Gökçe Fırat - Vatan mücadelesine dört elle sarılmak...
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Vatan mücadelesine
dört elle sarılmak
HALK SORUYOR
GÖKÇE FIRAT YANITLIYOR

Tayyip Erdoğan
kanser mi değil mi?
ALİ ÖZSOY
Mücahit gibi yaşamak, Denktaş olabilmek
Kahraman Denktaş'ın cenazesinde saf tutan
zavallı riyakarlar
KAYA ATABERK
Hrant Dink davası
yüreğimizi kanattı
NUR BOSTANCIOĞLU
Uğur Mumcu'nun katili Amerikan emperyalizmi
ESER ÖZALTINDERE
CHP'deki köstebekler ve işbirlikçi değişim modeli

ŞENER ÜŞÜMEZSOY
İzmir'de 7.2 büyüklüğünde deprem olabilir mi?

OKAN İŞBECER
Meclis'te ilk kez
bir Türk konuştu

SERAP YEŞİLTUNA
İstiklal Harbi'nde
etnik ihanet

OZAN BARAKLI
İçimiz yanıyor ama
Anayasa yapacağız

 

 

 

Gökçe Fırat
Vatan mücadelesine
dört elle sarılmak...


"Türk Ordusu'nun Tasfiyesi"
konulu seri konferansımızın Adana durağındayız.

Sağanak yağışa rağmen salon hıncahınç dolu; salona girişimizle birlikte alkış ve sloganlar patlıyor.

Konferans bitince etrafımızı insanlar sarıyor.

Bunlar Adana'nın yiğit insanları.

Ağlayarak yanımıza gelen bir vatandaşı zor teskin ediyorum, ağlıyor ve "biz bu hallere düşecek millet miydik" diyor.

Ağlama diyorum, biz Türk'üz, bu günleri de atlatacağız.

Yaşlı bir dede yanaşıyor, o da ağlamaklı ama bunlar sevinç gözyaşı, "nihayet aradığımız kurtarıcıyı bulduk" diyor.

Genç bir grup, Adana'nın delikanlıları, hemen koşuyorlar yanıma, kucaklaşıyor ve sarılıyoruz.

Ama hepsiyle sarılamıyoruz.

Çünkü birinin kolları yok.

Giydiği montun kolları dışarıdan baktığında bu büyük eksikliği gizlese de dokunduğunuzda gerçekle yüzyüze geliyor, donakalıyorsunuz.

Adı Murat'mış.

İmamoğlu ilçesinin liderlerindenmiş.

Parti'de rozet takma törenine katılıyor, yine aynı zorluk.

Tam karşımda yemek masasındayız, ben önümdeki yemeğe değil Murat'a bakıyorum.

Arkadaşları yardım ediyor, yemeğini öyle yiyor.

Boğazımızda bir şeyler düğümleniyor.

Sonra ayaküstü konuşuyoruz.

Gazetemizin bazı sayıları eline geçmiş ve inanamamış.

Bunlar, bu yazılanlar gerçek olabilir mi demiş.

Böyle insanlar var mı, nasıl olabilir diye şaşakalmış ve araştırmaya başlamış.

Gerçek olduğunu gördüğünde bu mücadeleye katılmak istemiş ve gelmiş.

İşte Murat burada, kolları yok mücadeleye dört elle sarılacak.

Ama yüreği var ve o da onu koymuş.

Ve yüreğin her şeyin üstünde olduğunu ispat ediyor.

Gözleri ışıl ışıl, dokunamadığımız elleri yerine gözlerimizle anlaşıyoruz.

Murat'ın gözlerine baktığınızda, tek bir duygu kaplıyor yüreğinizi, tüm imkanlarımıza rağmen, vaktimize, sağlımıza rağmen, mücadeleye neyimizi katabiliyoruz...

Ya da ne kadar az şeyimizi...

Gerçekten bu vatan için neyimizi feda etmişiz ki...

Fedakarlığın sınırı ne ki...

Ya da fedakarlığın sınır var mı ki...

Koca koca gövdelerin bu vatan mücadelesine titrek, korkak uzak duruşu karşısında, tüm gövdesini sunup yüreğini çok görenlerin karşısında, tüm vaktini verip aklı hâlâ düzende kalan kafalar karşısında Murat olmayan elleri ve kolları ile adeta bir tokat atıyor suratımıza.

Evet, vatan için verileceklerin sınırı olmadığı için, hiçbir yokluk mücadeleden uzak durmak için bir bahane değil.

Çünkü vatan ve dava, varlıklar içinde değil yokluklar içinde yaratılan bir kutsiyet...

Kendimize rehber edindiğimiz söz Mustafa Kemal'in: "Para yoksa bulunur, ordu yoksa kurulur."

İyi de Murat ne yapacak?

Ya olmayan kolunuzsa, elinizse?

Murat zaten yapıyor, olmayan kolları yerine yüreğiyle sarılıyor mücadeleye.

Allah insanı yüreksiz yapmasın.

Çünkü vatan ve dava insanın imkanlarında değil yüreğindedir.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Şimdi bu ülkenin ezici çoğunluğu okuma-yazma biliyor. Maşallah üniversite mezunumuz da bol. Ama okuma-yazma bilmek, yurtdışında master yapmak ya da biraz düzgün konuşup, iki-üç satır kelime yazmak; bir ülkenin kaderini değiştirmek için aranan vasıflar olmuyor. Nitekim, düzene meydan okumak; evvela vatanını şen günler görebilsin diye muradına erdirmek için uğraşanların harcı oluyor. Dikkat ederseniz ilk hodri meydan çekenler de genellikle onlardır. Ne mutlu Murat gibilerine.

Gökhan Gürgan, İstanbul
24 Ocak 2012


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...
 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 421 85 15   Adana: 0322 456 29 40