Serap Yeşiltuna - Türk kızı şehit olur esir olmaz!
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Türk kızının gelinliği
beyaz kefen
ALİ ÖZSOY
Bahçeli ve Tayyip: Ruhsuzluk ikizleri
ÖZGÜR ERDEM
Apo-Tayyip itifakından Apo-Kılıçdaroğlu ittifakına
KAYA ATABERK
AKP terörü şehre indirdi
SERAP YEŞİLTUNA
Türk kızı şehit olur
esir olmaz!
NURAN SÜTBENİZ
PKK, Tayyip'in taşeronu
OKAN İŞBECER
Tayyip çömelmeye alışıktır
TUĞRUL ÇELİK
Tayyip,
İsrail komandosu mu?
TÜRKKAYA ATAÖV
İran "Irak" değil!
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Eksen kayması yok: Ahmedinejad ve Tayyip'in tasfiyesi var
ESER ÖZALTINDERE
Tayyip Erdoğan'dan şehitlere saygısızlık
KAMURAN ÇAM
Türkiye'nin
bölünme politikası
İLYAS SALMAN
İlhan-Turhan Selçuk
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (26)
 
 

Serap Yeşiltuna
Türk kızı şehit olur esir olmaz!

Ayaklanma başladı

Türk kızı şehit olur esir olmaz!
Türk kızı şehit olur esir olmaz!
Türk kızı şehit olur esir olmaz!

Nerede olursa olsun, kim olursa
olsun fark etmiyor artık.
Geçtiğimiz yıl bir otobüste
molotof kokteyli ile öldürülen
16 yaşındaki Serap da
olabilirsiniz, Osmaniye’de
lojmanında otururken öldürülen asker eşi Pınar ya da Jandarma komutanlığının açtığı ücretsiz kursa gitmeye çalışırken askeri serviste öldürülen subay kızı
17 yaşındaki Buse de
olabilirsiniz... Türk olmak, hele hele, bir askerin yakını olmak yeterlidir...

İstanbul’da, Giresun’da, Samsun’da, Osmaniye’de…Yani Türklerin yaşadığı her yerde ve her an…

PKK tehditlerini sürdürüyor ve ayaklanmayı başlattı. Bu kez özgürlük, demokrasi, insan hakları, ana dille eğitim, Kürtçe televizyon falan değil istedikleri.

Çünkü bunların hepsini elde ettiler…

Kürt kimliği artık ayrı bir kimlik ve bu kimlikle siyaset yapmak, bu kimlikle bağırmak, küfretmek, taş atmak ve öldürmek serbest!

Elbette söyledikleri doğru: Kürt Açılımı yarım kalmıştı, hem AKP açısından hem de PKK açısından, hatta doğrusu şu ki, Açılım daha “baharındaydı.”

PKK’nın istediği ise özerkliktir! Yani tam açılım!

Hadi bakalım şimdi ne yapacaksınız?

Haklar tamam, özgürlük tamam; burada susacaklarını mı sanıyordunuz?

PKK, öldürme hakkı olan bir örgüttür, isteklerini öldürerek kabul ettirmeye alıştırılmış bir örgüttür, niye sussun ki?

Özgürlük palavrası bitti, şimdi Sevr gerçeği var.

Batı illeri her an bir saldırı ile tehdit altındayken, Güneydoğu illeri özerklik için düğmeye bastı bile. Evet, hem de son derece aleni bir şekilde…

Diyarbakır’ı merkez seçen, BDP’li yedi il, bir Büyükşehir ve 51 ilçe belediyesi “yerel yönetimleri, merkezi hükümetin baskısından kurtarma” kararı aldı! Adı “Demokratik Özerklik Projesi”

“Yerel yönetimleri merkezi hükümetin baskısından kurtarma”nın Türkçesi, “Türkleri Kürtlerin faşist baskısı altına alarak, öldürerek, yaralayarak susturmak!”

Nerede olursa olsun, kim olursa olsun fark etmiyor artık.

Geçtiğimiz yıl bir otobüste molotof kokteyli ile öldürülen 16 yaşındaki Serap da olabilirsiniz, Osmaniye’de lojmanında otururken öldürülen asker eşi Pınar ya da Jandarma Komutanlığı’nın açtığı ücretsiz kursa gitmeye çalışırken askeri serviste öldürülen subay kızı 17 yaşındaki Buse de olabilirsiniz…

Türk olmak, hele hele, bir askerin yakını olmak yeterlidir…

Bizi iç savaşla tehdit ediyorlar

Bu ölümler bir tesadüfün sonucu değil, iç savaşla Türkleri yıldırmaya çalışan ayaklanmacıların bilinçli tercihidir.

BDP Grup Başkan Vekili vicdani redçi Bengi Yıldız buna Kürtlerin 29. ayaklanması diyor. İsyan bayrakları açıldı ve Türk’ü kanla susturmaya çalışıyorlar yani. Daha bir ay önce hatırlayalım Diyarbakır’da PKK’lılar sokaklara dökülmüştü ve Diyarbakır BDP İl Başkanı şöyle seslenmişti:

“Kürt sorunu çözülmedi halen devam ediyor. Ödenen bütün bedellere rağmen Kürt sorunun çözülmesi için mücadelemiz devam edecek. Bu konuda çok yakında önemli gelişmeler de olabilir. Anaların tabutlara sarılmak yerine çocuklarına sarılmasını istiyoruz. Çözümü bunun için istiyoruz. Bu çözüm için de ilk etapta operasyonların durması gerekiyor. İç savaşı körüklemek isteyenlerin açığa çıkarılması gerekiyor. Bu kirli savaş konsepti Türk ve Kürt her iki halka da zarar veriyor. Ama onların da çok iyi bilmeleri gereken bir şey var. Kürtler artık eski Kürtler değil. Diz çöktürmeye çalıştığınız bu halkın önünde diz çökeceğiniz günler çok yakındır.”

Bunun adına iç savaşla korkutmaya çalışmak denir. Gökçe Fırat 2005 yılındaki yazılarından birinde “iç savaşsız bölüneceğimize, iç savaşla bölünürüz” diyordu.

O zaman bundan bir anlam çıkaramayan o çok iyi niyetli Türkler şimdi anlıyor ki, özgürlük ve hak istiyoruz diye yola çıkıp Kürt kimliğini dayatan PKK, artık açıktan bölünme istiyor ve bunu daha fazla öldürerek yapıyor. Daha fazla, daha fazla, her gün daha fazla…

Ve dün açılım diye bağıran köşe yazarları, liberaller Kürtçüler, şehitlerin ardından timsah gözyaşları dökerek, “iç savaşı önleyelim” çağrısı yapıyorlar.

Utanmadan “çocuklarımız, kardeşlerimiz, annelerimiz, sevdiklerimiz tehlikede”, “erkekler mevzilerde savaşırken annelerini, kızkardeşlerini, karılarını koruyamadılar iç savaşta onları koruyamazsın çünkü” diyen Ahmet Altan örneğin, vicdanlara sesleniyormuş gibi yaparak Türkleri tehdit etmektedir. Üstelik ölen PKK’lılarla bizim çocuklarımızı kıyaslayarak, güya arabuluculuk yaparak…

PKK’nın öldürerek, saldırarak yaptığını, sözle yapmaktadır yani.

Açılımcılar, demokrasi havarileri, Kürtlerin özgürlüğünün derdine düşmüş aydın takımı, Türklere önce Kürt kimliğinin varlığını kabul ettirmeye çalıştı, şimdi de yaşamak istiyorsan, karını kızını korumak istiyorsan bölünmeyi kabul et demektedir.

Kan neyle yıkanır?

Şehit cenazeleri Türklerin direnme mevzisi olacağına Kürtçülerin propaganda aracı oluyor yani…

Tayyip “şehit cenazeleri üzerinden siyaset yapmayın” diye eleştiriyor ancak çok açık ki, bu siyaseti yapamayanlar bir tek şehit yakınları ve şehitlerine sahip çıkmaya çalışan Türk evlatlarıdır.

Şehit cenazeleriyle Türkleri yıldırmak isteyen PKK iken,

Şehit cenazelerini gösterip Kürt Açılımına engel olmanın sonunun bu olduğunu söyleyen AKP iken,

Şehit cenazelerini gösterip, “barış da barış” diyerek Türklere makul olun çağrısı yapan Kürtçü aydınlar iken,

Şehit cenazelerini gösterip “kan kanla yıkanmaz, terör silahla çözülmez” diyerek bir kez daha Türklere darbe vuran CHP iken,

Acıyı gerçekten hisseden sıradan Türkler neden sussun ki?

Kan neyle temizlenebilir ki?

Bu bir isyansa, isyanı durdurmanın iki seçeneği vardır, ya isyancının isteklerini kabul edersiniz ya da isyancıyı susturursunuz.

Geçtiğimiz hafta İstanbul Halkalı’da askeri servise, uzaktan kumandalı bombayla saldıran PKK, 4 asker ile 17 yaşındaki bir asker kızını şehit etti. Yani artık kendi ifadeleriyle kadınlarımıza ve çocuklarımıza da saldırarak diz çöktürmeye çalışıyorlar. Şimdi durum bu iken “kan kanla temizlenmez” dememin anlamı nedir Kılıçdaroğlu? Bildiğiniz gibi Türk töresinde kan davası diye bir şey olmadığı gibi “Kan kanla temizlenmez” (kan kanla yunmaz) de çok eski bir Türk atasözüdür. Bunu Türklere söylemenin ne anlamı vardır?

Bugüne kadar herhangi bir yerde asker eşlerimiz toplanıp, miting düzenleyip intikam çağrıları mı yapmışlar, Kürt evlerini basıp onları tehdit mi etmişler yoksa öldürmüşler mi? Ya da çocuklarımız ellerine taş alıp Kürt mahallelerinde çatışma mı çıkarmıştır? Kadınlarımız bir araya gelip intikam tugayları mı kurmuştur? Bunları geçelim, herhangi bir yerde herhangi bir Türk, Kürtlerin kılına dokunacak bir şey mi yapmıştır?

Örneğin en son katlettikleri Buse, “ayağının tozu olsam o gurur yeter bana Atam” diye yazacak kadar Atatürk sevgisiyle yetişmiş vatansever bir çocuktur, herhangi bir yerde kanlı eylemlere mi girişmiştir ya da kanlı yeminler mi etmiştir? Bir asker çocuğu olarak diyebildiği sadece şudur: “Bir ayda 37 şehit, nereye kadar?”

Tam tersine daha bir ay önce Kürt kadınlarıdır ellerine Apo resimleri alıp, çocuklarını sarı kırmızı yeşil giysilerle giydirip yollara dökülerek “Kana kan seninleyiz Öcalan” diye sloganlar atan!

Kan davası Kürtlerin töresidir işin özü!

Onlar kanlı sloganlar atıp, bizi dizi çöktürmeye çalışırken, Türk’ün yaptığı sadece şehitlerin arkasından ağlamak mı olsun istiyorsunuz?

Elbette bir isyan varsa bu bastırılır. Kürtler saldırırken Ordu sussun mu istiyorsunuz?

Söylediklerinizden bir tek şu anlam çıkıyor: Kürtlerin durmasını istiyorsanız bölünmeyi kabul edin! Apo’nun dediği de bu, Kürtlerin meydanlarda söylediği de! BDP’lilerin söylediği de, Kürtçülerin yazdığı da…

Terörü yaratıp ülkeyi kan gölüne çeviren Kürtler iken, Türklere “durun” demek, siz teslim olun, ordunuz da terhis olsun demektir.

Plan aşama aşama yürüyor, yıllardır söylüyoruz önce Kürt kimliğini kabul ettireceklerdi sonra da Kürt devletini. Masaya oturmanın sonu yoktu çünkü. Şimdi bir kez daha çağırıyorlar aynı masaya.

Gökçe Fırat’ın 2005 yılındaki yazısına dönelim:

Biz çok açık bir şekilde Türkiye’yi bir iç savaşa götürecek her tür etnik kimliği karşıyız. Yok yaptığınız iç savaş çıkarır diyorsanız, Türkiye’de zaten 20 yıldır PKK’nın ilan ettiği bir savaş var deriz. Hem iç savaş çıkmasın diye savaşmadan bölünmeyi tercih etmek aptallık olur. İç savaş çıkmasın ki rahatım bozulmasın diyenlere ise şunu söyleyelim, biz Türk’üz, ne ABD’nin ne de Kürdün işgali altında yaşarız. ABD ve Kürt işgali bizim için zaten bir savaş nedenidir, o halde savaşmaktan kaçınmayız.” diyordu.

Şimdi bir tercih yapmamız gerekiyorsa biz daha fazla taviz vermeyeceğiz.

Kadınlarımızı ve çocuklarımızı öne sürmeleri, iç savaşla yıldırmaya çalışmaları yersiz; çünkü ne bir Türk kadını ne de bir Türk çocuğu bu onursuzluğu kabul edecektir.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Unutulan doğruları ne güzel gözümüze,balık hafızamıza dokundurmuşsunuz Serap Hanım,teşekkürler. Türkler için artık bu bir siyaset değil,  MİLLİ SEFERBERLİK bilinciyle toparlanma olmalı.Hayatlarında hiç devlet millet olamamış dili(çalma-derleme),tarihi,m
marisi ,edebiyatı olmayan bir aşiret kabilesi,son 50 yılda karınca gibi çoğalmış diye koskoca Atatürk ülkesine külhanbeylik yapabilir mi? elbette hayır.. Önce  Allah izin vermez.Eğer;bilinçsiz ve niteliksiz insan sürüleri topluma önder olacaksa, Allah Kuran'a "Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?" diye bir ayeti niye indirsin ? Allah izin vermeyecek son noktada ama biz türkler izin verdik,oy verdik dincilik ayak oyunları ile bu kürtçü hükümete.Türkleri sahte din nutuklarıyla uyutup karşı cephede "Türk olmamak " şifresiyle  birleştiler . İşte onun için tüm türkler de ve "Ne mutlu Türküm !" diyebilenler ve TÜRKLÜĞÜ 90  YIL ÖNCEKİ "KURTULUŞ" ve "KURULUŞ". felsefesinde kabul edenler;  ULUSAL PARTİde birleşmek zorundayız.Küçük çıkarlar ve rahatlık bölgemiz adına bu mücadeleyi çocuklarımız ve gelecek nesillerimiz adına ya şimdi biz veririz, ya da neslimiz pekaka zulmünün altında  .....düşünmek bile ...Türklüğe hakeret olur...BİLGE KÖYÜ KATLİAMINI,TÖRE CİNAYETLERİNİ,KAN DAVASINI, KULAĞI -BURNU KESİLEN VAHŞİLİKLERLE KADINA ŞİDDET,BERDEL,BEŞİK KERTMESİ,ÇOKEŞLİLİK,KARINCA DİBİ ÇOĞALAN BİLİNÇSİZ İNSANYIĞINLARI,UYUŞTURUCU,TERÖR..... KENDİNDE,.EVİNDE,KÖYÜNDE,KÜLTÜRÜNDE DEMOKRASİ OLMAYANLAR  MI LAYIK SENİ YÖNETMEYE,YOKSA İÇİNDEN ATATÜRK ÇIKARAN TÜRK MİLLETİ Mİ? Düşünelim artık,lütfen!....

Ayşe, Adana
23 Temmuz 2010


Kızıım olursa adını Serap Buse koyacağım...

Tunakan, İstanbul
2 Temmuz 2010


Bu isin tek cözümü :
ekonomide ,askeri savunma teknolojisinde bagimsizlik ve de toplumun her türlü bilgi düzeyinin yükseltilmesiyle Atatürk döneminin uygulamalarina dönmektir!!
Buna bazi akli evveller  " statükoculuk "  yani  " süregelen,AYNICI bir tür eskinin devami diyorlar.

Tariha baktigimda Atatürk dönemi ile simdiki dönem arasinda cok fark yok. Fark : Türkiye daha bagimli,insanlar yobazlasmaya egilimli,vurdumduymaz, uyusuk,bilgi ve becerisi gecmis 80 yili karsilastirinca geri kalmis vs. vs. olarak nitelendirilebilinir. Bir takim ilerlemeler yapilmaya calisiliniyor. Buda ancak sonradan uyanmakla oluyor..

Tek cözüm:
Atatürk`ün Nutkunda ve Genclige hitabinda  " APACIK" belirtilmis! Bunun iyi ögretilmesi gerkiyor!!

Bu yeterince ögretiliyor mu?!

Türkiye seyhler,dervisler ülkesi olamaz ve En hakiki mürsit ilimdir`in söylendigi zamani düsünün birde bu zaman icerisinde yapilanlari.

Türkler, dinsel degerler öne cikarilip ulusal benlikten uzaklastirilmak isteniyor..
Bu durum yurt icinde oldugu gibi yurt disinda da uygulanmaya calisiliyor...

Atatürk`ün söyledikleri,söylemek istedikleri bize yeterde artar bile. Yeter ki bu bilince sahip olalim ve o bilincle haraket edelim.

Türkiyede sadece türk kimligi vardir. Baska kimlik aramak ayrilikci.bölücü tavir sergilemektir.
Güclü ülkeler böyle bir durumda ne yapiyor herkezce biliniyor herhalde. En yakin komsumuz ABD nin tarihine bakmak yeter!
Gerisi fasa fiso....

Türksolunun ve Ulusal Partinin bu yöndeki egilmez, dobra durusuna hayranim.

Hepinize icten saygilar.

Necdet Işık, Almanya
2 Temmuz 2010


serap seninle gurur duyuyorum . senin kalemin ve yüregin çok cesur ve temiz.bu yazılar hangi internet sitesinde var. ellerine yüregine saglık. bir kızım var seni örnek alması için çok çaba harcayacagım .

Ahmet Karacalı, İstanbul
1 Temmuz 2010


Serap hanım çok duygusal ve gerçekçi yazmışsınız, ah türk erkekleri sizin onda biriniz kadar yürekli duyarlı olabilselerdi, maalesef Türk erkeklerini cepheye sürmek vurdumduymazlıklarını yok edebilmek çok zor bizim kadınlarımız kızlarımız tarih boyunca hep cesur ve güçlü olmuşlardır yürekliliğinizi bir defa daha ispat ettiniz

Adil Cihan Akkuş, Denizli
30 Haziran 2010


serap hanım, sadece yazının başlığı bile içinde bulnduğumuz aciz durumun güzel bir özeti..
Türk kızları, Türk erkekleri esir olduğu için şehit oluyor, onlar esareti kabul etmiyorlar, Kurtuluş Savaşında da böyleydi, Türk kadınları cepheden kaçan "erkeklerin" yerini alırdı, onlar kaçtıkları için Türk kadını şehit olurdu..
Yazınız Türk erkeklerine çağrıdır aslında, cepheden kacmayın çağrısı, damarlarında Türk kanı taşıyan kimse buna sessiz kalamaz..
Bu işi çözecek olan Ulusal partidir, Ulusal Partili Türk devrimcileridir..
ulusal partiyi selamlıyoruz..

Birun İnci, İzmir
29 Haziran 2010


EMPERYALİZM ARKANDA OLACAK. BARIŞ DİYECEKSİN. ASKERLİĞİNİ YAPAN GARİBAN TÜRK ÇOCUKLARINI HEDEF ALACAKSIN. SONRA KARDEŞLİK DİYECEKSİN. ELİNDE RUS YAPIMI, AMERİKAN YAPIMI, İNGİLİZ, ALMAN, İTALYAN ... YAPIMI SİLAHLAR OLACAK. ASKERİMİ TOPRAĞIN ALTINA KOYACAKSIN.  SONRADA HÜMANİZMİ KULLANARAK CEVAP VERECEKSİN. SONRA BUNLARA İNANMAMIZI BEKLEYECEKSİN. O ŞEHİD KIZLARIMIZI TOPRAĞIN ALTINA KOYDUNUZ. SİZDE İNSANLIK ADINA HİÇBİR ŞEY YOK. ETNİKÇİ İLE BİR TÜRK ASLA VE ASLA KARDEŞ OLAMAZ. BU APTALLIĞI SAVUNAN YA TARİH OKUMUYORDUR YA DA KULAKTAN DOLMA BİLGİLERLE HAREKET EDENDİR.

Orhan Aydın, Çorum
29 Haziran 2010


Sayın Serap Yeşiltuna'nın bu çok özlü ve etkileyici yazısı, yığınlarca sessiz Türk kadınının isyan ve direniş feryadıdır... Yazarımızın dediği gibi, 
'plan aşama aşama yürüyor, yıllardır söylüyoruz; önce Kürt kimliğini kabul ettireceklerdi, sonra da Kürt devletini...' Aynen böyle olmuştur; hatta beklendiğinden de acele gerçekleşmiştir, herşey...   Çok kana  mal olmuştur, adına 'demokratik açılım' dedikleri  'şey'?! Eğer biraz daha elden ve kontrolden çıkarsa süreç, sonuç, ne yazık ki, ülkemizi 'Yugoslavyalaştırma - Balkanlaştırma' olarak anılan iç-savaş sürecidir! Devletin bekası, ulusal  denetimin, Türk'ün önderliğinde yeniden-kurulmasıyla, ancak, sağlanabilecektir...

Özer Bostanoğlu, Ankara
28 Haziran 2010


her  zamankı gıbı harıka bır yazı olmus tabıkıı bunu anlayana  yazılarını herzaman gormek ısterız ellerıne saglık    saygılar

Ertaç, İstanbul
28 Haziran 2010


Türk kızı şehit olur esir olmaz. Bunun üstüne söz söylemek yersiz. Buse kardeşimizin yazdıklarını okudukça buna bir kez daha inandım. Bu değerli Türk kızlarını kahpe teröre şehit verdiğimiz şu günlerde bile iktidarı muhalefeti açılımı nasıl daha iyi yaparız derdine düşmüşler. Yazıklar olsun. Türk milleti Atatürk'ün önderliğinde kadını erkeği, genci yaşlısıyla bunlara nasıl tokat attıysa AKP'sini de tokatlamayı bilecektir.

Gün Ay Yıldız, İstanbul
28 Haziran 2010


ÜLKEMİN BUGÜNKÜ DÜŞTÜĞÜ DURUM İÇİM YAKIYOR. HER GÜN ŞEHİT OLANLAR İÇİN ANA BABALARIN BİZLERİN İÇİNİ KAVURUYOR. HER NEDENSE BAŞIMIZDAKİLERİN ÇOCUKLARI ÇÜRÜK  RAPORU VEYA BİR ŞEKİLDE SIYIRTIYOR. BU GÜNE DEĞİN ONLARIN EVLERİNE ATEŞ DÜŞTÜMÜ. ONLARCA AYDINLARIMIZ HAPİSHANELERDE OYSAKİ YAŞAMIN HER SANİYESİ ÇOK DEĞERLİ. ÇALDIKLARI ÖZGÜRLÜĞÜN HESABINI KİM VERECEK. SUÇSUZ İNSANLARI EN VERİMLİ DÖNEMLERİNDE BU ŞEKİLDE SUSTURMAK REVAMIDIR. TÜM ATATÜRKÇÜLER NİÇİN AYAKLANMIYORUZ. BİZLERİDE ATSINLAR ONLARIN YANINA. İSYAN ETTİĞİM ÇOK ŞEY VAR. DEĞİŞŞİN ARTIK BU DÜZEN. ATAMIZ KEMİKLERİNİ DAHA FAZLA SIZLATMIYALIM.
Bizler Ulusal partili insanlarız. Önce Türküz mutluyuz ve Ulusal partimiz var yine mutlıyuz.
SAYGILARIMLA,

Murat Pira, İzmir
28 Haziran 2010


Serap Hanım, yazınız çok etkileyici olmuş. Bütün Türk halkını Ulusal Parti saflarında mücadeleye davet ediyorum. Artık internette televizyon karşısında, sağda solda oyalanmayı bırakıp aktif  mücadeleye başlamanın zamanıdır. İş işten geçmeden.

Alp, Ankara
28 Haziran 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40