Ali Özsoy - Tayyip 12 Eylül 1980 anayasasına "evet" demişti!
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Türkler ve Kürtler
birlikte mi yaşıyor?
ÖZGÜR ERDEM
Türk milleti kararını verdi: “Apo asılsın”
ALİ ÖZSOY
Tayyip
12 Eylül 1980 anayasasına “evet” demişti!
İNAN KAHRAMANOĞLU
Tayyip’in “anası”
terörist çıktı!
OKAN İŞBECER
Vahit Erdem
ve Kürt istilası
TUĞRUL ÇELİK
Kürtler yeni parti kurdu
TÜRKKAYA ATAÖV
‘Mavi Marmara’ tartışmasında denge: 1
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Türk devletleri arasında “sıfır problem” politikası
ESER ÖZALTINDERE
PKK terörünü canlandıran AKP politikalarıdır!
İmza Kampanyası Fotoğrafları
Basında İmza Kampanyası
 

Ali Özsoy
Tayyip 12 Eylül 1980 anayasasına
"evet" demişti!

Halkı her açıdan sömüren, damatları çocukları köşeleri dönen AKP liderleri duygu sömürüsü ve her türlü değerin istismarını da elden bırakmıyor. En son Tayyip’in AKP grup toplantısında yaptığı konuşma ve döktüğü
timsah gözyaşları ise siyasi tarihimize tam bir yüzsüzlük örneği olarak girdi.

Tayyip en büyük 12 Eylülcüdür

Bu milletin anasını ağlatanlar, vatandaşı işsiz, köylüyü ekmeksiz, Türk anasını evlatsız koyanlar son zamanlarda adeta yeni bir işkence yöntemi bulmuş gibi zırt pırt vatandaşın karşısına geçip salya sümük ağlıyor, insanımızı çileden çıkarıyorlar.

Halkı her açıdan sömüren AKP liderleri duygu sömürüsü ve her türlü değerin istismarını da elden bırakmıyor.

En son Tayyip’in AKP grup toplantısında yaptığı konuşma ve döktüğü timsah gözyaşları ise siyasi tarihimize tam bir yüzsüzlük örneği olarak girdi.

Tayyip kendini yaratan, kendi kokuşmuş düzenlerinin temelini atan Amerikancı 12 Eylül Darbesi’nin insanlara yaşattığı acılardan bahsetti. 12 Eylül Anayasası’na karşı olduğunu iddia eden Tayyip, aynı anda hem CHP hem MHP hem de BDP tabanına 12 Eylül’e karşı çıkmak için referandumda “evet” oyu kullanmaları için seslendi.

Bir kere Anayasa’da yapılan bir değişiklik demek 12 Eylül Anayasası’na karşı çıkmak demek değildir. Çünkü 12 Eylül Anayasası bizzat Tayyip’in bugün yapmak istediğinin ilk adımını atmıştı. Anayasa Mahkemesi ve HSYK’yı sistemimize kazandıran, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti kavramlarını garanti altına alan 1982 Anayasası değil, 1961 Anayasası’dır. Bunu gizleyen ya cahil, ya yalancı ya da ikiyüzlüdür.

12 Eylülcüler, Anayasa Mahkemesi, Sayıştay ve HSYK gibi önemli kurumlar üzerinde hükümet baskısını kurmak için 1961 Anayasası’nı ortadan kaldırdı. Önemli kayıtlarla hükümetin yargı üstünde denetimi arttı. Ancak yine de bu kurumlar göreceli olarak özerk kaldı. Çünkü Anayasa’nın değiştirilemez ilk üç maddesi hukuk devleti yanı yargının bağımsızlığı ilkesini garanti altına alıyordu. Bugün 1982 Anayasası bile AKP iktidarının faşist zihniyetine dar gelmektedir.

Tayyip’in yaptığı 1982 Anayasası’yla 1961 Anayasası’ndan geriye doğru atılan utangaç adımı, güpegündüz tam bir faşist düzenlemeye dönüştürmektir. Yani Tayyip darbeci Kenan Evren’in yarım bıraktığını tamamlamaktadır. Tayyip 12 Eylül Anayasası’nı değiştirmemekte, o Anayasayı yazanların başladığı işi tamamlamakta yani Anayasamızın değişmez ilk üç maddesine ve yargı bağımsızlığına son öldürücü darbeyi vurmaktadır.

Bu açıdan Tayyip 12 Eylül zihniyeti için evet diye çığırmaktadır. O en hızlı 12 Eylülcüdür. Bu da şaşırtıcı bir şey değildir çünkü 12 Eylül’ün en has çocuğu, 12 Eylül düzeninin en halis kodamanı kendisidir.

12 Eylül’ün acıları senin saadetin oldu

Meclis grup konuşmasında 12 Eylül’de idam edilen bir devrimci bir de ülkücü mahkûmdan örnek veren Tayyip aklı sıra bu tabanlara seslendi. 12 Eylül’de idam edilen solcu mahkûm Necdet Adalı’dan bahseden Tayyip sanki o dönem kendisi sol bir fraksiyonun lideriymiş gibi bakın neler diyordu:

“Bende o zaman bir siyasi partinin İstanbul Gençlik Kolları Başkanıyım. Suçsuzluğundan, serbest bırakılacağından o kadar emindi ki, cezaevinde arkadaşlarının firar girişimine katılmadı. Kendisini yargılayan hâkim Necdet Adalı’nın masum olduğunu iddia etti. Necdet Adalı 22 yaşındayken, 8 Ekim 1980’de asılarak idam edildi.”

Gören de Tayyip, Necdet Adalı ile birlikte pranga eskitti sanır. Sorarlar sana Tayyip, sen o dönem hangi grubun içindeydin? 12 Eylül’den önce ve sonra senin grubunun kılına zarar geldi mi?

Tayyip daha sonra Ahmet Kaya’nın şarkısıyla yaygınlaşan şair Nevzat Çelik’in “Şafak Türküsü”nden dizeler okudu. İdama giden bir devrimci ve annesinin ilişkisini anlatan şiir için Tayyip yeni bir uydurma yaptı. Nevzat Çelik güya bu şiiri Necdet Adalı için yazmıştı. Oysa şair bu açıklama üzerine Necdet Adalı’yı tanımadığını, şiiri tüm idam mahkûmları ve anneleri için yazdığını belirtti. Olsun Tayyip’in her şeyi sömüren danışmanları internetten bir yerden bu bilgiyi bulmuştu.

Sonra da idam edilen ülkücü mahkûm Mustafa Pehlivanoğlu’nun ailesine yazdığı mektubu okuyan Tayyip bu sefer yine ağlamaya başladı.

Tüm bu mide bulandırıcı gösterilerden sonra Tayyip CHP’li ve MHP’li seçmenlere seslenip kendisinin faşist anayasa değişiklikleri için oy vermelerini istedi.

Bir de eski solcu, yeni dönek bakanı Ertuğrul Günay’ın 12 Eylül’den sonra tutuklu olduğu için babasının cenazesine gidemediğinden ve o zamanki idarenin Günay’a cenaze için bile izin vermediğinden bahsetti. Bunu da 12 Eylül düzeninin ne kadar gaddar bir düzen olduğuna örnek olarak verdi. Mehmet Haberal Ergenekon’da tutukluyken, babalarının cenazesine gitmek için mahkemeye başvurduğunda bu başvurular reddedilmedi mi? Tayyip’in “ağzıyla aklı arasındaki bağlantı” yine koptu anlaşılan. Hangi “gaddar rejimden” bahsediyor?

12 Eylül senin ilham kaynağın değil mi? Yıllarca iddianame görmeden tutuklu bulunanlar, hastane yüzü görmeden neredeyse cezaevinde canını verenler 12 Eylül’de bile yoktu. 12 Eylül’de bile avukatların hukuki hakları dokunulmazlıkları vardı. Bugün avukatlık tutukluluğa neden ve “ulusalcı teröristlikle” ithama kanıt değil mi? Ergenekon rezaletini de mi 12 Eylül yaşatıyor?

Tayyip, 12 Eylül acılarını insanlara hatırlatıyorsan, insanların sana oy vereceklerini nasıl düşünebilirsin? Aynı acıları misliyle sen yaşatmıyor musun? Sen 12 Eylül’de tüm bu işkenceler, haksızlıklar, infazlar gerçekleşiyorken bir kez bile gözaltına alındın mı Tayyip? Bu acılar senin bugünkü saadet ve sefahatinin kaynağı olmadı mı?

Türk gençlerinin en idealistleri önce ABD tezgâhı bir iç savaşla yok edildi, sonra ABD’nin tertiplediği faşist darbeyle ezildi.
Peki, kimler bu süreçten kazançlı çıktı? Sadece iki kesim: Birinci kesim Tayyip ve benzerlerinin mensup olduğu Şeriatçı hareket. İkinci kesim Apo’nun bölücü-Kürt ırkçısı PKK’sı...

12 Eylül Abdullah (Öcalan), Abdullah (Gül) ve Tayyip’i korudu ve kolladı

Söyle Tayyip! Sen ve senin “akıncıların” yüz binleri hapse atan 12 Eylülcülerin “yürü ya kulum” sözleriyle bugünlere gelmediniz mi?

Eğer 12 Eylül Türk gençliğinin birkaç kuşağını yok etmeseydi, darbeden 13 yıl sonra senin gibi silik bir örgütün silik bir militanı düzenin en büyük rant kaynağının, İstanbul Belediyesinin başına geçebilir miydi? Sonra da tüm Türkiye’nin kâbusu ve kırk haramisi olabilir miydiniz?

Türk gençlerinin en idealistleri önce ABD tezgâhı bir iç savaşla yok edildi, sonra ABD’nin tertiplediği faşist darbeyle ezildi. Peki, kimler bu süreçten kazançlı çıktı? Sadece iki kesim: Birinci kesim Tayyip ve benzerlerinin mensup olduğu Şeriatçı hareket. İkinci kesim Apo’nun bölücü-Kürt ırkçısı PKK’sı...

Kürtçüler ve İslamcılar 12 Eylül’den önce bu toplumun tortusu, kimsenin saygı göstermediği, mücadele etmeye bile değer bulmadığı en güçsüz siyasi kesimleriydi. ABD onları 1980’nden önce bir köşede saklıyordu. O kanlı tertipler bu ABD çocuklarını başa getirmek ve etrafı onlar için süpürmek adına yapıldı. Kürtçü ve İslamcı faşistler kardeştir. Babaları ABD ve 12 Eylül’dür. Bu yüzden Tayyip bakın grup toplantısında ne diyor? Yeni Anayasa düzenlemesinin amacını nasıl açığa çıkarıyor:

“O 27 maddenin hepsinde de benim Kürt kökenli vatandaşlarımın lehine olabilecek her şey var.”

Doğru söze ne denir? Günümüzün 12 Eylülcüleri, Kürt-İslam ve “evet” cephesinde bu yüzden birleşiyor. Kenan Evren bile açıkça AKP’yi ve Kürt açılımlarını desteklediğini defalarca belirtmedi mi?

Bakın 12 Eylül Kürt-İslam faşizmini nasıl egemen kıldı?

12 Eylül Apo’ya önceden haber verildi. Ve Apo Suriye’ye gitti. Türk solu ve devrimci örgütleri yok ediliyorken, 12 Eylül PKK’lı faşistleri korudu ve azdırdı.

Tayyip ise 12 Eylül’de bir gözaltına bile alınmadı. 12 Eylül rejimi binlerce İmam Hatip Lisesi açtı. Tayyip gibi gericiler yetişsin diye. Hatta 12 Eylül darbecileri önce ekonomiyi sonra başbakanlığı Tayyip gibi bir Milli Görüşçü olan Turgut Özal’a teslim etti.

“Ne mutlu Türk’üm diyene” sözüne düşmanlık açısından terörist başı olan adaşıyla yarışan Abdullah Gül isimli zat ise bizzat Turgut Özal sayesinde 12 Eylül’den paçayı sıyırıp, Çankaya’ya doğru yelkenleri açtı. Abdullah Gül Sakarya Üniversitesi’nde yapılanan Şeriatçı bir terör örgütüne üyelikten yargılanmak için cezaevine girmişken, sihirli bir el onu hemen içeriden çıkardı. Daha davası bile devam ediyorken, Turgut Özal’ın referansıyla İslam Kalkınma Bankası’na Türk devleti adına temsilci olarak Suudi Arabistan’a gönderildi.

Bugün demokrasinin gülleri diye tüm şehirlerimizin ilan panolarını Kürt-İslam faşizminin üç liderinin, Özal’ın, Tayyip’in ve Abdullah’ın resimleriyle donatıyorlar. Gerçekten de üçü de aynı sürecin ürünüdür. Kenan Evren çocuklarıdır. Demokrasiyi yok eden 12 Eylül’ün “yeşeren” uğursuz “demokrasi” tohumlarıdır.

İşte Fethullah Gülen’in
12 Eylül’e desteği

“Evet, bütün bir millet olarak arenalardaki kavgayı seyreder gibi, bu kanlı boğuşmadan hiç mi hiçbir şey anlamadık... Oynanan oyunun gerçek yüz ve vahşetini ilk sezen, son karakolun kahraman bekçileri oldu. Karakol (cunta kastediliyor) sessizliğin, huzurun ve emniyetin simgesidir. Ondaki düzen, huzur ve orada gözlerin uyanık oluşu, genel emniyet ve dengenin en büyük teminatıdır. Ondaki kargaşa ve bunalımlar ise, arkasındaki topluluklar için en büyük felakettir... Ve işte şimdi, asırlık bekleyişin şafağı saydığımız bu son dirilişi, son karakolun varlık ve devamına belirti sayıyor, ümidimizin tükendiği yerde Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe, imkânsızlıkların son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz.”

Fethullah Gülen: En büyük darbe destekçisi

Peki, ya 12 Eylül’den önce kimsenin adını bile bilmediği, Diyanet İşlerinin açtığı imamlık sınavını kıl payı kazanmış, orta zekâlı, düşük karizmalı sıradan bir Amerikancı, sağcı ve Komünizm İle Mücadele Derneği militanı olan Fethullah Gülen? Birden bire 12 Eylül bu adamı nasıl sivriltti? Bugün Fethullah Gülen ve cemaati acayip derecede demokrasi aşığı (!) olmuş. Öyle ki Türk Ordusu’na her fırsatta saldırıyorlar. Referandumdan önce Zaman gazetesinde 12 Eylül hikâyeleri eksik olmuyor. Bazı eski ülkücü ve solculardan demeç alıp, onlara “çekilen acılar” için “evet” oyu kullanacaklarını söyletiyorlar.

Oysa bakın bugün PKK yandaşlığı düzeyinde asker düşmanı olan Zaman gazetesinin ruhani lideri Fethullah Gülen, 12 Eylül’ün faşist, Amerikancı komuta düzeyi için ne dualar ediyormuş? Aşağıdaki alıntı Sızıntı dergisinin Ekim 1980 sayısından:

“Evet, bütün bir millet olarak arenalardaki kavgayı seyreder gibi, bu kanlı boğuşmadan hiç mi hiçbir şey anlamadık... Oynanan oyunun gerçek yüz ve vahşetini ilk sezen, son karakolun kahraman bekçileri oldu. Karakol (cunta kastediliyor) sessizliğin, huzurun ve emniyetin simgesidir. Ondaki düzen, huzur ve orada gözlerin uyanık oluşu, genel emniyet ve dengenin en büyük teminatıdır. Ondaki kargaşa ve bunalımlar ise, arkasındaki topluluklar için en büyük felakettir... Ve işte şimdi, asırlık bekleyişin şafağı saydığımız bu son dirilişi, son karakolun varlık ve devamına belirti sayıyor, ümidimizin tükendiği yerde Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe, imkânsızlıkların son kertesine varabilmesi dileğimizi arz ediyoruz.”

Demek ki Türk askeri PKK’yla savaştığı zaman “faşist”, “darbeci”, hatta “savaş suçlusu” oluyor ama “ABD’nin bizim çocukları” olan bir iki paşa darbe yapıp, Atatürkçülere, milliyetçilere, devrimcilere kan kusturduğu zaman “Hızır” oluyor.

Bakın 12 Eylül’den önce verdiği vaazda Fethullah Gülen halkı birbirine karşı nasıl kışkırtıyor ve ihbarcılığa davet ediyordu:

“Anarşistler ve teröristleri devletin asker ve polisine bildirmeyenler Allah katında sorumludur... Bu hainlere mahkemelerde gereken ceza verilmezse ne devlet kalır ne millet!”

Haydi bakalım söyleyin şimdi “Şafak Türküsü”nü! İhbarcılar, işkenceciler...

12 Eylül döneminde Fethullah Gülen tıpkı çift Abdullah ve Tayyip gibi korundu, kollandı ve yükseltildi. Öyle ki o dönem Fethullah hakkında devam eden bir dava vardı. Bunun için kendisini gözaltına alan Burdur Emniyet Müdürü anında ertesi gün Erzurum’a sürülmüştü. ABD Fetuhllah’ın da önünü açtı.

Şimdi hepsi 12 Eylül’e karşıymış (!) Dalga mı geçiyorsunuz. Böylesine ekmek yediği tekneye pislemek denir.

Kuran-ı Kerim üstüne yemin edebilir misiniz?

30 yıl sonra atıp tutmak kolay! 12 Eylül’e karşı o dönem kılınızı kıpırdattınız mı? Buyurun beyler, açıklayın! Tek bir basın açıklaması, gösteri veya onu da geçtik bir tek makale, köşe yazısı yeter. Tek bir örnek gösterin. 12 Eylül’e o dönem bir taneniz karşı çıktı mı?

Aziz Nesin, 12 Eylül faşizmine karşı korkusuzca bir girişim başlatmıştı. Bu girişimin adı “Aydınlar Dilekçesi”ydi. Bu dilekçeye imza atan tek bir İslamcı ve liboş gösterin. Bırakın bu mücadeleyi desteklemeyi, İslamcılar o Aziz Nesin’i katletmeye kalkmadı mı? Ve efendileri ABD için köpekler gibi devrimcilere saldırmaya devam etmediler mi?

Hadi tüm bunları bir yana bırakıyoruz. Mücadele falan etmediniz. Bunu da aramıyoruz. Tayyip şimdi 1982 Anayasası’na güya düşman kesilmiş. O zaman soruyoruz: Tayyip, Abdullah ve Fethullah! Kuran-ı Kerim getirsek, elinizi üstüne koyup yemin eder misiniz? “Biz 1982 Anayasasına o dönem ki oylamada hayır oyu kullandık. Ekmek Kuran çarpsın ki bu doğrudur.”

Buyurun. Vallahi de billahi de sizin sözünüzü söz kabul edeceğiz. Yeter ki Kuran’a el basın ve 70 milyonun gözünün içine bakarak yemin edin. Yapabilir misiniz? Yapamazsınız. Asla!


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


CEMAAT
Cemaat, toplu kanaat
Sofrayı donat, yedir içir, göbeği şişir
Yoksulu devşir
Özünü değiştir, bezini değiştir, yüzünü değiştir
Kul yap, köle yap, malı kap
Altına ver cansız at
Gazete sat, ona sat, buna sat
Cennetten arsa, havuz kenarında
Altın köşk, gümüş köşk
Sudan ucuz
Ver mallarını, dik nallarını
Ölmek sizden, gömmek bizden
Allah razı olsun hepinizden
Bilet hazır
Bastır parayı, bul karayı, al sırayı
Kandır, inandır, soyver, koyver
Gece gündüz dolandır
Propaganda, tebliğ, reklâm
İş oldu tamam
Geldi zaman
Şimdi hemen
Tut suyun başını, değiştir akışını
Çevir ağzına, doldur boğazına
Gelen girsin, farketmez
Mehdi, kimmiş Mehdi?
Uyut, uyut, balığı yut, Deccalı ut
Başından tut, hepsini unut
İşte kumbara, gelince sıra, at para
Seni zampara
Kandır mankenleri, çevir cemaata
Şık giyin, günde beş öğün
Tutsun tohum, boğum boğum
Sana sıhhat, bize nasihat
Biraz düşün, herşey peşin
Kadınbudu
Hanımgöbeği
Dilberdudağı
Vezir parmağı
Nerede?
Hepsi burada
Nerede?
Hepsi burada
Cansız ata binenin apış arası şişer
Balıklamasına dalanın her bir yanı şişer.

Ömer Aybat, İçel
29 Temmuz 2010


Mustafa Kemal'in söylediği gibi... Türkiye'nin her karış toğrağı Türklerindir. Etnik köken ne olursa olsun bu ülkeyi kimse bölemez. Ne mutlu Türküm diyene....

saygılar...

Murat Pira, İzmir
26 Temmuz 2010


ben emin değilim sizin kadar.bu münafıklar yalan yere yemin de eder,menfaat için kurana da el basarlar incile de tevrata da.

Tonyukuk, Bursa
26 Temmuz 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40