Eser Özaltındere - CHP’yi AKP’lileştirme operasyonu: Gandi Kemal darbesi!
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Hitler'e darbe yapmak suçtu
ALİ ÖZSOY
Fethullahçılar
"MHP'de darbe" operasyonunu başlattı
ÖZGÜR ERDEM
İşte açılımın sonucu: Kürtler artık
özerklik istiyor
Türk Ordusu:
Nereden Nereye?
OKAN İŞBECER
Ahlat Türk yurdu mu
Kürt yurdu mu?
TUĞRUL ÇELİK
İran'a ilk bomba düştü
ESER ÖZALTINDERE
CHP'yi AKP'lileştirme operasyonu:
Gandi Kemal darbesi!
TÜRKKAYA ATAÖV
Afrika'nın önemi
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Güneydoğu'nun tarihi Türk tarihidir
UMUT YALIM
...Ve ömrümüzün
en güzel günleri (29-1)
 

Eser Özaltındere
CHP'yi AKP'lileştirme operasyonu:
Gandi Kemal darbesi!

Gandi, Batman’da verdiği bir beyanatta bir kez daha çam devirerek
PKK’lılarla ilgili genel affa açık olduklarını ayan beyan ilân etmişti. O zaman da ortalık bir kez daha karışmış ve CHP yönetimi bu patavatsızlığın üstünü çeşitli kıvırtmalarla örtbas etmek zorunda kalmıştı.

Kılıçdaroğlu’nun Dersim
ve genel af falsoları

Herkesin çok yakından bildiği gibi Gandi Kemal CHP başkanlığına seçilmeden önce epey bir falso vermişti. Önce Dersim İsyanı’nın bastırılışını eleştirmiş, o doğrultuda Onur Öymen ile ters düşmüş ve CHP’de çıkan kriz zar zor kontrol altına alınmıştı. Gandi’nin bu provokasyonu, haklı olduğu hâlde Onur Öymen’i çok zor durumda bırakmıştı. Düşünebiliyor musunuz, Cumhuriyeti kuran Atatürk’ün partisindeki Kemal Kılıçdaroğlu adlı bir zat-ı muhterem, Cumhuriyet’e kastetmiş bir başkaldırının Atatürk’ün talimatlarıyla önlenmesini yine aynı parti içerisinde bağıra çağıra mahkûm etmeye çalışmaktan zerre kadar rahatsızlık duymuyor! Ve aynı kişi daha sonra Atatürk’ün kurduğu o partide Genel Başkan oluyor. Artı, bu kişi aynı zamanda o isyanın başını çeken Kureyşan aşiretinden geliyor.

Tabii iş bu kadarla da kalmamış ve bizim Gandi, Batman’da verdiği bir beyanatta bir kez daha çam devirerek PKK’lılarla ilgili genel affa açık olduklarını ayan beyan ilân etmişti. O zaman da ortalık bir kez daha karışmış ve CHP yönetimi bu patavatsızlığın üstünü çeşitli kıvırtmalarla örtbas etmek zorunda kalmıştı. Yani Kılıçdaroğlu’nun lastiği, Genel Başkan olmadan çok önceleri de bir-iki kez balon yapmış ve kendisi, tehlikeli niyetleriyle ilgili çok önemli ipuçları vermişti.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına getirilmesi

Gel zaman git zaman bir de baktık, hiç umulmadık bir anda kaset skandalı patlayıverdi. Hem de tesadüfe bakın ki, tam da kongreye sayılı günler kala… Derken, kongre öncesindeki bu kısa süreç içerisinde kaset skandalının başrol oyuncusu Deniz Baykal ketenpereye getirilerek Kemal Kılıçdaroğlu bir oldu bittiyle genel başkanlık koltuğuna oturuverdi. Bugünün yoğun gündeminde hâliyle bu kaset olayının iç yüzü de unutuluverdi.

Bir kere, bu kasetin ortaya çıkışının zamanlaması çok önemliydi. Neden söz konusu materyal 5-6 veya 8-9 ay önce ortaya çıkmamıştı da kongreye 15-20 gün kala piyasaya sürülmüştü?

Öyle ya! Bu kasette geçen “aşk hikayesi” yeni bir olay değildi ve yıllar öncesine dayanan bir geçmişi vardı. Demek ki, uygun zaman beklenilmişti. Eğer bu kaset 8-9 ay öncesinde ortaya çıkarılsaydı, belki Deniz Baykal önlemlerini bir şekilde alabilir, kendini toparlayabilir ve yeniden adaylığını koyabilirdi. Ya da başka adaylar çıkabilir, hazırlıklarını yapabilir, Kemal Kılıçdaroğlu’na rakip olabilir ve onun genel başkanlığını engelleyebilirlerdi. Ama bu istenmiyordu. Mutlak surette Gandi’nin genel başkan olması gerekiyordu. Çünkü derin güçler tarafından o seçilmişti. Tıpkı, Tayyip Erdoğan’ın da seçilmişlerden biri olması gibi…

Neden Kılıçdaroğlu?

Öncelikli olarak Kılıçdaroğlu’nun profili, kişisel tarihi ve özellikleri sömürgeciler için biçilmiş kaftandı. Bu bağlamda kaset operasyonunun kongreye sayılı günler kala devreye sokulması başkanlığa en hazır aday olan Kılıçdaroğlu’na hâliyle avantaj kazandıracaktı. Zira, başkalarının bu kadar kısa zamanda hazırlık yapabilmesi pek mümkün değildi. Hele de Baykal’ın bu zaman darlığında kendini ve ekibini toparlayarak bozulan imajını tekrar tamir edebilmesi imkânsız gibi bir şeydi. Zaten bu operasyon, Baykal’a yönelik bir nokta operasyonuydu. Gerçekten de Kılıçdaroğlu, uzun zamandır piyasaya sunulmuş, topluma tanıtılmış ve denenmişti. O yüzden de kongreye en hazırlıklı kişiydi. Bu tanıtım, Dengir’le girdiği polemikte öne çıkmasıyla başlamış, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığıyla devam etmişti.

Dikkat edilirse, o zamanlar piyasaya sunulanlardan, daha doğrusu seçilmişlerden birisi de Gürsel Tekin’di. Sanki gizli bir el, her ikisini de Belediye Başkanlığı seçimlerinde bir araya getirmişti. Ve bu kişi de umulmadık bir hızla ikbâl merdivenlerini tırmanarak çok kısa zamanda beklenmedik yerlere yükselmiş bir seçilmişti. Ayrıca çarşaflıların CHP’

ye kitle halinde üye yapılması projesinde onun da parmağı olduğu söyleniyordu. Nitekim, Tayyip’in bir yerlere taşınması da buna benzer değişkenlerin ağırlıkta olduğu bir süreç olarak gerçekleşmişti.

Kaset olayının başka bir boyutu daha vardı. O da, bu meşhur kasetin bir bölümüyle bile olsa, düzmece olduğunun, hem sivil hem de resmi uzmanlar tarafından teyit edilmiş olmasıydı. Yani, kasedin bu özelliği dahi bunun bir komplo olduğunu açık seçik ortaya koymaktaydı. Kısacası, yıllar önceki yasa dışı bir gizli çekim olayının kaseti, üzerinde yapılan rötuşlarla ve tam zamanında devreye sokularak Gandi Kemal’i iktidara taşımıştı.

Profesyonelce gerçekleştirilen Kılıçdaroğlu operasyonu

Ancak, bütün bu gelişmelerin kendiliğinden ve tesadüfen oluştuğunu söylemek biraz fazla safdillik olurdu. Çünkü birilerinin seçilmesi, denenerek topluma tanıtılması ve profesyonelce gerçekleştirilmiş bir operasyonla başkanlığa getirilmesi, kesinlikle derin güçlerin işi olan bir satranç oyununu çağrıştırmaktaydı.

Baykal darbesinden hemen sonra, bütün sahibinin sesi kalemşor ve aydın müsveddelerinin büyük bir çoğunluğu bu darbeyi mutad olduğu üzere Tayyip Erdoğan’ın iktidardan düşmesini sağlamak üzere Ergenekon tarafından gerçekleştirilmiş bir operasyon olarak yorumladılar.

Bir zamanlar hızlı solcuyken daha sonra hak yolunu bulup Ilımlı İslamcı ve Amerikancı olan AKP’li Ertuğrul Günay da olağanüstü öngörü becerisiyle bunu CHP içindeki Baykal karşıtı güçlere bağlayarak işin içinden sıyrılıverdi.

Bir kısım çevreler ise bu operasyonu istihbarat güçleri içindeki laik kanada plase ettiler. Bu konuda başka görüşler de dile getirildi. Fakat bu görüşlerin ortak noktası Baykal’ın halk tarafından itici bulunduğu ve Kemal Kılıçdaroğlu’na halkın büyük bir sempati beslediği, dolayısıyla da AKP’nin alaşağı edilmesi için Kılıçdaroğlu’nun ne pahasına olursa olsun başkanlığa taşınmasının şart olduğu şeklindeki ana fikirdi. Başka bir ifade ile bu tabloya göre Ergenekoncu da laik derin devlet de CHP içindeki karşıt güçler de kaset operasyonunu bu mantıktan hareket ederek hayata geçirmişti.

Bütün bu görüşler, esasında buz dağının sadece su üstündeki görünen bölümüdür. Oysa, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına getirilmesi buzdağının su altındaki görünmeyen bölümüyle ilgilidir. Baykal darbesini yapanlar da o görünmeyen bölüme dâhil olan güçlerdir. Bunlar kesinlikle Ergenekon güçleri değildir. Çünkü gerçekte bu adla anılan veya davaları görülen böyle bir güç zaten yoktur. Sanal Ergenekon’u kurgulayanlar da, Tayyip Erdoğan ile mûnis Genel Kurmay Başkanlarını başa getirenler de buzdağının su altındaki bölümüne ait olanlardır ve bunlar Amerikancı derin devlettir. Türkiye’yi her zaman bunlar yönetmişlerdir. Bugün de onlar yönetmektedirler ve işlerine gelmeyenleri, Baykal örneğinde görüldüğü gibi alaşağı etmektedirler. Ancak bunlar, Amerikancı general Kenan Evren’in dikta dönemiyle birlikte işi daha da azıtmışlardır. Yine bu periyotta aynı güçler konjonktür gereği ve teknolojinin olağanüstü imkânlarını kendi çıkarları doğrultusunda, işi şansa bırakmayacak şekilde kullanarak, devletin ve toplumun genetik kodlarını ele geçirmişlerdir. Hatta, yaşadığımız süreçte de o kodları yeniden yazmakla meşguldürler.

O yüzden, Gandi Kemal olayına da bu çerçeveden bakmak gerekmektedir.

Tayyip miadını doldurdu sahne sırası Kılıçdaroğlu’nun

Evet! Belki de Tayyip Erdoğan miâdını doldurmak üzeredir. Yani, artık ondan alınacaklar alınmış ve süreci başkasıyla götürmek bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Çünkü, Türk toplumunun eğilim ve tepkilerinde AKP karşıtlığı ön plana geçmiştir. Toplumda gerginlik artmaktadır ve bu gerginliğin doğurduğu özellikle etniksel karışıklıklar, Kürdistan’ın kurulma sürecinin farklı mecralara sürüklenme riskini gündeme getirmektedir. Böyle bir belirsizlik ortamı ise, ABD için çok sakıncalı olabilecek, yıllar boyu elde edilmiş Kürtçü başarıları tehlikeye sokabilecek ve kesinlikle vahşi sömürgecinin işine gelmeyecektir. Ancak bu arada, süreç içerisinde görülmüştür ki, AKP’nin emperyalistlerin emrindeki uygulamaları neticesinde muhalefetin toplumsal ve siyasî bazdaki gücünde de hem niteliksel hem de niceliksel olarak çok önemli artışlar olmuştur. Dolayısıyla ABD açısından, yükselen muhalif güçleri, iktidarda olsun olmasın, en azından el altında tutabilmek için uygun özelliklere sahip bir kişiyi bunların başına getirerek denetlemek zarureti doğmuştur. Fakat, bu kişinin en önemli özelliğinin ise muhakkak surette nihâi amaca hizmet edecek bir formatı temsil ediyor olmasıdır. Bunun içinde o kişinin; Kürdistan’ın kurulmasıyla ilgili olarak elde edilmiş kazanımlara kesinlikle zarar vermeyecek ve o sürecin devam etmesine katkı sunacak bir profili simgelemesi icap etmektedir: Gerek etnik kökeni, gerek orijin coğrafyası ve gerekse ideolojik yapısı Kürtçülüğe dayanak oluşturacak öğeler içermelidir. Ancak, bakıldığında bunların büyük bir çoğunluğunun Baykal’a uymayan özellikler olduğu görülmektedir. Ayrıca, sömürgecilere göre, Baykallı CHP’nin ısrarla savunduğu 1989 Güneydoğu raporu bile Kürtçülük ve Kürdistan’la ilgili kazanımlara sekte vuracak politikaları temsil etmektedir. Bu bağlamda da, doğal olarak derin Amerikancı güçler, emrindeki istihbaratı kullanarak Baykal’ı tahtından indirecek ve yerine Gandi Kemal’e taç giydireceklerdi.

“Türkiyeli” Gandi Kemal

Şimdi de isterseniz, Kılıçdaroğlu tacı giydikten sonra ne tür bir profil çizmiştir ona bir bakalım!

Gandi Kemal’e soruyorlar: “etnik kimliğin ne?”

“Ben Türkiyeliyim” diyor.

Tamam da kardeşim, sana hangi coğrafyadan olduğunu sormuyorlar, etnik kimliğini soruyorlar. Yani Türk müsün, Çerkez misin, Kürt müsün, Ermeni misin vs. onu öğrenmek istiyorlar.

O ısrarla “Türkiyeliyim” diyor.

Peki, bu “Türkiyeli kimliği” modası kimi temsil ediyor? Tayyip Erdoğan ekolüyle onun destekçisi olan ve aralarında “işbirlikçi sözde solcuların” da bulunduğu uzaktan kumandalı aydın kopyalarıyla onların sömürgeci ideolojisini… İşte, en basit şekliyle bu “Türkiyeliyim” söylemi bile, Kılıçdaroğlu’nun Tayyip Erdoğan ve onun misyonuyla hangi ortak paydada buluştuğunu en güzel şekilde ortaya koyuyor.

Kılıçdaroğlu bir de diyor ki; “biz etnik kimlik üzerinden siyaset yapmayız.” İyi de Kürtçüler ve Tayyip takımı etnik kimlik üzerinden siyasetin hem de ağa babasını yaparak Türkiye’yi bölünme noktasına getirmişken, sen ulusal kimlik üzerinden siyaset yapmazsan onların ekmeğine yağ sürmüş olmaz mısın?

Ama anlaşılan o ki, bu olumsuzluk Gandi’yi fazla ilgilendirmiyor. Çünkü zaten onun misyonu Kürtçülük siyasetine zemin hazırlamak… Oysa Baykal, şöyle veya böyle, ulusal kimlik üzerinden siyaset yapmaya gayret ediyordu. Büyük ihtimal bu durum, sömürgecilerin pek işine gelmemiş olacak ki, Kılıçdaroğlu gibi etnik kimlik üzerinden siyaset yapmamaya çok meraklı bir kuzuyu istihbarî bir darbe ile başkanlığa taşıdılar.

İşin en acı yanı da, Gandi Kemal’in “Ulus kurmuş” ve “Ulusal ideolojiyi” oluşturmuş Atatürk’ün partisinde “Ulusal kimlik üzerinden siyaset yapmamaya” soyunmuş biri olmasıdır.

Sakın bana kimse, etnik kimlikle ulusal kimliği karıştırıyorsun hoca, demesin! Çünkü esasında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “etnik kimlik” diye kast ettiğinin “Ulusal kimlik” olduğu çok açık ortadadır. Ve sömürgecilerin amacı da zaten, Baykal döneminde yarım yamalak da olsa CHP’de yapılan “Ulusal kimlik üzerinden siyaseti” Gandi ile birlikte ortadan kaldırmaktır.

Gürsel Tekin’in CHP’deki Kürtçü kadrolaşması

Adama bakın! Birkaç sene içerisinde yıldız oldu ve zirve basamaklarını üçer beşer atlayarak CHP’nin en yetkili organlarına seçildi. Evet, evet!.. Gürsel Tekin’den bahsediyorum. Dikkat edilirse o da İstanbul İl Başkanıyken devamlı medyanın gündemindeydi. Böylelikle kamuoyuna tanıtılarak ve bir deneme sürecinden geçirilerek yukarıdaki mevkilere hazırlandı. Tüm seçilmişler gibi… Gerçi parti organı seçimlerinde en az oyu almıştı ama, hiç fark etmedi. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu’nun son açıklamalarına göre tepeden inme bir şekilde Genel Başkan Yardımcılığı’na getirileceği ilân edildi.

Yani Gandi Kemal, özel destek ve katkılarıyla “kankasını” yanına alıyor. Bu arada kendisiyle etnik köken, bölge ve ideolojik ortaklıkları olduğunu da artık dağdaki çoban bile biliyor. Ayrıca, hep birlikte sömürgecilerin yüklediği ortak bir misyona da sahipler: CHP’de Kürtçü kadrolaşmayı gerçekleştirmek ve partiyi sömürgecilerin istediği çizgiye çekmek…

Kılıçdaroğlu’nun Ordu düşmanlığı

Biliyorsunuz son günlerde Gandi’nin başkanlığındaki CHP, Yaşar Büyükanıt’ı pek bir diline dolamış durumda: Yok efendim e-muhtıra vermiş de… AKP bu muhtıra yüzünden iktidar gelmiş de... Erdoğan’la işbirliği yapmış da.. Darbeciymiş de... Dolmabahçe’de Erdoğan ile ne konuştuklarını açıklamalıymış da vs. vs… Ne kadar da amatörce yaklaşımlar. Bir kere bu e-muhtıra olayı çok öncelerinde MHP’nin ileri sürdüğü dayanaksız bir savdı. Bunlar, yıllar sonra kalkıyorlar ve hiç utanmadan MHP’nin eskittiği çürük bir görüş üzerinden siyaset yapıyorlar. Vah zavallılar vah!... Adam e-muhtıra vermişmiş… Verecek tabii! Sizin değiştirmeye uğraştığınız 35. Madde TSK’ya Cumhuriyeti “koruma ve kollama” görevi vermiyor mu? O da sizlerin koruyamadığınız Cumhuriyeti koruma ve kollama görevini yasalara dayanarak yerine getiriyor. Keşke aynı görevi Özkök ile Başbuğ da yerine getirebilseydi ve TSK’nın delik deşik edilmesine seyirci kalmasalardı. Gandi’li CHP’nin yerine ben olsam Büyükanıt’ı değil de, 35 maddeyi ihlâl ettiği için Özkök ve Başbuğ’u mahkemeye verirdim. Hem siz, Yaşar Büyükanıt’ın Dolmabahçe toplantısıyla uğraşacağınıza, İlker Başbuğ’un Erdoğan’la sayısız kereler tekrarladıkları kapalı kapılar arkasındaki toplantıları eleştirsenize!... İçeride neler konuşuyorsunuz deyip, ondan cevap istesenize! Ayrıca, Büyükanıt’a zırhlı araç verildiyse, Amerikancı darbeci Evren’i de özel malikanesinde on yıllar boyunca özel komando birliği korudu. Siz önce onun hesabını sorun. Acaba diyorum, Gandili CHP, “bizim çocukların” reisi sömürgecilerin sevgilisi Evren’i unutturmak için mi Büyükanıt’ı özellikle gündeme taşıyor?

İnanır mısınız, AKP’nin kıyasıya TSK’ya yüklendiği bir ortamda, CHP’nin durup dururken ve TSK’ya kol kanat germesi gerekirken, küllenmiş bir konuyla eski bir genelkurmay başkanını öne çıkararak TSK’nın yıpratılma sürecine katkı veren bir politika izlemesi bana çok enteresan geldi. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan olduğu dönemdeki bu uygulamayla CHP, AKP’nin TSK üzerinde oynadığı oyunlara destek ve ortak olmuş oluyor. Emin olun, CHP’nin bu politikasından sömürgeciler de çok memnun kalmışlardır.

CHP’nin Kürt raporu açılım doğrultusunda olacak

Hatırlarsınız değil mi, Gandi Kemal iktidara geldikten çok kısa bir süre sonra CHP’nin 1989’da hazırlattığı Kürt raporunun revize edileceğini açıklamıştı. Ama sakın bu değişimin Atatürk CHP’si çizgisinde olacağını sanmayın! Kesinlikle “Kürt açılımı” doğrultusunda olacaktır. Zaten Kılıçdaroğlu’nun başkanlığa taşınma amaçlarından biri de budur: AKP ile CHP’yi aynı Kürtçü noktada buluşturmak... Yine yazılanlara göre, bu yeni rapor çerçevesinde kurulan komisyon, bölge halkının görüşlerine de başvuracakmış. Arkadaş, o bölgede şu anda Kürtçülük almış başını giderken, PKK terörünün saldığı korku devam ederken, devletin gücü en asgari seviyelere inmişken, belediyeler BDP’nin elindeyken ve BDP’nin sivil terörü halkı esir almışken o halkın düşüncelerinden ne beklenebilir ki?

Nitekim, bu revizyon haberleri gündeme düşer düşmez, hemen gizli bazı Kürtçülerin maskeleri de iniverdi. Bunlardan biri de, CHP Diyarbakır İl Sekreteri Mahmut Şevketoğlu’ydu. İsterseniz, bu kişinin yeni raporda yer alması gereken önerileri ana hatlarıyla nelermiş onlara bir bakalım! Buna göre;

a) Ana dilde eğitim yasal olmalıymış, Milli Eğitim müfredatına girmeliymiş ve okullarda seçmeli ders olarak okutulmalıymış.

b) Genel afla birlikte, PKK’lılara yönelik sicil affı getirilmeliymiş.

c) Öcalan’ın hapis cezası ev hapsi veya yurt dışında ikâmete çevrilmeliymiş.

d) Taş atan çocuklar bir an önce cezaevinden çıkarılmalıymış vs. vs…

Söyler misiniz bana, bu görüşlerin Apo’nun, PKK’nın, Kürtçü BDP’nin taleplerinden ve Tayyip Erdoğan’ın “Kürt açılımından” ne farkı var?

Olsa olsa en fazla nüans farkı olabilir. Üstüne üstlük bunlar, Diyarbakır İl Örgütü’nün komisyondan bağımsız olarak hazırlayacakları raporun sadece medyaya yansıyan bir parçasını oluşturmaktadır. Kim bilir raporun orjinalinde daha neler olacaktır neler?

Her şey bir tarafa da, bu CHP’li Şevketoğlu’nun önerilerindeki Apo maddesinde kendini hissettiren gizli Apo hayranlığı gerçekten inanılacak gibi değil.

Nereden bakılırsa bakılsın Gandi Kemal darbesi, sömürgecilerin CHP’yi AKP’lileştirme operasyonundan başka bir şey değildir. Bu değişim, daha önce Mustafa Sarıgül üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılmış, fakat yasal yollardan bunun yapılamayacağı anlaşılınca, “Kaset olayı” şeklindeki “meta zori” yöntem devreye sokulmuştur. Bunun arkasında ise kesinlikle Amerikancı derin güçler vardır. Bütün hesap, Kürdistan’ın kurulmasına yönelik kazanımların kaybedilmemesi üzerinedir ve buna en uygun seçilmiş kişi de Gandi Kemal olarak belirlenmiştir.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Asıl olan,chp ve mhp üyesi ve o partilere baskı kuracak milyonlar.Kuranı kerim ,Türkçeleştirip, İnsanımızı din tüccarlarından, din reforcusu olan ,Yüce Atatürk kurtardı.
Ezanın Arapçalıştırılması,Rejim karşıtı imam hatiplerin çoğalmasına ek olarak, birde Türban, laik bir kurum olarak üniversitelere girerse,Türkiye laiklik yerine gerici batağa saplanan bir ortodoğu ülkesi olacaktır.
Türbana yeşil ışık ,yaşan, Türkçeden başka dilin televizyonlarda yayınlanmasına izin verenlerde, Chp çizgizinden uzaklaşmış olurlar.

Metin, İstanbul
22 Eylül 2010


Eser 'Tanzimat' kafalılar dedi.Evet bizi bu bitiriyor.Avrupa çiftçisine bütçenin yarısı alıyor.Bizde ise çiftçi, yapancı şirketlere terk edildi.Kılıçdaroğlu, bütün kürt aleviler gibi Yavuzdan kaçan Türkmenlerden.Biz Türkler,Amerikanın 1965'den beri uyguladığı Irkçı-Malthusçu politikadan kurtulup,Atanın 100 milyonluk Türkiyesi için çoğalmlaıyız.

Metin, İstanbul
7 Eylül 2010


TURBANA BAKTINIZ BIYIGADA BAK

Akp.erkekle ilgilenmiyor
Turbana baktınız bıyıgada bak             
Kadının başında siyaset arar
Bir de erkeklerin bıyıgına bak

Kaç çeşit bıyık var görüyormusun
Evet bıyıkla olur biliyormusun
Bıyıgından belki tanıyacaksın
Birde erkeklerin bıyıgına bak

Hiç bıyıksız bir siyaset olurmu
Bıyıklı bıyıksız ne anlam varki
Sakal bırak bıyık kes hiç yakışır mı
Birde er4keklerin bıyıgına bak

Türbana meclisete dört yüz el kalktı
Bıyıga gelince bitti söz hakkı
Kadınla erkekler böylemi fartlı
Birde erkeklerin bıyıgına bak

Pos, pala,badem bıyık denmez mi
Bıyıklılar oy verecek vermez mi
Erkek bıyıgını insan sevmez mi
Bir de erkeklerin bıyıgına bak

Erkekleri dışarıya attılar
kadınların başlarına baktıkar
Acaba bu işi neden yaptılar
Birde erkeklerin bıyıgına bak

Turban biçiminde siyaset varsa
Bıyık biçiminde siyaset ara
Ülkücü bıyıgı yok mu pekela
Birde erkeklerin bıyıgına bak

Mecliste iş yoksa bıyıkla uğraş
Türbana yaklaştın bıyıga yaklaş
Sende bıyık yok mu be hey arkadaş
Birde erkeklerin bıyıgına bak

Yaratan yaratmış bıyıklı bizi
Çeşit çeşit bıyık renk renk biçimli
Hagisini seçersen seç birini
Birde erkeklerin bıyıgına bak

Sabit derki şekil ver gel bıyıga
Bıyıgı koymadın referanduma
Evet diyemem ben bıyık olmazsa
Birde erkeklerin bıyıgına bak

Ozan Sabit Özdemir, Yozgat
2 Eylül 2010


aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık.evet çıksa dinci tayyip sevinecek,hayır çıksa alevi dedesi , kürtçü-kalkışmacı kemal....sandığa gitmesen; tek bildikleri organize iş eroin kaçakçılığı ve pezevenklik olan  mıymıntı zübük peşmerge bozuntuları sahipleniyor.öz yurdumuzda amansız kaldık iyi mi...DARBE ?  o da ne kiiii

Esat Yıldırım, İstanbul
1 Eylül 2010


Yakın tarihimizi yeni öğreniyoruz akepe'nin etnik köken modasıyla,iyi de oldu belki.Ama bir türk olarak öğrendik ki,Atatürk'ten beri ülke yönetimine (siyasi olarak) ve kilit noktalara hiç türk gelmemiş?! ya da çok kısa süreliğine gelerek etkili işler yapamamış.Yani biz türkler; 90 yıldır türk olmayanlar tarafından sürekli dincilikle sarhoş edililip :"Yok,senin kürd'ün rum'un ermeni'n daha iyi, yok benim ermeni'm kürd'üm rum'um daha iyi diye bölünmüşüz, birbirimizi kırmışız seçim zamanları,da adamlar 80'li yıllardan beri vatanımızı satıyor,bankaları boşaltıyor,paris-ingiltere'de malikaneler alıyor, ve  devleti soyuyor,da bir türk köyü 500 lira limitli kredi kartı borcu yüzünden böbreklerini satıyor.....of ya kardeşler,arkadaşlar,dostlar... utanıyoruuuum bunları bu kadar geç öğrenmekten.Ben kendi halinde bir vatandaşım. Ama 2 çocuğu ile işsiz kalan yiyecek bulamayan,sorumluluk sahibi olduğu ve dürüst yaşadığı halde  sefil  olan 80 yaşındaki Ahmet Amca'nın bu hale gelmesinde benim de suçum vardır,uyumuşuz,masum değilim,ama artık bişey yapma zamanı...her türk 100 türk'ü uyandıralım bire bir,...değmez mi milletimize,gelecek nesillerimize,bari bundan sonra,dini karıştırmadan sahip çıkalım vatanımıza ve türklüğümüze..... kardeşler,dostlarAnayasaya HAYIR : türklüğümüzün 1. vazifesi...

Ayşe, Adana
24 Ağustos 2010


Kemalizm tek geçerli ideolijidir. Ne mutlu Türküm diyene. Ben Türküm ve Türk olarak ölmek istiyorum. Ne mutlu Türküm diyene. Kılıçdaroğlu siz Türkmüsünüz? Önce belirlememiz gereken konu budur. Türkmüsün ? Hiçbir konıuşmanda değinmedin....Bilmemiz gereken husus odur...

Murat Pira, İzmir
14 Ağustos 2010


Kilicdaroglu en tehlikeli kurtculerdendir. Sivas, tunceli. malatya. erzincan, maras, adiyaman vb illerden olup egitimli ve turkceyi iyi konusan bu grup esas biz turklerin en tehlikelid dusmanidir. Bu adam utanmadan kendini aksehire dayandirarak biz turkleri kandirmaya calismaktadir. Ey turk artik uyan kurtlerin her yeri ele gecirmesine izin verme, ozellikle aramiza karisan sinir illerdeki kurtlere cok dikkat edelim. Tanri turku korusun...

Kültigin, İstanbul
12 Ağustos 2010


tazminat kafalı bu kişiler her 1938 saat 9.05 itibaren ihanet cizgisinde devam ettiler. ama türk milleti yeniden ayağa kalkacaktır.  ne mutlu türküm diyene

Eser, İstanbul
9 Ağustos 2010


yazıya tamamen katılıyorum için kan ağlayarak doğru diyorum öyleyse kime oy vereceğiz bu konuda da yardımcı olabilirmisiniz bu durumdan nasıl kurtulacağız.

Mert, İçel
9 Ağustos 2010

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 293 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40