Nuran Sütbeniz - PKK, Tayyip’in taşeronu
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Türk kızının gelinliği
beyaz kefen
ALİ ÖZSOY
Bahçeli ve Tayyip: Ruhsuzluk ikizleri
ÖZGÜR ERDEM
Apo-Tayyip itifakından Apo-Kılıçdaroğlu ittifakına
KAYA ATABERK
AKP terörü şehre indirdi
SERAP YEŞİLTUNA
Türk kızı şehit olur
esir olmaz!
NURAN SÜTBENİZ
PKK, Tayyip'in taşeronu
OKAN İŞBECER
Tayyip çömelmeye alışıktır
TUĞRUL ÇELİK
Tayyip,
İsrail komandosu mu?
TÜRKKAYA ATAÖV
İran "Irak" değil!
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Eksen kayması yok: Ahmedinejad ve Tayyip'in tasfiyesi var
ESER ÖZALTINDERE
Tayyip Erdoğan'dan şehitlere saygısızlık
KAMURAN ÇAM
Türkiye'nin
bölünme politikası
İLYAS SALMAN
İlhan-Turhan Selçuk
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (26)
 
 

Nuran Sütbeniz
PKK, Tayyip'in taşeronu

Artan terör ve Kürt-İslam faşizminin değişen stratejisi

Gelen her şehit haberi artık o kadar sıradan bir olgu ki, sanki belli bir rakamın altındaki şehit haberleri bu topluma ait değil!

Ama terör olaylarındaki artışın ana nedeni, terörü yöntem olarak kullanan Kürt-İslam Faşizminin strateji değiştirmesidir desek hiç de yanılmış olmayız. Bizlerin TÜRKSOLU sayfalarından halka duyurduğumuz bu gerçek, bugün biraz daha somut olarak karşımızda duruyor. PKK terörü kullananan bir örgüt. Ama bu örgüte bu misyonu yükleyen Kürt-İslam Faşizmi, halka artık sözde Kürt sorununu dayatma noktasına gelmiştir.

Şemdinli’deki hain saldırı, arkasından şehirlerde başlayan terör olayları PKK’nın açıkça piyon olduğunu gösteriyor. Tayyip, “PKK taşerondu” derken aslında bir gerçeği de kabul ediyor. PKK, Kürt-İslam Faşizminin terörü kullanan taşeronu. Şimdi asıl soruyu sormak gerek. Bu terör eylemini yaptıran güç kim? Kürt-İslam faşizminin kimler siyasi temsilciliğini yapıyorsa terörü de onlar yaptırıyor. Bugün Tayyip, Kürt-İslam faşizminin bayraktarlığını yaparken akla en acı soru geliyor. Bu eylemlerin yapılmasını o mu emretti?

“Tayyip, Türkiye’yi savaşa sokacak”

Burada kritik bir süreç karşımızda duruyor. 1 Haziran günü PKK sözde ateşkesi bozarak aktif savunma olarak adlandırdığı sürece girdiğini deklare etmişti. Aynı günlerde ise Tayyip, Ortadoğu hamiliğine soyunarak Türkiye’yi sonu olmayan bir maceraya sürüklemeye başladı. Başyazarımız Gökçe Fırat’ın “Tayyip Türkiye’yi savaşa sokacak” tespitinden sonra savaşın İsrail-Türkiye arasında olmayacağını net bir şekilde görüyoruz. Yıllardır teröre karşı verilen mücadele artık en yetkili ağızlardan “Savaş” olarak değerlendirilmekte (PKK ile mücadele savaş olarak yakında Genelkurmay Başkanlığı tarafından da söylenirse hiç şaşmayalım) ve “en muhalif” kesim bile akan kanı durdurmaktan bahsetmektedir. Evet, oynanan oyun açıktır. Büyük bir oyun oynanmakta ve Türkiye savaşın bir tarafı olarak sona sürüklenmektedir. Çünkü Türkiye bu faşizm altında hükmen yenilgi senaryoları ile yönetilmektedir. İşin daha da vahim yanı Genelkurmay’ın Şemdinli’den sonra yaptığı açıklama daha da yürek acıtan cinstendir. Açıklamada “Burada Çanakkale Destanı başka şekilde yazılmıştır” denmekte ve farkında olarak ya da olmadan sanki iki devlet savaşa girmiş izlenimi verilmiştir.

Çıkmaza giren “Kürt Açılımı”nın yeniden hayat bulması için, teröre karşı bir çözüm alternatifi olarak her kesime dayatılması için, bu saldırılar gerçekleştirilmekte ve açılım sürecine açıkça Apo dahil edilmektedir. Hatırlanırsa Apo, 1 Haziran günü PKK’yı eylem serbestliği içinde bırakarak kendisinin bu sürece katkısını ispatlamaya çalışırken, Tayyip’in kurmayları da Apo ile bu “akan kanı” durdurma planları içine girmişlerdir.

PKK, kimin taşeronu?

2007 yılında TÜRKSOLU Türkiye Kürt-İslam faşizmine sürükleniyor derken Apo-Tayyip ikilisinin önderliğini ortaya koymuştu. Şimdi Tayyip’e sormak gerek, bugüne kadar beraberce getirilen süreçte Apo fiilen çekildiğini ifade ediyorsa, PKK bu eylemi kimin adına yapıyor? Yok, Apo bu sürece daha da aktif müdahil olacaksa, PKK, Tayyip’in taşeronluğunu mu yapıyor?

Tayyip’in açıklamasının bir de başka yönü var! O daha da vahim bir nokta. Zira Tayyip, PKK taşerondur diyerek aslında farklı bir olguyu dile getirdi. Eğer PKK taşeronsa bu durumda bunu taşeron olarak kullanan güce karşı resmen bir savaş nedenidir. Burada da Başyazarımız Gökçe Fırat’ın Türkiye’nin savaşa sokulması tespitini haklı çıkarmaktadır.

Bu durumda eğer Tayyip herhangi bir ülkeye karşı savaş açmıyorsa bu eylemin emrini vereni başka yerde aramamak gerekir. Geçen haftaki sayımızda başyazarımız Gökçe Fırat bu eylemlerin gücünü nereden aldığını şöyle dile getirmişti;

“Bunlar gemi azıya aldılar.

Niçin?

Çünkü arkalarında AKP gibi, Tayyip Erdoğan gibi bir sürü destekçi var.

Terör örgütü asıl gücünü Abdullah Öcalan’dan değil Tayyip Erdoğan’dan alıyor.

Terör örgütünün bugünkü yeni lideri Tayyip Erdoğan’dır, Abdullah Öcalan değil.

Sadece BOP’un eşbaşkanlığıyla övünmesin, Tayyip Erdoğan aynı zamanda PKK’nın eşbaşkanıdır.”

Şehitlerin hesabını Ulusal Parti soracak

Tayyip hedef şaşırtıyorsa asıl savaş yeni başlayacaktır. Bu aynı zamanda Kürt-İslam faşizmi açısından bir liderlik savaşı olacaktır. Bu savaşın galibi kim olacaktır peki? Tayyip’in olmayacağı kesin. Çünkü Tayyip’i kullananlar onu çoktan sildi. Girilecek her savaşta kaybedecek olan Türkiye olduktan sonra kazananın Apo ya da Kılıçdaroğlu olmasının çok bir önemi yok aslında. Tayyip, son çırpınışlarını Türkiye’ye büyük bedeller ödeterek yapmaktadır. Gelen her şehidimizin kanının ve her Türk anasının akıttığı gözyaşının hesabını Tayyip ve kurmaylarından sormak gerekir. Bu düzeni onlar yaratmıştır. Her kanalı açtığımızda bir de onların utanmadan, yüzsüzce verdiği başsağlığı mesajlarını dinliyoruz.

Düzenin muhalefetini de farklı görmüyoruz. Muhalefeti de iktidarı da Türkiye üzerinde oynanan oyunun aletidir. Türkiye’nin bu düzenini değiştirecek olansa, yalnızca Türk milletinin örgütlü gücüdür.

Akan kan dursun, analar ağlamasın edebiyatı üzerinden yapılan siyasetler bu millete kabul ettirilemez. Akan kanın durmasının tek çözümü, PKK’nın silah bırakması, önderlerinin ipi boylamasıdır. Bugünler de gelecektir inanıyoruz. O gün gelene kadar bu büyük millet teröre yine evlatlarını verir ama Türk devletinin bu bölücü örgüt önünde eğilmesine izin vermez. Şimdi TÜRKSOLU’nun 25 Ekim 2009 tarihinde çıkan sayısındaki şu slogan daha bir önem kazanıyor:

“Dağa çıkanı da, dağa çıkartanı da, dağdan indireni de hepsini asacağız!”

Bizler de o gün için Ulusal Parti çatısı altıda hep birlikte çalışacağız.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


kızım başarılarının devamını diliyorum. Yazdıkların için de seni ayrıca kutluyorum.

Ceyhan Sütbeniz, Tokat
12 Temmuz 2010


Hakikaten durumun özeti olmuş elinize yüreğinize beyninize sağlık. yazılarınızın devamını bekliyoruz.

Ahmet Seyit, Bartın
29 Haziran 2010


Tayyip ne zaman skışsa PKK imdadına yetişiyor. Eskiden Ergenekon dalgaları imdadına yetişirdi ama artık onun suyu çıktı. Şimdi Tayyip sıkıştıkça PKK pervasızlaşıyor. Tayyip diyor ya, "Biz PKK'nın kimin taşeronu olduğunu buluyoruz", ama bir türlü açıklayamıyor. Çünkü belirttiğiniz gibi PKK Tayyip'in taşeronudur.

Gün Ay Yıldız, İstanbul
28 Haziran 2010


ÜLKEMİN BUGÜNKÜ DÜŞTÜĞÜ DURUM İÇİM YAKIYOR. HER GÜN ŞEHİT OLANLAR İÇİN ANA BABALARIN BİZLERİN İÇİNİ KAVURUYOR. HER NEDENSE BAŞIMIZDAKİLERİN ÇOCUKLARI ÇÜRÜK  RAPORU VEYA BİR ŞEKİLDE SIYIRTIYOR. BU GÜNE DEĞİN ONLARIN EVLERİNE ATEŞ DÜŞTÜMÜ. ONLARCA AYDINLARIMIZ HAPİSHANELERDE OYSAKİ YAŞAMIN HER SANİYESİ ÇOK DEĞERLİ. ÇALDIKLARI ÖZGÜRLÜĞÜN HESABINI KİM VERECEK. SUÇSUZ İNSANLARI EN VERİMLİ DÖNEMLERİNDE BU ŞEKİLDE SUSTURMAK REVAMIDIR. TÜM ATATÜRKÇÜLER NİÇİN AYAKLANMIYORUZ. BİZLERİDE ATSINLAR ONLARIN YANINA. İSYAN ETTİĞİM ÇOK ŞEY VAR. DEĞİŞŞİN ARTIK BU DÜZEN. ATAMIZ KEMİKLERİNİ DAHA FAZLA SIZLATMIYALIM.
Şehitlerin hesabı sorulomalıdır. Hesap sorulmadan bırakılmamalıdır. SAYGILARIMLA,

Murat Pira, İzmir
28 Haziran 2010


Yaşa nuran kelimenin tam anlamıyla olay bu “Dağa çıkanı da, dağa çıkartanı da, dağdan indireni de hepsini asacağız!”

Adil Cihan Akkuş, Denizli
28 Haziran 2010


 
 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40