![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Kamuran Çam Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde terör örgütü PKK üyelerince askeri birliğe gece saat 02.00’de düzenlenen saldırıda, ilk belirlemelere göre 8 asker şehit oldu, 14 asker de yaralandı, 12 terörist de öldürüldü. Hain saldırı Şemdinli İlçesi’nde Günyazı Köyü Tanyolu Mezrası Mezargediği Mevkii’nde meydana geldi. Son on yılda teröre karşı bir sonuç alınmadığı ortadadır, aksine azalan terör AKP hükümeti tarafından ivme yaparak bugün Türkiye’nin yalnız doğusunu değil her ilini tehdit etmektedir. Türkiye’nin her yeri yangın yeri olmuş bölücübaşı İmralı’dan vermiş olduğu talimatlarla sokakları karıştırmaktadır. Türkiye’nin doğusu, Türkiye’nin batısına savaş açmış, doğuyu kurtarılmış bölge ilan ederek batıya doğru istila ve işgal hareketi gerçekleşmiştir, terör ülkenin her iline sızarak Türk halkını tehdit etmektedir. 30 bin yurtaşımızı teröre şehit verdik, her gün şehit haberleriyle kahroluyoruz. Çanakkale, İnönü ve Dumlupınar’a bakın sayın Genel Kurmay Başkanım ve iktidardaki bakanlar bu ülkede kurtuluş mücadelesi arkanda AB üyeleriyle olmadı. Bugün istihbarat sağlayan ABD ve AB ülkeleri, PKK’ya silahları bu ülkeler temin etmiyor mu? Bir taraftan PKK silah sağlıyor diğer taraftan TSK istihbarat ne kadar güvenli istihbarat sağladığını şehit haberlerinden görüyoruz. Haberlere bakıyoruz, TSK terör artabilir diye uyarıyor. Sizin göreviniz terör artıyor diye uyarmak değil, o teröre neden olan etkenleri ortadan kaldırarak ülkenin bölünmez bütünlüğünü korumaktır. Bu ülkenin güvenliğinden sorumlu olan TSK ve Emniyet mensupları sizin göreviniz yurttaşları uyarmak yerine, ülkenin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden unsurları ortadan kaldırmak olmalıdır. Terör yalnız ülkenin bölünmez bütünlüğünü mü etkiler? Teröre giden kaynak, silahları nerden alıyoruz? Müttefiklerimizden. Etnik kimlik siyaseti yaparak ülkeyi karıştırmak, diğer taraftan silah ticareti yaparak ekonomiyi hapsederek yok olmasına sebep olmak. Emperyalistlerin sistemi her alanda teslim almaktır. Nitekim Türkiye bugün bu noktadadır. Resmi istatistiklere göre teröre ne kadar harcama yapıldığına bakalım: a) Güvenlik harcamaları, 52.5 milyar TL, b) Göçte kırsal kesimde ortaya çıkan üretim kaybından doğrudan ve dolaylı 1989-2005 arasında 16.32 milyar TL. c) Yeniden yerleşim için 2.98 milyar TL, d) Köye dönüş için 305.2 milyon TL, e) Tahrip edilen yol, köprü, bina vs. 223.5 milyon TL. Toplam 72.34 milyar TL veya 53.95 milyar dolar. Gerçek maliyet budur. 2005-2010 döneminde yapılan harcamalarda maliyetin 85 milyar TL’ye çıkmış olması olasılıklar içindedir. 350 veya 1000 milyar dolar ile 85 milyar TL arasındaki dev uçurum ortadadır. 85 milyar TL’yi küçümseyemeyiz. Bu rakamın yatırımlara harcamış olsaydık ülkemizi ve yurttaşlarımızı bugün olduğundan çok daha farklı bir Türkiye olacaktı. Fakat bu miktarın terörle mücadeleye harcanmaması ve 30 bin insanımızın şehit düşmesi durumunda da ülkemizin parçalanma, topraklarımızın bir bölümü üzerinde bir başka devlet kurulmuş olma olasılığı vardır. Terörle mücadele tıpkı Mustafa Kemal Atatürk’ün aldığı tavırla sonuç alınabilir, geçmişte denenmiş sonuç alınmış bir örnektir. Günümüzde de uygulanabilir ülkenin bölünme tehlikesi ortadan kalkmış olur aksi takdirde bu politika ile bırakın terörün bitirilmesini, ülkeyi bölme politikasından başka bir işe yaramadığı gibi binlerce yurttaşımızın kanının akmasına sebep olacaktır. Çünkü Türk halkı, Kürt bölücüler tarafından tehdit edilmektedir. Geçtiğimiz aylarda Güneydoğu’nun bazı bölgelerinde Türk polisine taş atan çocuklar, on veya onbeş sene içinde dağlarda Türk askerine kurşun sıkacaklardır. Bu durum bölgeye 5 yıl içerinde aktarılması planlanan 12 milyar dolar da bu terörü önlemeyecektir çünkü mesele doğuda işsizlik veya yatırım olmadığıyla ilgili değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırma politikasıdır. Kaldı ki bu yatırım sokaktaki insanın hayatına doğrudan yansımayacaktır. Bunun nedeni bölgenin feodal yapısıdır. Bölgede toprak ağalığı sistemi var olduğu sürece, yatırımlar bu ağaların eline ve töröre gidecektir bugün PKK en önemli finans kaynağını kendi tabanından oluşturmaktadır. Türkiye’de tüm sektörü ellerine almıştır, taşeronların %80’i doğululardan oluşmaktadır. O zaman çözüme giden tek yol, toprak reformundan geçmektedir. Türkiye’de aklı başında olan ve yüreğinde vatan sevgisiyle dolu olan her ferdin ilk görevi bu olmak zorundadır. Ancak bu dönüşümü Türkiye Büyük Millet Meclisi yapabilir. Fakat TBMM içinde özellikle Güneydoğu kökenli milletvekillerine bakıyoruz bu kişilerin hemen, hemen hepsi Kürt, yani toprak ağası ya da ağa tarafından desteklenen kişiler. Bu kişilerin kendi düzenlerini bozacak bir kanunu çıkartmayacakları kesindir. TBMM içerinde bir tek Atatürkçüleri göremezsiniz. Onun dışında bölücülüğün ve gericiliğin meclisi olmuştur. Teröristleri, Tayyip Erdoğan’ı başbakan yapmak için değiştirilen yasayla hapishaneden meclise taşıyarak TBMM bölücülük yapılmasına izin verilmiştir. Atatürk’ün kurmuş olduğu mecliste bölücük gericilik yapılabilir, teröristin, Ermeninin hakları konuşulabilir bir tek Türk’ü konuşmazsınız çünkü o zaman ırkçı olursunuz. Bu zamana kadar iktidar olan tüm hükümetler ABD’ye hizmet etmiştir, AKP iktidarı kadar iyi hizmet edeni biz görmedik. O sebepten olsa gerek Tayip Erdoğan ödül üzerine ödül almaktadır. Obama gelerek, Atatürk’ün kurmuş olduğu tam bağımsız Türkiye’nin yönetim yeri olan mecliste emirler yağdırmış, Türk halkının vekil olarak tayin ettiği bakanlar Obama’nın karşısında el pençe divan durarak Türk halkını küçük düşürmüşlerdir. Obama’nın emirlerini hemen yerine getirmek için çırpınan iktidar Kürt ve Ermeni açılımı yaparak ABD ne kadar iyi hizmet ettiğini göstermiş oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine bakarsak ırk üstünlüğü kavramı kesinlikle yoktur. Türk halkı ırkçı yaklaşımlara asla taviz vermemiştir. PKK terör örgütüne baktığımız zaman AB tüm üyeleri arkasındadır içerde dışarıda destekleri olmasına rağmen amacına ulaşamamıştır. Ulaşamayacaktır da… Türk halkı sabırlıdır fakat sabrın taştığı noktada tarihte Türklerin neler yaptığına herkesin açıp bakmasını tavsiye ederim. Türkler imparatorluklar kurmuş büyük devletler yönetmiş dünyada söz sahibi olmuş bir millettir. Birkaç çapulcunun ülkesini teslim almasına müsaade etmeyerek gereken cevabı vermesini de bilir. Planlanan Türk-Kürt iç savaşı gerçekleşmemiştir. Son on yılda dünyada yaşananlara bakın mesela, en yakın Kırgızistan’a bakalım, ne demek istediğim anlaşılacaktır. Amaç Türkiye’de iç savaş çıkararak, emperyalistlerin barış askerleri diye kurdukları işgalci askerlerini Türkiye’nin doğusuna ordan da batısına doğru getirmek. Hedef budur. Çünkü Türk askeri terörle mücadelede başarısız mı olmuş? Neden olmuş? Çünkü terörle mücadele eden orgeneraller Silivri’de, Ergenekon adlı terör örgütünden yargılanıyorlar. İç savaş çıkmış, yedi düveli dize getiren Mustafa Kemal’in askerleri üç beş çapulcuyla baş edememiş yalnız barış adı altında işgalci askerler baş edebilir düşüncesiyle, buyurun size TBBM meclisinden onaylı işgalciler 90 yıl sonra tekrar ülkemizde. Türkiye’de hiçbir yurtsever bu vatanın bölünmesini istememektedir. Ulus olmanın bedeli ağır da olsa Türk halkı Mustafa Kemal önderliğinde bunu başarmıştır. Tekrar başaracaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ün Bursa Nutku’nda söylemiş olduğu üzere “Türk genci devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir” ilkesinden yola çıkarak tam bağımsız Türkiye’yi yeniden kurarak dünyaya gösterecek, sömürülen ülkelere örnek olacaktır.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 442 8 777 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||