Lütfen bu ;APOya idam standları her şehir ve köy kasaba.köyde açılsın. Biz türk milleti ırkçılık yapmadığımız için biraz geç uyanıyoruz ama uyanırsak da...nolur? Türk tarihine bakıversinler
Ayşe, Adana
17 Temmuz 2010
Evet fikirlerinize katılıyorum İDAM CEZASI GERİ GELSİN APO İTİ ASILSIN.
Ancak bir genel seçimde size verilacek oylar kime gidecek.Bu soruna bir çözüm bulsanız.Artık günümüzde sağ-sol değil CUMHURİYET ve Saltanat tarafları var.Artık A-KE-PE karşıtı oyların onlara yaramaması için sizlere görev düşüyor.
Nurzat Okur, Afyon
16 Temmuz 2010
sadece ve sadece hayır oylarımızın nedenleri bu kadar güzel ifade edilebilir....
Rifat Saraçoğlu, İstanbul
15 Temmuz 2010
ANAYASAYA HAYIR !!!!!!!!!
Siz artık yabancılara toprak satışlarını engelleyemeyeceksiniz.
Siz mayınlı arazilerin çok uluslu şirketlere en az 49 yıllığına kiralanmasını da önleyemeyeceksiniz.
Siz Cumhuriyet'in dönüştürülmesini, ulusalcı kadroların yok edilmesini engelleyemeyeceksiniz.
Siz Türkiye'nin başkanlık sistemine geçip, eyaletlere bölünmesini de önleyemeyeceksiniz.
Anglo-Amerikan federatif sistemin ülkeyi bölüp, daha sonra da ''YUT''masını engelleyemeyeceksiniz.
Türkiye'de yerel yönetimlerin güçlendirilip, kendi meclisleri, yasaları, hukuk sistemleri olan eyaletlere dönüştürülmesini de önleyemeyeceksiniz.
Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine aykırı olmasına rağmen, bir emperyalist proje olan eğitimin yerelleştirilmesini ve eğitimde '' Eğitim Birliği Esası''nın yok edilerek, ana dillerin kullanılmasına da ses çıkaramayacaksınız.
Hatta içiniz yansa da , 1982 Anayasası'nın ''Değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez'' maddelerinin, ayaklar altına alınıp, paspas edildiğini görseniz bile, baş vuracak yüce bir makam göremeyeceksiniz.
Türk kimliği , ülkenin milleti ile bölünmez bütünlüğü yok edildiği takdirde, ses çıkaramayacak ve bunu engelleyemeyeceksiniz.
Türkiye'nin Amerikan mandası olmasını, zaten emperyal işgalin 1945 yılında başlamasıyla elinden alınan tam bağımsızlığının da yok edilmesini de engelleyemeyeceksiniz...
Hayır, sandığınız gibi ben ne paranoyağım ne de bir komplo teorisyeni....
Sadece 12 Eylül referandumunda ''EVET'' oyları çoğunlukta olursa, AB-D Anayasası'nın doğuracağı sonuçları hatırlatıyorum sizlere...
Anayasa referandumundan ''evet'' oyu çıktığı takdirde olacaklar elbette bunlarla da sınırlı değil..
Ülkenin Güneydoğu'sunu şiddet ve korku salarak ele geçiren terör örgütü, o bölgede iktidar olmanın avantajını da kullanarak , emperyalizmin ana planının, ülkeyi bölmeye yönelik bölümünü devreye sokacaklardır.
Cumhuriyet'i 90 yıldır Kürtleri inkarla, 30 yıldır da katliamla suçlayan PKK zihniyeti, bir Türk-Kürt çatışmasının çıkması ve bunun kanlı bir iç savaşa dönüşmesi için elinden geleni yapacaktır.
Şimdi sizinle 4 Haziran 2003 'de TBMM'de yasalaşan '' İkiz Sözleşmeler'' i hatırlayalım. Hani şu 1. Bentlerinin 1.Maddeleri '' Halklar kendi siyasi geleceklerini tayin etme hakkına sahiptir.'' diye ahkam kesen sözleşmeler. AKP bu sözleşmeleri imzalarken hiç bir maddenin altına ''şerh'' koymamış, üstelik beyan da ifade etmiştir.
Bir iç çatışma çıktığı takdirde - ki büyük bir olasılıktır- bu çatışmanın yarattığı gerilimden faydalanan dış güçlerin en başta ABD'nin ülkemize müdahalesi gerçekleşecektir. Çünkü AKP'nin ''İkiz Sözleşmeler''in altına attığı imza diğer devletlere ve BM'ye bu hakkı tanımaktadır. Elbette zaten ülkemizi işgal etmek için fırsat bekleyen sömürgeci güçler demokrasi (!) ve özgürlük,barış getirmek bahanesi ile tıpkı Irak'ta olduğu gibi topraklarımızı işgal edeceklerdir. ''Evet'' diyenler esareti şimdiden kabullensinler.
Hadi diyelim ki, yabancı güçlerin ülkeyi işgali zayıf bir olasılık.. O zaman Anayasa referandumunun hemen ardından başkanlık sistemi halkın oylarına sunulacaktır.
Ve başkanlık sisteminin gereği olarak Türkiye eyaletlere veya bölge valiliklerine dönüşecektir.
Bu eyaletlerin veya bölge valiliklerinin iç işlerinde tamamen bağımsız olduğu da bilinen bir gerçektir. Kısacası tümünün eyalet meclisleri , özel yargıları , kolluk kuvvetleri , özellikle ülkenin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde eğitimde ve kamuda kullanacakları Türkçe'den ayrı bir dilleri olacaktır.
Ve siz hiç bir şey yapamayacak vatanın ve cumhuriyetin getirdiği tüm kazanımların elinizden alındığını sadece seyredeceksiniz..
Çünkü 12 Eylül 2010'da oylanacak olan bu yeni Anayasa , Cumhuriyet'in kurucu felsefesini koruma görevini üstlenen, Anayasa Mahkemesi'ni etkisizleştirmektedir. Yeni Anayasa ile bir '' iktidar aile mahkemesi'' oluşturulacak ve elbette tüm işlevini kaybetmiş ve iktidar partisinin oyları ile seçilmiş bu 'Yüce Mahkeme'', cüceleştirilip, Okyanus ötesi büyük abilerin Türkiye için yaptığı tüm planların önündeki bu engel de yok edilecektir.
Eğer son iki yılda gelişen olaylar zincirini irdeleyecek olursak, şu gerçekle yüz, yüze geliriz. Amaç , Anayasa'yı değiştirmek değildir. Hedef Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni dönüştürmektir.
Devlet'i dönüştürmek için önündeki tüm yasal engellerin ''temizlenmesi'' gerekmektedir. Muhalefetin, yargı mensuplarının ve demokratik kitle örgütlerinin tüm direnişine rağmen, iktidarın genel seçimlere çeyrek kala , bu dönüşümü öngören değişiklikleri tek başına yapmak isteminin ana nedeni budur.
Bu dönüşüm planının uygulanmaya konuluşunun sözlü olarak dile getiriliş tarihi 6 Nisan 2007'dir. Bu tarihte TBBM'de yaptığı konuşmada ABD Başkanı Obama, Ermeni-Kürt- Azınlıklar konusunda bastıra bastıra tavsiyelerde (!) bulunmuş, bizim muhterem vekillerimiz de ne acıdır ki, avuçları patlayıncaya kadar alkışlayıp, bu zat-ı muhteremin patronluğunu onaylamışlardır.
Obama ile birlikte , ABD'nin BOP'nin dayatmaları, ana fikrini -BÖL ve YUT- korumakla birlikte, söyleminde gerçek amacının üzerini örten bir değişim göstermiştir.. Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgede , ülkeleri değiştirme ve ötekileştirme faaliyetleri doğrultusunda üzeri yaldızlanmış üç yeni silah devreye sokulmuştur. Modernleştirme- Liberalleştirme- Demokratikleştirme...
Türkiye'deki dönüştürme projeleri, emperyal patronun ortaya attığı bu üç kavram etrafında organize edilmiştir.
Bu projenin tek ve gerçek amacı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin üniter yapısını koruyan, eyalet ve federasyona uygun bir yapıya dönüşmesini engelleyecek kurum, kuruluş ve kişileri etkisizleştirmektir.
Ve bu anlayışa göre değişime engel olan statükoyu (!) ve bu düşünceyi temsil eden tüm kurum, kuruluş ve kişilerin yapısı tamamen değişmek zorundadır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, Yargı, Anayasa Mahkemesi ve tüm anayasal kuruluşlar CHP, ve MHP bu değişimin içindedir. Aslında bu bir değişimden öte bir yok etme planıdır.
12-Eylül'de halkın oyuna sunulacak olan Anayasa, 5 Kasım 2007'de ki Oval Ofis'te yapılan Bush- Erdoğan görüşmesinin bir ürünüdür. Görüldüğü gibi hedef daha demokratik, daha özgürlükçü , daha insan haklarına saygılı, daha eşitlikçi bir anayasa değildir.
Hedef doğrudan doğruya devletin üniter yapısı , ülkenin milleti ile bölünmez bütünlüğüdür. Tüm bu projelerin ve yapılanların Türkiye Cumhuriyeti'nin milli yapısını hedef aldığı açıktır.
!2-Eylül'de oylanacak olan sadece Anayasa değildir. Türk milleti 12 Eylül'de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin var olma savaşını, üniter yapısını, bölünmez bütünlüğünü, hatta Lozan'ı ve Bağımsızlık Savaşı'nı da oylayacaktır.
Türk milleti, Anayasa oylamasında ''EVET'' oyu vererek engelleyemeyeceği bu süreci, ''HAYIR'' oylarıyla engellemek ve durdurmak zorundadır.
Bu bir halk oylaması değil, Türkiye'nin var olma savaşıdır.
Tahsin Eski, Almanya
14 Temmuz 2010
Lütfen Çanakkale'ye de gelin artık.Burada sizin partinize ihtiyaç var.
Onur, Çanakkale
12 Temmuz 2010
ÜLKEMİN BUGÜNKÜ DÜŞTÜĞÜ DURUM İÇİM YAKIYOR. HER GÜN ŞEHİT OLANLAR İÇİN ANA BABALARIN BİZLERİN İÇİNİ KAVURUYOR. HER NEDENSE BAŞIMIZDAKİLERİN ÇOCUKLARI ÇÜRÜK RAPORU VEYA BİR ŞEKİLDE SIYIRTIYOR. BU GÜNE DEĞİN ONLARIN EVLERİNE ATEŞ DÜŞTÜMÜ. ONLARCA AYDINLARIMIZ HAPİSHANELERDE OYSAKİ YAŞAMIN HER SANİYESİ ÇOK DEĞERLİ. ÇALDIKLARI ÖZGÜRLÜĞÜN HESABINI KİM VERECEK. SUÇSUZ İNSANLARI EN VERİMLİ DÖNEMLERİNDE BU ŞEKİLDE SUSTURMAK REVAMIDIR. TÜM ATATÜRKÇÜLER NİÇİN AYAKLANMIYORUZ. BİZLERİDE ATSINLAR ONLARIN YANINA. İSYAN ETTİĞİM ÇOK ŞEY VAR. DEĞİŞŞİN ARTIK BU DÜZEN. ATAMIZ KEMİKLERİNİ DAHA FAZLA SIZLATMIYALIM.
Türk partisi yalnızca ulusal partidir. Türklerin partisi olduğunu söyleyen ülkemizde bir tek Ulusal Parti var. Ve önümüzdeki seçim Türkiye’yi Kürtler mi yönetecek Türkler mi yönetecek bunun seçimi olacak. Genel seçim 2011 yılında. Az kaldı.
SAYGILARIMLA
Murat Pira, İzmir
12 Temmuz 2010