Halk Soruyor Gökçe Fırat Cevaplıyor - Türkiye İsrail'le dost mu olmalı düşman mı?
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Batı'nın 2015 Planı'na hazırlanın...
HALK SORUYOR
GÖKÇE FIRAT YANITLIYOR

Türkiye İsrail'le dost mu olmalı düşman mı?
KAYA ATABERK
Devletin Dersim Arşivini açıklıyoruz
ALİ ÖZSOY
"Avrasya" efsanelerine bilimsel bir bakış
SERAP YEŞİLTUNA
AKP, Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'ne düşman Fransa'da Anayasa Mahkemesi kapısında!
ESER ÖZALTINDERE
Denktaş'ı uğurlayanlar arasındaydım…

ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Türk dünya sistemi
ve Avrasyacı tezler

OKAN İŞBECER
Hocalı Katliamı
soykırım olarak tanındı

TUĞRUL ÇELİK
Mümtaz'er, sana yağlı kazık düşünmüyoruz,
elimizde taş gibi delikanlılar var!

TANSU BELE
Günümüz toplumunda kadın

OZAN BARAKLI
Anayasa ve Kürtler

 

Halk Soruyor Gökçe Fırat Cevaplıyor
Türklüğün merkezi 1000 yıl sonra Anadolu'dan İran'a taşınacak... Cemaat 12 Eylül Ordusu'nun ve darbenin ürünüdür... CHP kasedi Ergenekon'a dahil edilecek...
Türkiye İsrail'le dost mu olmalı düşman mı?


- Geçen hafta "Eğer İsrail'le Türkiye arasındaki ilişkiler kopmasaydı bugün Fransa'da bu yasa asla çıkamazdı!" dediniz bu konuyu biraz daha açar mısınız; İsrail'e dost olmamız Fransa'yı nasıl engelleyecekti? Türkiye İsrail'le dost mu olmalı?

Türkiye kamuoyunda genellikle İsrail düşmanlığı vardır. Amerikan düşmanlığı, Avrupa düşmanlığı bizim ülkemizde pek yapılmaz ama hemen herkes İsrail düşmanlığına oynar. Özellikle de politikacılar.

Oysa Türkiye'nin bu bölgede İsrail'le düşmanlık gibi bir politikası izlemesi son derece gereksizdir. İsrail devleti ile müttefik olmak ve bölgesel çıkarlarımıza ters hareket etmekten bahsetmiyoruz, bunun altını özellikle çizelim. Ama müttefik olmadığın her ülkeyle de düşman olmak zorunda değilsin.

Türkiye bu dengeyi hep kaçırdı, ya İsrail dostu oldu ya da şimdiki gibi İsrail düşmanı. Oysa her iki politika da Türkiye'ye hep zarar verdi.

Örneğin Ermeni soykırımı tasarılarında özellikle Amerika'da İsrail genellikle Türkiye'nin tarafını tuttu. Eğer bizim uluslararası camiada Ermeni meselesinde bir destekçiye ihtiyacımız varsa -ki var- İsrail'le düşman olmak bize kaybettirir. Nitekim Fransa'da yaşananlar bunu ispatlamaktadır.

Kaldı ki Türkiye son derece önemli bir sürece girmiştir, hızla Batı dünyası için tehdit olarak sivriltilmektedir. Böylesi bir süreçte yükselen Şeriatçılıkla birlikte İsrail düşmanlığı Türkiye'yi gelecekte Batı'nın hedefi yapar.

Tarihsel olarak baktığımızda da Türklerle Hırıstiyan Batı arasında büyük mücadeleler hep olmuştur. Ama Yahudilerle Türkler arasında böylesi bir durum yoktur. Burada Hırıstiyan dünyasının çok ustalıklı bir oyunuyla karşı karşıyayız. Türkiye artık bu tuzağa düşmemeli.

- Türk Devleti Ermenistan'a ekonomik yaptırım uygulayamaz mı? Hava sahasını kapatmak, ticari geçişleri ve sınır geçişlerini sınırlandırmak gibi yaptırımlarla kendisine yönelik suçlamalara karşı daha aktif bir mücadele yöntemi izleyemez mi? Bu konuda Azerbaycan Devletini de yanımıza çekebilir miyiz?

Türk devleti elbette Ermenistan'a böylesi bir boykot uygulayabilir. Ama son dönemde tüm Avrupa ülkeleri ile, ABD ile ve İsrail'le zaten kavgalı olan bir hükümetin bu tür bir adım atması oldukça zor olacaktır. Türkiye, sözde büyük devlet gibi davranmaya kalkmıştır ama bu dayanaksız kabadayılığın bedelini şimdi eli kolu bağlanarak ödemektedir.

Bunun dışında Ermeni meselesinde Azerbaycan'la eşgüdüm halinde de çalışamamaktadır. Çünkü Türk devletinin Türk dünyası ile ilişkisi de yanlış kurulmuştur.

Çok açık konuşalım, Azerbaycan Türkiye'den çok daha küçük bir devlet bile olsa petrol dolayısıyla daha güçlü bir konumdadır. Aslında Azerbaycan devlet adamları, hiçkimse ile düşman olmadan kendi çıkarlarını savunmaktadır ve bu politikanın karşılığını da görmektedirler.

Ben hemen burada bir komplo teorisi atayım ortaya, İran'a Amerikan müdahalesinden sonra, İran'ın Türk bölgesi Azerbaycan'la birleşse, Türkiye Kürt meselesi ve Ermeni meselesi nedeniyle bölünmeye itilse, Azerbaycan Türklüğün merkezi haline gelecektir. Yani Selçuklu'dan yaklaşık 1000 yıl sonra Anadolu değil yeniden İran Türklüğün merkezi olabilir.

Olmaz olmaz demeyelim. Tayyip Erdoğan'ların Şeriatçı yönelimleri sadece Batı'nın hedefi yapmaz Türkiye'yi; aynı zamanda tüm Şii dünyasından da hızla koparır. Şii Hilali'ne ve Büyük Safevi Projesi'ne biraz daha dikkat edelim derim.

- Sözde Ermeni Soykırımı iddialarına karşı hükümet "Arşivleri tartışmaya açma ve meseleyi tarihçilere bırakalım" yaklaşımını savunuyor. En son Amerika'nın Ankara Büyükelçisi Riccordione de benzer açıklamalar yaptı. Bu yaklaşım doğru ve yeterli mi?

Burada yine Türklere kurulan bir tuzak var. Türkiye ile Batı arasında tarihsel bir düşmanlık vardır ve Batı'nın tüm tarihçileri de Türklere düşmandır. Batı'da yüzyıllardır tarih eğitimi Türk düşmanlığı üstüne kuruludur. Ve koskoca Batı tarihçileri içinde Türk dostu diyebileceğimiz tarihçi sayısı bir elin parmağı kadar bile yoktur.

Şimdi Türkiye'de şöylesi bir umut canlandırılmayı çalışılıyor. Sanki Batı'nın politikacıları Türk düşmanı ama Batılı tarihçiler tarafsızdır. Tersine, politikacılar çıkarları gereği Türklerle ittifak yapabilirler ama tarihçiler asla. Onlar çok koyu ve çok köklü bir şekilde Türk düşmanıdır.

Hükümet politik alanda güçlü olamadığı ve Batılı siyasileri etkileyemediği için topu tarihçilere atıyor. Yani sorumluluktan kaçıyor. Bizim hükümetten hesap sormamız lazım, 10 yıldır iktidarsınız da neden Ermeni meselesinde hiç bir kazanım elde edemediniz diye?

- Fransız mallarına karşı boykot çağrısı yapıyorsunuz. Bu ne tür sonuçlar verir?

Boykot her koşulda en etkili silahtır. Eğer kapitalistler tüm düzeni alış veriş üzerine kurmuşlarsa burada alışverişi kesmek onlara verilecek en büyük tepkidir. Ve üstelik ticari boykotun sonuçları çok kısa sürede alınır.

Örneğin bir Fransız otomobil firması 15 gün sıfır satış yapsın Türkiye'de, bu firma batar. Yine bir Fransız marketi 15 gün cirosunun yarısını kaybetsin batar. Çünkü kapitalist sistemde her ticarethane günlük belli bir gelir elde etmek zorundadır. Bunu elde edemese ayakta kalamaz.

Bu kapitalist kuralı gözönünde bulunduralım. Hele hele Fransa ekonomik krizden etkilenen ve sarsılan bir ülke. Yani ekonomik boykotun en çok sonuç alabileceği bir dönemdeyiz.

Bunun dışında boykot, bu davanın hükümetin meselesi değil her Türk'ün davası olduğu bilincini yayar. Bu milletin en çok bu bilince ihtiyacı var. Boykot, Türklerin birlik ve beraberliği için iyi bir motiasyon kaynağı olacaktır.

Bunun tam tersi cephesinde Fransız iş cevresi ve buradan ekmek yiyen Fransız vatandaşlarını da bu meselede bir taraf haline getirecektir. Fransızlar hükümetlerinin attığı adımların sonuçlarının doğrudan kendilerini ilgilendirdiğini görecek ve ona göre davranacaklardır.

- CHP Kurultay sürecine oldukça tartışmalı bir şekilde giriyor. Kurultay sonrası CHP'de bir bölünme olabilir mi? "Baykal'a kaset provokasyonu örgüt işi" açıklamalarını ve bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

CHP geleneği zaten birleşememiş bir gelenektir, bir hizipler federasyonudur. Böylesi bir partide her dönem yeni bölünmeler olur.

Ama CHP içinde son üç yıldır yaşananlar hizipçiliğin dışındaki istihbarat faaliyetidir. Baykal'ın devrilmesi gerçekten de bir örgüt işidir ve bu örgüt de mutlaka ama mutlaka bir istihbarat örgütünün yönlendirmesindedir.

Anlaşılan bu dava da Ergenekon havuzunda değerlendirilecek. Baykal'ı deviren klik, CHP'yi aynı zamanda Ergenekon'a da sokmuş olacak.

- Son günlerde Taraf gazetesinde Oda TV davasını eleştiren yazıların çıktığını görüyoruz. Oysa Taraf çevresi Soner Yalçın ve ekibini ulusalcı olduğu gerekçesiyle eleştirmekteydi. Bu kesimlerin iç içe geçmeye başlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında bu olay da doğrudan CHP ile bağlantılı. Oda TV'nin sadece CHP'nin Halk TV'sini değil aynı zamanda Baykal'ın koltuğunu da almaya yönelik bir girişimde bulunduğu son derece açık. Yani kesinlikle ortada bir komplo var. Ama bu komplocuların hepsinin tek bir Ergenekon şebekesinin üyesi veya ayrı hücreleri olduğunu düşünmek zorunda değiliz ve olmamalıyız da.

Kaldı ki ulusalcı denilen Oda TV türü yapılanlamaların Kürtçülükle son derece içiçe bir ideolojileri de var. O nedenle bu insanların bir gün PKK ile bir başka gün ABD ya da CIA'nın bülteni olan Taraf'la aynı kulvara girmeleri beni hiç şaşırtmaz.

Türkçü olamayanlar Amerikancı da olur Kürtçü de olur… Ulusalcılığın mihenk taşı bugün için budur.

- Ülkücü derneklerin bazıları 12 Eylül davasında müdahil olmak istediklerini söylediler. Zaman gazetesi bu girişimi destekliyor ve tüm 12 Eylül mağdurlarının bu davaya müdahil olmasını isteniyor. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz, Fethullahçılar MHP tabanını etkilemeye mi çalışıyor?

Zaman gazetesi ve Fethullahçılardan hiçkimse mağdur sıfatı ile müdahil olamayacaklardır bu girişime. Çünkü Fethullah Gülen ve çevresi 12 Eylül döneminde korunmuş ve kollanmışlardır. Fethullah Cemaati 12 Eylül'ün eseridir.

12 Eylül uluslararası bir Amerikan darbesiydi ve bu darbe ile birlikte Türkiye'de İslamcı akım güçlendirildi. Darbecilik ve Şeriatçılık, birbirinden ayrılmaz bir ikili olarak çıktılar 1980 Türkiyesinde.

Günümüzde ise yine sivil darbecilik hüküm sürmektedir, burada yine Türk Ordusu içinde bir darbeci klik oluşmuştur ve bunlar Fethullahçıdır. Bugün Fethullahçıların Orducu, darbeci ve elbette Amerikancı olduğunu söylemek işin en doğrusu olacaktır aslında.

Ama şimdi büyük bir yüzsüzlükle 12 Eylül mağdurları üzerinden prim yapmaya çalışıyorlar. Burada asıl hedef Ülkücü tabanı MHP'den uzaklaştırıp cemaate yakınlaştırmaktır. Cemaat 12 Eylül referandumundan bu yana MHP tabanı üzerinde kirli ve kışkırtıcı bir hizip örgütlemektedir. Bu da o faaliyetin bir devamıdır.

Aslında seçim öncesi kaset operasyonları ile bu konuda çok daha büyük bir operasyon da yapmışlardı. Cemaatin tüm bu operasyonlarının MHP'nin tabanı olan bölgelerde AKP'ye oy olarak döndüğünü görüyoruz.

Hem CHP hem de MHP içindeki bu oyunlara baktığımızda, aynı merkez tarafından yönlendirilen tek bir süreç olduğunu görürüz. Cemaat hem MHP'yi hem de CHP'yi parçalamak üzere faaliyettedir.

Türkiye'ye biçilen iki partili düzende MHP ve CHP'ye yer yoktur ve bu partiler Cemaat tarafından paçalanacaktır.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamıştır.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...
 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 421 85 15   Adana: 0322 456 29 40