![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Tuğrul Çelik Mümtaz'er gibi Atatürk karşıtı bir ismin, adında Atatürk geçen bir kurumun başına getirilmesi rezaleti, neyse ki Mümtaz'er'in gelen tepkiler üzerine istifa etmesiyle son buldu. Her fırsatta Atatürkçülüğü hakaret olarak gördüğünü belirtmekten çekinmeyen, Atatürk ve Türk Ordusu düşmanlığını hiçbir yerde gizlemeyen Mümtaz'er gibi birisinin adında Atatürk geçen bir kurumun yönetimine ataması da "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" sözünü "ilkellik" olarak gördüğünü söyleyen birisi tarafından yapılmıştı ve aslında bu duruma çok da şaşırmamak gerekirdi. Mümtaz'er geçtiğimiz haftalarda yine gündeme gelmeyi başardı. Antalya'nın Kumluca ilçesinde düzenlenen bir söyleşiye konuşmacı olarak katılan Mümtaz'er, burada söyledikleriyle dikkatleri üzerine çekti. 12 Eylül iddianamesinin kabul edilmesiyle birlikte 12 Eylül tartışmaları yine gündeme geldi. Bu mesele gündemdeyken, "12 Eylül Askeri Darbesi ve Bugüne Yansıyan Sonuçları" konulu bir söyleşiye katılan Mümtaz'er burada darbecilerin yargılanması konusunda idam cezasının geri getirilmesi gerektiğini belirtti ve bununla yetinmedi. "Darbeciler için idam cezası geri getirilsin istiyorum. Darbe yapan veya yapmak isteyenler bunu bilerek yapsınlar. Hatta bana sorarsanız idam yerine eskiden olduğu gibi yağlı kazıklara oturtularak cezalandırılması taraftarıyım. Bizler darbecileri cezalandıralım ki bir daha başkaları darbe yapmaya yeltenmesin." Bizzat kendisi 12 Eylül ürünü olan Mümtez'er ilginç bir şekilde 12 Eylül'le hesaplaşmaya kendini kaptırıp bu cümleleleri sarfediyorken, Mümtaz'er'in de darbeci olduğu haberleri gündeme gelmez mi? Nasıl olur da bugünün Prof. ünvanlı "demokrat" kişiliğinin adı darbe ile yan yana gelebilirdi? Hele hele işin içine yağlı kazık girmişken? Mümtaz'er'in darbeciliği konusunun ayrıntıları şöyle. 1995 yılı 13 Mart'ında Azerbaycan'da Haydar Aliyev'e bir darbe teşebbüsü olmuştu. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, olacakları öğrenip Aliyev'i uyarmış, çok sayıda insanın öldüğü darbe girişimi atlatılmıştı. Haydar Aliyev, olaydan sonra darbe girişiminin Türkiye bağlantılarını ima etmişti. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller'di. Çiller'in dış işleri bürokratları ve görevlileri dışında oluşturduğu akademisyen ve danışmanlardan kurulu özel yapılanmalarından bahsediliyordu. Ve Çiller Azerbaycan'daki darbe teşebbüsünden bir yıl sonra gerçekleşen Susurluk kazasından sonra başlayan devlet-mafya-siyaset tartışmalarında "Devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir" sözünü söyleyecekti. Bu sözün fikir babası da Tansu Çiller'in siyasi danışmanlığını yürüten Mümtaz'er Türköne'den başkası değildi. Siyasi yolculuğuna Ülkücü olarak başlayan Mümtaz'er, 12 Eylül'den sonra kendini Çiller'in danışmanlığı görevinde bulmuştu. Bugün derbecilerin yargılanması konusunda yağlı kazık formülünü dile getiren Mümtaz'er'in Azerbaycan'daki darbe girişiminde rolü olduğu iddiaları, Fatih Altaylı ile girdikleri bir tartışmada da dile getirilmişti. Fatih Altaylı ile aralarında çıkan "cahil" tartışması sırasında yazılan karşılıklı yazılarda Altaylı, Türköne'den "Bir dönem Azerbaycan'da darbe kotarmaya çalışan adam" diye bahsetmişti. Eğer Mümtaz'er'in iddia edildiği gibi Azerbeycan'daki darbe girişiminde parmağı varsa, ettiği sözlerden bir tarafları epey ağrıyacak gibi duruyor. O çok alkışladığı AKP'nin "ileri demokrasi" hamlesiyle birlikte sivil-asker ayrımı da kalmadı. Onların deyişiyle "vesayet" kalktı. Artık darbeyi sadece asker yapmıyor. Mümtaz'er de yolu açtı bir kere... Darbecilikten yargılanacaksa bizim de bir önerimizi var. Yağlı kazığı boşverin... Elimizde taş gibi delikanlılar var!
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 442 8 777 İzmir: 0232 421 85 15 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||