Gökçe Fırat - Kürtler evlerine dönsün!
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Kürtler evlerine dönsün!
ÖZGÜR ERDEM
35. madde
ve Kılıçdaroğlu'nun
Ordu düşmanlığı
KAYA ATABERK
Türklüğün şartı
açılıma karşı çıkmak!.
HASAN PEKTEKİN
Ulusal Parti
büyük bir coşku ve heyecanla karşılanıyor
OKAN İŞBECER
BBP'den
"barış-kardeşlik" önerileri
TUĞRUL ÇELİK
Fidel Moncada'yı,
BirGün Bancada'yı bastı
TÜRKKAYA ATAÖV
‘Mavi Marmara’ tartışmasında denge: 2
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
12 Eylül PKK'yı destekledi
UMUT YALIM
...Ve ömrümüzün
en güzel günleri (29
 

Gökçe Fırat
Kürtler evlerine dönsün!


Bugün Güneydoğu’da ne kadar egemenlik kursa da PKK Türkiye’nin Batısındaki Kürtleri koruyamaz. Nitekim Hatay Dörtyol’daki Kürtler şunu anlamışlardır ki bir iç çatışmada olan Kürtlere olacaktır. Kürtler böylesi bir durumda, hem evlerini, hem işlerini, hem ailelerini, hem de geleceklerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kısacası Kürtlerin kaybedeceği çok şey vardır.

Türkler artık sokakta

Önce Bursa İnegöl’de hemen ertesi gün ise Hatay Dörtyol’da yaşananlardan sonra yine bilindik “provokasyon”, “kardeşlik”, “birlik-beraberlik” sloganları atıladursun, halkın durduğu yer, yani sokak, bambaşka bir gerçeği gösteriyor.

İstedikleri kadar provokasyon deseler de ortada dikkate alınması gereken ciddi bir gerçek var; Türkler artık sokakta!

O zaman hemen soralım, neden?

Yıllardır sokağa dökülmeyen Türk milleti ne oldu da birden sokağa iniverdi?

Bu, basit bir provokasyon teorisiyle açıklanamayacak bir durumdur.

O durumu analiz edelim.

1- Türkiye’de artık Türkler ve Kürtler tümüyle birbirinden ayrılmıştır.

Durum tam olarak budur.

İnegöl’de yaşanan olayın ne olduğu, örgütleyenin kim olduğunun hiç önemi yok. Herkesin üzerinde birleştiği birkaç noktayı çizelim.

İnegöl’de insanlar kendilerini partili kimlikleriyle, ideolojileriyle, ekonomik düzeyleriyle değil başka bir şeyle tanımlıyor, milliyetleri.

Normalde İnegöllü esnafların sorunlarının bir olması, İnegöllü köylülerin sorunlarının bir olması, İnegöllü işçilerin sorunlarının bir olması gerekirdi. Yani ekonomik gruplar ön plana çıkmalıydı.

Ama görülüyor ki İnegöl’de her bir ekonomik sınıf ve tabaka kendi içinde ikiye bölünmüş durumda.

İnegöl’de bakkallar yok, Türk bakkal ve Kürt bakkal var...

İnegöl’de minibüsçüler yok, Türk minibüsçüler ve Kürt minibüsçüler var...

Dahası İnegöl’de Türk mahalleleri var, Kürt mahalleleri var...

Türk kahveleri ve Kürt kahveleri var...

İnegöl, Türkiye’nin tipik göstergesi aslında. Türkiye’

nin dışardan Kürt göçü alan her ili ve ilçesi gibi İnegöl’de de Türkler ve Kürtler kardeş iki grup olarak değil, farklı ve rakip iki grup halinde aynı şehirde yaşıyor.

2- Kürtler ekonomik hayata kaba kuvvetle egemen oldu

Bu farklılık, “etle tırmak gibiyiz” palavralarıyla örtülmeye çalışılsa da, olduğu yerde duruyor ve farklılık gün geçtikçe daha da derinleşiyor.

İnegöl’deki patlama bu derinleşmenin ve ayrışmanın, artık rekabetten karşıtlığa evrildiğini göstermektedir.

Kimileri için çok üzücü de olsa Türk ve Kürt artık karşı karşıyadır.

Bu karşıtlığın en önemli nedeni ise iki grup arasındaki iktisadi mücadeledir. İnegöl’e sonradan gelen Kürtler, zamanla ekonomik alanda üstünlüğü ele almışlardır. Pek çok iş sahası artık Kürtlerin eline geçmiş durumdadır.

Kürtlerin bazı ekonomik iş sahalarını ele geçirmesi normal yolla değil zor yoluyla olmuştur. Mafyavari yöntemlerle, silah zoruyla ele geçirilen bir minibüs hattı bunun en basit örneğidir.

Ama tüm ekonomik sahada benzeri bir gelişme yaşanmaktadır. Sonradan gelen Kürtler, kaba kuvvetle ekonomik sektörlere ele geçirmektedir.

Türk kesimindeki ekonomik yoksullaşma, işsizlik ve daha önemlisi ezilmişlik, elbette bir bilinç sıçramasına yol açmaktadır.

Türkiye’de sorun artık, yoksulluk, işsizlik değildir, pek çok insana göre yoksulluğun da, işsizliğin de sebebi Kürtlerin kendisidir.

3-Bu tırnak artık ete batıyor

Çok önemli bir diğer farklılaşma ise birlikte yaşamama tercihidir.

Türkiye’nin Batı illeri 30 yıldır yoğun bir Kürt göçüne maruz kalmıştır. Bu 30 yıl boyunca herhangi bir tepki de gelmemiştir.

Türkler, şehirlerine gelen Kürtlere düşman gözüyle değil, yardıma ve desteğe ihtiyacı olan insanlar gözüyle bakmışlardır. Çoğu zaman Kürtlere pozitif bir ayrımcılık tanınmıştır.

Ancak böylesi bir misafirperverlikte bile Kürtler tercihlerini Türklerle birlikte yaşamaktan yana kullanmamıştır. Kürtler kendi mahallelerini kurmuş ve Türklerle aynı havayı solumak istememiştir.

Böylelikle Türkiye’nin tüm Batı illeri ve ilçeleri Türk ve Kürt mahalleri olarak ikiye bölünmüştür.

Ve ilk olay patlak verdiğinde de, Kürt mahalleleri ile Türk mahalleleri karşı karşıya gelmektedir. Türkiye’nin her ili adeta Amerikan İç Savaşı’nın Kuzey ve Güney’i gibi bölünmüştür.

Açık konuşalım, Türkiye’de bir birlik değil, bölünmüşlük, ayrışmışlık vardır.

Nitekim İnegöl’de de Dörtyol’da da olaylar çıktığında çevik kuvvet Türk ve Kürt mahalleleri arasında barikat kurmaktadır.

Madem valilerimiz, bakanlarımız, Türkiye’yi yönetenler Türklerle Kürtler arasında bir kardeşlik olduğuna inanıyor, o zaman açsınlar barikatı da bu “etle tırnak” bir araya gelse.

Ama herkes biliyor ki, artık tırnak ete batmaktadır...

Doktora gidersek denilecek şey basittir, tırnağı çekip atalım diyecektir.

İnsanoğlu tırnağını kaybetmek istemeyebilir ama kangren büyürse, tırnak değil, parmak, ayak hatta tüm vücut kaybedilebilir.

Türkiye şu anda bu kangren dehşetiyle karşılaşmış durumdadır.

4- Türk’ün yası Kürdün bayramı olmuş

Ama tüm bu ayrışma için en önemli neden, yine de bambaşka bir noktada ortaya çıkmaktadır.

Dörtyol iyi bir örnek.

Polis otosu taranıyor, dört polisimiz şehit ediliyor.

Bunu duyan Türk mahalleleri sokağa dökülüyor ve teröristleri bulmak, ellerine geçirirse boğmak istiyor.

Aynı anda Kürt mahalleleri sokağa dökülüyor, PKK’nın siyasi kolu olan BDP’nin önünde toplanıyor ve PKK lehine sloganlar atıyor.

Bir yanda Türk bayrağı taşıyan Türkler, diğer yanda Apo resmi taşıyan Kürtler...

Bu, ayrışmanın doruk noktasıdır.

Dörtyol’da şehit cenazesinde asker anası gözyaşı dökerken yan mahallede Kürt mahallesi bunu “gerillanın zaferi” olarak kutlamaktadır.

Türk’e yas olan şey Kürde bayram olmuştur.

Verdiğimiz şehitlerden çok, bu hainliktir ayrışmayı derinleştiren.

Kimileri ama tüm Kürtler böyle değil ki diyebilir. Elbette öyle değildir. Bu ülkede PKK’yı desteklemeyen Kürtler de vardır. Ama sokağa dökülen PKK’yı destekleyen Kürtler olduğu için halk arasında Kürtle PKK artık bir görülmektedir.

İşlerin bu duruma gelmesinin ve bu algılamanın sorumlusu ise Türkler değil Kürtlerdir.

5- 100 yıl önce Rumlar ve Ermeniler şimdi ise Kürtler

Tüm bu ayrışma noktaları en sonunda fiili bir çatışmaya dönüşmüştür. Şimdi pek çok kesim bu çatışma nasıl durdurulur diye çözüm düşünmektedir.

Ama çözümden önce sorunu ortaya koyalım.

Şu anda ciddi bir sorun ortaya çıkmıştır ve bu sorun Batı illerindeki Kürt nüfusunun varlığıdır. Artık bu nüfus sorgulanır hale gelmiştir.

Bu noktada 100 yıllık bir geri dönüş yapalım.

100 yıl önce Türkler ve Rumlar Batı illerinde birlikte kardeşçe yaşıyordu. Ama Türkler bu kardeşlerinin Yunan ordusunun yanında savaşa girdiğini ve Türkleri öldürdüğünü gördü, yaşadı ve unutamıyor.

Yine 100 yıl önce Türkler ve Ermeniler Doğu illerimizde birlikte kardeşçe yaşıyordu. Ama Rus Ordusu işgale girişince Ermeni kardeşlerinin Türklere saldırdığını gördü Türkler. Yaşadı ve bu acı hatırayı unutamadı.

100 yıl önce iki kardeşliğin karşılığında kalleşlik gören Türkler artık son derece hassas ve kırılgan.

Bu kırılganlık Kürtleri 100 yıl öncesinin Rumları ve Ermenileri ile özdeşleştirmeye götürüyor.

Böylesi bir özdeşleştirmede Türkler, “çok geç olmadan” bir şeyler yapmak istiyor.

Önce Bursa İnegöl’de hemen ertesi gün ise Hatay Dörtyol’da yaşananlardan sonra yine bilindik “provokasyon”, “kardeşlik”, “birlik-beraberlik” sloganları atıladursun, halkın durduğu yer, yani sokak, bambaşka bir gerçeği gösteriyor. İstedikleri kadar provokasyon deseler de ortada dikkate alınması gereken ciddi bir gerçek var; Türkler artık sokakta!

6- Batı Kürtleri kullanıyor

Bu yaşanan durum aslında Batılı ülkelerin Türk ülkesi Anadolu’yu Türklerden arındırma politikasının bir uygulaması.

100 yıl önce Ermenileri ve Rumları piyon olarak kullanan Batı, bugün Kürtleri kullanmaya çalışıyor.

Batı illerine yoğun Kürt göçünün ardında da bu Batılı emeller yatıyor.

Batılılar Türkiye’de bir iç savaş çıkartmak istiyorlar. Bunun yolu Türk ve Kürt çatışmasıdır. Ama burada kullanılan unsur Türkler değil Kürtlerdir.

Önce Bağımsız Kürdistan diye kışkırtılan Kürtler, neden Batıya göç ettirildi?

Madem mesele Kürdistan’ın bağımsızlığıydı, Kürtlerin kalıp Güneydoğu’da savaşması gerekmez miydi?

Ama mesele Kürtlerin bağımsızlığını aşmıştır, Batılılar Kürtleri Batı illerine sürmüştür, şimdi yaşanacak bir çatışmada ise Batı müdahaleci olmayı planlamaktadır.

Plan bu ise nasıl engel olabiliriz?

Öncelikle bu plana engel olunmazsa neler yaşarız onu düşünelim.

Farzedelim ki bir Türk-Kürt savaşı çıktı. Burada kaybeden öncelikle Kürtler olur. Çünkü Kürtler Batı illerinde mutlak azınlıktır ve hepsi de toplu yaşamaktadır.

Batı, Kürtleri açık ve korunmasız bir hedef haline getirmiştir.

Yani Batılılar Kürtler’e Türkiye’nin Batısını vermek niyetinde değildir. Onların planı bu iç savaşta iki tarafı kırdırırken Anadolu’ya kendi uyruğunda olan Rumları ve Ermenileri yerleştirmektir.

Plan Türksüz İstanbul, Türksüz İzmir planıdır.

7- Kürtleri PKK da Batı da koruyamaz

Plan bu kadar açıksa nasıl olacak da oyuna gelmeyeceğiz?

Burada Türklere ve Kürtlere düşen pek çok görev vardır.

Fakat özellikle Kürtlerin bazı gerçekleri artık görmesi gerekmektedir.

Bugün Güneydoğu’da ne kadar egemenlik kursa da PKK Türkiye’nin Batısındaki Kürtleri koruyamaz. Nitekim Hatay Dörtyol’daki Kürtler şunu anlamışlardır ki bir iç çatışmada olan Kürtlere olacaktır.

Kürtler böylesi bir durumda, hem evlerini, hem işlerini, hem ailelerini, hem de geleceklerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kısacası Kürtlerin kaybedeceği çok şey vardır.

Türkler içinse durum daha normaldir, bir iç savaşta Türklerin Güneydoğu’da kaybedecek evleri, işleri, aileleri yoktur.

Kaldı ki Batı bölgeler Türklerin son şansıdır ve bunu asla kaybetmek istemeyecektir.

Tarih kaçınılmaz bir şekilde Kürtleri güvenecekleri Güneydoğu’ya doğru sürüklerken, Türkleri ise Batıyı korumak ve elden kaçırmamak üzere mücadeleye çekmektedir.

8- Ulusal Parti’nin iç savaşı önleme planı

İşte böylesi karmaşık ve iki ucu keskin bir seçimde bizler tüm çatışmaları şimdiden görerek önleyici bazı tedbirlerin hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Ulusal Parti’nin iç savaşı önleme ve kardeşliği tesis etme projesini açıklıyoruz.

1- Türkiye’de olası bir iç savaş ihtimaline karşı Batı illerindeki Kürt mahalleleri dağıtılacak ve Kürtler Güneyoğu’ya memleketlerine geri gönderilecektir.

Böylelikle Kürtler bu çatışmada ezilmekten korunmuş olacaktır.

Memleketlerine gönderilen Kürtlere devlet maddi yardımda bulunacaktır, onlara yerleşecekleri konutları tahsis edecektir.

2- Türk ve Kürt mahallesi ortadan kaldırılacaktır. Kürtler elbette Batı illerinde istedikleri gibi yaşıyabilirler ama bunu Türk mahallelerinin içinde, gerçekten kardeşçe yapmalıdırlar. Aynı apartmanda, aynı mahallede birarada yaşamak, tek kardeşlik seçeneğidir.

3- Türk devleti teröre karşı en sert mücadeleye girişmek zorundadır. Terörle mücadele için yeni bir düzenleme getirilecek, PKK’nın tüm sivil, yasal vb uzantıları için idam cezası dahil en ağır cezalar gelirilecektir.

Şımartma değil cezalandırma yöntemi hayata geçirilecektir.

4- Kürtlerin Türk bölgelerinde varlığı nasıl normalse aynısı Güneydoğu’da da uygulanacaktır.

Türk nüfus kardeşliği sağlamak için Güneydoğu’ya yerleştirilecek ve böylelikle Türk-Kürt Güneydoğu’da da birarada yaşayacaktır.

Güneydoğu’ya yerleştirilecek Türk ailelere devlet maddi yardımda bulunacaktır. Bu ailelerin ticari faaliyetleri için de teşvik kredileri verilecektir.

5- Böylesi tedbirlerin hayata geçirildiği bir Türkiye’de Türkler sokağa dökülmeyecektir, Kürtler de PKK’yı desteklemeyecektir, iç savaş ihtimali ortadan kaldırılacaktır,

Türkiye Batıya karşı direnecek gücü elde edecektir.

6- Daha fazla İnegöl, daha fazla Dörtyol istemiyorsak, İnegöl ve Dörtyol’da sokağa dökülen Türk gencini anlamalı ve onunla empati geliştirmeliyiz.

Yıllarca Kürt militanlarına gösterilen hoşgörü eğer Türk gençlerine gösterilmez de Türk gençleri ırkçılıkla, provokatörlükle suçlanır ve cezalandırılırsa, bilelim ki Türkleri hiç kimse durduramaz.

PKK’nın peşine takılan Kürtleri uyarayım, o zaman sizi ben bile kurtaramam.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Sayın Gökçe Fırat Bey,görüşlerinize kısmen de olsa katılmaktayım.Lakin bence Kürt sorunun en etkili çözümü Kürtleri K.ırak bölgesine tehcir etmektir; zira 13 milyonluk bir nüfusu asimile etmek çok zordur kanaatimce. Bunun yerine Kürtleri asıl yerleri ollan Irak bölgesine sürmek ve onlardan boşalan yerlere Irak Türkmenlerini,Ahıska Türklerini,İran Kaşkaylarını buraya,doğu bölgesine yerleştirmeliyiz;yoksa artan Kürt nüfusunun önüne geçemeyiz.EN etkili yol budur.Türk yurdunun ilelebet Türk kalması için,şehit analarının ağlamaması için,''Ne mutlu Türküm diyene'' diyemeyenlerin bu ülkeden ihraç edilmesi gerekir. Hem bağımsız olmak istemiyorlar mıydı? Belki Misaki Milliden ödün vereceğiz;ama adeta kangrene dönmüş bu sorunu silah olmadan başka yolla çözemeyiz.Ayrıca Misakı Milli elbette Atamın isteğidir;lakin o zaman konjüktür öyleydi şimdi değişen dünya revizyonu içersinde,önemli olan çok fazla toprağa sahip olmak değildir. Önemli olan; vergisini veren,vatanına ihanet etmeyen,yediği kaba pislemeyen nesiller yetiştirmektir.Bu bağlamda kangrene dönmüş bu sorunu kökünden halletmektir Eğer Atatürk gençleri olarak bu ülkeye sahip çıkmazsak; ülke elden gider,emperyal güçlerin istediği olur.İşte bu konuda bize düşen görev budur.

Tolga, İstanbul
21 Şubat 2012


bu güzel yazilara helall diyorum.nigde de ben dükkanıma 365 gün TÜRK BAYRAGIMI asiyorum.sevmeyen şerefsizler gelmesinler diye.ben isterdimki..tüm kürt -TÜRK bayragini sevsin onunla gurur duysun..ama sevmeyen şerefsizler o kadar çokki.hepsine lanet olsun.yaşasın VATAN yasasin TÜRK MİLLETİ

Sungur Sezer, Niğde
12 Ekim 2010


İşgal ve istila edilen Türk şehirlerininTürkleri uyanıp ilk adım olarak;kürt market,bakkal,pazarcı ve büyük alışveriş merkezlerinin sahipleri Özal döneminden beri devlet bankalarının uygunlaştırılmış kredileriyle (bazıları da milletvekili) bunlar tarafından açılmıştır. Buralardan alışveriş yapmayalım ve mutlaka bildiğimiz türk insanlarından ve pazardaki köylümüzden alışveriş edelim.Sonra işgal ve istila edilen türk şehirlerinde türkçe dışındaki pekaka diline mahalle baskısı ile tepki koyalım.Pekaka,1992lerde güneydoğuya giden otobüslerdeki devlet görevlisi polis-öğretmen ve askerimizi;"buraya gelmeyin,burası kürdistan..."diye otobüslerden indirip kurşuna dizmedi mi? Ne çabuk unutuyoruz sevgili milletim?Eee,peki öyleyse kendileri türk şehirlerine göç ettiklerinde en ufak tepki ile karşılaştılar mı?Buna rağmen nasıl türk illerinde terörist diliyle konuşur?Herkes haddini bi
 lmeli,bilmiyorsa öğretilir.....

Zehra, Adana
31 Ağustos 2010


Bu kadar muhteşem bir çözüm paketini ancak siyaset dehası Gökçe Fırat getirebilirdi. Yazılarınızı okurken inanın gözyaşlarımı tutamıyorum. Her sayısında param yettiğince 5-10 dergi alıp başkalarına dağıtıyorum. Dertlerimize derman oluyorsun Gökçe Fırat büyüksün hem de çok büyük

Anonim, İstanbul
18 Ağustos 2010


Evet, gelecegimiz icin, kürt konusunda fikirler üretilmeli. Kürtlerden kurtulmakla bir Türk cografyasini insaa edebiliriz. Örnekler:

1.) kuzey Irak Türkmenlerin ve kürtlerin mübadelesi.
2.) Türklere ait olan Kerkük petrollerine sahiplenen, mubadele icerikli, cografi bir cözüm.
3.) Nahcivan-Azerbaycan ile birlesme.


Gökçe Fırat'a tebrikler.

Turan Kaya, İstanbul
9 Ağustos 2010


Yorumculardan değerli SERDAR AKKAYA'nın karşı çıktığı 'kürtlerle aynı apartmanda yaşama çözümü'ne ben de katılmıyorum. Serdar Bey haklı gibi duruyor. ‘Türklerle birlikte yaşama’ seçeneği verirsen Kürtler, geldikleri doğu illerine geri dönmez. Türklerle yaşamayı tercih ederler. ‘Kürtçü damarları’ o kadar güçlü ki bunu da kürtçülüğü yaymak için kullanırlar. Türk kızlarıyla evlenmeye çalışırlar, (ne de olsa aşkın gözü kördür) kendi dillerini empoze ettirirler. ( kürt barmenlerin yabancı  turistlere kürtçe sayıları öğretmeye kalkıştıkları, bu esnada kürtçe küfürler savuracak kadar aşağılık duruma düştüklerine şahit oldum.)  Yine birbirlerini bulup şer bir dayanışma içine girerler. Bu arada ‘aynı apartmanda birlikte yaşamak’ sözünden bir arkadaşımın bana aktardığı bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum; Bir apartman katında yaşayan g.doğudan göçetmiş kürt kökenli bir ailenin balkonda beslediği bir koyun yüzünden diğer apartman sakinleri kokudan hayatlarından bezdiklerinden  site yönetimine şikayet etmeleri üzerine,  o aileye bağlı akraba ve hemşehrililer sürü halinde toplanıp şikayet edenlere tehditler savurmuşlar. Kısacası yapılması gereken tek şey “evli evine köylü köyüne..”

M. Murat, İstanbul
8 Ağustos 2010


Belirttiğiniz tedbirler Kürt istilasının önlenmesi açısından gerçekten çok önemli!
ancak bu tedbirlere ilaveten, Kürtlere dağıtılan yeşil kartların iptali, kaçak elektrik kullanan kürtlere ağır ceza verilmesi, gayrımeşru yollardan zengin olan kürtlerin mallarına el konulması da alınması gerken tedbilrdendir.

Mahsum Korkmaz, İstanbul
8 Ağustos 2010


Eski bir MHPli olarak diyebilirim ki, MHP artık uluslararası emperyalizmin bir kuklası haline gelmiş, PKK istilasına karşı bir alternatif olmaktan çıkmıştır!
Kürt istilasına ve bölücülüğe karşı duracak tek parti ULUSAL PARTİdir.
O yüzden tüm milliyetçiler Ulusal Parti çatısı altında ve Gökçe Fıratın önderliğinde birleşmelidir!

Mazlum Doğan, Elazığ
7 Ağustos 2010


Hakikaten elinize emeğinize sağlık!gerçektende tüm gerçekleri tüm çıpkalığıyla ortaya koyan çok güzel bir makale yazmışsınız!
Saydığınız tedbirlere ilaveten kürtlerin nüfus artışını da durduracak önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyorum.
Kürtlerin çocuk sayısının 2 ile sınırlandırılması konusunda gerekli hukuki düzenlemeler yapılmalı, bu yasağa uymayan kürtler  en ağır biçimde cezalandırılmalıdır!
Kürtler artık Batı anadoluda istenmediklerini anlamalı, pılını pırtısını toplayıp güneydoğuya dönmelidir!

Cem Tutar, İstanbul
7 Ağustos 2010


Yaşasın partimiz ULUSAL PARTİ!
Yaşasın genç ve dinamik önderimiz GÖKÇE FIRAT!
Kahrolsun kürtçü ihanet, kahrolsun kürtçü ırkçılık, kahrolsun şeriat ve gericilik!!

İsa Altsoy, İstanbul
7 Ağustos 2010


Helal olsun sana daha ne diyeyim herkezin söylemekten korktuğu cümleleri hiç çekinmeden söylüyorsun. Bir gün bir gün gelecek susan susturulan herkes sizler gibi konuşmaya başlıyacak...

Mustafa Öztürk, Libya
7 Ağustos 2010


yukarıdaki metni okuduğumda yazılan satırların o kadar gerçekçi olduğunu,çözüm önerilerinin tespitler sonucunda oluşturulduğunu ve milliyetçi bir tavır takınıldığı için bu yazı beni çok memnun etti.

Mehmet Fatih Ilısu, Ankara
7 Ağustos 2010


Artık bizim bişey söylememize gerek yok,Gökçe Fırat hepimizin duygularına tercüman olmuş,teşekkürler,ayrıca tüm okur türk kardeşlerimiz doğru tespitler yapmış,yani uyanıyoruz.Tek eşli ve 2-3 çocuklu türk aileleri çokyoksul yaşıyor.en eski evlerde en eski arabalar ve en ezilen kesim Kurtuluş Savaşı veren Türkler  yaşıyor.Diğer tarafta adamlar 90 yıldır çokeşlilikle ve çok çocukla ,bir de göçle pkkaka'dan kaçıyorum diye gelip; hem terör estiriyor, hem şehrin yerlisinin iş ve istihdamını elinden alıyor,ne kadar dayanacağız? biz kürtlerle yaşamak istemiyoruz,ayrı dilleri olan insanlarla kardeşlik olmaz. BİTTİ

Ayşenur, Ankara
7 Ağustos 2010


KÜRT-AMERİKAN-KILICDAR-TAYYİP İSTİLASINI ANCAK VE ANCAK U.PARTİMİZ HALLEDECEKTİR...SONUNA KADAR ARKASINDA OLACAGIZ.. !!!

Kadir, İstanbul
7 Ağustos 2010


Sayin Gokcenin tespitler cok guzel. Bir ekleme yapmak istiyorum: Kurtler guneydoguye giderken tumu ile gitmelidir. Halk arasinda sanki son zamanlarda goc ile gelenler kurttur gibi bir imaj var. Aramiza karismis biraz boya badana yaptigi icin kurt zannedilmeyenler var bunlarin sayilari son derece fazladir. Ozellikle Tunceli sivas malatya maras, adiyaman erzurum kayseri, erzincan gibi yerlerden cok once gelip pek cok kaynaga konan kurtlerinde gonderilmesi lazim. Esas tehlike bunlardan gelmektedir bunlar arka planda durup olayi organize edenlerdir. Bir kismi epeyce varlikli yerlerde yasamaktadir turke ait olan zenginliklere el koyup sahte turkum rolu oynamaktadirlar. Ancak esas tehlikeli olanlar bunlardir. Tanri turku tum etnik kurtlerden korusun. Sagol sayin Gokce Firat, Mhp yi biraktim bundan sonra sizin partinizle olacagim.

Berke Erdem, İstanbul
7 Ağustos 2010


Anadolu hep Türkü yurdu olmuş ve böyle kalmaya devam edecektir!
Hain kürtlere gereken cevap yakında daha şiddetli verilecektir!
Yaşasın Ulusal Parti, Yaşasın genç öncümüz ve önderimiz Gökçe Fırat!
Kahrolsun Kürt ırkçılığı ve kürt faşizmi!
Haine, işbirlikçiye, şeriatçıya, liboşa geçit yok! Burası Türkün, Atatürkün cumhuriyetidir!!

Fidan Güngör, İstanbul
6 Ağustos 2010


Türk milletinin ihanetle simgeleşen bu çapulcu sürüsüne hak ettiği cevabı verememesinin nedeni her seçimde oy avına çıkan din tacirlerinin ulusumuza şırıngaladığı ümmetçilik fikriyatıdır! Kürtler bu ülkeye zarardan başka hiç bir şey vermemişlerdir. 1839 yılına kadar askerlik dahi yapmamalarının yanında ne Çanakkale'de ne de İstiklal harbinde yer almışlardır. Türkiye'de işlenen suçların nerdeyse tamamının altında yatan gerçeklik ''Kürtler''dir.
Belgesel seyredenler iyi bilirler. Bir kaç aslan ava çıkıp bir geyik ya da antilop yakaladığında yağmacı sırtlanlar sürü halinde bölgeye akar ve o avı aslanlardan çalmaya çalışırlar. Kürtlerin durumu da sırtlanlarınkisiyle aynıdır. Türk milleti hiç bir siyasi oluşumdan medet ummaksızın bu işi kökten halletmelidir. Toplumun önüne geçebilecek hiç bir kuvvet yoktur. Kürtler topraklarımızdan derhal çıkarılarak Afrika'ya ya da Kuzey Irak'a salınmalıdır!
Vakit çok geç olmadan bu işi halletmeliyiz!!!

Sungur Alp, İstanbul
6 Ağustos 2010


Belirttiğiniz tedbirlere ilaveten güneydoğuda gerçekleştirilen operasyonlarda kullanılacak askerlerin ağırlıklı olarak kürtlerden seçilmesi de eklenebilir!!
Ayrıca kürtlere has çocuk sınırlama yasalarının da faydalı olacağı kanaatindeyim!

Hüseyin Durmaz, İstanbul
6 Ağustos 2010


Okudugum bu yazinin tümünün altina ve önceliklede önlemler konusuna gözüm kapali imzami atabilirim.

Bazi eski solcu simdiki liberaller ( liboslar ) gibi federasyona vs `ye evet deme aymazligina düsenler büyük bir hiyanet icinde olduklarini o kadar unutuyorlar ki ancak o kadar olur. Bunlar hem Atatürkcü gecinir hemde Atatürk`ün genclige hitabini görmezden gelebilecek ve herkezi enayi sanabilecek kadar kendinden gecmislerdir!
Bu hükümetin yönetimi altinda  bu islerin buraya gelecegini sagir sultan  dahi bilirken din duygulariyla düsünme yetisi uyvastirilmis insanimiz ancak sehitler verilince uyanmak zorunda kalacak duruma getirilmistir!

Yillardir insanlarin din duygulari öne cikartilip ulusal benligi ikinci sirada bilerek birakilmistir.

Sonuclarida bugün görülmektedir.

Bundan kurtulusun tek cözümü Ulusal ve aydin türk olma bilincinin geriye getirilmesidir. Buda öncelikle egitimle olacaktir. Bunun önündeki engel imam hatiplerde verilen egitimin Atatürkcü cizgiye cekilmesi,sayilarinin azaltilmasi bunun yerine meslek liselerinin acilmasi,Camilerdeki hocalarin,imamlarin egitimi devlet tarafindan verilmeli ama gidecekleri yerdeki camilerde maaslarini oranin halki vermeli! Görelim bakalim ne kadar müslüman varmis! Ayrica o din görevlilerinin calismalari devletin diyanetin (ama simdiki anlayisin degil! )
denetimi altinda olmali.
Milli egitim Atatürk`cü cizgiye cekilmeli!!!

Ulusal Parti`ye ve  ona gönül verenelere vede Ulusal Partide olmayipta su veya bu sekilde baska partide olupta ayni düsünce ve duygulari baylasan herkeze Sevgiler,Saygilar.

Necdet Işık, Almanya
6 Ağustos 2010


Yaşasın Türklerin onurlu direnişi!
Bu direnişki kurtuluş savaşından beri Türkün gösterdiği en büyük direniştir bence!
Yaşasın Türk ulusu, Yaşasın ınegöl, Yaşasın Dörtyol!
bir iki üç daha fazla inegöl  daha fazla dörtyol!!
Haine, işbirlikçiye, bölücüye ve ne mutlu Türküm diyemeyen Kürt hainlere anadoluyu zindan edeceğiz!!

Hasan Hüseyin Velioğlu, İstanbul
5 Ağustos 2010


Türkiyenin en önemli sorunu her türlü geriliğin ve gericiliğin sembolü olan kürt istilasıdır!
Ulusal Partinin bu istilaya karşı öngördüğü tedbirler Türkün kurtuluşu olacaktır!!

Sabahattin Talayhan, İstanbul
5 Ağustos 2010


Kürt sorunu , BOP , GDA sorunu ne derseniz deyin adına sonuç Kürt isyanıdır. Kürtler doğuda PKK ile batıda ise kaba kuvvet ile Türkleri sindirme çabası içindedirler. Bu durumu kurtuluş savaşı öncesi duruma benzetiyorum, bir gün bir ateş çıkacak ve ipler tamamen kopacak. Ne karkerdeşlik türküleri kalacak ne de ... Asıl tehlike çok güzel anlatılmış ancak yazılamamış, doğudaki PKK bir tehlike değildir ve olamazda , toplasan 2000 tane köpek ya çıkar ya çıkmaz yandaş takımınıda koy üstüne 20000 olsun ama Batı da çıkan Türk isyanı çok tehlikelidir tarih boyunca da böyle olmuştur. Eğer Batı dan bir ateş çıkarsa tüm vatanı sarar ve kül eder. Sabrı zorlanan Türkler her zamanki gibi kendine yakışanı yapıp sükud ediyor. Ya sabrımız biterde kılıcımızı çekersek neler olur ? Eğer bir kardeşlik refarandumu yapılmış olsaydı sizce sonuç ne çıkardı. Refarandumun sorusu mağlum "Birlikte yaşamak istiyormusunuz ?" , cevabınız çok net değilmi ? Şehit vermekten , her gün Mehmedimin arkasından göz yaşı dökmekten usandınız değilmi ? Sabır taşı çatlamak üzere Allah bu vatanı korusun.

Toplumsal düzenin Türkler arasında kurmuş olduğu ilişkilerin hepsinde temiz
yüreklilik ve iyi niyet hakimdir. Vatandaşların birbirlerine karşı borçlu oldukları işlemleri yapma ve yerine getirmeleri için başka ülkelerde olduğu gibi senetleşmeye yani yazılı belgeye ihtiyaçları yoktu. Çünkü onların övülmeye değer hallerinden biri de verdikleri söze genellikle sadık kalmaları ve karşılarındakini aldatmaktan, güveni suistimal etmekten
çekinmeleridir. Monradgea D'ohsson

Monradgea 'nın bahsettiği güven sadece ve sadece asil Türk toplumuna aittir. Özümüze sahip çıkalım. Çocuklarımızı özmüze göre yetiştirelim kardeşlerim , her birinizin oğlu Atatürk kızları Sabiha Gökçen gibi olması için çabalayalım. Benim elimden gelen budur.

Ve son bir Söz ;

Bir Türk'ü asla kılıcını çekecek kadar kızdırmayın.
Napolyon Bonapart

E. K., İstanbul
4 Ağustos 2010


Ben 4 yıl güneydoğuda memur olarak çalıştım, buyüzden bölge halkının türke ve türk devletine olan kin ve nefretini iyi bilirim!
Diyeceğim o ki, ben Manisada yaşayan bir Türk olarak ne kürt bakkal ne de kürt komşu istiyorum!
Ya Türküm deyip bir Türk gibi vatanı ve milleti sevsinler ya da gitsinler Barzaninin yanına defolsunlar!

Ali Haydar Suçin, İstanbul
4 Ağustos 2010


BU SÖYLEDİKLERİNİZ İÇİN SİZİ GÖNÜLDEN TEBRİK EDERİM EKLEMEK İSTEDİĞİM BİR ŞEY VAR HALKIN %80 İ SİZ GİBİ DÜŞÜNÜRKEN NASIL OLUYORDA SİYASET ARENASINDA GENİŞ BİR YER TUTAMIYOR BUDA ÇOK BÜYÜK BİR SORUNDUR YABANCI GÜÇLER VE ULUSAL MEDYA ÇOK SİNSİ BİR OYUNUN PARÇASIDIR BENCE TÜM YURDUMUZDA DERNEKLER KURULMALI BUNLAR ARACISIZ ANLATILMALIDIR EN BÜYÜK SORUN BUDUR

Gökhan Oktay, İzmir
4 Ağustos 2010


Gökçe Bey elinize emeğinize sağlık!gerçektende tüm gerçekleri tüm çıpkalığıyla ortaya koyan çok güzel bir yazı oluşturmuşsunuz!
Zikrettiğiniz tedbirlere ilaveten kürtlerin nüfus artışını da durduracak önlemlerin alınması gerektiği kanısındayım!
Kürtlerin çocuk sayısının 2 veya 3 ile sınırlandırılması hususunda gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, bu yasağa uymayan kürtler  en ağır biçimde cezalandırılmalıdır,

Tansel Altunboğa, İstanbul
4 Ağustos 2010


bence cozum dogru olabılır ama bıkac sey daha ekleyelım onlarda sunlardır: artık bu konu can sıkmaya onur zedelemeye baslamıstır hıc bır turk yokturkı turklugune laf edıldıgı an sessız kalsın kardesız nasılsa desın.. benım sahsen kürt kardesım yok ben turkum turktur kardesım baska kımseyede sırtımı dayamam. bence en buyuk cozum ıdam etmek. unutmayın kanayan parmak artık vucuda zarar vermeye basladıysa kesılıp atılması en dogru secenektır. kımseden korkumuz yoktur tukuz bız.. savas bızım bayramımız dugunumuz

Mehmet, Malatya
4 Ağustos 2010


makaleye katılıyorum ama çözüm önerilerine katılmıyorum. kürtlerle aynı apartmanda yaşamak Türk milleti için son derece olumsuz bir öneri, çünkü kürtler yaşadıkları apartmada Türk ailelere yaşamı zehir edecek kadar pis bir ahlak ve yaşam kalitesizliğne sahipler.

Serdar Akkaya, İstanbul
3 Ağustos 2010


bir iki üç daha fazla inegöl  daha fazla dörtyol..

Ayberk Arısoy, İstanbul
3 Ağustos 2010


bence bir eksik var. kürtler g.doğuya değil k.ırak a gönderilmeli . zaho dan öteye ordaki türkmenlerde g.doğuya gelsinler. hatta afrikadan zenci kardeşlerimiz gelebilir onlar ay yıldızlı bayrağı daha çok seviyorlar. elvan ve bekele bunu gösterdi.

Ali, Kırşehir
3 Ağustos 2010


allahina kurban gokce firat..!! babasin o kadar / bi insan bu kadar mi guzel tespit yapar..savasa haziriz!!

Avcı, İzmir
3 Ağustos 2010


Yahu koca ülkede hakikatleri Sn Fırat dışında kimse bu açıklıkla söyleyemiyor.  MHP den utanıyorum. Yaşasın  dürüst lider Gökçe Fırat.

Alper, ABD
3 Ağustos 2010


Öncü liderimiz Gökçe Fırat, yine o eşsiz politik dehasını kullanarak Kürtlerin soykırıma uğramaması için gerekli ortam ve tedbirleri tahlil ederek, zorunlu görünen projenin temel esaslarını ortaya koymuştur!
PKK yandaşı hain Kürtler unutmasın ki bu proje onların son şansıdır! Bu şansı da kaçırırlarsa Batı Anadoluda ne isimleri ne de cisimleri kalır!

Bayram Kunek, İstanbul
3 Ağustos 2010


Madem kardeşlikten ve barıştan sözediyorlar buyursunlar birarada yaşayalım ama bu şartlarla.
Bunun adına da "Türk barışı" diyelim isterseniz. Yurtta barış Dünyada barış! Tek geçerli olan şey Kemalizm dir. Tek lider Mustafa Kemal Atatürk'tür. Saygılar,

Murat Pira, İzmir
3 Ağustos 2010


Merhaba Türksol,

bugünekadar Türkiyede yasayan Kürtler bizim Ülkemize ne yapti? Hic birsey, yaptiklari seyler ülkemize huzursuzluk getirdiler. Kürtler sadik degil, kürtler firsat bekliyorlar ülkemizi almak istiyorlar. Bana göre bu insanlar Kuzey Irak'a gitsinler ve orada yasasinlar. Güneydogu hep Türkdü ve Türk kalacak!

Cenk Tomaz, Almanya
3 Ağustos 2010


tebrikler doğru veyerinde tesbitler....

Alaaddin Devlet Maraşi, İstanbul
3 Ağustos 2010


Çok doğru. Madem o kadar kardeşiz, gelsin kardeş gibi yanımızda yaşasınlar. Gökçe Fırat yine 12'den vurmuş. Türk milleti artık kendisini arkadan vuran kardeş istemiyor. Geçmişte Ermenilerden ve Rumlardan yeterince tecrübe sahibi olduk. Kürtlerin de böyle bir şey yapmasına izin vermeyeceğiz. Kürt mahalleleri dağıtılsın. Evli evine köylü köyüne çözümü!

Gün Ay Yıldız, İstanbul
2 Ağustos 2010


Son derece mantıklı bir çözüm. Madem kardeşlikten ve barıştan sözediyorlar buyursunlar birarada yaşayalım ama bu şartlarla.
Bunun adına da "Türk barışı" diyelim isterseniz. Yurtta barış Dünyada barış!

İlhan Türkoğlu, Ankara
2 Ağustos 2010


Sayın Gökçe Fırat Çulhaoğlu'nun, (31.07.2010 tarihli Bursa konuşmasının özeti olan) bu özlü ve uzak-görüşlü makalesinde dile getirmiş olduğu '(Batı desteğiyle kalkışmaya kalkışan) Kürt hareketi'ne karşılık olabilecek çözüm yolu, akl-ı selimin ve 'kardeşlik' arayışı mantığının, mevcut koşullarda olabildiğince parlak bir örneğidir... Yasal yolu da, 24.06.2010 tarih ve 27621 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan (03.07.2005 tarih ve 5393 sayılı 'Belediye Kanunu'nun,  'kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak' amacıyla 'kentsel dönüşüm ve gelişim alanları'nı düzenleyen 73. maddesinde değişiklik getiren) 17.06.2010 kabul tarihli ve 5998 sayılı "Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun" olabilecektir... Bu yasanın getirdiği olanaklarla, şehirlerimizin çevresinde oluşturulmuş bulunan gecekondu / varoş yerleşmelerin yeni (yoksul ve çoğu Güneydoğu kökenli)göçmenleri; belediyeler, büyükşehir belediyeleri ya da TOKİ ve yetkilendirilmiş bulunan
  diğer kamu kurumları aracılığıyla, kendi asıl göç bölgelerine yapılacak konut bölgeleri ya da kent parçalarına yerleştirilebileceklerdir... Bu şekilde, hem onların (Türk Batı bölge ve şehirlerindeki kentsel varoşlarda gözlemlenen) yabancılaşma ve köksüzleşmelerinin önü alınarak, terör örgütlerine eleman gönderme potansiyel ve bundan dolayı oluşan mağduriyetleri giderilecek, hem de kentlerimizin, kültürel doku ve (ne yazık ki bu aşamada artık etnik de dahil) yapı bütünlükleri sağlanabilecektir... Ayrıca da, 1990'lı ve 2000'li yıllarda o çok şikayete yol açmış bulunan Güneydoğu köylerinin güvenlik amaçlı boşaltılması eylem ve tabloları yerine, o alan ve bölgelerin, eski bir Türk şehircilik ve imar terimi ile ifade edilecek olursa, 'şenlendirilmesi' olanaklı hale gelecektir...

Özer Bostanoğlu, Ankara
2 Ağustos 2010


Tebrikler...
Son derece anlamlı  ve doğru bir tespit.
Bölücülük derken şunuda unutmamalıyız. Bölüclüğün arkasında hep ''dinciler'' olmuştur , ''  akp , muhafazakar sözde milliyetçiler , takunyalılar, din bağını  istismar edenler '' vb. gruplar, kümecikler ...
Türk tepkisini kırmak için ''camileri'' kullanmaktadırlar .
''Zaten 1000 yılda bir Türk tepkisi'' oluyor onunda derhal cami,imam,kitle ekseninden bitirip  Türkleri uyutuyorlar...
Kim olursa olsun ne ideolojik, ne siyasi , ne inanç yönünde artık kandırılmamlıyız...
Vatan için herşeyden vazgeçmeliyiz ...
ATATÜRK'ün  bizlere bıraktığı  bu  şanlı  Vatanı nasıl  korumalıyız ve nasıl  varlığını ilelebet sürdürebiliriz onu düşünmeliyiz...
Son olarak Türkiyenin tekrar LAİK ve ÜNİTER bir yapıya kavuşmasını  arzu ediyoruz ve arzu etmeklede kalmayacağımızı gereken hukuki dayanaklarının sağlanmsı durumunda ..!


''YAŞAMSAL OLMAYAN SAVAŞLAR CİNAYETTİR''

Sözünü  unutmadığımızı da belirtir .

Saygılarımı ve sevgilerimi  sunarım.

S.K., İstanbul
2 Ağustos 2010


kürtler her neye güvenirse güvensin,ister pkk ya ister başka bişiye.Biz atatürk ün ilkelerine,atatürk ün yolundan ilerlemeye güveniyoruz.yaşasın kemalizm diyoruz..türk gençleri artık bilinçli o yüzden kürtlere tavsiyem bizden korksunlar.yaşasın devrimciler

Mehmet Çomak, Manisa
2 Ağustos 2010


Tedbirlere şu da eklenebilir: çocuk yardımı gibi nüfusu artırmayı teşvik eden uygulamalardan vazgeçilmeli. Türk'lerin zaten hedefledikleri çocuk sayısı belli., 3'ü geçmez. Kürtler'in 5'ten aşağı çocuğu olmaz. Aksine teşvik değil cezai yaptırım uygulan malı. Ülke ekonomisinin şartları bu hızlı nüfusu kaldırmıyor. Mantar gibi üreyeceksin, sonra da devlet iş vermiyor deyip yoksulluk, ezilmiş halk edebiyatıyla dağa çıkacaksın! Olmaz öyle şey..

M. Murat, İstanbul
2 Ağustos 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40