![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Kaya Ataberk
Şeriatçı sendikanın Türk karşıtı anketi Bilirsiniz Türkiye’de Şeriatçı, cemaatçi bir öğretmen sendikası var: Eğitim-Bir Sen… Başkanı da Ahmet Gündoğdu isimli bir zat-ı muhterem… Sendika dediğimize bakmayın. Sarı sendikalar bile az çok grev, toplu sözleşme, boykot gibi eylemler yapar. Daha doğrusu yapıyor görünmeye çalışır. Ama adı geçen bu öğretmen sendikasının asla böyle dertleri yoktur. Bunlar ne mi yapar? Varsa yoksa AKP yandaşlığı, Türk karşıtlığı ve Kürtçülük… Kısacası karşımızdaki bir sendika değil Kürt-İslam faşizminin örgütlerinden bir tanesidir. Bu sendika Şeriatçı ve bölücü faaliyetlerini yürütmek için bir de strateji merkezi kurmuş. Eğitim-Bir Sen Stratejik Araştırma Merkezi… Tabii bu çok bilimsel görünen ismin ardında pek de öyle nesnel araştırmalar yok. Sadece Kürt-İslam faşizmine dayanak sağlamak için üretilen çarpıtmalar var. Geçtiğimiz günlerde basına da yansıdı. Bu sendikanın başkanı Ahmet Gündoğdu, yine kendi çevrelerinden bir profesörü, Yasin Aktay’ı görevlendirmiş ve bir anket yaptırmış. Araştırmanın başlığı ise “Türkiye’de ortak bir kimlik olarak ötekilik” olarak açıklanmış. Gazetelere “İşte Türkiye’nin rakamları!” gibi başlıklarla yansıyan bu araştırmanın amacını da “Türkiye’nin kültürel kimliğini tespit etmek” olarak duyurdular. Araştırmanın sonuçları açıklanırken Gündoğdu, kendisini tutamamış olacak ki sözlerini şöyle sonlandırmış: “Herkesi ‘evet’ demeye çağırıyorum. Duygusal öngörüm %65 diyor. Aklım ise %58 ile paketin kabul edileceğini söylüyor.” Gündoğdu’nun verdiği bu çok kesin “duygusal” ve “akılsal” rakamları görünce merak ettik. Acaba bu yaptıkları anket nasıl bir şeymiş de bu sonuçları vermiş diye düşündük. Oturduk tüm rakamları inceledik. İnceledikçe de gördük ki, bu ankette, tam da tahmin ettiğimiz gibi kriterlerin işine geldiği gibi konulmasından, farklı kategorilerin karşılaştırılmasıyla insanların kandırılmasından ibaret bir yöntem kullanmış. Amaç da ortada: Türkiye’nin kimliğinin Türklük olmadığını, kendisini “Türk” olarak tanımlayanların da en demokrasi karşıtı kesimler olduğunu kanıtlamak. Bunu yaparken de Kürtçülüğün önünü açmak, AKP açılımlarını payandalamak ve AKP’nin II. 12 Eylül planını kotarmasına yardım etmek. Şimdi buyurun yakından inceleyelim. O anketin verdiği rakamlar neymiş mercek altında görelim… Kürt-İslamcının bilim ve akıl dışı çarpıtmaları Belirtildiği gibi anket “kültürel kimliğin” sorgulandığı bir soruyla başlıyor. Kürt-İslamcı anketçimiz karşısına aldığı vatandaşa soruyor: “Kendinizi kültürel kimlik olarak birinci derecede nasıl tanımlarsınız?” Şimdi kültürel kimlik denildiği zaman insanlara dinlediği müzik türü ya da sevdiği romancılar sorulmuyor. Sorunun muhatapları kültürel kimlikten neyin kastedildiğini sorduklarında karşılarında Türklük, Kürtlük, Müslümanlık ve Alevilik gibi şıkları buluyorlar. Bu şıklar arasından seçim yapıyorlar. Anket sonuçlarına göre %52.6 Türk, %32.9 Müslüman, %5.1 Kürt ve %4.5 de kendisini Alevi olarak tanımlıyor. Buradan çıkan rakamlara göre bir değerlendirme yaptığımızda bile Türkiye’nin ciddi bir çoğunluğunun sen kimsin sorusuna verdiği cevabın “Ben Türk’üm” olduğu görülüyor. Yani Kürt-İslamcı bile bu kadarını başarabilmiş… Özellikle bu rakamın “Kürdüm” diyenlerin on katından fazla olması Kürt-İslamcı araştırmacılarımızı oldukça rahatsız etmiş olmalı ki, sonuç metnine “%5.1 Kürtlerin genel nüfus içindeki oranının altında” diye bir not düşmüşler. Buna nasıl karar verdikleri de ayrı bir mesele ama esas sorun daha derinde. Araştırma özünden sakat çünkü ortaya atılan “kültürel kimliklerin” hiçbiri de kültürel kimlik değil! Türklük bir ulus kimliği, Müslümanlık bir dini kimlik, Alevilik bir mezhep kimliği ve öyle olduğu da su götürür ama Kürtlük de bir etnik kimlik! Yani gerçek bir araştırmada ve değerlendirmede Türklüğü ve Müslümanlığı birbirinin karşısına koyarak doğru bir sonuca varılamaz. Ya da Alevilikle, Türklük veya yine Alevilikle Müslümanlık da karşı karşıya konulamaz. Sonuçta açıktır ki, Türkiye Türklerinin neredeyse tümü Müslümandır. Alevilik de İslam mezheplerinden biridir. Bu kategorileri bu şekilde karşı karşıya koymanın tek amacı varsa o da Türkiye’de “Türklüğü” olduğundan zayıf göstermektir. Kürt-İslamcı araştırmacılarımız eğer kendilerine çok güvenselerdi soruyu insanların karşısına daha faklı koyarlardı. Yani insanlara “Kendini Türk mü hissediyorsun, Kürt mü?” diye sorabilselerdi alacakları yanıtlar kendi hezimetleri olacaktı. Onlar da bunu çok iyi bildikleri için böyle yapmamışlar, eski öğretmenlerin deyimiyle “elmalarla armutları toplayarak” yani ciddi bir bilimdışı yöntem kullanarak soruyu istedikleri gibi ortaya koymuşlar. Ama yine de istedikleri gibi olmamış, araya taraya ancak %5 Kürt bulmuşlar… Geriye kalan %95 demek ki kendini “Kürt” olarak görmüyor. Peki, ne olarak görüyor? Yani neye inanırsa inansın, nasıl yaşarsa yaşasın, hangi partiye oy verirse versin hangi soydan ve medeniyetten geliyorsa, hangi dili konuşuyorsa kendini öyle tanımlıyor. Yani kendisini Türk hissediyor! Şunu da sormadan geçmeyelim. Kürt kimliği eğer bir kültürel kimlikse bunun üzerinde bu kadar tepinmenizin sebebi ne? Yoksa bu kadar terör eylemi, bu kadar eziyet, bu kadar şehit sırf kültürel etkinlik olsun diye mi? Türk milleti bu kadar ağlarken bizi güldürmek için yapıyorsanız, bir şey demiyoruz.
Mezhep cephesi nasıl açılır? Aslına bakılırsa Kürt-İslamcı araştırmacılarımız da söylediklerimizin farkında olmalılar. Bu kadar güçlü bir Türk kimliği karşısında zayıf ve uyduruk bir “Kürtlüğün” pek de başarı şansı olmayacağını biliyorlar. Sonuçta emperyalizmin esas planı açıktır: Türkiye’yi Türklerden arındırmak. Bunu yapabilmek için de Türk kimliği ne kadar bölünür parçalanır ve zayıflatılırsa o kadar iyi olacaktır onlar açısından. Bu nedenle zaten Türk olan ve kendisini Türk olarak tanımlayan Aleviler de bir oyunun içine çekilmeye çalışılmaktadır. Doğrudur, bir insan Alevi ise kendisini “Alevi inançlı” olarak tanımlamasından doğal bir şey olamaz. Ama anketin niyeti başka... Anketi yapan Kürt-İslam ekibi Aleviliği, Türklüğün karşısına koymanın peşinde... Irak’ta nasıl Kürtlerin ayrılıkçılığı ile yetinilmemişse Türkiye için de aynı plan yapılıyor. Irak’taki Arap, nasıl Sünni ve Şii diye ikiye bölünüp ulustan geriye bir şey bırakılmadıysa, aynı şey Türklere de yapılmak isteniyor. Sonuç metninde bir cümle de “Sünnilik” üzerine kurulmuş. Çok önemli bir şeyi kendileri keşfetmiş gibi Türkiye’de Alevi kimliğinin olduğunu ama kendisini “Sünnilikle” tanımlayanların olmadığını yazmışlar. Yani bu kadar açık bir gerçek ancak bu kadar yeni bir şey gibi sunulabilir. Gerçekten de Türkiye’de kimse dini konularda özel bir ilgiye sahip değilse kendisini “Sünni” olarak tanımlamaz. Hatta iddia edebiliriz ki, çoğu mezhep ayrılıklarının farkında bile değildir. Özellikle Alevi nüfusun olmadığı bölgelerimizde bu daha da belirgin bir durumdur. Peki, madem ortada böyle bir kimlik yok, Eğitim-Bir Sen yöneticileri nereye varmak istiyorlar? Aslında amaç çok açık: Türkiye’de bugüne kadar hiçbir emperyalist gücün ya da ajan unsurun açamadığı bir mezhep cephesini açmak… Yani diyorlar ki, Kürt, Kürtlüğünün bilincinde olsun ama Türkler kendilerini mezheplerine göre tanımlasın. Birbirlerini yesin dursunlar. Irak projesi Türkiye’de de uygulansın. Siyasal kimlikler nasıl ölçülecek? Kürt-İslam anketine göre Türkiye’de %17.3 Atatürkçü varmış. Bunun dışında da ankete katılanların %22.8’i kendisini demokrat, %22.6’sı milliyetçi, %10.8’i sağcı, %9.7’si de İslamcı olarak tanımlamış. Anketin sonuçlarına bakılırsa İslamcı ve sağcıların toplamı olan yaklaşık %20’lik rakam, Atatürkçüleri az bir farkla geçiyor. Fakat bu sağcıların ne kadarının AKP ve SP dışında kalan yani İslamcı olmayan sağ olduğu anlaşılmıyor. Yine aynı şekilde bir muğlak durum da milliyetçiler ve demokratlar açısından var. Bunların da ne kadarının hangi siyasal partiye ya da çizgiye yakın olduğunu anlamak mümkün değil. Madem öyle biz de hesabımızı kendimiz yapalım. Kendisini Atatürkçü ve milliyetçi olarak tanımlayanların AKP karşıtlığı su götürmez. Yani en az %40 kadar bir oran AKP’nin karşısında şimdiden konumlanmış durumda. Demokratların kim olduğuysa hiç tanımlanamıyor. Biz de bu nedenle AKP faşizminin karşısında rahatsız olanların hepsini demokrat kabul ederek, AKP karşıtı eğilimlerin toplamını %62.8 olarak saptayabiliriz. Hiçbir eğilimle kendisini tanımlamayan bir %17 daha bulunduğuna göre, bunlar da sanırız ki, kararsızlardır. Kısacası bu rakamlarla biz, Eğitim-Bir Sen başkanı %65’lik “evet” oranlarına nasıl ulaştı anlayamadık. Yani AKP’nin ve Eğitim-Bir Sen’in güvenebileceği taban kendi rakamlarına göre ancak (İslamcı+Sağcı) %20. Güvenmemesi gerekenler ise %80 dolaylarında! Aman Kürt-İslam cephesi kendini kolla… Rakamların her yorumu sizi haklı çıkarmaz. Muğlak rakamlarla, belirsiz kategorilerle vatandaşı kandırmaya çalışırken bir bakarsınız ki, siz çukura yuvarlanıvermişsiniz. Aman dikkat… Türkler açılıma ve AKP politikalarına karşı! Anketin bir de gerçekten çok önem arz eden bazı sonuçları var. Bunlar Türkler ve Kürt açılımı arasında ortaya çıkanlar. Aynı şekilde Türklerin AKP karşısında aldığı tavır da sonuçlar arasında… Katılımcılara sorulan “Kürt açılımı Türk mili bütünlüğünü tehdit eder mi?” sorusunun yanıt oranları şöyle gerçekleşmiş: %42.3 açılımın kesinlikle tehdit olduğunu söylerken, %22.6 da tehdit olduğunu söylemiş. Yani görünen o ki, ankete cevap verenlerin %65’i Kürt açılımının Türk milli bütünlüğünü tehdit ettiği fikrinde. Araştırmacılar soruya tehdit var diye yanıt verenlerin ve açılımın çözüm olmayacağına inananların da kim olduğunu merak etmişler. Açılım konusunda en olumsuz olanların kendisini Türk olarak tanımlayanlar olduğu ortaya çıkmış. Aynı şekilde “ana dilde eğitimi” yani Kürtçe eğitimi destekleyenler arasında da, “farklı kültürlerin yasal ve toplumsal düzeyde tanınmasını” destekleyenler arasında da ankete “Türk’üm” cevabı verenler en alt sırada. “Kürdüm” diyenler de en üstte… Burada Kürt-İslamcı anketçinin kanıtlamak istediği Türklerin ne kadar anti-demokrat olduğu… Yani diyorlar ki “Türkler faşisttir, Kürtler ve Şeriatçılar demokrat”… Gelgelelim bu sonuçlar da kendilerini vuruyor. Türkler kendilerini açılıma karşı konumlandırıyorlar. Demek ki, Türk olmanın bir koşulu da Kürt açılımına karşı çıkmakmış! Türklerin ancak %27’si açılımı olumlu bulmuş. Demek ki, Türklerin %63 gibi ezici çoğunluğu ne açılıma inanıyor ne de AKP’ye güveniyor. Yani Türkler, AKP’ye de onun bölücü açılımına da son derece karşı. Yani tüm bunlardan varılabilecek sonuç nedir? AKP herkesin partisi olabilir ama Türklerin asla… İstediğiniz kadar uğraşın: Türkiye Türklerindir çünkü Türkiye Türk’tür! Son bir değerlendirme de işin özüne dair yapalım. Emperyalizmin planı Türkiye’yi Türklerden arındırmak demiştik. Bunun için de Türkiye’de Türk kimliğini zayıf göstermek için ellerinden ne gelirse yapmaları çok normal. İşte bu anketin, rakamlarla oynayarak halkı aldatma uyanıklığının anlamı da budur. Sadece Türklüğü zayıf göstermek değil, Türklere de “kendinizi Türk olarak tanımlarsanız demokrasi karşıtı olursunuz” deniyor. Türkler arasında böyle bir kompleks yayılmaya çalışılıyor. İnsanların kendisini Türk olarak tanımlamasının önüne geçilmek isteniyor. Ama Türkiye’de Türklük, onların sandığından çok daha köklü ve güçlü… Bu kadar taraflı, bilim ve akıldışı bir araştırma bile gördüğünüz gibi aslında Türklerin haklı ve güçlü olduğu sonucunu vermek zorunda kalıyor. Hayatın gerçeğidir. Faşizm, ne kadar uğraşırsa uğraşsın Türk ulusunun güneşinin balçıkla sıvanamayacağını tekrar tekrar öğrenmek zorunda kalacak. Eğtim-Bir Sen, AKP ya da bir başka Kürt-İslam piyonu… İstediğiniz kadar anket yapın, istediğiniz kadar uğraşın. Türkiye’nin tek kimliği Türklüktür. Değiştiremezsiniz. Türkiye Türklerindir, çünkü Türkiye Türk’tür!
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 442 8 777 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||