Özgür Erdem - Apo-Tayyip ittifakından Apo-Kılıçdaroğlu ittifakına
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Türk kızının gelinliği
beyaz kefen
ALİ ÖZSOY
Bahçeli ve Tayyip: Ruhsuzluk ikizleri
ÖZGÜR ERDEM
Apo-Tayyip ittifakından Apo-Kılıçdaroğlu ittifakına
KAYA ATABERK
AKP terörü şehre indirdi
SERAP YEŞİLTUNA
Türk kızı şehit olur
esir olmaz!
NURAN SÜTBENİZ
PKK, Tayyip'in taşeronu
OKAN İŞBECER
Tayyip çömelmeye alışıktır
TUĞRUL ÇELİK
Tayyip,
İsrail komandosu mu?
TÜRKKAYA ATAÖV
İran "Irak" değil!
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Eksen kayması yok: Ahmedinejad ve Tayyip'in tasfiyesi var
ESER ÖZALTINDERE
Tayyip Erdoğan'dan şehitlere saygısızlık
KAMURAN ÇAM
Türkiye'nin
bölünme politikası
İLYAS SALMAN
İlhan-Turhan Selçuk
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (26)
 
 

Özgür Erdem
Apo-Tayyip ittifakından
Apo-Kılıçdaroğlu ittifakına

Türkiye şehit cenazelerinde... Kılıçdaroğlu nerede? Konserde...Tayyip Erdoğan bile şehitlerimizin cenazesine katılırken, Kılıçdaroğlu miting programını değiştirmedi. Cenazelerde yoktu.Tüm Türkiye şehit cenazelerinde ağlarken, Kılıçdaroğlu ne yapıyordu dersiniz? Bunu da magazin haberlerinden tesadüfen öğreniyoruz: Konserdeymiş! Ankara’da Batıkent’te bir temel atma törenine katılan Kılıçdaroğlu, burada Demet Akalın’ın konserini izlemiş...

Kılıçdaroğlu ile Apo’nun
ortak akıl hocası: İsmail Beşikçi
Kılıçdaroğlu’nun anlattığına göre en çok etkilendiği iki kitaptan biri İsmail Beşikçi’nin “Doğu Anadolu’nun Düzeni” isimli eseriymiş! İsmail Beşikçi kim peki? Apo’nun akıl hocası. 70’lerden beri Kürtçülüğün önde gelen isimlerinden. Bahsedilen kitap ise Beşikçi’nin doktora tezi. Yayınlandığı 1969’da Türkiye’de henüz Kürtçülük yoktu. Bu kitabın yayını Türk Solu içine Kürtçülük virüsünün girmesini sağlayan en önemli olaylardan biridir. Görüldüğü üzere, Kılıçdaroğlu ile Apo’nun akıl hocaları aynı...

Türkiye şehit cenazelerinde
Kılıçdaroğlu konserde

Her gün şehit veriyoruz. Türk milleti infial halinde. Tüm Türkiye şehitlerine ağlıyor. O kadar ki, Tayyip bile şehit cenazelerine katılmak zorunda kalıyor.

Türkiye’de tek bir lider bunca şehide rağmen programını bozmadı. Bir tane şehit cenazesine bile gitmedi...

Kim mi dersiniz? Kılıçdaroğlu...

Son bir haftada ne yapmış diye araştırıyoruz. Önemli ne işi varmış da şehit cenazelerine katılmamış?

Öğreniyoruz ki, Ankara Batıkent’te bir açılış törenine katılmış. Ve burada Demet Akalın’ın konserini izlemiş. Ancak erken kalkmak zorunda kalınca Demet Akalın’ın gönlünü almak için kısa bir not yazıp göndermiş: “Kusura bakmayın, ayrılmak zorunda kaldım.”

Demet Akalın’ın bile gönlünü almak için uğraşan “nazik” Kılıçdaroğlu, neden bir kere de olsun şehit ailelerinin gönlünü almayı düşünmez de bir tane bile şehit cenazesine katılmaz?

Kılıçdaroğlu’nun dilinde PKK söylemi: “Kan kanla yıkanmaz”

Büyük umursamazlık değil mi? Şehitlere saygısızlık.

Kılıçdaroğlu’nun en büyük kusuru keşke bu olsa. Ama dahası da var.

Hakkari’de 11 şehit birden verdiğimiz güne gidelim. Türkiye teröre lanet okuyor. Kılıçdaroğlu ise Adıyaman’daki mitingde şöyle diyor: “Kan kanla yıkanmaz.”

Konuşmasına şöyle devam ediyor :

“35 yıldır terörü silahla bitirmeye çalıştılar, akıl-mantık yok bunlarda.”

Tam bir PKK söylemi. PKK ne zaman saldırılarını artırsa Türkiye’de bir koro şunu söylemeye başlar: “PKK’yla silahla mücadele edilmez.” PKK’lı gibi gözükmez bu tezler. Ancak gizli bir PKK propagandasıdır. “PKK’yı savaşarak yok edemezsiniz.” demek istemektedirler. Akılları sıra tehdit etmekte, “İsteklerimizi kabul etmek zorundasınız.” demektedir.

Anlaşılan Kılıçdaroğlu da bu koroya katılmış.

Devam edelim Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında söylediklerine: “Önce mağduruz dediler, sonra mağrur oldular, şimdi de zalim haline geldiler.”

Kimmiş zalim olan? Askerlerimizi şehit eden PKK mı? Hayır, AKP’yi kastediyor. Tüm Türkiye şehitlerine ağlıyor, Kılıçdaroğlu askerlerimizi şehit eden PKK’ya değil AKP’ye zalim diyor!

Aslında öldürülen PKK’lıların da hesabını soruyor gizliden gizliye. PKK’lıların askerimize saldırması zalimlik değil de AKP’nin yaptığı zalimlik!

Devam ediyor Kılıçdaroğlu...

Kan kanla yıkanmazmış.

Toplumsal barışı CHP sağlarmış...

Bütün bunlar, hepsi PKK söylemi.

Onlar da yıllardır PKK saldırdıkça ve Türk milleti bölücü teröre karşı feryat ettikçe “barış”tan söz ederler.

Saldırıyı, katliamı onlar yapar, ama utanmadan da “barış” diye bağrınırlar. Onlar için “barış” devletin bölücü teröre teslim olmasıdır.

Görüldüğü gibi Kılıçdaroğlu PKK’nın bu söylemine de sarılıyor.

Kılıçdaroğlu, AKP’nin Kürt Açılımını bile yeterli bulmuyor

Bununla sınırlı değil Kılıçdaroğlu’nun PKK yanlısı söylemleri. Birkaç gün geriye gidelim. Habur’da serbest bırakılan PKK’lıların geçtiğimiz hafta tutuklanmasının ardından, alıyor mikrofonu eline zehir zemberek açıklamalar yapıyor. AKP’nin Kürt Açılımını eleştiriyor.

Ama terörü azdırdığı, PKK’yı güçlendirdiği için değil. Aksine yetersiz kaldığı için. Serbest bırakılan PKK’lıların tutuklanmasını eleştiriyor.

Kimileri, Kılıçdaroğlu’nun bu tavrına şaşırmış olabilir. Biz şaşırmadık.

Çünkü Dersim İsyanı tartışmalarında Kılıçdaroğlu’nun aldığı tavrı unutmadık. O dönemde de partisinin kurucusu Atatürk’ü değil, isyancıları savunmuştu. Atatürk’ün Dersim İsyanını bastırmasını eleştirmiş, katliam yaşandığını iddia etmiş, çok acılar çekildi demişti.

Atatürk’ün bile bölücü isyanları bastırmasını hazmedemeyen bir zihniyet, günümüzde PKK’ya karşı mücadele edilmesini tabii ki kabullenemez.

Dersim isyanının bastırılmasını hatalı bulanlar, PKK’ya karşı 35 yıldır yürütülen mücadeleyi de tabii ki “akılsızlık” olarak değerlendirecektir.

Dersim’de Seyit Rıza’yı suçsuz gören bugün de Apo’yu savunur

Dersim İsyanında elebaşı Seyit Rıza’yı savunmak bugün için çok büyük bir tehlike değil. Sonuçta isyan bastırılmış, Seyit Rıza da asılmış.

Peki günümüzün Seyit Rıza’sı Apo söz konusu olunca? Kılıçdaroğlu işte bu meselede de aynı tavrı alıyor. Ve Apo’nun serbest bırakılmasını istiyor.

Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz sene CHP Batman İl Kongresi’nde “Genel affı” savunmuş, “Toplumsal barış”ı sağlamaktan bahsetmişti.

Yani PKK silah bırakacak, Ordu operasyonları durduracak, PKK’lı olmak suç olmaktan çıkacak ve ardından af ilan edilecek. Tabii af “genel af” olacak. Yani Apo bile yararlanabilecek.

Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerinden geri adım attığını iddia edenler oldu, ama öyle bir açıklama hiç gelmedi. Aksine CHP Genel Başkanı seçildikten sonra verdiği röportajlarda Dersim İsyanı ve genel afla ilgili fikirlerinden vazgeçmediğini açıkça söyledi.

Kılıçdaroğlu’nun Batman’daki açıklamasındaki “toplumsal barış” söylemine dikkat edin. Adıyaman’daki konuşmasında da “Toplumsal barışı ancak CHP getirebilir” demişti.

“Toplumsal barış”tan kasıt PKK ile Türk Devletinin anlaşması. Kılıçdaroğlu’nun “PKK terörünü bitirmek için” elindeki sihirli değnek işte bu. Bir sonraki aşama ise Apo’nun affedilmesi.

Kılıçdaroğlu: Apo’nun desteklediği CHP Genel Başkanı

Teröristbaşı Apo, Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı seçilince şunları söylemişti: “Kılıçdaroğlu ile Kemalizmin demokratik güncellenmesi sağlanabilir. Buna ihtiyaç olduğunu daha önce de belirtmiştim. Olumlu buluyorum.” Apo aynı açıklamasında Tayyip’i de tehditetmişti: “Görüyorsunuz Kılıçdaroğlu geliyor. Sen çözmezsen Kılıçdaroğlu çözecek.”

Kılıçdaroğlu bir yıl önce “genel af” çıkaracağını açıklamıştı. Genel af, Apo dahil bütün PKK’lıların salıverilmesi demek. CHP Genel Başkanı seçilince bu açıklamasının arkasında durduğunu söyledi.

11 şehit verdiğimiz gün ise “Kan kanla yıkanmaz” dedi.PKK’ya karşı yürütülen mücadeleyi ise akılsızlık ve mantıksızlık olarak nitelendirerek bütün şehitlerimizin kemiklerini sızlattı: “35 yıldır terörü silahla susturmaya çalışıyorlar. Bunlarda akıl yok, mantık yok.”

Kılıçdaroğlu, Apo’yu affedeceğini söyleyecek de Apo boş mu duracak? O da, CHP Genel Kongerisin hemen ardından yaptığı açıklamada Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı seçilmesini olumlu bulduğunu açıklamıştı:

“Kılıçdaroğlu bir yenilik getirebilir, Kemalizmin demokratik güncellenmesi sağlanabilir. Buna bir ihtiyaç olduğunu daha önce de belirtmiştim. Önemli buluyorum.“

İşte Apo-Kılıçdaroğlu “kardeşliği”nin çok önemli bir belgesi.

Ancak Apo’nun açıklamasının daha da önemli kısmı sonunda yer alıyor:

“Hükümete, Başbakana söylüyorum, bu sorunu halletmezseniz zaten üç ay sonra gidersiniz. Ayaklarınızın altındaki toprak kayıyor. Görüyorsunuz Kılıçdaroğlu geliyor. Başbakana diyorum ki sen çözmezsen Kılıçdaroğlu çözecek.”

İlginç olan, Apo bu açıklamayı yaptıktan sonra, AKP’nin ayakları altındaki toprağın kaydığına şahit olduk. Artık AKP de Tayyip de, ABD’nin has adamı değiller. Tayyip de zaten bunu gördüğü için İsrail karşıtı rollere bürünüyor. BM’deki İran karşıtı oylamada ABD’nin istediği tavrı almıyor. ABD basınında Tayyip’in günlerinin sona erdiğine ilişkin yorumlar yapılıyor.

Gerçekten de Kürt sorununu çözmeyeceği, yani PKK’ya teslim olmayacağı, Apo’yu serbest bırakmayacağı, Kürt Açılımını devam ettirmeyeceği bile olan Tayyip’in ipi çekilmiş durumda.

Kılıçdaroğlu ile Apo’nun ortak akıl hocası: İsmail Beşikçi

Kılıçdaroğlu ile ilgili çok çarpıcı bir başka gerçeği Birgün gazetesindeki röportajında öğreniyoruz. Anlattığına göre, en çok etkilendiği iki kitaptan biri İsmail Beşikçi’nin “Doğu Anadolu’nun Düzeni” isimli eseriymiş!

İsmail Beşikçi kim peki? Apo’nun ve bütün bölücü akımların akıl hocası.

Bahsedilen kitap ise Beşikçi’nin doktora tezi. Bu kitabın 1969’da yayınlanması Türk Solu içine Kürtçülük virüsünün girmesini sağlayan en önemli olaylardan biridir. O güne kadar Kürtçülük Sol içerisinde son derece tecrit ve marjinal bir hareketti. 68’in liderleri Deniz’ler, Mahir’ler, Kürtçülüğe asla prim vermez, bölücülüğe her koşulda karşı çıkar, Atatürkçü sosyalist anlayıştan taviz vermezdi.

68’de Solun genel tavrı böyleyken Beşikçi’nin bu kitabıyla birlikte Sol içine bir Kürtçülük virüsü yayılmaya başladı. Minorsky ve Nikitin gibi Rus subaylarının Türkiye’deki Kürtler üzerine 1800’lü yıllarda yazdığı istihbarat raporları bu kitapla gündeme geldi. Türkiye’nin doğusunda Kürt diye ayrı bir milli kimlik olduğu, hatta Kürtlerin Türk Devletinin ve genel olarak bütün Türklerin faşist baskısı altında bir “milli zulüm” gördüğü bu kitapla dile getirilmeye başlandı.

O güne kadar Atatürkçülükten şaşmayan sol hareket içine Atatürk düşmanlığı hatta Atatürk milliyetçiliğine ırkçı faşizm diyen anlayış bu kitapla sokuldu.

Beşikçi herhangi bir Kürtçü aydın değildir, Türkiye’de Kürtçü virüsün Sol içerisinde yaygınlaşmasını sağlamış ve PKK dahil bütün Kürtçü örgütlerin akıl hocası sayılabilecek önemli bir Kürtçü teorisyendir. Kılıçdaroğlu’nun Beşikçi’yi referans vermesi bu açıdan son derece anlamlıdır.

Kılıçdaroğlu: Pervasız Amerikancılık

Kılıçdaroğlu’nun Apo’yla nasıl bir kardeşlik kurduğunu gördük. Sadece akıl hocaları aynı değil. Paslaşıp duruyorlar. Kılıçdaroğlu genel aftan bahsedip Apo’yu serbest bırakmayı vaat ediyor. Apo ise Kılıçdaroğlu’nun genel başkan seçilmesini olumlu bulduğunu belirtiyor.

Tabii bu paslaşmanın ardında ABD var. Öyleyse Kılıçdaroğlu-ABD ilişkileri hakkında da biraz bilgi verelim.

Geçtiğimiz günlerde Amerika Türk Konseyi (ATC) Başkanı Armitage Türkiye’ye geldi. Armitage önemli bir ABD’li diplomat. Bush döneminde ABD Dışişleri Bakanı Rice’ın yardımcısıydı. Başkanı olduğu ATC de aslında yarı resmi bir CIA kuruluşu.

ATC Türkiye’ye 6 yıldır ziyarete geliyormuş. Bu 6 yıl boyunca MHP ve CHP’den bir türlü randevu alamamışlar. İlk kez Kılıçdaroğlu’ndan randevu alabilmişler.

Armitage yaptığı açıklamada randevu verdiği için Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyor ve aynı konuşmada İsrail ve İran konusunda Tayyip Erdoğan’la farklı düşündüklerinin altını çiziyor. ABD’nin Tayyip’ten artık vazgeçtiğinin, has adam olarak da Kılıçdaroğlu’nun belirlendiğinin net bir göstergesi.

Armitage-Kılıçdaroğlu görüşmesinin bütün Türkiye’nin gözü önünde ve “Tayyip Erdoğan’la anlaşamıyoruz” açıklamasıyla birlikte gerçekleşmesi ABD’nin verdiği çok önemli bir mesaj.

Açıktan bu tür görüşmeler yapması Kılıçdaroğlu’nun Amerikancılığının ne kadar pervasız olduğunu da gösteriyor. Kılıçdaroğlu Amerikancı olduğunu göstermekten, ABD’li yetkililerle görüşmekten gocunmuyor, aksine bununla gurur duyuyor. Bunu siyasi geleceği için bir koz olarak kullanmaktan çekinmiyor.

İşte en büyük tehlike de bu.

Ulusalcılar Kılıçdaroğlu uğruna ABD’nin ve PKK’nın kuyruğuna mı takılacak?

Türkiye’de Ulusalcıların, Atatürkçülerin kabul edemeyeceği, asla uzlaşmayacağı birtakım şeyler vardır. Birincisi bölücülük. İkincisi Amerikancılık.

Anlaşılan bu eskilerde kaldı.

Görüldüğü üzere Kılıçdaroğlu bu iki konuda da son derece pervasızca hareket ediyor. İşin ilginci, hiçbir Ulusalcı kesimden, hiçbir Atatürkçüden bunu eleştiren tek bir kelime çıkmıyor.

Çünkü Tayyip iktidarının devrilmesi uğruna Kılıçdaroğlu kabulleniliyor.

Bu aslında Kılıçdaroğlu’nun Kürtçülüğünü, Atatürk karşıtlığını ve Amerikancılığını da kabullenmek demek. Binlerce, onbinlerce, yüzbinlerce Atatürkçü bu şekilde ABD’nin ve PKK’nın kuyruğuna takılmış olacak.

Bir Amerikan işgalinde, bir PKK ayaklanmasında Türkiye’yi savunacak esas güç olan Atatürkçüler bu şekilde pasifize edilmiş oluyor.

Kılıçdaroğlu kötünün iyisi değildir. Yani Tayyip gitsin de kim gelirse gelsin diye bakılacak biri değildir. ABD’nin Kürt Devleti kurma projesinin Tayyip’ten sonraki aktörüdür.

“Yine de Tayyip’ten iyidir” de denemez onun için. Çünkü Türkler açısından çok daha tehlikeli bir Amerikancı misyonun adamıdır. Apo’yu salıverecek, Kürt devletini kabullenecek sürecin Başbakanı olacaktır Kılıçdaroğlu.

Anlaşılan Kılıçdaroğlu bu role çoktan razıdır.

Yaptıkları ve söyledikleri bunu göstermektedir.

Tabii henüz son söz söylenmedi.

Kılıçdaroğlu istediği kadar Amerikancı rüzgârı arkasına almış olsun. Türkiye’nin geleceğini Amerikalılar ya da PKK’lılar değil, Türkler çizecek.

Ve Türk milleti Kılıçdaroğlu’nun ihanetini asla affetmeyecek.

Yeter ki biz Kılıçdaroğlu gerçeğini Türk milletine anlatabilelim…


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


yahu şaştım kaldım bizler kimlere oy vereceğiz bizler ne zamn dürüst bir parti adamını getireceğiz  o koltuğa amerika kimi isterse onu getiriyor.falanca kişi çok dürüst ona oy verelim diyoruz onunda başa geçemeyeceğini biliyoruz.burda mhp akp chp var tek kesin olan bu bu 3 ünden biri geçecek iktidara halk başka kime veriyor ki oyunu.evet veriyor ama % kaç alabiliyor ki!keşke herkes bilinçli olabilseydi keşke her kesim bu yazıları okuyabilseydi..geleceğimiz çok vahim!

Hasan, Kayseri
18 Temmuz 2010


Bakın yazılarınızı hoş buluyorum gerçekten çok güzel ama bir gerçekde war ki terörle mücadelede şu an katedilmiş bir şey yok aksine daha beter.Şehitlerimiz başbakan milletvekilleri vb.. zenginler için ölüyor.Bu nasıl önlenecek pekiii bunuda yazılarınıza katarsanız sevinirim..Artık nalet olası pkk gerçekden bitmeli ama nasıl? Bi Atatürk daha olmayacağına göre nasıl...

Ahmet Sağlam, İstanbul
11 Temmuz 2010


Ne kadar Türklük düşmanı, ne kadar Atatürkçülük karşıtı, ne kadar Amerikancı varsa, hepsi de Kılıçdaroğlu çevresinde sessizce birleşiyorlar...ya da Amerika tarafından birleştiriliyorlar.
    Kılıçdaroğlu, izlediğimiz-bildiğimiz kadarıyla dürüst ve ılımlı bir demokrat. Ancak, son günlerde anladığımız kadarıyla Atatürkçü değil !.. Hoş, Baykal da sağlam bir Atatürkçü değildi, ama emperyalistlerin her istediğini de vermiyor veya veremiyordu. Kılıçdaroğlu, daha fazlasını verebileceği için Amerika'dan destek görüyor. Amerika 3'ün sözünü almadan 1'i vermez. 
    İlginçtir; CHP'nin başına geçince Kılıçdaroğlu'nu  ilk tebrik edenlerden biri Devlet Bahçeli oldu. Yine ilginçtir; Mustafa Sarıgül, parti kurmaktan vazgeçti...Bu iki isim bana çok şey anlatıyor...Kılıçdaroğlu seçildiği gün, CHP'ye katılıp etkin çalışma kararı almıştım ama, kısa zamanda vazgeçtim. Çünkü; CHP iktidar olsa bile, Atatürkçü/Ulusalcı bir niteliği olmayacak ve ülkemize hayır getirmeyecek. Belki AKP Hükümetleri kadar zarar veremezler ama, halkımızın tüm beklentileri boşa çıkacak...aldatılma sürecimiz de 3-5 yıl uzamış olacak...Bu arada yukarıda sözünü ettiğiniz Apo/Kılıçdaroğlu ittifakı, Apo/CHP ittifakına dönüşür mü, büyük tehlikeler daha da somut hale gelebilir mi ?...Şu an tam emin olarak yanıt veremiyorum. Ben de gelişmeleri özellikle bu çerçeveden izliyorum ve bir hayli de korkuyorum.

Şeref Yüzbaşıoğlu, İçel
5 Temmuz 2010


Hic yanilmadim !
Kilicdaroglu ne zaman Sn.Öymen'e cikisini gördüm ve haddini asarak istifasini istedi,anladimki bu adam seyh sait'in devamidir dedim.
TÜRKIYEME yazik oluyor.Benim ülkem ve TÜRK ulusu bunlari hak etmiyor.

Mustafa, Almanya
30 Haziran 2010


kan kanla çok güzel yıkanır! kılıçdaroğlu beşikçinin kitaplarını okuyacağına biraz Atatürk okusun, isyanlar nasıl bastırılırmış görsün,  "sıradan" bir teğmeninin "kücüçük" bir kanı için "memeni haritadan silin" diyen Atatürk menemeni kan dökmeden mi silin diyodu acaba?
Kılıçdaroğlu'na diyecek bir lafımız yok, günümüzün seyit rızası başka türlü konuşamazdı, ya onan arkasından giden Atatürkçülere ne demeli?
Bırakalım gitsinler, bataklığa girmekte özgürler yeter ki ayaklarımıza dolanmasınlar Türk halkını bataklığa çekmeye çalışmasınlar..
Atatürkçü bir Türkiye için Atatürkçü partiyi Ulusal Partiyi büyütelim...
Yaşasın Ulusal Parti, Yaşasın Türk Devrimi

Ali Güvercin, İzmir
28 Haziran 2010


Etkili muhalefet dediğiniz böyle olur. Türk milleti kan ağlarken o şenlik senin bu şenlik benim gezmen gerekir. ABD'lilerle masaya oturman gerekir. Yetmez Tayyip'le masaya oturman gerekir. Açılım iyi yapamadılar diye eleştirmen gerekir. Kılıçdaroğlu aslında AKP'ye muhalif değil, Türk milletine muhalif. Doğal olarak da Apo'nun akıl hocasının kitabını referans alıyor. Bir kere Atatürk diyemeyen bir adamın Nutuk'u referans göstermesi şaşırtıcı olabilirdi ama İsmail eşikçi'yi göstermesi şaşırtmamalı.

Gün Ay Yıldız, İstanbul
28 Haziran 2010


Biz Türküz ve Türk olmaktan mutluyuz.

Saygılar,

Murat Pira, İzmir
28 Haziran 2010


"Kılıçdaroğlu’nun anlattığına göre en çok etkilendiği iki kitaptan biri İsmail Beşikçi’nin “Doğu Anadolu’nun Düzeni” isimli eseriymiş! İsmail Beşikçi kim peki? Apo’nun akıl hocası. 70’lerden beri Kürtçülüğün önde gelen isimlerinden. Bahsedilen kitap ise Beşikçi’nin doktora tezi. Yayınlandığı 1969’da Türkiye’de henüz Kürtçülük yoktu.. Görüldüğü üzere, Kılıçdaroğlu ile Apo’nun akıl hocaları aynı..."

Tural Yavuz, Almanya
28 Haziran 2010


Kılıçdaroğlu'nun bölücülüğünü herkese anlatmalıyız.

Alp, Ankara
28 Haziran 2010


 
 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40