Serap Yeşiltuna - Şeyh Sait’i Atatürk asmıştı takipçilerini biz asacağız!
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Apo'yu ister asarız istersek kazığa bile oturturuz!
SERAP YEŞİLTUNA
Şeyh Sait'i Atatürk asmıştı takipçilerini biz asacağız!
ÖZGÜR ERDEM
PKK terörü masayla mı silahla mı biter?
KAYA ATABERK
Tayyip NATO'yu
Kandil'e değil
Diyarbakır'a çağırıyor
Atatürk ve arkadaşları
Şeyh Sait için
ne demişlerdi
OKAN İŞBECER
Taha Akyol'dan
"Kürt istilası" haritası
TUĞRUL ÇELİK
Barak,
Tayyip'e ne yedirdi?
TÜRKKAYA ATAÖV
İsrail'e 20 soru!
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
ABD'nin yeni aktörü Kılıçdaroğlu
İLYAS SALMAN
Suç
ve toplumsal eşitsizlik
MUSTAFA İZBERK
Dil devrimini niçin -boyumca bosumca- sürdürüyorum-II
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (27)
EMİNE YENİCE
Ne mutlu Türk'üm diyene!
 
 

Serap Yeşiltuna
Şeyh Sait’i Atatürk asmıştı
takipçilerini biz asacağız!


Diyarbakır’da Şeyh Said anmaları yapıldı!

Diyarbakır geçtiğimiz hafta bir hainliğe, bir cumhuriyet karşıtlığına daha sahne oldu. İngiliz ajanı, gerici Kürt-İslam ayaklanmasının çapulcu önderi Şeyh Said ve arkadaşları,
29 Haziran’da Diyarbakır’da asıldıkları yerde anıldı. Aslında buna benzer anmalar daha önceki yıllarda da yapılıyordu ancak ilk kez bir siyasi parti, PKK’nın meclisteki temsilcisi BDP
bu anmanın düzenleyicisi oldu.

Diyarbakır geçtiğimiz hafta bir hainliğe, bir Cumhuriyet karşıtlığına daha sahne oldu. İngiliz ajanı, gerici Kürt-İslam ayaklanmasının çapulcu başı Şeyh Said ve arkadaşları, 29 Haziran’da Diyarbakır’da asıldıkları yerde anıldı. Aslında buna benzer anmalar daha önceki yıllarda da yapılıyordu ancak ilk kez bir siyasi parti, PKK’nın meclisteki temsilcisi BDP bu anmanın düzenleyicisi oldu. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Şeyh Sait’in torunları Diyadin Fırat, Bedri Fırat, Samet Bilgin ve Felat Özsoy bu anmalara destek verirken, Abdulillah Fırat ile Cibranlı Halit’in torunu Tahsin Sever Dicle-Fırat Diyalog Grubu adı altındaki İslamcı grupların düzenlediği diğer anmalara katıldı.

İki ayrı etkinlik, tek amaç! Kürt-İslamcılar artık hiç çekinmeden Cumhuriyet’e karşı ayaklanmış, İngiliz ajanı olduğu ortaya çıkartılmış, “Hilafet ve bağımsız Kürdistan” istedikleri için idamla yargılanmış ve bu nedenle asılmış hainleri anarak Türk milletine gözdağı vermeye çalışıyor.

“Allahu Ekber, Şeyh Said rehber” diye sloganlar atan anmacılar “Şeyh Said ve arkadaşlarının Kürtlere mücadeleye devam etmeleri konusunda çağrıda bulunduklarını” söyleyen pankartlar astılar.

Tabii bu kadarla kalmadı. BDP Batman milletvekili Bengi Yıldız’ın öncülüğünde BDP’liler TBMM Başkanlığına sundukları önergede “29 Haziran 1925’te idam edilen Şeyh Said ve arkadaşları, 15 Kasım 1937’de idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları ile vefat eden Said-i Nursi’nin mezar yerlerinin tespiti ve naaşlarının ailelerine teslimi için” Meclis araştırma komisyonu kurulmasını talep ettiler.

AKP anmalara tam destek verdi

Peki, Cumhuriyet’e kast etmiş, Atatürk’e karşı ayaklanma başlatmış, hain oldukları için de idam edilmiş bu çapulcuların anılmasına karşı Tayyip ne dedi?

Sadece şunu: “Eğer hukuk müsaade ediyorsa her türlü sivil toplum kuruluşu bu tür toplantılar yapabilir.”

Sizin yarattığınız düzende hukuk mu kaldı ya da modern hukukla bir bağınız mı vardı?

Sana sorulan şu: “Şeyh Said bir Cumhuriyet düşmanı, bu topraklarda anılmasına nasıl müsaade ediyorsun?”

İstediğiniz her şeyi kendi özel yetkili savcılarınızla, özel yetkili polislerinizle, kısaca “özel” yöntemlerinizle engellemeyi biliyorsunuz da buna niye engel olmuyorsunuz?

Bakın bölgenin “kanaat önderlerinden” Süleyman Kurşun anma sırasında “Şeyh Said mahkemede yargılanırken ‘eskiden Şeriat vardı, şimdi kalmadı, Şeriatın olmadığı yerde size de güvenim kalmadı, o yüzden isyanımız vacip oldu’ diyerek haklılığını ortaya koymuştur” diyor. Yani Cumhuriyet’in hukukunu, Cumhuriyet’in mahkemelerini tanımayan bir haindir anılan, anılmasına izin veren ise hukuka sığınan, ama hukuku tanımayan başka bir hain…

AKP’nin gerçek fikrini doğrudan ifade eden ise Diyarbakır milletvekili Kutbettin Arzu olmuştur: “Bizim bölgede sevilen takdirle anılan, Cumhuriyetin kurulmasında önemli rol oynayan değerli bir şahsiyettir. Bu konuda Türkiye’de karanlık kalan noktalar var. İstiklal Mahkemelerinin o dönem alınan kararlarının açıklanması lazım. Türkiye geçmişiyle yüzleşmeli.”

Hangi yüzleşmeden, hangi hukuksuzluktan bahsediyorsunuz?

1- Şeyh Said ve arkadaşları Şeriatçı ve Kürtçü bir ayaklanma başlattıkları için,

2- “Bağımsız Kürdistan” istedikleri için,

3- İngiliz ajanı oldukları için,

Asıldılar!

Bakın Mahkeme Başkanı gerekçeli kararını nasıl açıklıyor:

“(…) Din ve Şeriatı araç yaparak bağımsız bir Kürt-İslam hükümeti kurmak maksat ve gayesiyle Şeyh Sait’in başlattığı silahlı ayaklanma ve ihtilal hareketine çeşitli şekillerde karışıp katılarak, ayaklanmanın devam ettiği haftalar ve aylar boyunca birçok şehir, kasaba ve köyleri devlet ve hükümet, askeri ve zabıta kuvvetleriyle kanlı bir savaş halinde çarpışmak suretiyle zapt ve işgal eden ve ihtilal bölgesindeki en önemli il merkezlerinden Diyarbakır kentini de kuşatan ve orada bile inat ve ısrarla savaşıp vuruşmaktan çekinmeyen ve uğradıkları acz ve mahrumiyetten sonra tutuldukları günlere kadar birçok asker, subay, ve vatandaşları yaralayan, şehit eden, hırsızlıklar, gasplar, yağmalar yapan ve yaptıran şahıslardan yargılanmaları biten 48 kişinin idamına karar verilmiştir...”

Alın size gerekçeli karar! Ne kadar da tanıdık değil mi? Bugün bizim hesabını soramadığımız pek çok suçun o gün Atatürk’ün mahkemeleri tarafından nasıl cezalandırıldığını görüyorsunuz değil mi?

Gözümüzün önünden bir film şeridi gibi geçiyor son 30 yıl…

Hırsızlıklar, gasplar, yağmalar… İstila edilen şehirlerimiz, sahillerimiz, kapkaçılık, haraç, korsan satış, fuhuş, uyuşturucu kaçakçılığı…

Yaralanan ve şehit edilen birçok asker, subay ve vatandaş… Askerlerimiz, öğretmenlerimiz, doktorlarımız, şehit edilen kadınlarımız, kızlarımız, çocuklarımız, Serap, Pınar, Buse’ler…

Bakın o gün neyle cezalandırılıyordu, bugün neyle?

Koca bir hiç, üstüne de “İstiklal Mahkemelerinin hukuksuzluğundan” bahseden, Cumhuriyet’i sorgulatan milletvekilleri, İstiklal Mahkemelerinin yargılayarak astığı bir haini anmada hukuki bir şeyler olabileceğini düşünen bir Başbakan!

Yeni bir Kürt-İslam Ayaklanması

Takriri Sükun Kanunu, Hıyanet-i Vataniye Kanunu gibi yasalar, çok daha sert ve bir o kadar acımasız, bir o kadar haksız,
bir o kadar işbirlikçi ayaklanmalar karşısında Atatürk kararlılığının sonucudur. Hatırlayalım; Atatürk, Şeyh Sait ayaklanması başladıktan sonra Meclis kürsüsünden
“Milletlin elinden tutmaya lüzum vardır, devrimi başlatan tamamlayacaktır!” demişti. Dediğini de yapmıştı; çünkü ayaklanmayı kışkırtan hainleri cezalandıracak, Başbakanlar, hakimler, savcılar vardı. Bugünse o hainleri ananlara engel olmadığı gibi destekleyen
bir güruh var karşımızda.
Devrim yasaları uygulanmalıdır! Şunu unutmayalım: Şeyh Said Ayaklanmasını düzenleyenler, destek verenler, yapılmasına ses çıkarmayanlar, Şeyh Saitçidir! Anmayı Şeyh Sait’in asıldığı yerde yapmışlardır,
aynı yerde asılmalıdırlar!

Ancak bu anmaların bugün yapılması bir tesadüf değildir. Bölücülük öyle güçlü bir zemin bulmuştur ki, artık “Kürt devletinden”, “Kürt özerkliğinden” bahsetmenin garipsenecek bir tarafı kalmamış, ülkenin başbakanı, milletvekilleri, bakanları bunun dolaylı ya da doğrudan destekçisi olmuş, ülkenin bir bölgesindeki illerin tüm belediye başkanları özerk gibi davranmaya başlamış, özerk gibi kararlar almaya başlamıştır. Başta Osman Baydemir olmak üzere bu belediye başkanları Şeyh Said anmasında en ön sıralarda yer almıştır.

Ayaklanmaya destek yeni bir ayaklanmadır. Sahne aynıdır, oyun aynıdır, kışkırtıcıları aynıdır, bir tek aktörler değişmiştir. Aslında onlar da pek değişmiş sayılmaz. Yeni ayaklanmacılar

Şeyh Said’in ve arkadaşlarının torunlarıdır!

Şeyh Said’in torunu, eski milletvekili, Abdulillah Fırat yaptığı konuşmada Şeyh Said’in tarihe mal olduğunu, Kürt milletinin sadık, dindar bir millet olduğunu zilyeti ve esareti kabul etmediğini, ancak yaşadıkları bölgelerde komşularının hep zalim hükümdarlar olduğunu söylüyor.

Şeyh Said’in hem anne ve hem de baba tarafının Seyid olduğunu ve bu yüzden septi unvanı olduğunu anlatan Fırat, dedesinin bölgede büyük dini hizmetler yerine getirdiğini ekliyor.

Bunların zihniyeti hiç değişmez, hep gerici, hep Kürtçü, hep ırkçı ve hep de feodaldirler. Sıradan Kürtler içinden çıkmaz bir tane takipçileri ve önderleri. Seyidlik, septilik, şeyhlik, şıhlık en çok önem verdikleri yapı, aşiretlerin varlığı da dayandıkları tek güçtür. Hep Atatürk düşmanıdırlar, kendilerini ayrı bir devlet, Türkiye’yi komşuları sayar, zalim hükümdarlarla da Atatürk’ü kastederler.

Oysa zalim dedikleri Atatürk bunlara hiçbir zaman onların yaklaştığı ırkçı bakış açısıyla yaklaşmamış, suçlular cezalandırıldıktan sonra ailelerinden intikam almaya çalışmamıştır. Şeyh Said’in torunlarından birkaçı milletvekili olabilmiş, Seyit Abdulkadir’in torunu Sümerbank Genel Müdürlüğü yapmıştır. Bugün istedikleri gibi konuşurlar, istedikleri hakareti ederler, istedikleri haini anarlar bu sayede.

Kimisi kanaat önderi görevi görür, kimisi yazar çizer, kimisi milletvekili, kimisi belediye başkanı.. Ama hep o aşiretlere mensup, hep o ırkçı yapının temsilcisi.

Birinci Meclis içinden de çıkmıştır böyle hain vekiller, Yusuf Ziya gibi örneğin. Daha sonra Kürt Azadi Cemiyeti’ni kuran, amacı, bütün aşiretlerin katılacağı bir isyan çıkarıp, bağımsızlık ilan etmek, Fransızların, İngilizlerin ve Rusların yardımını sağlamak olan Azadi Cemiyeti Şeyh Said ayaklanmasını da tertipleyen örgüttür.

Yani ayaklanmacılar, ne yazık ki, Meclisimizin içinden de çıkabilmektedir!

STK’lar yeni Azadi Cemiyetleri

O hainler gittikleri her yerde “bağımsız Kürdistan” çalışması yapmışlardır. Bugün bakın başta Şeyh Said anması düzenleyenler olmak üzere pek çok sivil toplum örgütü Diyarbakır’da PKK’ya koşusuz silah bırakma ve ateşkes çağrısı yapıyor, bir yandan da Ordu’ya operasyonlar dursun diyor.

Bu STK’lar çok mu barışsever, çok mu terör düşmanı?

Elbette hayır! Bunlar rehberi Şeyh Said, hedefleri özerklik olan, bağımsız Kürt devleti olan kuruluşlar. Yani günümüzün Azadi cemiyetleri.

Önerdikleri şey masa!

Tüm Türkiye’yi kan gölüne çeviren terör örgütü, kadınlarımızı kızlarımızı öldürerek tehdit ediyor,

Bir yandan ayaklanmayla korkutmaya çalışarak tehdit ediyor,

Bir yandan bu işi barışla halledelim yoksa sonu kötü olur diyerek tehdit ediyor,

Bir yandan da Şeyh Said’e methiyeler düzerek, Seyit Rıza’yı, Dersim ayaklanmasını göstererek tehdit ediyor.

Yani hep tehdit ediyor. Kanlı ya da kansız!

Yıllardır TÜRKSOLU’nun söylediği gibi silahlı ya da silahsız bölücülük hep bölücülük oluyor...

Şeyh Said anması düzenleyenlerin istedikleri, ne barış ne de uzlaşma. Tıpkı Şeyh Said gibi Hilafet ve Kürt devleti istiyor onlar.

Şeyh Said Ayaklanması’nın hem irticai hem de bölücü bir ayaklanma olduğu gün gibi ortadayken, ayaklanma sırasında esir alınan asker ve subaylara “düşman askeri”, ayaklanmaya katılmayan Kürt aşiretlerine “melun” ya da “Türk” dendiği, Şeyh Said’e ait belgelerin üzerinde “Kürdistan Harbiye Nezareti”, “Kürdistan Reisi” veya “Hükümeti” başlıklarının olduğu biliniyorken bu anmayı meşru saymak, bu anmayı “korku eşiğinin aşılması olarak nitelemek”, bu anmaya izin vermek de “Şeyh Said olmak”, Hilafet ve Kürt devleti istemektir.

Şeyh Said de anmacıları da emperyalist ajanıdır

Atatürk bunların amacını daha Sivas Kongresi’ndeyken çok net ve açık olarak ifade etmiştir:

“…Bu İngilizlerin amacının para ile memleketimizde propaganda yapmak ve Kürtlere Kürdistan kurmak sözü vererek aleyhimize ve bize karşı suikast düzenlemeye yöneltmek olduğu anlaşılmış, karşı önlemler alınmıştır.”

Şeyh Said ayaklanmasını nasıl İngilizler kışkırtmışsa yeni ayaklanmayı, bu anmaları da Amerika kışkırtmaktadır. O gün bize Musul’a mal olmuştu. Engel olunmasaydı, Güneydoğu’da İngiliz işgaline mal olacak, belki de çok daha kanlı bir yeni savaşa mal olacaktı. Bugün de yeni ayaklanma topraklarımızı Amerikan işgaline açmaya hazırlıyor.

Yeni Azadi cemiyetleri sadece Hilafet, sadece özerklik değil, Amerikan işgali istiyor.

Mahkeme Başkanı Mazhar Müfit Bey, ayaklanmacılara şöyle seslenmişti idam kararından sonra: “Kiminiz hasis kişisel çıkarlarınıza bir zümreyi alet, kiminiz yabancı kışkırtmasını veya siyasi hırslarını rehber ederek, hepiniz bir noktaya, yani bağımsız Kürdistan kurulmasına yöneldiniz. Yıllardan beri düşündüğünüz ve hazırladığınız genel ayaklanmayı yaparak bu bölgeyi ateş içinde bıraktınız.

Cumhuriyet hükümetinin azimli ve kesin hareketi ve Cumhuriyet Ordusu’nun öldürücü darbeleriyle ayaklanmanız, gericiliğiniz derhal yok edildi.

Ve hepiniz yakalanarak hesap vermek üzere adalet huzuruna çıkarıldınız.

Herkes bilmelidir ki, cumhuriyet hükümeti, fesat ve irticaa, her türlü lanetli faaliyetlere, kesi suretle göz yummayacağı gibi hatta kesin önlemler ile eşkıya eylemlerine yer vermeyecektir.

Yıllardan beri şeyhlerin, ağaların, beylerin baskısı altında sömürülen, eriyen, inleyen, can ve ırzları şeyhlerin, beylerin, ağaların, keyfine kurban edilen, bu bölgenin zavallı halkı sizin fesadınızdan ve kötülüğünüzden kurtularak cumhuriyetimizin feyizli ilerleme ve mutluluk vaad eden yollarında yürüyerek, refah ve mutluluk içinde yaşayacaktır.

Siz de döktüğünüz kanların, söndürdüğünüz ocakların cezasını adalet sehpasında hayatınızla ödeyerek hesap vereceksiniz.

İşte cumhuriyetin sert fakat adil yasalarının hükmü budur.!”

Bu sert fakat adil yasaların neden gerekli olduğu ortadadır. Takrir-i Sükun Kanunu, Hıyanet-i Vataniye Kanunu gibi yasalar, çok daha sert ve bir o kadar acımasız, bir o kadar haksız, bir o kadar işbirlikçi ayaklanmalar karşısında Atatürk kararlılığının sonucudur. Hatırlayalım; Atatürk, Şeyh Said ayaklanması başladıktan sonra Meclis kürsüsünden “Milletin elinden tutmaya lüzum vardır, devrimi başlatan tamamlayacaktır!” demişti.

Dediğini de yapmıştı; çünkü ayaklanmayı kışkırtan hainleri cezalandıracak, Başbakanlar, hakimler, savcılar vardı. Bugünse o hainleri ananlara engel olmadığı gibi destekleyen bir güruh var karşımızda.

Devrim yasaları uygulanmalıdır!

Şunu unutmayalım:

Şeyh Said Ayaklanmasını düzenleyenler, destek verenler, yapılmasına ses çıkarmayanlar, Şeyh Saidçidir!

Anmayı Şeyh Said’in asıldığı yerde yapmışlardır, aynı yerde asılmalıdırlar!


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


UNUTMAYALIMKI KURT TEALI CEMIYETI ILE ISLAM TEALI CEMIYETI SU ANDA YINE ISBIRLIGINE GITMIS BULUNMAKTALAR. TURK MILLETI GOZUNU ACTI VE BU SER CEPHESINE YINE GEREKEN DERSI VERECEK...

Kutsal Kaan, İstanbul
7 Mayıs 2011


bizde bir laf vardır. it itin kuyruğuna basmaz. İkiside üniter, laik, demokrat,k Cumhuriyet düşmenı, niye şeyh sa "it" in, sey"it" rızanın anılmasına, heykellerinin dikilmesine niye kızsın ki... bunların kökeni aynı zaten. hepsi Cumhuriyet düşmenlerının organik veya zihni torunlarıdır. Vatanı ve Cumhuriyeti bu yalancı, sahtekarların elinden kurtulmak için birlik olalım. Vatan kurtulduktan sonra yine kendi siyasi görüşlerimize göre, örgütsel olarak, ayrılıp, siyasetimize devam edelim. Halkı kandırarak iktidara gelmenin demokrasi ile bir ilgisi yoktur. Unutulmamalıdır ki Hitler de demokrasi, adalet ve kalkınma vaadleri ile iktidara halkın oyuyla gelmişti. Sınra, önce askeri, yargıyı ele geçirdi ve diktasına zemin hazırladı, sonrası malum. abd-fettoş-tayyip işbirliği bu hedefle kurulmuştur. İnşallah kurdukları bu ittifakı, başlarına yıkacak bu halk

TürkoğluTürk, İstanbul
5 Eylül 2010


LAİKLİK DÜŞMANI İDAMLIK ŞEYHLER

Helal süt emmemiş helal yememiş
Vatan millet sevgisi yok görmemiş
Tekke zaviyeden gelir sağlamış
Laiklik düşmanı mollalar şeyhler

İlim irfan verir türkçe yazımız
Öğrenmesin diye kadın kızımız
Üfürük muskadan keser elimiz
Diye isyan etti mollalar şeyhler

İnanmazlar bize laik dediler
Bütün güzelliği alır gelirler
Degirmenler dönmez sular kesilir
Menfaat gözeten mollalar şeyhler

Laikliğe günah demek yazıktır
Çok tekke şeyhlerden bagrım eziktir
Şeyh saitle yollarımız bozuktur
Laikler düşmanı mollalar
şeyhler

Sabit der atatürk kurtardı bizi
Karanlık yerlerden çıkardı bizi
Arkasında duran cahil kürtlerdi
Laikler düşmanı idamlık şeyhler

Ozan Sabit Özdemir, Yozgat
18 Temmuz 2010


Sayın Serap Yeşiltuna'nın bu güzel ve gerçekçi makalesinde yapmış olduğu 'STK'ların yeni (Kürt) Azadi Cemiyetleri' olarak faaliyet gösterdikleri tespiti, yerinde ve isabetli bir saptamadır... Ayrıca, üzüntüyle eklemelidir ki, TMMOB gibi kimi ulusal ölçekte iş gören kamusal nitelikli meslek örgütlerinin bugünkü üst yönetimleri, sözü edilen 'savaş-karşıtı, (sözde) barışçı'  ve aslında (Güneydoğu'daki) 'Kürdistan'a federasyoncu özgürlükçü, özerklikçi'  yaklaşımlarını, her geçen gün daha da belirgin bir şekilde sergilemektedirler...
Dolayısı ile STK'lar deyip geçmemek gerekmektedir; sayıları ve etkinlik dereceleri sürekli artmaktadır...

Özer Bostanoğlu, Ankara
14 Temmuz 2010


Dolandırıcılar, sahtekarlar, şerefsizler, düzenbaz tecavüzcüler gemisini yürütüyor. Eşkiya dünyaya hükümdar olmaya çalışıyor... Ak deyince ak olunmuyor, alayı yobaz. Kubilayı kör bıçaklakesenlerin torunları iktidar koltuğundaoturuyor. Nasıl geldi, kim getirdi muamma. Çözülmek zorunda ve mutlaka çözülecek. Bu şerefsizler geldikleri gibi gidecek... Eşkiya yalakalığı ile yer edinemezler.

Birgül Özdemir, Kocaeli
13 Temmuz 2010


İnsan sanki kendini kötü bir rüyada gibi hissediyor. Kurtuluş savaşına katılmamış, aksine Türkleri sürekli olarak sırtından hançerlemiş kürtlerin, Atatürk tarafından yargılatılıp astırılan elebaşılarını anmayı bırakın, neden asıldıkları hususunda sorgulanır hale gelmişiz. Ve maalesef bunu yapan da Atatürk' ün kurduğu partinin başına oturtulan Kürt-Alevi vs. bilmemne karışımı.. Tutturmuşlar bir demokrasi, insan hakları, acılar falan filan. Ya beğenmeyen defolur gider. Sizi zorla mı tutuyoruz burada. Eğer Mustafa Kemal Atatürk' ün devrimleri, icraatları ve kararları da eleştirilir hale gelmişse Türkiye' den söz etmek mümkün müdür?
Nasıl bir hap yutturmuşlar bize, bu uyku ve garabet halinden ne zaman uyanacağız !
Adamlar bölünmeden vazgeçtiler ! Komple Türkiye bizim diyorlar !
Daha ne kadar sabır !

Kahraman, İstanbul
11 Temmuz 2010


Referandumda evet çıkarsa Türkiye bölünür!
Anayasa Mahkemesi üyeleri, topu kendi kale sahasından uzaklaştırmak için hiçbir anlamı olmayan bir karar verdi. Bu karar hukuki değil siyasidir.
Böylelikle Anayasa Mahkemesi üyeleri, iktidara, yandaş medyaya ve yandaş hukukçulara boyun eğmiş oldu..
Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’nin mevcudiyetinin hiçbir önemi kalmadı. 
* * *
Bir defa, Anayasa değişiklikleri, uzlaşma olmadan ve AKP grubu tarafından TBMM gündemine getirilmiş, oylamalara bizzat Başbakan tarafından müdahale edilmiş ve gizlilik kuralı çiğnenmiştir. Bu sebeplerle değişikliklerin tamamı, şekil yönünden iptal edilmeliydi. 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,  “12 Eylül değişikliklerinin bir uzantısı olarak gördüğümüz bu anayasa değişikliklerine hayır diyeceğiz” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Türk milletini aydınlatmak için topyekûn bir seferberlik ve “AKP’nin gizli emellerine hayır” kampanyası başlatacaklarını ifade ederek “Siyasi darbe teşebbüsü milli irade duvarına çarpacaktır” diye tepki gösterdi.
* * *

Bana göre AKP’nin emelleri, gizli değildir!
İktidar sözcüleri, Anayasa değişiklikleri ile ilgili referandumun 10 genel seçime bedel olduğunu söylemişlerdi. Çünkü, Türkiye’nin rejimini değiştirmeye soyunmuşlardır. Aslında rejim değişikliği fiilen gerçekleşmiştir ama bütün yaptıkları Anayasa’yı ihlal suçudur. İktidarın başındaki kişi, Anayasa’nın değiştirilemeyecek maddelerinde belirtilen Türk kimliğini tanımadığını, yerine Türkiye kimliği yerleştirmek istediğini yüzlerce defa tekrarlamış, ama Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, kapatma davasında bu konu üzerinde hiç durmamıştır.
Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi verilen TSK’nın son dönemdeki komutanları ise, uygulamadıkları İnternet muhtıraları ile AKP’nin gücüne güç katmıştır. Aynı komutanlar, terörle mücadele ederken kafileler halinde, sanal suçlamalarla gözaltına alınan mensuplarının hukukunu da korumamıştır. Sesi gür çıkan ana muhalefet lideri ise bir sanal oyunla saf dışı edilmiştir. Durum böyle olunca, AKP meydanı boş bulmuş ve Anayasal olarak rejim değişikliğine gidebilmek için referandumu beklemeye başlamıştır.
* * *

Anayasal suç olmasına rağmen, artık televizyonlarda Türkiye’nin bölünmesi tartışılabilmekte, cumhuriyet savcıları bu tabloyu seyretmektedir.
Üniversiteler, YÖK marifetiyle susturulmuş, zaten işgal altında olan medya ikinci bir işgale uğramış ve yandaşlaştırılmıştır. Banu Avar, Hulki Cevizoğlu, Nihat Genç tarzı programcılar büyük ölçüde susturulmuş, milli ses çıkaran kanallar etkisizleştirilmiştir.
Biliniz ki referandum, Türkiye’nin Türkiye olmaktan çıkarılması için son adımdır.
Referandumda evet çıkarsa, Türkiye’nin bölünmesi için artık terör silahını kullanmalarına gerek kalmayacak, Tayyip Erdoğan’ın bir zamanlar savunduğu eyalet sistemine geçiş gündeme getirilecektir. Zaten bu iş için görevlendirilmiş kişiler, medyada tartışma başlatarak halkı şimdiden bölünme fikrine hazırlamaktadır.
Dolayısıyla meselenin bu yönü halka iyi anlatılmalıdır. AKP, Türkiye’yi bir Türk devleti olmaktan çıkarmıştır ve referandumdan sonra bunun yasal alt yapısını tamamlamayı planlamaktadır.
Atatürk’ün gençliğe hitabesini bir ömür boyu okuyup da anlamayan varsa, ilkokul karnelerinin arkasına bakıp bir daha, bir daha okusun. Orada işaret edilen tablo bugün yaşanmaktadır.
Millet, 12 Eylül’de ya var olmaya davam edecek, ya da kendi oylarıyla yok edilmesini onaylayacaktır.

Tahsin Eski, Almanya
11 Temmuz 2010


Kurt Sait kucaklara oturmaktan baska bir sey bilmezdi. Yobaz Kurtlerden ve AKP belasindan kurtulalim!

Hakan Tokmak, ABD
9 Temmuz 2010


Bütün gelişmiş ülkelerde demokrasi yalnızca o devleti kuran millete vardır. Gerisi hikâyedir. Bizdeki bütün etnik ırkı bozukların ırkçılık yapmaları serbest olduğu halde, bu Türklere yasaktır. Türkiye’de, bakın Türkiye’de diyorum: burası şu an bizim değil onların olmuş durumdadır. Demokrasi onlara var fakat bize yoktur. Türkler ve Onların fedaileri biz Türkler bunun üstesinden geliriz. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur. Yalnız birleşmek gerekmektedir. İnanın tek tek hiçbir şey yapamayız. Yok olur gideriz. Tarihte bu olmamıştır ama; olmayacak ta diyemeyiz.

 Türk’ün Türk’ten,  başka dostu yoktur.Kenetlenme günü gelmiştir. ulusal partide

Tahsin Eski, Almanya
8 Temmuz 2010


Bütün Yaziyi henüz okumadim !, ama yazinin basligini okuyunca  bu yorumu yapmadanda rahat edemeyecegimi!, anladim.

Sunu rahatlikla söyleybilirim ki Türksolunu okumaya basladigimdan beri sanki her defasinda düsüncelerimin sanki yaziya dökülmüs halini görür gibi bir duyguya variyor böyle düsünenlerin oldugunu bilmek bana ayri bir mutluluk veriyor!

APO yakalanip mahkemece iDAMA mahkum oldugu zamanlarda o zamanin siyasal bas oyuncusu sayin Bülen Ecevit ve hükümet " ülkenin yüksek cikarlari göz önünde bulundurularak " siyasal yetkilerini kullanip APO`nun idaminin agirlastirilmis mühebet hapise dönüstürülmesine karar vermek zorunda kalmislardi. Bunu o zamanlar onaylayan biriydim. Sayin Ecevit coktan aramizdan ayrildi. Onunla beraber onun politikalarini devam ettirecek idareye sahip poltikacida kalmadi.

Durum böyle olunca eldeki APO neredeyse caylak politikalar sebebiyle patlamaya hazir bir bomba gibi durur hale geldi,ayrilikcilik her gecen gün azmaya basladi!
 
Ama simdi diyorum ki ; Cizme coktan asilmis,APO` nun ASILMAMASI kararinin gerekcelerinin ortadan kalktigi tekrar ayni siyasal bir kararla ASILMASI karari verilmesi gerektigi ve buna karsi gelen her türlü bölücü unsurunda susturulmasi KACINILMAZDIR!!

The Game is "coktan" over-Oyun coktan bitmis`tir!
Hatta ipin ucu tekrar kacirilir duruma düsülmüstür!

Bunun icinde zor durumlarda zor kararlari alabilen polikaci ve hükümetlere ve bunlari iktidara gerektirecek halka,secmene gereksinim vardir!

Su andaki durumda bunu ancak ULSAL PARTiNiN yapacagi ve ülkeyi daha onurlu,Atatürkcü bir anlayisla yönetecegini düsünüyorum.

Tek seye gereksinim var!:

Calismak,Calismak,Calismak!!!
Yorulmadan,YILMADAN halka dogrulari yalpalamadan dobra dobra anlatmak! Baska care yok.....

Neden?:

Bir Türkiye var! Baska yok!!

Türksolunda yazan,  ULUSAL PARTiDE büyük özveriyle calisan herkeze en derin saygilarimi sunuyorum.

Unutmasinlar yalniz degiller!!!

Necdet Işık, Almanya
8 Temmuz 2010


vatan haini Şeyh said in anılması habur'daki pkk'lı itlerin davul, zurna ile karşılanmasından sonra akp türkiyesinde gördüĞümüz ikinci rezalettir----------------------
BıR AĞA MARABASI PKK SÖZCÜSÜ ÇIKMIŞ GENEL KURMAY BAŞKANINI ıSTıFAYA DAVET EDİYOR HAAAA????!!!!!
 
SEN KİM OLDUĞUNU UNUTTUN MU SELAHATTıN DEMİRTAŞ?!
SEN BıR KÜRTÇÜ KÜRTSÜÜÜNN!!!!!!!!!!!!
SEN  BİR KÜRTÇÜ  AĞA MARABASISIN !
HADDİNİ BİL HADDİNİİİ !!!!!!!!!!!!
KİMİ ıSTİFAYA ÇAĞIRIYORSUN SEN  HADDİNı BıLMEZ?!
GENEL KURMAY BAŞKANINI İSTİFAYA ÇAĞIRIYORSUN !
GENEL KURMAY BAŞKANI KİMLERİN EMRİNDE ?
TÜRK ULUSUNUN EMRıNDE !
GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI,  TÜRK DEVLETı TÜRKİYE CUMHURİYETıNıN BİR KURUMUDUR VE GENEL KURMAY BAŞKANLIĞINDA BULUNAN KİŞİLER   ANCAK VE ANCAK TÜRK ULUSUNA HESAP VERıRLER ! DOLAYISI İLE GENEL KURMAY BAŞKANINI ıSTİFAYA DAVET EDİP, ETMEMEK TÜRK ULUSUNUN KULLANABİLECEĞı BıR HAKTIR !
HADİ ORADAN PAÇOZ AĞA MARABASIIII !!!!!!!!!!!
DAR EDECEĞıZ SİZE DE YANDAŞLARINIZA DA TÜRK TOPRAKLARINI !
ÇOK YAKINDA TÜRK'ÜN BAYRAĞINA DA, TÜRK'ÜN ORDULARININ POSTALINA DA SECDE EDECEKSİNİZ SECDEEEEEEEEEE!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
 
TÜRK ORDULARI VE TÜRK POLİSİ; ASıL KANLI TÜRK ULUSUNUN EN YÜKSEK DEĞERLERİ, KUDRETLİ ıRADESİ,RUHU- YÜREĞİı- BEYNİ KISACA  TA KENDİSİDİRLER !
 
NE MUTLU TÜRKÜM DıYENE !

Tahsin Eski, Almanya
8 Temmuz 2010


öncelikle fıkırlerınıze en ıcten dıleklerımle katılıyorumm.ama turkıye cumhruyerını ılk once ıstıhabaratat daha kuvvetlı olmsaı gerek bakın bundan 30 yıl askın sahte ıstıhabarat icn 50milyon dolar    paralar harcaNDI KIM KAZANDI TABIKI DIS SERVISLER ACI CEKENN BNIZER OLDUK SECIM ZAMANI GELDIGOINDE YALAN YANLŞUI SAHTE SINSI DUSUNCELERLEE HALKIN ONUNEE CIKIP ATIP TUTMAYICOK IYI BIR SEKILDE BASARIYORLAA AMA HATA SIYASETTCIDE DEGIL BIZ TURK HALKINDA SUCC..HERGUIN SEHIT KAMPAN YASI VEDE BIR COKK GAZI VEDEEE MADDII ZARARA BUNU NE ZAMANONLEYECEGIZZ

Hakan İpek, Tokat
6 Temmuz 2010


Saygi Deger SERAP YESiLTUNA elinize yüreginize saglik yazdiginiz her seye katiliyorum.Daha gec olmadan bu hainlerden hesabimizi ULUSAL PARTiYi iktidara getirerek sormamiz lazim. Burda benim cagrim bütün Türklerin, Vatanini seven herkesin gaflet uykusundan uyanip kendi suurunu, benligini  bulma zamani gelmistir. YASASIN ULUSAL PARTi NE MUTLU TÜRKÜM DiYENE. Saygilar

Murat, Almanya
6 Temmuz 2010


serap hanım ellerinize sağlık, tercümanımızsınız. çok söze gerek yok, dediğiniz gibi "Şeyh Sait’i Atatürk asmıştı takipçilerini biz asacağız!" Kahrolsun AKP, kahrolsun PKK..

Birun İnci, Almanya
6 Temmuz 2010


Meclis başkanı, iktidar muhalefet görüşsün dedikten sonra başlayan süreçte, iktidar tribüne oynamaya başladı.
Erdoğan “terör ülke problemi, muhalefet görüşmeli” diyerek, sorumluluğu muhalefete yıkmaya çalışıyor. AKP iktidarı devraldığında terör yok olmaya yüz tutmuştu. Otuz altı etnik köken, Kürt sorunu, açılım derken PKK ve uzantısı siyasi parti işi azıttı. Öcalan İmralı’dan örgütü yönetmeye başladı. Hızını alamadı, İtalyan Gazetesine köşe bile yazdı.
Başbakan CHP ve MHP ile görüşünce ne olacak? Neye yarayacak? İcranın başı Başbakan, muhalefetle görüşmezse terör durmayacak gibi garip bir durum çıkıyor karşımıza.baska care yok savasacagiz ya istikläl ya ölüm
ABD raporlarının yıldızı Barkey ne diyordu?
“AK Parti’nin "demokratik açılım"ı sürdürmeye dair coşkusunun büyük kısmını, en azından gelecek yılki seçimlere kadar kaybettiğine dair "görünür işaretler" olduğu savunularak, "bunun terör örgütü PKK’nın kendisini silahsızlandırmaya duyduğu ihtiyacı ortadan kaldırabileceği ve daha önemlisi, Türkiye’de, Kürt nüfusun yaşadığı bölgelerde şiddeti artırabileceği..” ( Türkiye’nin Irak’taki Yeni Siyaseti Raporu)
Açılım durursa (seçim sonrasına kadar) PKK saldırır, diyor Barkey.
“PKK ne diyorsa o” gibi anlamı var cümlenin. Bu durumda açılıma destek vermeyen, muhalefet suçlu da diyebilirsiniz. Bir kısım medyamız bunu kullanıyor
İstiklal savaşında Yunan uçaklarından “karşı çıkmayın, kan dökülmesin” diye halka bildiriler atılıyordu. Ona döndü iş. “PKK’nın talebi açılıma karşı çıkmayın, askerleriniz ölmesin” diyorlar resmen.
Bunlar denilirken nerdeyse her güne üç şehit düşüyor. İktidar bu iş askerle olmaz, OHAL’e hayır diyor. Muhalefeti dinlemeyen Başbakan varken, bir araya gelseler ne olacak?
İşin kökeninde, bölgede menfaati olan ABD’nin gelecek hesabı var. Bu hesapla “açılım” denilen kültürel haklar; ne PKK’yı durdurur, ne de o hesapları

Tahsin Eski, Almanya
5 Temmuz 2010


Hesap Sormak İçin Gerçekleri Görmek Lâzım! ve Ulusalpartinin Günesile bütün Türkiye aytinlatilacak. Yasasin  UlusalParti

Tural Yavuz, Almanya
5 Temmuz 2010


Bizi yöneten dış güçlerin isteğiyle idam cezası kaldırıldı. Tabi ki bu uygulama çok ağırdı. Tanrının verdiği canı Tanrı alır. Fakat Apo gibi bir cani için bu geçerli olmamalıydı.
Ayrıca bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için çok yanlış bir uygulama oldu. Her gün onlarca şehit cenazeleri geiyor. Apo denizin ortasındaki şatosundan cani fikirlerini beyinsiz örgütüne iletiyor. Brakın idamı Devlet Baba sustaramyor bile bu katili.
Gökçe Fırat'ın dediği gibi bugün Apo idam edilecek dense Türk milleti bayram yapacak.

Ne mutlu Türküm diyene.

Murat Pira, İzmir
5 Temmuz 2010


Lise yıllarında ve biraz daha sonra islami kuruluşlarla da temasım oldu. Ancak Milliyetçi olup hem dinimi hem de ülkemi mi koruyacaktım, yoksa İslamcı-ümmetçi olup Kürt ırkçılığının peşine mi takılacaktım. Sonunda beynimin içinde adeta bir iç savaş yaşadım. Ve o iç savaşı Milliyetçi düşünce kazandı.

Bakın o camaatlerde, Nurcusunda da Fethullahında da Kürtler hep el üstünde tutuluyordu. Onların her dediği haklı oluyor, bizim ise haksız oluyordu. Cahil, aptal, ahmak Türkler onların peşinden gittiler. Okuyup, araştırmasını seven bir insanım. Ben bunların söylemlerini hep kendime ters buldum. Hatta birkaç kere de tartıştım ama kimi kime şikayet edecektim. Hepsi Kürtleri koruma yarışındaydı. Adamlar bir türlü kendilerine TÜRK diyemiyorlardı ama söz konusu Türk olmayanlara gelince onlar kendilerini istediği şekilde tanımlıyor hatta Türk mevcudiyetine hakaret ediyorlardı.

Bu ümmetçilerle bir gün tartıştım. Dedim ki siz kendinize Türk demekten utanıyorsunuz, ama Türk olmayanlar kimliklerini gururla bağıra çağıra söylüyorlar. Cevaben dedi ki biz Türk olduğumuzu söylersek diğer milletler gücenir. Ulan gerizekalı niye gücensin!! Ah şu ümmetçi düşünce!!

Kürt ırkçısı faşistler bir zamanlar solcu ve alevi Türkleri nasıl "antiamerikancılık, alevi hakları, sünni devlet düşmanlığıyla" devşirdiyseler bugün de İslamcı Türkleri "şeriat, devlet müslümanlara zulmediyor, kafir devlet" diyerekten devşirmektedirler. Aslında durmadan haykırmak lazım. İslamcı, alevi veya başka bir düşünceden olursa olsun eğer o insanlar Türk ise ve pkk tuzağına düşeceklerse onları düşürmemek de görevimiz olmalı. Netice itibariyle böyle giderse yakında Türkiye'nin << Kürdiye >> olması mümkündür.

Bu yazıyı görünce içimden bunları yazmak geldi. Kafanızı şişirdiysem kusura bakmayın TÜRKSOLU ekibi. Mücadelenizi destekliyorum.

Sami, İstanbul
5 Temmuz 2010


Şeyh saidin şafi-kürt ardılı abdullah öcalandır!
Seyit rızanın ardılı ise kürt-alevi kemal kılıçdaroğludur.
Türkiye dediğimiz ülkemizde bizi yönetip yönlendirenlerin isyancı-hain kürtlerin torunu olması ne acı!
Uluasal Parti ile Türk Türkiyeyi Türkiyeden yönetecektir!

Bayram Kunek, İstanbul
5 Temmuz 2010


ben de sizin gibi düsünüyorum katiliyorim.aksini düsünen varsa türk deyildir cumhuriyetci deyildir vatan sever deyildir.insallah vakti gelince hepsini hep beraber ulusalcilar biz yapicaz

Fehmi Güneş, Almanya
5 Temmuz 2010


 
 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40