEHAP’tır. Ama ikisi arasında zerre kadar fark olmadığını ortaokul çocukları bile bilir.

Elbette bu ittifak, PKK dışında ve Kürtlerin demokrat unsurlarıyla (o ne demekse) diye gösterilir. Murat Karayalçın da 2004 yılında PKK ile değil, DEHAP ile ittifak yaptıklarını söyleyerek kendini savunmaktadır. Çünkü Karayalçın’a göre “Kürt sorununu, PKK ve terör sorunundan ayrı bir biçimde ele alınmalıdır.”

Karayalçın Kürt sorunu ve terör sorunu diye meseleyi ikiye ayırsa da, vardığı yer terör örgütünün siyasi kanadına destek olmaktır. PKK, “Kürt sorunu” denen şey üzerinden politika yapmaktadır. Siz istediğiniz kadar bu ikisini birbirinden bağımsız ele alın, PKK “Kürt sorunu” denen bölücülük politikasının sahibidir. Siz o kulvara ne ölçüde yaklaşırsanız, PKK o kadar güçlenir.

Karayalçın’dan PKK’lılara: “Sloganlarını alıp Ankara’ya götürmek istiyorum”

2004 yerel seçimlerindeki ittifaka SHP-PKK ittifakı dememizin sebebi budur. Esasında bu tanım da yanlıştır. Doğrusu SHP’nin PKK’nın kuyruğuna takılmasıdır. Çünkü bu ittifak, PKK’nın SHP’yi paravan olarak kullanıp güçlenmesini sağlamıştır.

Karayalçın’ın bunun farkında olmaması mümkün müdür? Kesinlikle hayır! Bu ittifakın PKK ile olmadığını söyleyen Karayalçın’a 17 Mart 2004 Diyarbakır mitingini hatırlatmak isteriz. Hani o DEHAP-SHP ortak mitingini?

Bir tek Türk bayrağının olmadığı, her yerin sarı-kırmızı-yeşil renklerle donatıldığı mitingde atılan sloganları hatırlayın Sayın Karayalçın?

Apo posterleri arasından yükselen “Biji Serok Apo”, “Gençlik Apo’nun fedaisidir” sloganlarının atıldığı mitingte yaptığınız konuşmayı unutmuş olamazsınız!

Biz hatırlatalım. Karayalçın, bol bol Türk-Kürt kardeşliği edebiyatı yaptıktan ve “bölge”de yaşanan acılardan söz ettikten sonra ne demişti: “Sloganlarınızı alıp Ankara’ya götürmek istiyorum”

Konuşmasını “Osman Baydemir kardeşimize oy verin” diyerek bitiren Karayalçın mitinge katılanlar tarafından çılgınca alkışlanıyor.

Murat Karayalçın’ın oy istediği Baydemir bugün Türk devletine tehdit savurmaktadır “Valinin güvenliğini sağlayamam” diyerek. Diyarbakır Belediyesi, PKK’nın bürosu gibi çalışmaktadır. İşte Karayalçın’ın Kürt sorununa demokratik çözüm diye verdiği destek budur.

PKK ile ittifak yaptığını kabul etmek istemeyen Karayalçın’a seçim sonrası yaptığı “Barzani oylarımızı böldü. ‘Karayalçın Kemalist’ diye propaganda yaptılar.” açıklamasını hatırlatıyoruz. 2004 seçimlerinde Karayalçın Güneydoğu’da beklediği sonucu alamayınca, Kürt seçmeni Barzani’nin etkilediğini söyleyerek isyan etmektedir. Bu açıklama PKK ile ittifakın itirafıdır.

Karayalçın’ın Kürt meselesine bakışı PKK’dan farklı mı?

Türkiye’de DTP açıktan Kürtçülük yapıp PKK’yı desteklemektedir. Diğer partiler ise PKK ile aynı argümanları kullanırlar, ama ondan çok farklı bir politikayı savunurmuş gibi yaparlar. “İnsan hakları”, “kültürel haklar”, “etnik yapının geliştirilmesi” gibi süslü lafların arkasına sığınarak bölücülük yaparlar.

Hatırlayalım PKK’nın ilk söylemlerini. Özerklik ya da ayrı devlet değildi ilk talepleri. Neredeyse bugün bütün gizli bölücülerin savunduğu “Demokratik Cumhuriyet” kavramını bugün İmralı’da istirahat ettirilen teröristbaşı Apo kullanmıştı.

PKK dışındakilerin, PKK ile birebir aynı sözcükleri kullanmaması doğaldır. “Kör gözüm parmağına olmaz” bu işler. O yüzden biraz süslü laflarla yapacaksın ki bölücülüğü foyan meydana çıkmasın. İşte Karayalçın da böyle yapmaktadır.

2005 yılında Fikret Bila ile yaptığı bir söyleşide Kürt meselesini “mutabakat denklemi” ile çözecekleri söyledikten sonra “Kürt gerçekliği” diye bir tanım yaparak şunları söylüyor: “Kürt gerçekliği ne demektir? Bizim bundan kastımız, tekil olarak herkesin anadilini öğrenmesi, konuşması, geliştirmesi, anadilinde yayına, gazeteye, kitaba sahip olabilmesidir. Kültürünü zenginleştirmek için üst kurumlar kurabilmesidir. Kürt sorunu bağlamındaki yaklaşımımız budur. Ulusal bütünlük içinde, ama kendi kimliğini, kültürünü de yaşayacak. Ama bu kamu alanına taşınmayacak, kolektif hak niteliği olmayacak. Bir bölgeye, bir cemaate, bir gruba verilmiş haklar olarak değil, bireyin özgürlüğü olarak yaşanacak. Örneğin Kürtçe eğitim dili olmayacak, ama öğrenilmesi, konuşulması, geliştirilmesi mümkün olacak.”

Karayalçın, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli olarak oluşturduğu, “ırksallık, dinsellik, mezhepsellik, sınıfsallık” yaklaşımlarını dışlayan zeminin 1982 Anayasası tarafından “Kürtçe’nin yasaklanması” ve “zorunlu din dersi” uygulamalarıyla bozulduğunu öne sürüyor. Karayalçın, Kürt meselesinin artık bir tekerleme haline gelen “kardeşlik ve demokratikleşme” ile çözüleceğini savunuyor.

PKK’dan çok farklı gibi görünen bu tespit ve çözümlerin tamamı bölücüdür. Zaten bunlar ilk kez PKK tarafından savunulmuştur. Doğru PKK, nihayetinde ayrı bir devlet kurmak için terör faaliyetinde bulunmaktadır, ama o devleti kurmak için öncelikle ayrı bir millete ihtiyaç vardır. İşte bugün süslü laflarla savunulan bütün tezler ayrı bir millet inşa etmek, Kürt milleti inşa etmek içindir.

Hem üniter yapıyı savunacaksın, hem de ayrı bir anadilin geliştirilmesini… Üniter yapının güvencesi tek millettir. Tek millet, iki dil olmaz. İki kültür, iki dilin varacağı yer kaçınılmaz olarak iki millettir. Bu da ABD’nin PKK eliyle kurmak istediği sözde Kürdistan’ı oluşturacak sözde Kürt milletidir. PKK, bu sebeple kültürel haklar ve demokratikleşme üzerinden politika yapmaktadır. Bölücülük sadece silahla yapılmaz. Murat Karayalçın, sosyal demokratlar içinde silahsız bölücülüğün sembol isimlerindendir. Bu adam, bir de utanmadan Atatürk’ü politikalarına alet etmektedir. Kendisine Kürtçe’nin yasaklanmasının 1982 Anayasası’nın sonucu değil, Atatürk’ün politikası olduğunu hatırlatalım. (Bu konuda Gökçe Fırat’ın “İstila” ve Serap Yeşiltuna’nın “Atatürk ve Kürtler” kitabına bakabilir)

Karayalçın değişti mi?

Murat Karayalçın’ın 2004 yılında DEHAP-SHP ittifakının adayı olarak Anakara’dan belediye başkan adayı olmuştu. Ancak Karayalçın’ın asıl niyeti, CHP’den aday olmaktı. Bu amaçla Deniz Baykal’a içinde DEHAP’ın da bulunacağı 9 sol partinin bir ittifak yapıp CHP çatısı altında seçime girmesini önermişti.

Baykal’ın kendisine verdiği cevap çok sertti: “CHP kimliği, üç kuruş oy için etnik siyaset yapan bir partiye kiralanamaz! Köşeye sıkışmış birileri, hayat suyu diye etnik siyaset yapanlara sarılıyor ve 80 yıllık cumhuriyetin değerlerini bir kenara bırakıyor. Yazıklar olsun. Bize de ‘sen de gel’ diyor. Gelmeyiz, CHP kiralık parti değildir. Sen girmişsin, hayırlı olsun.”

Bunun üzerine tüm yurt çapında SHP, DEHAP ile ittifak yaparak seçimlere girdi ve büyük bir hezimete uğradı.

CHP’nin tam 5 yıl sonra Ankara’dan Murat Karayalçın’ı aday göstermesi “Acaba Karayalçın değişti mi?” sorusunu gündeme getirdi. Karayalçın Kürtçülüğün yanlışlığını görürken, Baykal da bunu mu gördü?

Elbette böyle bir durum yoktu. Karayalçın Kürt meselesinde aynı politikaları savunmaya devam etti. Bu kez SHP’den değil de CHP’den aday olmuştu. Zaten PKK-DTP Ankara’da aday göstermeyerek Karayalçın’a desteğini sundu. Ama buna rağmen seçim hüsranla bitti Karayalçın için.

Karayalçın’ın Kürtçülüğünden değişen bir şey yok. Ama Ergenekon’la ilgili fikrinin son gözaltlılarla değiştiğini görüyoruz. “Yaşamlarını bu ülke için harcamış insanların içeride tutulmalarını hazmedemiyorum.” Bugün bunları söyleyen Karayalçın daha önce “Demokrasi dışı girişimlerin ‘Atatürkçülük’ bayrağı altında yapılmasını ne kadar tehlikeli olduğunu” vurgulayarak şunları söylüyordu: “Ergenekon davası sonuçlanmalıdır ve sonucu herkes kabul etmelidir, içine sindirmelidir.”

CHP, 1991’e geri dönüyor

Murat Karayalçın’ın CHP Genel Başkan Başdanışmanlığına getirilmesi Karayalçın’ın değil, CHP’nin değiştiğinin bir işaretidir. Karayalçın eski fikirlerini aynen korumaktadır. Ancak CHP ciddi bir değişim içindedir.

CHP, seçimlerden önce yaptığı program-tüzük değişikliği ile Kürt açılımını resmiyete kavuşturdu. Baykal’ın “Etnik kimlik şereftir” sözünün de yazıldığı parti programında , “Asimilasyon değil entegrasyon”, “Anadille eğitim, kurs, dershane”, “Kürtçe kanal” gibi başlıklar altında pek çok bölücü politika savunulmaktadır.

Parti programındaki değişikliklere uygun isimler de buna paralel olarak üst kademeler yükselmektedir. Gürsel Tekin - Kemal Kılıçdaroğlu ikilisinin örgütlenme işlerinden sorumlu olması da Karayalçın’ın başdanışmanlığı da bu yeni açılımın sonucudur.

Bu açılım yeni değildir. 1991 yılında Erdal İnönü’nün başında olduğu SHP, PKK’nın partisi HEP ile ittifak yaparak Leyla Zana ve Zübeyir Aydar (şimdi PKK’nın iki liderinden biri) gibi PKK’lıları TBMM’ye sokmuştu.

Bu CHP’nin (o tarihte SHP adıyla politika yapıyordu) tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Türk milleti bu yanlışı asla affetmemiştir. Şimdi CHP yine aynı yanlışa, daha doğrusu ihanete saplanmıştır. Kürt açılım ve Murat Karayalçın’ın başdanışmanlığının sonu CHP’nin tamamen bölücü bir parti olmasıdır.

(Sayı 233, 20/04/2009)

 

Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamış.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 


İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40