Hüseyin Adıgüzel

Milli Mücadele Derneği girişimi adına
Kurucu Başkan Hüseyin Adıgüzel’in açıklaması
(4 Şubat 2007)


Hepimiz Türk'üz
Hepimiz Mustafa Kemal'iz

Değerli Türk halkı

Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra neredeyse bir hafta bekletilen cenazesi Türk Milletine, Türk Devletine saldırmak ve hakaret etmek için kullanılmıştır. Cenazeye katılım için günlerce AKP iktidarı ve büyük medya çağrı yaptı, yurt dışından Ermeni diasporasından militanlar, AB komiserleri uçaklarla İstanbul’a taşındı. ABD Büyükelçisi, Ermeni bakanlar, AB büyükelçileri ve TÜSİAD yöneticilerinin açtığı “Hepimiz Ermeniyiz” pankartının arkasına her türlü bölücü ve yıkıcı örgüt üyelerinin militanları toplandı.

Cenaze korteji adeta işgal yıllarının İstanbul’unu hatırlatmaktaydı. Cenaze, Türk Milleti ve Devletine karşı bir hakaret ve boy gösteriş fırsatı olarak kullanıldı. “Katil devlet”, “Katil 301”, “Katil milliyetçiler”, “Ermeni soykırımının da hesabı sorulacak” gibi nefret hezeyanları atılan sloganların ve pankartların yalnızca bir kısmıydı.

AKP lideri Tayyip Erdoğan ise Türk Milleti ve Devletine hakaret dolu bu cenazeyi “tek kelimeyle mükemmeldi” diyerek Hrant Dink suikastı ardından başlayan Türklüğe hakaret kampanyasının esas sorumlusunun kim olduğunu gösterdi.

Katil Kürt-İslam çetesidir

Kürt-İslamcı iktidar son bir yıldır ateşle oynuyor. Tüm kaleleri zaptetmek için buldukları tek ve son yöntem tertip ve provokasyon düzenlemek...

Hrant Dink’e yönelik saldırı geçtiğimiz yıl Şemdinli ile başlayan ve yazın Danıştay’la devam eden tertipler sürecinin üçüncü halkası olarak değerlendirilmelidir.

Her üç olayın da temel hedefi Kürt-İslamcı faşist diktatörlüğe geçiş yolunu açmak için engel olarak görülen ulusal güçlerdir.

Şemdinli’de doğrudan zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı ve Özel Kuvvetler Komutanlığı, Danıştay’da emekli askerler ve sivil bağlantıları hedef alınmıştı. Tam ertesinde ise Atabeyler’de yine doğrudan Özel Kuvvetler’e yönelik bir tertip söz konusuydu.

Hrant Dink suikasti ise yine aynı zemine oturmaktadır.

Tüm bu provokasyonların tek bir amacı vardır:

Birincisi Kürt-İslamcı faşist çetelerin Cumhurbaşkanlığı makamını işgal etmesi;

İkincisi, Kürt-İslamcı iktidar altında Kürtlere bağımsızlık yolunu açacak bir anayasal düzenleme yapılması.

Üçüncüsü, benzeri bir anayasal düzenlemenin Rum, Ermeni azınlık için de yapılması.

Tüm tertipleri boşa çıktı

Yine tüm provokasyonlarda olduğu gibi son olay da, ABD, AB ve AKP tarafından Cumhurbaşkanlığı yolunu açmak, 301.maddeyi kaldırmak, Ermenistan’ın ve Ermeni diasporasının kabul edilemez isteklerini onaylatmak, Türkiye’nin K. Irak’taki teröristlere olası bir müdahalesini engellemek için kullanılmıştır.

Ancak tüm bu tertipler boşa çıkmıştır.

Şemdinli’de ilk hafta tertipçilerden yana olan hava hemen dağılmış, ulusal güçler toparlanmıştır. Danıştay’da aynı şeyler yaşanmış ve hava dağılmış, ulusal güçler toparlanmıştır. Bu iki tertipte de bugün tüm millet ordunun ve ulusal güçlerin yanındadır.

Şimdi tertipçiler “Hepimiz Ermeniyiz” diye sokağa döktükleri hepi topu 50 bin kişilik, hakiki Ermeni, Ermeni özentisi ve Kürtlerden oluşan kalabalığı bir başarı sanıyorsa yanılırlar.

Tüm medya gücüne, tüm TV ve gazetelerin çağrılarına, tüm hükümet desteğine, AB ve ABD’nin baskılarına, tüm siyasi partilerin çabasına karşı bu ülkede işte en fazla 50 bin Ermeni yaratabilirsiniz! Ama ilk ulusal bayramda çıkın sokakları dolaşın tüm evlerin balkonlarında yine Türk bayrakları göreceksiniz.

Nitekim Hrant Dink olayında da hava dönmüştür. “Hepimiz Ermeniyiz” sloganına katılan insanlar yaptıkları hatayı anlamaya ve aymaya başlamışlardır.

Yedi Düveli getirseniz de biz Türk’üz

Kendisine ben Türküm, Atatürkçüyüm, milliyetçiyim diyenlerin ise hiçbir tereddütü yoktur.

Kimse Türk Milletini ve Devletini suçlu olarak gösteremez. Kimse bizleri sanık sandalyesine oturtamaz. Hrant Dink olayının faili Kürt-İslam çetesi ve arkasındaki emperyalist ABD’dir.

Türklükten utandıklarını söyleyen ve Türk Milletini soykırımcı olmakla suçlayan herkesi en büyük nefretle kınıyoruz. Böylelerini biz zaten Türk olarak kabul etmiyoruz.

Bir sözümüz de bu fırsattan istifade Hrant Dink’i kahraman ilan eden ve Doğu Anadolu’da yüz binlerce Türk’ü, sadece son 15 yılda Azerbaycan’da 10 binlerce Türk’ü soykırıma uğratan, onlarca diplomatımızı şehit eden katliamcı Ermenileri mazlum gösterenleredir.

Hrant Dink’in öldürülmüş olması onu bir basın şehidi ya da demokrasi şehidi yapmaz, sonuçta o yaşarken bu vatana karşı Ermeni tezlerini savunan bir Türk ve Türkiye düşmanıydı. Her fırsatta ekmeğini yediği vatana ve halka hakaret ediyordu. TİKKO gibi bir terör örgütünün militanlığını yapmıştı. Tanıyanlar, arkadaşları onu iyi bir insan olarak görebilir ama siyasi bir figür olarak kötü birisiydi. Bizim açımızdan Abdullah Öcalan’dan bu nedenle bir farkı yoktur.

Böyle bir adam suikaste uğradı diye kahraman olmaz. Böyle bir adam için Ermeniyim diye slogan atacaklar varsa kendileri bilirler. Ama şahsen biz fikrimizi hiç saklamadık, yine söyleyelim, bu cinayet iktidar çetesi tarafından işlettirilmiştir, Türkiye’ye bir faydası olmamıştır, zararı olmuştur ama buna rağmen hiç ama hiç üzülmedik...

Sevenleri üzülebilir, onları anlayabiliriz ama onlar da bizi anlasınlar. Bu bir mücadele, Türkiye ve Türkler bir düşmanını kaybetti...

Bugün sokaklar ve iktidar “Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Kürdüz, Hepimiz Kürt-İslamcıyız” diyenlerce işgal edilmiş olabilir.

Türk Milletinin tepkisini futbol maçlarında bile göstermesi engellenebilir.

Türk Bayrağıyla yürümek bile yasaklanabilir.

Türk’üm demek suç kabul edilebilir.

Hatta Türk milletini yok etmek için 1919’daki gibi Yedi Düvelin ordularını vatanımıza yığılabilir.

Ama önemli değil.

“Hepimiz Türk’üz, Hepimiz Mustafa Kemal’iz” diyenler er ya da geç vatanlarına sahip çıkacaktır.

Şunu iyi bilin bir Türk dünyaya bedeldir.

Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi:

“Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”

Milli Mücadele Derneği girişimi adına
Kurucu Başkan Hüseyin Adıgüzel