Arama: 
05.01.2004/Sayı:47
Anasayfa
Kapak
Başyazı
Yekta Güngör Özden
Bedri Baykam
Öner Yağcı

  
  Erkin
  
Yurdakul'dan
  seçmeler

  Atatürkçülüğün,   sosyalizmin,   milliyetçiliğin en   önemli   teorisyenlerindendi

  Erkin Yurdakul
  İstanbul Üniversitesi
  soruşturma   komisyonuna

  Güneş Ayas
  Erkin’in bıraktığı   yerden, yola devam

  Ailesinin   açıklaması
  O bize tertemiz bir   isim bıraktı

  Emin Sami Arısoy
  Kemalist Devrim   mutlaka tamamlanacak   bu topraklarda


Manifesto
Gelenek
Çıkarken
Ulusal Sol
Abonelik
Arşiv
İleri Dergisi
Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu
Afişler
Künye
 
Atatürk Deniz Che
Erkin Yurdakul

İstanbul Üniversitesi
Soruşturma Komisyonu’na,

Adresime gönderdiğiniz tebligatta belirttiğiniz üzere, 17 kasım 2003 günü komisyonunuza sözlü savunmamı verdim. Ancak soruşturmada karşılaştığım suçlamaları daha önce duymadığım ve kabul etmediğim için yazılı ifade hakkımı kullanmak istemiştim.

1- Soruşturmada yöneltilen suçlama üzerine;

Soruşturmada bahsi geçen olayla ilgim yoktur. 10 Kasım 2003 günü Atatürk’ü anmak üzere İstanbul Üniversitesi’nin düzenlemiş bulunduğu anma toplantısına katılmak için Fen Fakültesi Cemil Bilsel konferans salonundaydım. Bahsi geçen olayın gerçekleştiği dakikalarda, Konferans Salonunun çıkışındaki tuvalette bulunmaktaydım. Rektör Kemal Alemdaroğlu’nun gelişi ve bahsi geçen olayın başlaması benim tuvalette bulunduğum ana rastgelmektedir. Ben tuvalette bulunduğum sırada konferansın onur konuğu eski Genel Kurmay Başkanımız sayın İsmail Hakkı Karadayı da tuvalette bulunmaktaydı. Olayların başlaması sırasında Paşamız tuvalette korumaları ise tuvalet girişinde bulunmaktaydılar. Gürültüler üzerine tuvaleten çıktığımızda Paşamızla birlikte olaylara şahit olmuş durumdaydık.

Şahit olduğum görüntüler aynen şunlardır: Sayın Rektör Kemal Alemdaroğlu, o sırada duvarda ve standların arkasında asılı bulunan, üzerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün en sevdiği atı Sakarya üzerinde Bağımsızlık Savaşımızın Muzaffer Komutanı olarak gururla ve asaletle durduğu bir resminin ve bu resmin yanında da 10 Kasım’ın anlamına uygun olarak “Mazlum Milletlerin bağımsızlık ve devrim mücadelesinde yaşıyor” yazısının bulunduğu afişleri yırtıyordu. O sırada salonda bulunan görevliler de sayın Rektörü izlemekle yetinmekteydiler. Aynı anda Rektör Kemal Alemdaroğlu, standda bulunan yayınları toplamakla meşguldü ve bir süre sonra da standda bulunan tüm yayınları ve afişleri kendi eliyle toplamış bulunmaktaydı. Bu sırada ben bulunduğum yerde gelişen durumu izlemekteydim. Bunun dışında olayla bir ilgim yoktur.

Karadayı Paşamız da aynı durumun şahidi olmuştur. Paşamızın bir korumasının elinde de standda bulunan Yekta Güngör Özden’in kitabından ve TÜRKSOLU gazetesinden bir tane bulunmaktaydı.

2- Soruşturmada
TÜRKSOLU Gazetesi hakkında sorulan sorular üzerine;

Soruşturmanın konusu olan olayla ilgim bu düzeyde ve alakasız olarak bulunmakla birlikte, soruşturmada TÜRKSOLU gazetesi hakkında karşılaştığım sorular bana, hakkımda soruşturma açımasının mevcut suçlamalar dışıda başka bir anlam taşıdığını düşündürttü.

Komisyon üyelerinizin bir kısmı da TÜRKSOLU gazetesinin abonesi bulunmaktadır ve bildiğiniz gibi ben öğrenciliğimin yanısıra TÜRKSOLU gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürütmekteyim. Anladığım kadarıyla TÜRKSOLU Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni olmam öğrencilik haklarımın engellenmesi için yeter sebep görülmüştür! Ancak komisyonunuzun bu “önyargı”sı üzerin bir takım itirazlarım vardır:

A- TÜRKSOLU Gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği Hukuki değil Siyasi bir rezervdir. Dolayısıyla soruşturma komisyonunda karşılaştığımız sorular hukuki bir anlam taşımayıp tamamen siyasidir.

Komisyonunuzun Hukukçu üyelerinin de bu konu hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir. Bildiğiniz gibi Basın mevzuatına göre gazetelerin hukuki sorumluları gazetenin sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü olmaktadır. Gazetenin “Genel Yayın Yönetmenliği” ise tamamen gazetenin özerk alanına kalmış hukuki bir anlam taşımayan ancak yayın yönetmenin gazetecilik ve siyaseçilik niteliklerine göre gazete açısından bir düzenleyicilik ve prestij anlmı taşıyan bir görevdir. Bu anlamıyla ben TÜRKSOLU Gazetesinin ilkelerine uygun olarak

-bir Atatürkçü genç olduğum için

-bir öğrenci olduğum için

-gazetenin hukuki sorumluları uygun gördüğü için

bu görevi yürütmekteyim.

Dolayısıyla sizin soruşturma komisyonunda hakkımda ve gazetemiz hakkında sorduğunuz sorular da, benim konumuma uygun olarak, hukuki bir anlam taşımaz, sadece komisyonunuzun siyasi bir soruşturma yürüttüğünü kanıtlar.

Gazetemiz hakkındaki tüm yasal ve hukuksal rezervler ise Basın savcılığına aittir. Komisyonunuzun çapını aşar.

B- Komisyonunuzun böyle bir siyasal soruştuma yürütmeye hakkı olmadığını bilmekle birlikte, TÜRKSOLU Gazetesinin böyle bir soruşturmaya muhatap edilmesine siyasal bir anlam da verememekteyim. Doğrudur, Gazetemizde yazılanlar, molla rejimlerinde, Maocu, faşit bir takım totaliter rejimlerde suç olarak görülebilir. Ancak Atatürkçü bir gazetenin İstanbul Üniversitesi’nde sorgulanmasına anlam verememekteyim.

Özellikle komisyonunuzda, okulumuz öğrenci şenliğinde teröristbaşı Abdullah Öcalan pankartlarının asılmasını sorgulayan sütunların okunması ve bunların suç unsuru taşıyıp taşımadığının sorulmasını anlamak mümkün değildir. Türkiye’de ne zamandan beri terörist PKK’nın faaliyetlerine karşı yayın yapmak suç olmuştur?

TÜRKSOLU Gazetesi tüm kamuoyunda Atatürkçülük konusunda tavizsiz yaptığı yayınlarla bilinmektedir ve bu özelliğiyle tüm cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının hedefi konumundadır. Gazetemizin Atatürkçü siyasi misyonunu sorgulamak, Atatürkçülüğüyle bilinen bir üniversitenin “soruşturma komisyonu”nun işi olmaması gerekir.

C- Soruşturmadaki suçlamalardan biri ise okulumuz gerçekleri düşünüldüğünde son derece düşündürücüdür. TÜRKSOLU gazetesinin dağıtılması ve İstanbul Üniversitesi’nde okunmasını suç unsuru olarak göstermek, hele tüm terörist ve yasadışı yayınların, afişlerin ve düşüncelerin bile rahatça asılıp dağıtılabildiği İstanbul Üniversitesi’nde ne anlama gelmektedir. Hatta İstanbul Üniversitesi yönetecileri defalarca demeçlerinde bu durumu okuldaki demokratik ortamın bir göstergesi olarak savunmamışlar mıdır?

Halen İstanbul Üniversitesi’nde çeşitli gruplara ait standlarda bu türden yayınlar rahatça dağıtılabilmekte ve satılmaktadır.

Bilindiği kadarıyla sayın rektör Kemal Alemdaroğlu döneminde bu türden yayınlar hiç bir şekilde soruşturma konusu yapılmamış, hiç bir öğrenciye böyle bir suçlamayla soruşturma açılmamıştır. Ortalıkta terörist grupların yayın organları dolaşırken, Atatürkçü yazarları ve kimliğiyle TÜRKSOLU Gazetesi’nin standlarda bulunmasının suç olarak gösterilmesi düşündürücü olmanın ötesinde kaygı vericidir ve bi takım karanlık ilişkileri düşündürmektedir.

Vaziyeti ortaya koymak amacıyla ekte, gazetemizin bu güne kadar attığı kapak manşetlerini sunuyorum ve bize kimlerin düşmanlık besleyebileceğini yorumlarınıza bırakıyorum.

Ancak şunu da belirtmek isterim ki, komisyonunuz eğer Atatürkçü bir gazeteyi cezalandırmak gibi kendini aşan bir görevi iş edinmişse AKP iktidarı bu işi çok daha iyi ve kitabına uydurarak yapmakta, gazetemize yönelik mali ve adli bir saldırı kampanyasını sürdürmektedir.

3. Suçlamaların tek “dayanağı” TÜRKSOLU Gazetesi Genel Yayın yönetmeni olmamdır.

17 Kasım 2003 günü, sözlü savunmamı vermek üzere komisyonunuzun karşısına çıktığımda muhatap olduğum sorulardana anladığım, bu soruşturmayla tek ilgim TÜRKSOLU Gazetesi Genel Yayın yönetmeni olmamdır. Hakikaten, komisyonunuzda TÜRKSOLU Gazetesiyle ilgim sorulduğunda ve Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni olduğum cevabını verdiğimde komisyon üyilerinden birinin “bu bizim için yeterli” yorumu bendeki bu kanıyı ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda ben de cevaben TÜRKSOLU Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni bulunmamın soruşturmayla hiç bir ilgisi bulunmadığı için bu konudaki beyanımın zapta geçirilmemesi gerektiğini belirtmiştim. Nitekim komisyonunuzun gazetemize “ilgisi”ni belirten sorunuz ve benim cevap vermediğim sözlü soruşturma tutanaklarında tescillidir.

Aklı selim ile düşünüldüğünde ve hiçbir baskı altında kalmadan yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarına uygun olarak davranıldığında görülecektir ki, Atatürkçü bir gazetenin Genel Yayın Yönetmeni olmam, İstanbul Üniversitesi’ndeki öğrencilik haklarımın engellenmesi için yeterli olamamaktadır.

Tersine bu kimliğimle her Atatürkçü vatandaştan gördüğüm asgari saygıyı üniversitemizden de beklemekteyim. Hakkımdaki soruşturmanın derhal durdurulmasını talep ediyorum.

Bilgilerinize arz ederim.

Erkin Yurdakul
21 Kasım 2003