| Erkin Yurdakul |
|
TÜRKSOLU Çıkarken TÜRKSOLU yeni bir gazete. Ama tanıdık bir isim. 68lerin gençliğinin devrimci fikirlerini geliştirdikleri bir derginin ismiydi TÜRKSOLU. Deniz Gezmişin ranzasının üzerinde bağdaş kurarak okuduğu derginin adı olarak bilindi hep. Bize yeni bir gazete hazırlarken cesaret veren de bu. TÜRKSOLUnu bugün yeniden çıkartanların tamamı üniversite öğrencisi. Yazı kurulumuzun yaş ortalaması sadece 23. Devrimci gençliğin ilk TÜRKSOLUndan bugüne Türkiye önemli değişimler yaşadı. Bugün Türkiyede isim hakkı alınmış bulunan 24.000 yayın var, bunların bir kısmı da aynı veya benzer isimleri taşıyor. Ancak o yıllardan bu yana kimsenin TÜRKSOLU isminde bir yayın çıkarmak aklına gelmemiş. Ne yazık ki bu bir tesadüf değil. Türk ve Solu biraraya getirmemenin giderek bir tabu haline geldiği bir ortamda bu tabunun üzerine gidiyoruz. TÜRKSOLU geleneği ne gençlerle ne de 60larla sınırlı. Bu geleneğin tamamını dikkate aldığınızda elinizde tuttuğunuz gazetenin anlamını ve ne tür bir ihtiyaca cevap verdiğini daha doğru anlamış olacaksınız. TÜRKSOLUnu çıkarmaya karar vermeden önce yaklaşık iki yıldır İleri dergisini yayınlıyoruz. Bu derginin temel misyonunu Atatürkçü, ilerici, devrimci gençleri, Türkiyenin aydın birikimiyle buluşturmak olarak belirlemiştik. Kısa zamanda bu görevin Türkiye için ne kadar acil bir ihtiyaç olduğu ortaya çıktı. Derginin 9 sayısı, her biri 8000 baskı yaparak Türkiyenin sorunlarını derinlemesine tartışacak ve çözümler üretecek önemli bir kesimin olduğunu kanıtlamış oldu. İleride belli bir teorik ve siyasal çerçeve yaratmaya çalıştık önemli aydınlarımızla birlikte. Ve İleri artık kendisinden sonra gerçekten ileri bir adım doğurmalıydı. İşte TÜRKSOLU ülkedeki güncel siyasete, siyasal yapıya hızlı refleksler üretecek, gençlerin ve aydınların ötesine giderek daha da toplumsallaşacak devrimci adımlar atmak amacıyla çıkıyor. TÜRKSOLU bir ileri adım. Türkiye son iki yüz yılını emperyalist paylaşım mücadelesinin merkezinde geçirdi. Türkiyede milli bir bilincin oluşmasının tarihidir aynı zamanda bu. Emperyalistlerin sömürgeleştirme tehditi karşısında giderek, daha önce aşağılanan ve adı bile dikkate alınmayan Türklük ve halk bilinci yeni yeni gelişmekteydi. Mustafa Kemal Atatürk ulusal bağımsızlık mücadelesinin önüne geçene ve bu mücadeleyi zaferle sonuçlandırana kadar da bu bilinç hayallerden ve yanılgılardan başka hiçbir şey ifade edemedi ve ait olduğu halka ulaşamadı. Bu yüzden Türk milliyetçiliğinin Atatürkün devrimci ve gerçekçi kavrayışı ile şekillendiği andan itibaren Türkiyede bir halk iradesinden sözedilebir. Atatürkten sonra da bütün TÜRKSOLU geleneği, halkın ihtiyaçları ve iradesi üzerinde durmaktadır. Bu fikri işlemektedir. Bugün de biz Türkiyede başkaca bir fikre ihtiyaç olmadığını düşünmekteyiz. Türkiyede sol bu halk iradesi fikrinden başka bir yerden ortaya çıkmamıştır. Oysa solu halk iradesiyle yanyana getirmemek için elden gelen herşey yapılıyor aynı zamanda. Öyle bir psikoloji yaratıldı ki; sol adına emperyalistlerden bile insanlığı kurtarmak için ileri adımlar beklenirken yalnız Türkler böyle adımlar atmaya yeteneksizmiş gibi davranılıyor. Solculuk Batılılıkla özdeş tutuluyor. Sermaye medyasında radikal solculuk yapılabiliyor ve bu radikalliğin çerçevesi Türk kafasını aşağılamakla sınırlı tutuluyor. Böyle olunca halk nerede, sol nerede? TÜRKSOLU geleneğine devam etmenin, TÜRKSOLU fikrini işlemenin, Türkiyedeki siyasal mücadeleye TÜRKSOLUnun ağırlığını koymanın bir ihtiyaç olduğunu düşündüğümüz için çıkıyor TÜRKSOLU gazetesi. Bu yüzden Batının değil Türkiyenin Sermayenin değil Solun gazetesini yaratmaya ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Türkiye sermayenin çıkarları halkın ihtiyaçlarının önüne geçirildiği için büyük bir bunalım yaşıyor. Ve bu bunalımın emperyalist çıkarlar adına sürüp gidebilmesi için Batıcı bir düşünsel çerçeve sürekli tüm topluma dayatılıyor. Bunun dışına çıktığınız an aforoz ediliyorsunuz. Bu yüzden Türk ve Solu yanyana getirmek üstelik tarihin akışına rağmen günah. TÜRKSOLU bu günahı işlemeyi göze alarak çıkıyor. Sermayeciliğin ve Batıcılığın yarattığı tüm putlar kırılmalı. Batıcılığın yarattığı tüm düşünsel çıkmaz bir kenara bırakılmalı. Yalnızca Türkiyenin bağımsızlığı, yalnızca halkın ihtiyaçları dikkate alınmalı. TÜRKSOLU böyle bir siyasal tavrı geliştirmek için çıkıyor. TÜRKSOLU bir siyasal tavır, siyasal kuvvet vücuda getirmek için çıkıyor. Olanaklarımız bir çok konuda herhangi bir iddiamızın olmayışını açıklar. Önceden yazmıştık işte çıktı diyemeyeceğiz, tarafsız, objektif habercilik diyemeyeceğiz, her alanda en son modayı takip edemeyeceğiz. Dervişle kahvaltıda ekonomi konuşamayacağız, Pentagona giren ilk Türk olmayacağız. Buna ne niyetimiz var ne de şükür ki olanağımız. TÜRKSOLU habercilik yapmak niyetinde değil. Plazalarında oturanlar belki halkın pek alışkın olduğu gerçekleri orasından burasından çarpıtarak onlara tekrar sunmak işiyle meşgul olabilirler. TÜRKSOLU yeni bir sol yorumu yaratmak peşinde de değil. Batılı olabilecek olanaklarımız ve düşüncelerimiz de yok çünkü. Piyasadaki tüm basının yanında son derece iddiasız bu konularda. Bu durumda TÜRKSOLUnun tek bilgi ve düşünce kaynağı, tek olanağı, kendileri de Türkiyede mücadelenin bir yerinde olan insanlardır. TÜRKSOLUnun okurları yazarlarıdır, düşünürleridir, eleştirmenleridir. Bu yüzden TÜRKSOLU gazetesi sermayenin değil solundur. Onda yayımın sürebilmesi için sermayeye değil devrimci fikre ve devrimci katkıya ihtiyaç vardır. Bu yüzden bundan sonraki her sayı Türkiyein dört bir yanından katkılarla çıkacaktır.Sonuçta tek bir iddiası var Türk Solunun. Devrimciliğiyle tarih yaratmış bir geleneğe dayanmak. Bu yüzden kıyasıya mücadele edecek bir gazete. |