Ulusal Parti Genel Sekreteri Hasan Pektekin: Ulusal Parti büyük bir coşku ve heyecanla karşılanıyor
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Kürtler evlerine dönsün!
ÖZGÜR ERDEM
35. madde
ve Kılıçdaroğlu'nun
Ordu düşmanlığı
KAYA ATABERK
Türklüğün şartı
açılıma karşı çıkmak!.
HASAN PEKTEKİN
Ulusal Parti
büyük bir coşku ve heyecanla karşılanıyor
OKAN İŞBECER
BBP'den
"barış-kardeşlik" önerileri
TUĞRUL ÇELİK
Fidel Moncada'yı,
BirGün Bancada'yı bastı
TÜRKKAYA ATAÖV
‘Mavi Marmara’ tartışmasında denge: 2
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
12 Eylül PKK'yı destekledi
UMUT YALIM
...Ve ömrümüzün
en güzel günleri (29
 

Ulusal Parti Genel Sekreteri
Hasan Pektekin:

Ulusal Parti büyük bir coşku
ve heyecanla karşılanıyor

Yoksul bir köylü çocuğuyum

TÜRKSOLU: Ulusal Parti’nin Genel Sekreterlik görevini üstlendiniz. Ulusal Parti’nin kuruluş çalışmalarında da başından beri bulunuyorsunuz. Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

HASAN PEKTEKİN: 1 Ocak 1955 günü yılbaşı gecesi dünyaya gelmişim. Ancak ailemin ekonomik koşulları çok iyi olmadığı için doğumumun kayda geçirilmesi için bir yıl beklenmiş. Çünkü o zamanlarda bebek ölümleri sık görülürmüş. Babam da tipik köylü kurnazlığıyla boşu boşuna masraf etmeyeyim, devlet memuruyla karşı karşıya gelmeyeyim diye beklemiş, ölmeyeceğime kanaat getirdiği zaman nüfusa kaydettirmiş. Nüfus cüzdanımda doğum tarihim 11 Ekim 1956 yazar.

TÜRKSOLU: Nerede doğdunuz?

HASAN PEKTEKİN: Konya’nın Hadim ilçesinde. Hadim, Konya’nın çok yoksul ve küçücük bir ilçesidir. Köy gibidir. Şu anki nüfusu bile 3500.

Ekim dikim olanaklarımız çok sınırlıydı. Babam da hayvancılıkla ve çiftçilikle uğraşırdı. Büyük tarlalar olmadığı için kendi yiyeceğimizi karşılayacak kadar ekebilen bir aileydik. Hatta kendi tarlalarımız o kadar yetersizdi ki, hısım akrabaların ve tanıdıkların da tarlalarını ekerdik.

Örneğin 4-5 yaşlarındayken başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. İçinde bulunduğumuz yokslluğu böyle daha iyi aktarabilirim. İlçemize 3 saat uzakta bir yaylamız vardı. O yayladan da 1.5 saat uzakta başka bir yerde babam ot derlerdi. Kendi otlaklarımız yetmiyordu, böyle kimsenin dönüp bakmadığı çaşır denen ot cinsini derlerdi bizim gibi yoksul çiftçiler. Onun harar denilen yükünü akşamüzeri sardı, katıra yükledi. Ve bana sordu: “Götürebilir misin.”

Ben de küçük erkek çocuğunun gururuyla hayır diyememiştim. Halbuki hava kararmak üzereydi ve tek başıma 4-5 saatlik yola gitmekten korkuyordum. Benim sırtıma da yük bindirdi ve katıra binmememi tembihleyerek beni gönderdi. Çünkü katır hem o yükü hem de beni taşıyamazdı.

Yola koyuldum. Sırtımda zar zor taşıdığım bir yükle 1,5 saat sonra kendi yaylamıza vardım. Hava tümden kararmıştı. Her taş gölgesi bana ejderha gibi geliyordu. O zamanlar biz çocukları şeytan gelir ayağını kapar diye korkuturlardı. Sütlük denilen çalıların rüzgardan hışırdaması bana şeytanların sesi gibi gelmeye başladı. Korkudan dayanamadım, babamın kesinlikle yasaklamış olmasına karşın katırın üstüne bindim ve şeytanlar yerden uzanıp kapmasın diye ayaklarımı da karnım tarafında birleştirip gece boyu öyle yol aldım. Öyle korkmuşum ki, bakın yıllar sonra hâlâ hatırlıyorum.

Bunu niye anlatıyorum? Yoksulluğumuzun noksanlığımızın boyutunu göstermek için. Babam o kadar çaresizdi ki 4-5 yaşındaki çocuğunu bile bu tehlikeli yolculuğa göndermek zorunda kalıyordu.

TÜRKSOLU: Peki bu yoksulluk içinde nasıl okudunuz?

HASAN PEKTEKİN: İlkokulu ve ortaokulu ilçemde okudum. Liseyi de Konya’da. Meslek lisesi motor bölümü mezunuyum. Tabii lise eğitimim sırasında da bu yoksulluk devam etti. Örneğin, babam bana yiyecek parası veremezdi, haftada bir otobüsle ilçeden erzak gönderirlerdi. Ben de onlarla idare ederdim. Çok iyi hatırlıyorum, bir keresinde kar-kış nedeniyle yollar kapanmış, benim yiyecekler gelmemişti. 3 gün aç gezmek zorunda kalmıştım.

PTT memurluğu ardından da öğretmenlik

TÜRKSOLU: Devrimci düşünceyle ne zaman tanıştınız?

HASAN PEKTEKİN: Çocukluğumuzdan itibaren yaşadığımız yoksulluk, yoksulluğa karşı mücadele ettiğini söyleyenlere karşı bir sempati oluşturdu bizde. Sol düşünceyle tanışmam da böyle olmuştur. İlk eyleme lise birinci sınıftayken katıldığımı hatırlıyorum. Sene 70 ya da 71’di. Henüz 12 Mart olmamıştı.

Liseyi bitirdikten sonra TÖB-DER’in Konya’da düzenlediği, Aşık İhsani, Aşık Mahsuni, Şahturna gibi ozanların katıldığı bir konsere gitmiştim. Oradaki atmosfer ve sloganlardan hoşlanmıştı. Bir süre sonra İstanbul’a çalışmaya gelmiştim. Tepebaşı’nda aynı ozanların konserinin afişini gördüm. Yanında kaldığım Hadimli arkadaşlarımla birlikte gittik. Bu konserden sonra devrimci olmaya karar verdim.

Konya’ya döndükten sonra PTT’nin açtığı bir sınava katıldım, kazandım. Sonra solcu arkadaşlarımın da etkisiyle postane memurlarının dayanışması için dernek kurduk. İsmi Tüm-PTT-Der’di. TÖB-DER o dönem çok güçlüydü. Biz de dernekçiliği öğrenmek için TÖB-DER’in de çalışmalarına katıldık.

Derneğimizi büyüttük. İç Anadolu bölgesi sorumlusu oldum, İstanbul ve Ankara’daki kongrelerine katıldım.

TÜRKSOLU: Sene kaç?

HASAN PEKTEKİN: 1976-77... Daha sonra bizim dernek kapatıldı. 12 Eylül’e gidilen o süreçte dernekler sık sık kapatılıyordu. Memur-Der, Tüm-Der isimli yeni kurulan derneklere katıldım.

O dönem hem PTT’de çalıştım hem de Konya Eğitim Enstitüsünü bitirdim.

TÜRKSOLU: Eğitim Enstitüsünde okurken öğrenci eylemlerine katıldınız mı?

HASAN PEKTEKİN: Öğrenciyken, memur derneklerinin yanı sıra Devrimci Gençlik Derneği ve Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği gibi derneklere ve Halkevleri’ne de üye oldum. Ancak gündüz çalışıp akşam okuduğum için gençlik derneklerinde çok aktif olamıyordum. Memur derneklerinin faaliyetlerinde daha çok yer alıyordum.

TÜRKSOLU: Öğretmen olduktan sonra?

HASAN PEKTEKİN: 12 Eylül’e gidilen süreçte Eğitim Enstitüsünü bitirdim. Bir ara elektronik mühendisi olmak istedim, ama solculuğun da getirdiği bir şevk ve heyecanla, halkımı eğitmek ve halkıma hizmet götürmek hedefiyle öğretmen olmaya karar verdim. Postanedeki maaşımın daha iyi olmasına karşın öğretmenliği tamamen devrimci amaçlarla tercih ettim. 1980 yılı Ocak ayında öğretmen oldum.

Hasan Pektekin Ulusal Parti Genel Başkanı Gökçe Fırat Çulhaoğlu ile birlikte Mersin İl Örgütünün açılışında

Doğru devrimciliğin
Atatürkçülük olduğunu gördüm

TÜRKSOLU: 12 Eylül’den sonra ne yaptınız?

HASAN PEKTEKİN: 12 Eylül’den sonra sol fraksiyonların dağılması ve Doğu Bloku’nun parçalanmaya başlamasının ardından bir sorgulama sürecine girdim. 87-88’e kadar sürdü bu. Atatürkçülük ve genel olarak Marksizm-Leninizm üzerine çok okudum o dönemde. Ve Atatürkçülüğün en doğru sol ve devrimci düşünce olduğuna kanaat getirdim.

TÜRKSOLU: Yani 80’lerde herkes devrimcilikten kopup birer “yorgun demokrat” olurken siz en doğru devrimci düşüncenin ne olduğunu bulmaya çalışıyordunuz.

HASAN PEKTEKİN: Evet. Bir yandan bizim sosyalizmin kalesi olarak gördüğümüz Doğu Bloku ülkeleri bir bir çöküyordu. Doğu Bloku’na alternatif olarak gösterilen Arnavutluk bile çatırdıyordu. Ancak bu durum benim devrimcilikten kopmamı değil, gerçek devrimcilik olan Atatürkçülüğe ulaşmamı sağladı.

Eğit-Sen ve Eğitim-İş’in Eğitim-Sen’de birleşmesi için çalıştım

TÜRKSOLU: 90’lara gelindiğinde bu Atatürkçü-devrimci mücadele anlayışınızı nasıl hayata geçirdiniz?

HASAN PEKTEKİN: Atatürkçülükte karar kıldıktan sonra, Atatürk’ün partisi CHP’nin yerine kurulmuş SHP’ye destekçi oldum. Memur olduğum için yasal üyesi olamıyordum. Bir yandan da SHP’ye paralel çalışan ADD gibi derneklerde, öğretmen derneklerinde ve meslek birliklerinde yer almaya başladım. Örneğin, Eğitim-Sen’in Konya Şubesini örgütleyip başkanı oldum.

O dönem Eğitim-Sen’den önce iki öğretmen sendikası vardı. Eğitim-İş ve Eğit-Sen. Bu iki sendikanın birleşmesi için Konya ve civar illerde bir imza kampanyası başlattım. 600’e yakın öğretmenden imza aldım. İki sendikaya da üye olmayan ve ancak birleşme olduğu zaman katılacaklarını söyleyen insanlardı. Bu kampanya çok ses getirdi.

O dönem DYP-SHP koalisyonu iktidardaydı. Ben de bir heyetle birlikte Ankara’ya gidip çeşitli SHP’li milletvekilleriyle görüşüp iki öğretmen sendikasının birleşmesi için yardımcı olmalarını istedim. Buna benzer başka çalışmalar da oldu ve bu iki sendika birleşti. Birleşimden sonra Konya şube başkanlığını ve İç Anadolu bölge sorumluluğunu üstlendim. 1999 seçimlerinde CHP milletvekili adayı olana kadar Eğitim-Sen’deki görevlerime devam ettim.

TÜRKSOLU: Ancak Eğitim-Sen gittikçe Kürtçüleşti ve marjinalleşti.

HASAN PEKTEKİN: Evet. Özellikle Güneydoğu’daki şubeler PKK yanlısıydı. Diğer şubeler ise PKK’lı olmasa da onlara sempatiyle bakan ÖDP, EMEP gibi partilerin güdümündeydi. Bizim örgütlediğimiz Konya şubesi ise buna direnen az sayıdaki şubeden biriydi.

2000 yılında öğretmenlikten emekli oldum. Eğitim-Sen’le resmi bağım da kalmadı.

CHP ve SHP’nin de birleşme çalışmalarına katıldım

TÜRKSOLU: CHP milletvekili adayı oldum dediniz. CHP ve SHP’deki faaliyetlerinizi anlatır mısınız?

HASAN PEKTEKİN: Eğitim-Sen’in Atatürkçü temelde örgütlenmesini Konya’da sağladık. Ama bunu genel merkez düzeyinde gerçekleştiremedik. Ankara ve İstanbul’da bu doğrultuda toplantılar yaptım, ama tüm bu çabalarımda yalnız kaldım.

Bunun nedenlerini sorguladım. Eğitim-Sen’de mücadele eden Atatürkçü bir siyasal önderlik olmadığı sürece Eğitim-Sen’e genel merkez düzeyinde hakim olunamayacağını gördüm. Bu düşüncelerle de SHP’ye katıldım. Tam da o dönemde SHP-CHP birleşmesi çalışmaları yürütülüyordu. Bu çalışmalara Konya ve İç Anadolu Bölgesi düzeyinde katıldım.

TÜRKSOLU: Yani Eğit-Sen ile Eğitim-İş’in birleşmesi için verdiğiniz mücadelenin bir benzerini SHP-CHP birleşmesi için de verdiniz.

HASAN PEKTEKİN: Aynen öyle. Ancak SHP ve CHP’nin içine girdikçe, o yapılardaki sorunlarla karşılaştım. Kısacası nereye el atsak, daki çürümeyle karşılaştık. Ancak o yapıyı da Atatürkçü ilkeler etrafında yeniden yapılandırmaya çalıştım. Benim gibi düşenen insanları o partiye üye ettim. Parti içinde etkin olmaya çalıştım.

O kadar iyi niyetli ve devrimci niyetlerle çalışıyordum ki, milletvekili adayı olduğum 99 seçimlerinde kendi adaylığımdan çok listede daha üst sıralarda yer alan adaylar için çalıştım. Gitmediğim köy, girmediğim kahve kalmadı. İlginçtir, o seçimde CHP çok başarısızdı, baraj altı kaldı. Ama biz Konya’da bir önceki seçimden daha çok oy almıştık.

Hasan Pektekin, Ulusal Parti’nin kuruluş günü 20 Mart 2010’da Ankara’da düzenlediği mitingde konuşuyor.

Birleşme her şey değil
doğru ideolojik duruş gerekli

TÜRKSOLU: Siyasi geçmişinize baktığımızda şöyle ilginç bir şey görüyoruz. Eğitim-Sen’de de, CHP’de de sol içinde bir birlik olsun diye uğraştınız. Ve onları Atatürkçü çizgiye çekmeye çalıştınız. Ama sürekli bir hayal kırıklığı da yaşadınız. Bir ADD deneyiminiz de var.

HASAN PEKTEKİN: ADD üyeliği devlet memurlarına serbestti. Pek çok öğretmen arkadaşımla birlikte ADD’ye üye olduk. Konya’da ADD ile Eğitim-Sen çalışmalarını hep paralel yürüttü.

Halil İbrahim Şahin’in genel başkanlığı döneminde ADD’nin Bölge sorumlusu oldum. Konya’da 5 olan ADD şube sayısını 13’e çıkardık. Eski 5 şubeyi de düzensiz yapısından kurtarıp aktif hale getirdik.

Ancak, dediğiniz gibi, biz birleştirdik, daha kötü oldu. İki kötü yapıyı birleştirince daha iyi bir şey çıkmıyor.

TÜRKSOLU’nun tespiti bu anlamda da doğru. Yani mesele birleşme değil. Bakın Eğit-Sen’le Eğitim-İş’i birleştirdik, CHP ile SHP’yi birleştirdik, ama sonuçlar hep daha olumsuz oldu. Mesela CHP baraj altı kaldı. Eğitim-Sen gittikçe Kürtçüleşti.

TÜRKSOLU: Peki bunun ideolojik nedenleri yok muydu?

HASAN PEKTEKİN: Eğitim-Sen’de de, CHP’de de, ADD’de yaşadığım şey şuydu. Bunların hiçbirinde dinamik bir örgütlenme bulamadım. Atatürkçü temelde çevik, tutarlı, atılgan bir örgüt yoktu. Hepsinin bu yüzden duvara toslayıp darmadağın olacağını gördüm. Nitekim bütün birleşmelere rağmen bunları yaşadık.

Türkiye’nin, hatta dünyanın sorunu şu: Sağlıklı bir siyasi bakış yaratmadan kapitalizm aşılamaz. Kapitalizm kendi kendini yiyen bir ejderha. Ancak o ejderhayı ortadan kaldıracak sağlıklı bir sol bakış ve örgütlenme anlayışı gerekli. Bu olmadığı müddetçe kapitalizm ejderhası yerli yerinde duruyor. Bu sağlıklı bakış açısı dediğim şey, Atatürk tarafından yüzyılın başında Cumhuriyet kurulurken inşa edilmiş zaten. Bugün de onu uygulamak gerekiyor. Dünyada çıkış da bu.

Doğru bir görüş çerçevesinde gerçekleşmeyen birleşmeler bu anlamda daha çok parçalanma ve bölünmeyi getirdi. Kapitalizmi aşabilecek doğru bir bakış ve siyesi çezgiyle karşısına dikilmek lazım. Zaten 90’lardan beri yaşadıklarımın TÜRKSOLU’nun anlayışında yer aldığını düşündüğüm için buradayım.

Yekta Güngör Özden’in partisini Konya’da örgütledim

TÜRKSOLU: Peki Eğitim-Sen ve CHP’de yaşadığınız hayal kırıklıklarının ardından ne yaşadınız?

HASAN PEKTEKİN: Bir de Yekta Güngör Özden’in kurduğu Cumhuriyetçi Demokrasi Partisi (CDP) deneyimim oldu. ADD çevresinin Yekta Bey liderliğinde kurduğu bir partiydi. Bu partinin Konya il başkanlığını üstlendim. Konya’da Atatürkçü-devrimci bir temelde bir örgütlenmeye giriştim. Çok başarılı da olduk. 1500-2000 kişilik eylem ve etkinlikler düzenledik.

TÜRKSOLU: Sadece Konya’da mı topladınız bu kadar kişiyi?

HASAN PEKTEKİN: Evet. Hatta etkinliklerden sonra 8-10 ilçeyi kahve kahve, köy köy gezerek CDP’yi örgütledik. Konya’da tam bir halk örgütlenmesi yarattık. Ancak CDP genel merkez düzeyinde birtakım tartışmalar yaşadı, sonra Yekta Bey de ayrıldı ve parti sendeledi. Ben de Yekta Bey’den bir süre sonra ayrıldım.

TÜRKSOLU’yla tanışmam

TÜRKSOLU: Peki TÜRKSOLU hareketiyle tanışmanız nasıl oldu?

HASAN PEKTEKİN: 2000’li yılların başlarında birkaç genç geldi yanıma. Konya’da abone çalışması yaparken benim ismimi önermişler, yardımcı olacağım söylenmiş.

O günlerde, kendi içimde bir tartışma yaşıyordum. Sağcılık solculuk kimliğinden sıyrılıp Atatürkçülük ve Kuvayı Milliye adıyla siyaset yapılması gerektiğini söylüyordum. Solun uzak kaldığı varoşlar ve emekçi kesimlerle ancak bu şekilde yeniden kucaklaşılabileceğine inanıyordum.

Nitekim, TÜRKSOLU’ndan gençler yanıma geldiğinde onlara da başta karşı çıktım. “TÜRKSOLU” dememek gerektiğini, sağcısı solcusu herkesi kucaklayacak bir Kuvayı Milliye hareketi örgütlemek zorunda olduğumuzu söyledim onlara. Sizin ekibinize katılmam dedim. Ama yine de abone oldum TÜRKSOLU’na.

TÜRKSOLU: İsmine bile karşı çıktığınız bir dergiye neden abone oldunuz peki?

HASAN PEKTEKİN: Çok basit. TÜRKSOLU’ndaki üniversiteli gençlerin devrimci heyecanı ve çalışma temposu benim yıllardır içinde bulunduğum örgütlenmelerde yaratmaya çalıştığım dinamizmin ta kendisiydi.

TÜRKSOLU: Peki “ne sağcı ne solcu” Kuvayı Milliye çalışmalarınız nasıl gitti?

HASAN PEKTEKİN: Orası da ilginç. TÜRKSOLU’nun aslında ne kadar doğru tezler savunduğunu ilk bu tartışmada anladım. Halka gidiyorum. İşçisine, köylüsüne, esnafına. Onlara anlatıyorum, Kuvayı Milliye’yi, Atatürk’ü, emekten yana olmak gerektiğini falan. İnsanlar da bana soruyordu, “Tamam ama bu savundukların sol düşünce. Neden sağcı da değilim solcu da değilim diyorsunuz?”

Bana tepki gösterenler bile oldu: “Niye kıvırmaya çalışıyorsun. Bal gibi solcusun. Duruşun, tavrın, anlattığın şeyler solun söylemleri.”

Bu tepki tasarladığımdan daha fazlaydı.

TÜRKSOLU: Bunun üzerine mi TÜRKSOLU’na bakışınız değişti?

HASAN PEKTEKİN: Evet. 10 kişiden 8’i bana bu şekilde yanıt veriyordu. Sonra oturdum, düşündüm. Bindiğim dalı kesiyordum. Kendi kendime olayı irdelediğim zaman, şu sonuca vardım. İçim solcu, dışım sırla örtülü, ama sırdan ötürü de sırıtan bir yapıdaydım. Solcuysam solculuğumu saklamam anlamsızdı. TÜRKSOLU’yla tanıştıktan yaklaşık bir yıl sonra sol kimliğin saklanmasının bir tür ikiyüzlülük olduğuna kanaat getirdim. Bu ikiyüzlülük insanların size olan güvenini de sarsıyordu. TÜRKSOLU’ndaki gençlere haksızlık ettiğimi de gördüm.

Bunun ardından TÜRKSOLU’nu daha dikkatli izlemeye başladım. Zaman içerisinde onlara yardımcı olmaya çalıştım.

Süreç içinde birçok meselede tartıştık. Başlarda TÜRKSOLU’nun olaylara yaklaşımını gençlikten ve heyecandan kaynaklandığını düşünüyordum. İçime sindiremediğim görüşlerini de gençtir bunlar, hatalarından döneceklerdir diye sineye çekiyordum. Ancak zamanla, TÜRKSOLU’nun savunduklarının ne kadar doğru olduğunu yaşayarak gördüm.

Hasan Pektekin Konya’da Şehit Üsteğmen Mustafa Çuhadar'ın cenaze töreninde Ulusal Partililerle birlikte.

Karşı çıktığım her meselede
TÜRKSOLU haklı çıktı

TÜRKSOLU: Neydi bu tartıştığınız meseleler?

HASAN PEKTEKİN: Örneğin Kürt meselesi. Ben o kadar radikal olunmasını istemiyordum. Ardından ADD içinde mücadele meselesi. Atatürkçülük yapılacaksa başka dernek aramanın doğru olmadığını düşünüyordum ve TÜRKSOLU’nu da ADD’ye katılmaya çağırıyordum. Sonra, CHP gibi bir parti varken, başka bir parti aramanın ya da başka örgütlenmelere girmenin doğru olmadığını söylüyor ve CHP’ye katılmalarını istiyordum.

Gençler ise bu yapıların devrimci olmadığını, bürokratik kokuşmuşluk içinde olduklarını söylüyor ve yeni devrimci, gerçek Atatürkçü bir örgütlenmenin yaratılması gerektiğini savunuyordu.

Ben o dönem bütün enerjimi ADD’ye veriyordum. Ancak zaman içerisinde TÜRKSOLU’nun tespitlerinin doğruluğunu ADD ve benzer derneklerdeki çalışmalarım sırasında gördüm. ADD’de Genel Sekreter yardımcılığı ve Denetleme Kurulu üyeliği yaptım. Genel Merkezde görev aldım. Özellikle Cumhuriyet Mitingleri döneminde aktif rol aldım. Ancak o yapının devrimci olamayacağını gözlerimle gördüm.

Bu tartıştığımız her konuda hemen hemen aynı şekilde yaşandı. Eleştirdiğim, karşı çıktığım her konuda TÜRKSOLU’nun doğru tezleri savunduğunu zaman içerisinde gördüm.

TÜRKSOLU: Bunlar siyasi meselelerdeki tavrınız. Peki ideolojik meselelerde durum neydi? Gökçe Fırat’ın Atatürkçülük, milliyetçilik ve sosyalizmi sentezleyen bir ideolojik duruşu var. Ulusal Sol İdeolojiye bakışınız nasıldı?

HASAN PEKTEKİN: Aslında ideolojik açıdan TÜRKSOLU’yla daha rahat anlaşıyordum. Başlangıçta TÜRKSOLU’nu salt devrimci gençlerin dinamik bir hareketi olarak değerlendiriyordum. Ancak zamanla gördüm ki TÜRKSOLU’nun çok daha derin bir ideolojik duruşu vardı. Zaten siyaseten hep doğruları söylemelerinin temel nedeni de buydu. Sağlam bir ideolojik duruşları vardı.

Genel Başkanımız Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun “Ulusal Sol İdeoloji”, “Kemale Ermek”, “Türk Sosyalizmi” gibi kitapları, benim 80’lerin ortalarından beri kendi çabalarımla kendi içimde yürüttüğüm ideolojik tartışmalara ışık tuttu. Ben Marksizmin aradığım sosyalizm olduğunu düşünmüyordum ve doğru devrimci tavrın Atatürkçülük olduğuna kanaat getirmiştim. Ancak bunları bir türlü doğru düzgün formüle edemiyordum. Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun yazıları ve kitapları bu anlamda kafamın netleşmesini sağladı. O’nun sayesinde gördüm ki, Atatürkçülük aranılan sosyalizmin ta kendisidir ve Marksizm aslında Batı düşüncesinin bir parçasıdır ve son tahlilde Batı kapitalizmine hizmet etmektedir.

Benim yıllardır kavram haline getiremediğim o dağınık düşüncelerin Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve arkadaşları tarafından TÜRKSOLU’nda kavramlaştırıldığını, Ulusal Sol İdeolojiye ulaşıldığını ve yıllardır bunun mücadelesini vermekte olduklarını gördüm.

Böylece TÜRKSOLU ve onun başyazarı, beynimde ve yüreğimde çok yüce bir yere oturdu. TÜRKSOLU hareketinin yalnız Türkiye’de değil, dünya çapında 21. yüzyılı kökten değiştirecek yeni bir çığır açacağı kanaatine vardım. Ve bu gençlere sonuna kadar yardımcı olmaya karar verdim.

Ulusal Parti çığ gibi büyüyor

TÜRKSOLU: Sonuç olarak TÜRKSOLU hareketi partileşti ve siz de bu partide çok önemli bir sorumluluk üstlendiniz, genel sekreter oldunuz. Biraz da Ulusal Parti üzerine konuşalım. Genel Başkan Gökçe Fırat Çulhaoğlu, parti henüz kurulmadan önce yaptığımız röportajlarda şu tespiti yapmıştı. Ulusal Parti’nin çok hızlı bir şekilde büyüyeceğini ve çok kısa sürede seçime katılma barajını bile aşacak bir örgütlenmeye ulaşacağını söylemişti. Bu röportajları yapalı yaklaşık 5 ay oluyor. Ulusal Parti de 20 Mart’ta kuruldu. 4 ayı geçti. Bu konuda da Gökçe Fırat Çulhaoğlu haklı çıktı mı?

HASAN PEKTEKİN: Kesinlikle. Genel Başkanımızın o tespitleri yapıldığı günlerde, yani Ulusal Parti kurulmadan önce yadırganacak tespitler değildi. Çünkü TÜRKSOLU, yaklaşık 10 yıllık bir süreç içinde örgütlenmede çok sağlam adımlar atmış, halk içinde önemli bağlar kurmuş, gençlerin devrimci dinamizmini doğru ideolojik duruş ve hiç yanlışlanmayan siyasi tavırlarla birleştirmiş ve sonuç olarak zaten hali hazırda önemli bir örgütlenmeye ulaşmıştı.

Bugüne kadar yaklaşık 40 yıllık siyaset deneyimimde pek çok parti, dernek ve sendika örgütlenmesinde bulunduğum için bu altyapının ne kadar önemli olduğunun tabii ki bilincindeydim.

Bana göre, Genel Başkan biraz mütevazi davranıyor, az bile söylüyordu. Nitekim, parti kurulduktan sonra yaptığımız çalışmalarda gördük ki kısa zamanda hedefe doğru yaklaşıyoruz. TÜRKSOLU hareketi Ulusal Parti’yi kurduktan sonra çığ gibi büyümeye başladı. Yaptığı eylem ve etkinliklerle herkese kendini tartıştırmayı başardı.

TÜRKSOLU: Kaç ilde örgütlendi Ulusal Parti?

HASAN PEKTEKİN: 20 ilde örgütlendik. Her ilde de, bazısında 2, bazısında 3, bazısında 8-10 ilçe olmak üzere 100’ü aşkın ilçede örgütlüyüz.

TÜRKSOLU: Peki Ulusal Parti’nin ağırlıklı olarak büyüdüğü yerler var mı? Nerelerde bu 20 il örgütü?

HASAN PEKTEKİN: Büyük illerimiz. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Kocaeli, Bursa, Konya gibi büyükşehirlerimiz. Bunlar dışında kıyı illerinde ve İç Anadolu’da ciddi bir örgütlenme içindeyiz. Örneğin Aksaray. Ordu, Giresun, Balıkesir... Birçok yerden de bize talepler geliyor. Ancak biz göğüsleyemeyeceğimiz, örgütlülüğümüzü sağlıklı bir şekilde götüreceğimize emin olmadığımız yerlerde hemen örgüt kurmuyoruz. Adımlarımızı çok daha temkinli atıyoruz. Kurmuşken sağlam kurmak istiyoruz.

TÜRKSOLU: Aşağı yukarı her hafta yeni bir il örgütü kurulmuş. Bu hızla devam edebilecek misiniz?

HASAN PEKTEKİN: Dediğim gibi, TÜRKSOLU’nun 10 yıllık bir çalışmayla oluşturduğu altyapı, bu hızlı büyümenin temel nedeni. Hazırda bulunan ama henüz açmadığımız, sıraya koyduğumuz pek çok örgüt de var. Bir yandan hâlihazırdaki 20 ildeki örgütlülüğümüzü sağlam devrimci temellere oturtacağız, bir yandan en kısa sürede 50’ye yakın yeni ilde örgütlerimizi kuracağız.

Sıradan Anadolu insanının partisiyiz

TÜRKSOLU: Ulusal Parti’nin örgütlerini kimler kuruyor? Bu çok merak edilen bir şey. Ulusal Parti’nin tabanı hangi kesimlere dayanıyor?

HASAN PEKTEKİN: Kendi yaşamımdan bahsederken zaten bunu anlatmaya çalıştım. Anadolu köylüsünün insanıyım. Sıradan bir Anadolu insanıyım. TÜRKSOLU hareketini yaratan ve Ulusal Parti’yi kuran gençlerin de büyük kısmı benim gibi sıradan halk çocukları. Genel Başkanımız da öyle.

Emekli memur, esnaf, sanayici, tezgahtar, köylü, toplumun her kesiminden ülkesine bağlı insanlarımızı tespit ediyoruz, partimizi onlarla kuruyoruz. Yani sıradan insanlarla, sıra neferleriyle kuruyoruz örgütümüzü...

TÜRKSOLU: Ulusal Parti’nin örgütünü kuran insanlar ve üyeleri, belli siyasi partileri terk edip mi geliyorlar yoksa siyasete Ulusal Parti’yle birlikte mi giriyorlar?

HASAN PEKTEKİN: Partimizi kuranlar ve örgütleyenler genelde şu anki kokuşmuş siyasi sistemimizin partilerinin hiçbirisine girmemiş insanlardan oluşuyor. Siyaseten kirlenmiş ya da mevcut siyasi partiler içinde en fazla kalmış kim var derseniz, aslında şahsımdır... Benim dışımdakilerin geneli bu işten uzak kalmış insanlar. Siyasi partilerde pek bulunmamış, sıradan insanlar. Ama Atatürkçü insanlar. Sağda ya da solda olsun, çeşitli partilere oy vermiş, destek vermiş, ancak görev almamış insanlar.

TÜRKSOLU: Bu durum sizce olumlu mu olumsuz mu? Yani tecrübesiz insanlarla parti kurmak zor olmayacak mı? Yoksa siyasetin kirletmediği insanlarla çalışmak aslında çok daha mı rahat?

HASAN PEKTEKİN: Olumlu tarafları da var, olumsuz tarafları da. Siyaset tabii ki emek ister, sabır ister, özveri ister. Tabii Ulusal Parti gibi devrimci bir partide çalışmak kolay değil. Ama ilk başlangıçta bu bir zorluk getirse de, süreç içerisinde ülkesine karşı sorumluluklarının farkına varan parti kadrolarımız zamanla yaptıkları işin daha çok farkına varıyorlar, hatta kendilerini ayrıcalıklı görmeye başlıyorlar. Çünkü kimsenin yapmadığını, geleceğin Türkiyesini Mustafa Kemal’in 23-38 arasında yaptığı gibi gerçekleştirme sevdası oluştukça, partimiz o başka partilerden kirlenmeden gelmiş insanlarla hedefine daha hızlı yürümeye başlıyor.

TÜRKSOLU: Peki bu kadar kısa bir sürede bu kadar yaygın bir örgütlenme gerçekleştirmek çok ciddi bir mali yük de getiriyor olmalı. Bunun altından nasıl kalkabildiniz?

HASAN PEKTEKİN: Bu yüzden, TÜRKSOLU hareketini yaratan gençlere saygım büyük diyorum. Beynimde, yüreğimde kimsenin tahmin etmediği şekilde yüce bir yerleri var. TÜRKSOLU basit sıradan bir hareket değil. Yazdıklarını halka götüren, halkla bunları tartışan, halktan öğrenen ve halka öğreten bir hareket. Bunu 10 yıl süresince sabırla, hakla kaynaşarak bütünleşerek gerçekleştirdiler. 200’e yakın kitap çıkardılar. Bunları ev ev, kapı kapı, işyeri işyeri, sokak sokak, cadde cadde, köy demeden kent demeden dolaşarak halka ulaştırdılar ve kendi kaynaklarını yarattılar.

Aynı şeyi parti örgütlerimize de anlatıyoruz. Bu parti sizin partiniz. Bu ülkenin geleceğini kurmak isteyen insan özveride bulunmalı. TÜRKSOLU’na abone yapıyoruz, aidat bağış topluyoruz. Çok şaşaalı binalar tutmuyoruz, kendi yağıyla kavrulan bir parti yaratıyoruz. Mütevazi ama yaygın bir örgüt kuruyoruz.

Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndaki “Ordu yoksa kurulur, para yoksa bulunur.” söyleminin takipçisiyiz.

Her yaptığımız işi halkla buluşturarak, halkın geleceği için ekmeğinin bir kısmını partimize vermesi gerektiğini anlattığımız sürece bu bütçeler yaratılır.

Türk milleti bizi büyük bir coşkuyla kucaklıyor

TÜRKSOLU: Ulusal Parti bir ilde örgütlendikten sonra neler yapıyor? Ne tür faaliyetlerde bulunuyor?

HASAN PEKTEKİN: Ulusal Parti bir yere adım attığı zaman, farkı bir anda ortaya çıkıyor. Öncelikle mücadeleci Atatürkçülük anlayışının örneklerini vereceğini gösteriyor. Standlar açıyor, bildiriler dağıtıyor, ev ev dolaşarak broşürlerini ulaştırıyor, halka kendini tanıtıyor.

TÜRKSOLU: Peki bu faaliyetlerinizde nasıl bir tepki alıyorsunuz? Vatandaş ne diyor size?

HASAN PEKTEKİN: Vatandaş diyor ki, neredeydiniz bugüne kadar, nerede kaldınız, siz çok farklısınız. Daha yeni kurulduğumuzu söylediğimizde o zaman ben de varım diyor. Çünkü onun gibi düşündüğümüzü görüyor.

Büyük bir coşku ve heyecanla karşılanıyoruz. Kimsenin tahmin edemeyeceği bir enerji ve sinerjiyle buluşuyoruz. Ve görüyoruz ki bu iş çok zor değil.

Halk zaten Atatürkçü programa hazır. Bu konuda kendine önderlik edecek bir kadro arıyor. Ulusal Parti de buna talip. Kimsenin tahmin edemeyeceği bir hızla iktidara yürüyoruz.

TÜRKSOLU: Kuruluş aşamasında gösterdiğiniz hızlı örgütlenme seçimlere katılma barajını rahatlıkla geçeceğinizi gösteriyor.

HASAN PEKTEKİN: Kesinlikle. O barajın da ötesinde bir örgütlenme yaratıyoruz.

Seçimlerde iktidar alternatifiyiz

TÜRKSOLU: Peki seçimlerde gerçekten bir iktidar alternatifi olabilecek misiniz?

HASAN PEKTEKİN: Bu soruyu CHP’ye oy veren ve seçimlerde oy vermeyi düşünen yurttaşlarımız da çok soruyor. CHP’nin oylarını böleceğimiz düşünülüyor. Halbuki biz CHP’nin oylarına talip değiliz. AKP’nin %47 oyunun %30-35’ine talibiz. MHP’nin %15 oyunun %10’una talibiz. Ve seçimlerde hiçbir partiye oy vermeyen %30’luk kesimin de tamamına talibiz.

Biz sadece CHP’nin %25’lik oyundan 3-5 puan alabilecek bir parti olsak zaten seçimlere girmeyiz. CHP’yi bölen bir parti asla olmayacağız. Aksine toplumun her kesiminden oy alan ve iktidar hedefleyen bir partiyiz. Bunu da girdiğimiz ilk seçimlerde iktidar olarak göstereceğiz.

Siyaset bezirganlarının oyununa gelecek bir parti değiliz, öyle kadrolara sahip değiliz.

TÜRKSOLU: Peki şu 4 aylık örgütlenme çalışmanızda bunun ışıklarını gördünüz mü?

HASAN PEKTEKİN: Mesela İç Anadolu’da ve Karadeniz’de CHP ya da başka bir partinin güçlenmesi mümkün değil. Ne kadroları ne söylemleri ne de giyim kuşamları buna uygun.

Biz ise İç Anadolu’nun pek çok yerinde örgütlendik. Bütün eylem ve çalışmalarımıza daha önce AKP ve MHP’ye oy vermiş insanlar katılıyor.

TÜRKSOLU: İlginç olan, yaz ayları genelde siyasi partiler için, bir uyuşukluk dönemidir. İnsanlarımız genelde tatilde olur, siyasi gündem zayıflar. Ulusal Parti ise ilk örgütlenmesini yaz aylarında gerçekleştiriyor ve büyük bir atakla yapıyor bunu.

HASAN PEKTEKİN: Ulusal Parti içi yaz kış, soğuk sıcak yoktur. Ulusal Parti söylediği her söyleme yüreği ve beyniyle inanan, sadece yapabileceği şeyleri söyleyen bir partidir. Yani Atatürkçüdür.

Atatürk de söylemişse yapmıştır. Yapmayacağı hiçbir şeyi de söylememiştir. Örneğin Kurtuluş Savaşı’nı girerken Cumhuriyet kuracağım dememiştir, ama Cumhuriyet kurma zamanı geldiğinde de bunu söylemekten çekinmemiştir. Ulusal Parti de her söylediği şeyin arkasında duran bir partidir.

Mesela vatanı böleceksin diye iktidarı eleştiren ama ertesi gün mecliste vatanı bölecek adamlarla kol kola giren partiler gibi değiliz.

Cumhuriyet ilkelerinden vazgeçmem deyip ülkeyi bölünmeye ve Şeriata götürenlerle aynı sofraya oturanlar gibi de değiliz.

Bunları sadece biz değil, bu partilere oy veren insanlar da görüyor. Ve ilk seçimde sadece iktidardan değil, muhaliflik görevini yapmayan bu partilerden de hesap sorulacak. Emin olabilirsiniz.

Sadece Türkiye için değil dünya için de kurtuluş umuduyuz

Ulusal Parti ise her söyleminin arkasında durduğu için umulmadık bir şekilde büyüyecektir. Zaten dünya da bu sürece gebe. Eğer bu süreç bizim gibiler tarafından devrimcileştirilemezse, bizim gibiler tarafından sağlıklı hale getirilemezse, dünyanın geleceği Birinci Dünya Savaşından da İkinci Dünya Savaşından da çok garip olaylara doğru yuvarlanacaktır. Bu anlamda, Ulusal Parti’nin aslında var oluşu, sadece Türkiye’yi değil dünyayı kurtaracak bir gelişmedir.

Ulusal Parti Atatürkçü düşünceyi ete kemiğe büründüren bir çalışmadır. Bu bakış açısı hem Türk insanına hem de uçuruma doğru giden dünyaya nefes aldıracaktır. Tüm insanlık bundan olağanüstü fayda görecektir. Tabii ki en çok ezilenler ve doğal olarak Türkler fayda görecektir.

Nasıl ki Mustafa Kemal yüzyılın başında dünya için bir ışıktıysa, bugün de bir ışıktır ve bu ışığı TÜRKSOLU hareketi, Ulusal Parti’yi kurarak tekrar güncellemiştir. Türk ulusunun ve bütün dünyanın gözü aydın olsun.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Degerli Hasan Pektekin ile yapilan söylesiyi okurken ara sira kendi cocuklugumu, gencligimi hatirlar gibi oldum!
Sonuna dogru söylediklerinede katiliyorum.
Hic bir dogru calisma kolay olmamistir. Türkiyenin icinde bulundugu durum Ulusal Parti anlayisinin büyümesine daha cok yardim edecek elveristedir.
Her seyde oldugu gibi bir seye gönül veruilmisse onun icin calismak gerekir,destek olmak gerekir. Calismadan bir sey elde etmek su andaki partilerin anlayisidir.
Ona ve Ulusal Partiye gönül verenlere saygilar Türksolu dergisinede selamlarimi gönderiyorum. 
Türksolu`nu büyük bir ilgiyle okuyorum.

Necdet Işık, Almanya
5 Ağustos 2010


Biz Türküz ve mutluyuz. Ne mutlu Türküm diyene...

Murat Pira, İzmir
2 Ağustos 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40