![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İnan Kahramanoğlu
Tayyip şehit analarının değil, Tayyip’in Kürt açılımına destek amacıyla düzenlediği “açılım toplantıları” teröre her gün yeni şehitler verdiğimiz şu günlerde bile hız kesmeden devam ediyor. Şehit cenazelerine katılmaktan özenle kaçınan Tayyip, yandaşlarıyla yemek yiyip Türkiye’yi nasıl demokratikleştirdiklerini anlatıyor. Bu açılım toplantılarının sonuncusu Tayyip’in Dolmabahçe’deki boğaza nazır çalışma ofisinde yapıldı. Bu kez konuklar AKP kuyrukçusu Sivil Toplum örgütlerinin kadın temsilcileriydi. Ve Tayyip her zaman ki gibi o çok dokunaklı sesiyle herkesi ağlatacak bir konuşma yaptı. Tayyip’in “analar ağlamasın” temalı toplantısında TÜSİAD’dan Memur-Sen ve HAK-İŞ’e kadar pek çok kuruluşun temsilcileri vardı. Hatta açıkça PKK destekçiliği yapan kuruluşların kadın temsilcileri bile vardı toplantıda. Ama tahmin edeceğiniz gibi şehit anaları yoktu . Terörist anaları ise yine baş tacı yapıldı. Tayyip şehit analarının değil, terörist analarının dostu olduğunu bir kez daha gösterdi. Tabii Tayyip’in terörist analarını öve öve bitiremezken, şehit analarıyla yan yana gelmekten kaçınmasını da anlamak gerek. Açılım adı altında terörün bu denli azdırıldığı bir süreci şehit analarına nasıl anlatacak Tayyip. Bir şehit anası kalkıp açılıma karşı çıkarsa, bunca şehidin sorumlusunun Tayyip ve onun “açılım”ı olduğunu söylerse maazallah açılımın akıbeti ne olur. Zaten Tayyip de her fırsatta bundan yakınmıyor mu; “Birileri şehitler üzerinden siyaset yapıyor” demiyor mu. Şehitlere “kelle” diyen birisinden şehit analarının dertlerini dinlemesini, onların acılarına ortak olmasını elbette beklemiyoruz, ama Tayyip bu kez sınırı iyice aşmış ve konuşmasında uzun uzun bir terörist anasının çektiği acıları anlatmış. Tayyip’in kadınların çektiği acılara örnek olarak gösterdiği isimse hayli ilginç; üç oğlu da terör örgütü PKK’ya katılan ve ölen 74 yaşındaki Diyarbakırlı Sakine Arat! Tayyip ve işbirlikçi basın Sakine Arat’tan “Sakine Ana” diye bahsetmişler, ama doğrusu biz terör örgütüne militan yetiştiren ve 74 yaşında bile terör örgütünün savunuculuğunu yapan bir kadından “ana” diye bahsedemeyeceğiz. Buna ne dilimiz, ne de vicdanımız el verir. Bizim için olsa olsa “Sakine Kadın” olabilir! Şeyh Sait İsyanı’ndan PKK’ya; Bir Kürt ailesinin ihaneti Sakine Kadın’ın öyküsü ise hayli ilginç. Sakine Kadın yedi göbektir teröristlik yapan bir aileye mensup. Diyarbakır kökenli Arat ailesi 1930’lara kadar da Bismil’de yaşamışlar. Bu tarihten sonra aile “zorunlu iskân”a tabi tutulmuş ve Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine gönderilmiş. Sakine Kadın da burada doğmuş. Ailenin zorunlu iskâna tutulma gerekçesi ise Şeyh Sait İsyanı’na destek vermek. 1947’de Demokrat Parti iktidara gelince çıkan genel aftan sonra, aile, Diyarbakır’ın Bismil ilçesine geri döner. Arat ailesi Cumhuriyet’in kuruluşuna karşı en büyük isyanlardan birisi olan Şeyh Sait ayaklanmasına katılmakla kalmaz, aradan geçen seksen yıl boyunca da aynı yolda devam eder. Sakine Kadın’ın oğullarından Cemal ailenin 1975’de Diyarbakır merkeze taşındığı yıl, Ankara Üniversitesi İşletme fakültesini kazanır. Bir yıl sonra ise Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ne geçer. Tabii üniversiteye girer girmez Kürtçülük hareketine dahil olmayı da ihmal etmez. PKK’nın kurucu kadrosu içinde yer alır. Ailenin PKK’ya katılması da bu süreçte olur. Askeri darbe döneminde evlerinde ruhsatsız silah yakalanır. Oğlanlardan Tacettin silahın kendisine ait olduğunu itiraf eder ve cezaevine girer. Cezaevinden çıkar çıkmaz ise soluğu dağda alır, PKK’ya katılır. Büyük oğlan Cemal de askeri darbe döneminde örgüt üyeliğinden cezaevine girer. Cezaevlerinde terör örgütünün başlattığı açlık grevlerine katılan Cemal 1984’de ölür. 1986’da ise PKK’ya katılmak için dağa çıkan Tacettin’in ölüm haberi gelir. 1993’te ailenin küçük oğlu Murat da ağabeylerinin izinden dağa çıkar ve PKK’ya katılır. Murat’tan bir daha haber alınamaz. Sakine Kadın PKK’yla katılan oğlunu aramak için ta Kuzey Irak’a kadar gider. Görüştüğü PKK’lılar “oğlun ‘şehit’ oldu” derler. Diğer oğlanlardan Servet ise abileri gibi PKK’ya değil, bir diğer Kürt-İslamcı örgüt olan Hizbullah’a katılır, daha sonra bir trafik kazasında ölür. Tayyip’in örnek olarak bulup önümüze çıkardığı ve acılarına ortak olmamızı istediği Sakine Kadın işte böylesine “hayırlı” evlatlar yetiştirmiş bir terörist anasıdır. Üstelik, dört oğlu öldükten sonra da PKK’ya destek olmaktan kaçınmamış, hatta PKK’ya destek eylemlerinden birisinde üç ay hapis cezası bile almıştır. Tabii Tayyip bu terörist anasının PKK destekçiliğinden ve yetiştirdiği “hayırlı evlatlar”ın kaç askerimizi şehit edip, kaç masum sivilin kanına girdiğinden hiç bahsetmemiş. Çünkü Tayyip için teröristler ve terörist anaları “mağdur”dur. Tıpkı kendisi gibi. Terörist anası değil sanki PKK teorisyeni! Ancak Tayyip’in öve öve bitiremediği Sakine Kadın basın aracılığıyla Tayyip’e öyle cevaplar vermiş ki; karşınızda 74 yaşında yaşlı bir nine değil, bölücü örgüt liderlerinden Murat Karayılan var sanırsınız. Ve hakkını vermek gerekir ; Tayyip’in Sakine Ana’sı Murat Karayılan’a bile rahmet okutacak düzeyde. Yani Murat Karayılan konuşsa, o da herhalde ancak Sakine Kadın kadar PKK propagandası yapabilirdi. Sakine Kadın öncelikle Tayyip’in ve basının kendisini terörist anası olarak nitelendirmesine içerlemiş. “Kürt kelimesini saygısızlık sayarak çocuklarımızı öldürmeye başladılar. Ölen öldü, tutuklanan cezaevine girdi, kalan dağa kaçtı” diyerek terörist çocuklarını aklamaya girişen Sakine Kadın, Tayyip’in “Üç oğlunu terör örgütüne kaptırdı” sözlerine de şiddetle karşı çıkmış ve “Oğullarım terörist değildi” demiş. Sakine Kadına göre oğulları gerilla! Ve terör örgütüne de canlarını kurtarmak için katılmışlar. Ailesi de Şeyh Sait isyanına herhalde canlarını kurtarmak için katılmıştır! Sakine Kadın’ın sözleri en üst perdeden bir PKK propagandası. Sakine Kadın Tayyip’e çağrıda bulunuyor: “Önce operasyonları durdur”! Ve devam ediyor: “Operasyonlara son verilip anaların yüreğine su serpilecek mi? Barış olacaksa biz elimizden gelen her şeyi yaparız. Ölüme bile hazırız. Bir canımız var o da feda olsun bu ülkenin gençlerine… Barış yapacağına söz versin ama erkek sözü versin. O zaman ben ölüme kadar hazırım. Bütün analara da söyleyeceğim, hepimiz ona oy vereceğiz. Operasyonları geri çeksin, gerilla ölmesin, asker ölmesin” Sakine Kadın PKK’nın iddialarını dillendirmeye devam ediyor ve “Kürt askerlerini öldürüyorlar, intihar süsü veriyorlar. Yazık, çok yazık, görevini yapıyor, onu öldürmeye ne hakkınız var” diyerek PKK’nın, Türk Ordusu’nun Kürt askerleri öldürüp intihar süsü verdiği propagandasını tekrarlıyor. “Acıların kadını” Sakine Kadın durmuyor, PKK’lı belediye başkanlarını ve Meclis’te ki PKK’lı milletvekillerini de can siperane savunuyor: “Çocukları cezaevine koyuyor, cesetleri parçalıyor ve diyor haklıdır. Madem ki bunları yapanlar haklıdır, haksız olan kim? Biz haksız değiliz, biz haksızlığa uğrayan insanlarız. Haksızlık bize yapılıyor. Bizim belediye başkanlarımız ne suç işledi? Halka hizmet etti diye mi? Milletvekillerimiz görevden alınıyor. Kalanlar da bertaraf edilmeye çalışılıyor” Tayyip’in dostları kimlerdir? Tayyip’in Sakine Kadın’ın bu eleştirilerine bir cevap verdiğini duymadık. Böyle bir şey de beklemiyoruz. Anlaşılan bu durum dostlar arasındaki bir iç tartışma. Görüyor musunuz Tayyip’in dostları kimler. Tayyip ve AKP iktidarı yandaşlarıyla birlikte sekiz yıldır Türk milletine Kürt bölücülüğünü kabul ettirmenin teorisini yapıyorlar. Bu kadar edebiyat, açılım adı altında oynanan oyunlar, yandaş yazar-çizer, aydın, sanatçı takımıyla yapılan danışıklı dövüşlü salon toplantıları hep bu amaçla yapılıyor. Tayyip yıllardır “terörle mücadele”den değil, ne idüğü belirsiz bir “demokratikleşme”den bahsediyor. Şehit analarından değil, terörist analarından yana tavır koyuyor. Neşet Ertaş’la PKK’lı Şivan Perver’i yan yana getirmekle övünüyor. Bunun adına da komiktir; milli birlik ve kardeşlik projesi diyor. Peki madem AKP döneminde Milli Birlik ve kardeşlik tesis edilmiş nasıl oluyor da AKP iktidara gelmeden sıfıra inmiş olan şehit sayısı AKP’nin sekiz yıllık iktidarında tavan yapıyor. Yoksa Tayyip’in birlik ve kardeşlik dediği şey PKK’nın Türk milletine kabul ettirilmesi ve Türk devleti ile masaya oturtulması mı? Ancak Tayyip’in Kürt dostlarına da öyle fazla güvenmemesi gerekiyor; zira Sakine Kadın örneğinde de görüldüğü gibi oklar tersine dönüp Tayyip’i de vurabiliyor. Tayyip’e bakarsanız “anneliğin siyaseti, ideolojisi, sağcısı solcusu yok”. Ama Tayyip’in bunu kanıtlamak için verdiği örnek bile onun iddiasını çürütüyor. Tayyip’in amacı Kürt açılımını topluma benimsetmek ve elbette bunun için bu işin sağcılığı, solculuğu, siyaseti, ideolojisi olmaz diyecek. Diyecek ki Türk milletini buna ikna etsin ve bölücü terörü ve ayaklanma halindeki Kürt ırkçılığını halka şirin gösterebilsin. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil. Kim böylesine sözler sarf eden Sakine Kadın’ın ideojiyle, siyasetle ilgisinin olmadığını iddia edebilir. Tayyip’ten başka kim, üç oğlunu PKK’ya emanet edip hala PKK savunuculuğu yapan bir kadın için “Elini yüreğine koymuş, boynunu yana eğmiş, dağ gibi olduğu yere çökmüş bir kadının ağıtlarını bastıracak hiçbir siyasi, hiçbir etkili söz yoktur” diyerek terör destekçileriyle empati kurmaktan bahsedebilir. Ve kim Tayyip’in bu demagojiyle, bu duygusal göz boyamalarla aslında sadece açılımı daha da ilerletmek amacında olmadığını söyleyebilir. PKK FKÖ, Türkiye de İsrail mi? Tayyip, anaların acılarını dindireceğim söylemiyle aslında PKK terörünü bir ulusal kurtuluş örgütüne dönüştürüyor: “Bosna Hersek’te kadınların büyük acılar yaşadığını, Filistinli kadınların benzeri bir dramı uzun süredir yaşadıklarını, Irak’tan geriye yüz binlerce dul kadının kaldığını” söyleyen Tayyip PKK’lıları mağdur gösterirken Türk devletini katliamcı pozisyonuna sokuyor. PKK’lı teröristlerin analarını savunmak için onları Filistinli direnişçilerin analarıyla, Irak’ta Amerikan işgaline direnen ıraklı direnişçilerin analarıyla, ya da Bosna’da ırkçı saldırganlığa, tecavüze ve katliama maruz kalan Bosnalı kadınlarla aynı kefeye koymak başka ne anlama gelir. Bu durumda PKK, Filistin Kurtuluş Örgütü ya da Irak Baas Partisi gibi bir Ulusal Kurtuluş örgütüne dönüşür. PKK’ya karşı mücadele eden Türk devleti de bir İsrail bir ABD olur. Oysa PKK bir ulusal kurtuluş örgütü olmaması bir yana, emperyalizmin ajanı, faşist ve ırkçı bir kanlı terör örgütünden başka bir şey de değildir. Tayyip’in dünyadaki diğer örneklerle eşleştirmeye çalıştığı ve “acılı kadınlar” diye gösterdiği kadınlar da, otuz yıldır, kırk binin üzerinde insanın, genci yaşlısı, kadını erkeğiyle binlerce sivil vatandaşın kanına giren bu ırkçı terör örgütünün destekçileri ve üyeleridir. Siz, Tayyip’in mağdur rolü oynayan PKK’lı terörist analarının, bir kere bile çıkıp masum insanları katleden terör örgütünü eleştirdiklerini duydunuz mu? O halde terörü kınamaktan bile imtina eden bu teröristleri, kadın olsun erkek olsun, masum birer melek olarak göstermeye çalışmak vicdansızlık değilse nedir? Türkler de uyanmalı Sakine Kadın’ın sözleri aslında PKK terörünün, Kürt bölücülüğünün niçin bir türlü engellenemediğini de açıklıyor. Türklerin hala “kardeşlik” ve “barış” masallarıyla uyutulduğu bir ortamda bir bakıyorsunuz ki 74 yaşındaki bir terörist anası kalkıyor ve devlete meydan okuyup, açık açık terör örgütünün propagandasını yapıyor. Bir açıdan Tayyip iktidarının acizliğinin ve işbirlikçiliğinin bir sonucu bu. Adeta PKK jargonuyla konuşup “inkâr politikalarının sona erdirilmesi”nden bahseden bir başbakanın olduğu bir ülkede terör elbette gemi azıya alacaktır. Ancak işbirlikçi iktidar sorunu meselenin sadece bir boyutudur. Esas sorun Türklerin kendi davalarına gereği gibi sahip çıkamamalarıdır. Oysa Kürtlerin Türk ülkesini bölmek için bu denli mücadele etikleri, terörü bile silah olarak kullanmaktan çekinmedikleri bir ortamda Türklerin de artık uyanması ve harekete geçmesi gerekiyor. Gündüz gözüyle karakol basan, askerimizi şehit eden bölücü örgüt bırakın eli kanlı teröristlerini, polis panzerine taş atan yedi yaşındaki çocuktan, bütün çocuklarını PKK’ya verip bir de terör örgütünü canla başla savunan yaşlı kadınlardan bile destek alıyor. Böyle olunca da dağdan sokağa kadar her alanda hâkimiyet Kürt faşistlerinin eline geçiyor. Türk bu açık saldırılar karşısında susarsa, tepki göstermezse bu sürecin daha da vahim bir noktaya evrileceği de ortada. O nedenle terörist anası Sakine Kadın’ın pervasızca yaptığı ayaklanma çağrısı Türkler için de bir uyanış çağrısı olmalı. Türk uyuma, şehidine, vatanına sahip çık! Çok geç olmadan!
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 442 8 777 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||