Gökçe Fırat - Türk kızının gelinliği beyaz kefen
TÜRKSOLU
 
 

Gazeteyi basılı halinde
okumak için tıklayın.
 
GÖKÇE FIRAT
Türk kızının gelinliği
beyaz kefen
ALİ ÖZSOY
Bahçeli ve Tayyip: Ruhsuzluk ikizleri
ÖZGÜR ERDEM
Apo-Tayyip itifakından Apo-Kılıçdaroğlu ittifakına
KAYA ATABERK
AKP terörü şehre indirdi
SERAP YEŞİLTUNA
Türk kızı şehit olur
esir olmaz!
NURAN SÜTBENİZ
PKK, Tayyip'in taşeronu
OKAN İŞBECER
Tayyip çömelmeye alışıktır
TUĞRUL ÇELİK
Tayyip,
İsrail komandosu mu?
TÜRKKAYA ATAÖV
İran "Irak" değil!
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Eksen kayması yok: Ahmedinejad ve Tayyip'in tasfiyesi var
ESER ÖZALTINDERE
Tayyip Erdoğan'dan şehitlere saygısızlık
KAMURAN ÇAM
Türkiye'nin
bölünme politikası
İLYAS SALMAN
İlhan-Turhan Selçuk
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (26)
 
 

Başyazının filmini izleyebilirsiniz:

Filmin yayılmasına yardımcı olun.
Tanıdıklarınıza gönderin.

Filmi indirmek için tıklayınız.
(4:40 dakika - 7.4 MB)

Gökçe Fırat
Türk kızının gelinliği beyaz kefen

Pınar bir Türk kızıydı...

Her genç kız gibi hayalinde beyaz gelinlik giymek vardı.

Geçtiğimiz hafta beyaz kefenle toprağa girdi.

Çünkü bir subayla evlenmişti; artık bir asker karısıydı.

Teröristler onu evinin balkonunda vurdular...

...

Buse de bir Türk kızıydı...

Her genç kız gibi üniversiteye girmek istiyordu.

O bir asker kızıydı.

Babası ile lojmanda oturuyor ve servis otobüsüyle dershaneye gidiyordu.

Toprağa gömdük Buse’yi de.

Çünkü teröristler servis otobüsüne mayın döşemişlerdi...

....

16 yaşındaki Serap’ı toprağa gömeli ise sadece altı ay olmuş.

O da dershaneye gidiyordu, 16 yaşındaydı.

Otobüsünü molotofladılar ve yakarak öldürdüler Serap’ı...

...
Serap
Serap
Pınar
Pınar
Buse
Buse

Bu hikayenin 10 yıl öncesi de vardı:

Esma Karadoğan 22 yaşındaydı...

Elif Livan 31 yaşındaydı...

Nuriye Ak 25 yaşındaydı...

Nurgül Aladağ 24 yaşındaydı...

Yasemin Tekin 31 yaşındaydı...

Ayşe Konakçı 24 yaşındaydı...

Neşe Alten 21 yaşındaydı...

Aynur Sarı 25 yaşındaydı...

Nesrin Ünügür 30 yaşındaydı...

Hepsi öğretmendi ve teröristler tarafından öldürülmüşlerdi...

Şimdi adları da anıları da yok belleğimizde...

...

Vatanımıza sahip çıkamadığımız gibi...

Bayrağımıza sahip çıkamadığımız gibi...

Dilimize sahip çıkamadığımız gibi...

Atamıza sahip çıkamadığımız gibi...

Artık kadınlarımıza da, kızlarımıza da sahip çıkamıyoruz...

...

Demek ki Kurtuluş Savaşımızdan bile geri noktadayız...

Hiç kızmayalım Başbakan ve Genel Kurmay Başkanının siperde çömelmesine...

Koca bir millet olarak siperde çömelmiş durumdayız...

Siperden ayağa kalkan kadınlarımız ve kızlarımız ölürken...

Bizler televizyon başında gözyaşı döküp...

Bilgisayar başında internette tepki koyup...

Resmi törenlerde görev savıp...

Mışıl mışıl uyuyoruz...

...

Öğretmen kadınlarımızı gömüyorduk toprağa 10 yıl önce...

10 yıl boyunca her türlü isteklerini yerine getirdik de teröristlerin...

Şimdi sıra 17 yaşındaki öğrenci kızlarımızı gömmeye geldi...

Demokratik açılım süreci bu olsa gerek...

...

Başbakanın kızları Amerika’da okurken asker kızları otobüslerde teröristler tarafından öldürülecek...

Başbakanın kızı milyarlık düğünlerde evlendirilirken, Türk kızlarına ancak beyaz kefen düşecek...

...

Şöyle yazmıştı Buse:

“Varlığımızı borçlu olduğumuz o yüce insanın şu an bu vatanda hitabesini bile okuyamayacaksak yaşamak için başka bir nedenimiz kaldı mı?”

...

Buse gencecik bir öğrenci, bilinçli bir Atatürkçü ve sözde değil özde bir vatanseverdi...

Otobüste babasına değil vatana siper oluyordu.

Teröristle pazarlık çağrılarına, terörle barış çağrılarına cevabı henüz 17’sinde bir genç kız veriyordu.

Erkekleri ölmüş bir ülkenin cenaze töreniydi Buse’ninki.

Belki de bir erkeklik çağrısı...

Vatanınıza sahip çıkın çağrısı...


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Zoruma  giden ,bu millet  hainleri  nasıl  B.M.Meclisinde  tutabiliyor , onlar bizi  aciz  duruma  düşürerek , düşmanlarımızın  önüne  atmıyorlar,mı ,abicim  sayın  deyip , dürüst  vatandaşlarımıza  bo0mba , molotof  atmıyorlar,mı ,bunları görmemek  için hep  atgözlüklerini  taşıyacakmıyız.

Cevdet, İstanbul
19 Nisan 2011


bu halk bu atatürkün kurduğu cumhuriyet kürtlerin eline geçmeyecek onlar bunun için uğraşsalarda öbür tarafta yaptıklarını ödeyecekler 1 insan öldürmek binn insan öldürmek demektir ve çok günahtır Allahlarından bulsunlar

Gülay, İstanbul
7 Şubat 2011


Bu yazıyı okuyamadım.Gözlerim doldu,boğazım a birşeyler düğümlendi, ezildim,utandım
Bir kızımızı koruyamadıysak ne edeyim ben o TÜRK lüğü

İsmail Ateş, Isparta
4 Temmuz 2010


Biz almanyada yasayan türkleri, türkiyeyi ve atatürkcülügü temsil etmekle gurur duyamaz hale geldik!!! Icimiz kan agliyor! Bizimde bir kizimiz var! Vatan sagolsun diyecek gücümüz kalmadi! Basimizdakiler vatanimiz icin hic birsey yapmiyorlarki biz evlatlatimizi niye topraga veriyoruz? bukadarmi kiymetsiz oldu insanlar? bukadarmi dis güclere karsi aciziz? Nereye kadar bu böyle gidecek? Ulu Önderimiz Atamiz sana bile rahat uyu diyemez olduk!!!

Gamze, Almanya
4 Temmuz 2010


MİLLET AÇLIK VE SEFALET İÇİNDE;
ABDULLAH GÜL'ÜN KOLUNDA 220 MİLYARLIK SAAT
 
Millet açlık ve sefalet içinde, milyonlarca işsiz, ekonomi çökmüş, üretim durmuş, esnaf kepenk kapatıyor, köylü üretemez hale gelmiş, her gün bölücü teröre şehitler veriyoruz... Ne gam!

Amerika'yla iki sayfa dokuz maddelik gizli hizmet sözleşmesi imzalamış olan Çankaya sakini, koluna 220 bin liralık yani eski parayla 220 milyar liralık saat almış. Hem de dünyada sadece birer adet üretilen 200 Montblanc saatten birini...

F tipi Zaman'ın haberine göre, Rotap Saatçilik ve Kuyumculuk tarafından Nişantaşı'ndaki butik Montblanc mağazasında görücüye çıkarılan saatlerin fiyatı 47 bin ile 110 bin Euro arasında değişiyor. Rotap patronu Mehmet Ali Bal, 110 bin Euro'luk saatlerden bir tanesini Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün satın aldığını söyledi.

İşte sahte Müslümanların gerçek yüzü! Müslümanlık takkesi düştü, lüks, safahat ve görgüsüzlük ortaya çıktı!

Hanımlarının parmağında 65 milyarlık yüzükler, Tayyip Erdoğan'ın sırtında 40 bin dolarlık takım elbiseler, Oğullara gemicikler,Kısıklıda havuzlu villalar, Yandaşlara peşkeş çekilen trilyonlar...
Kolay mı BOP projesinde görevli olmak, kolay mı hizmet sözleşmesi imzalayıp, ABD'nin emrine girmek... Peki ama bunun hesabını sormazlar mı; Nereden buldun?

Tahsin Eski, Almanya
3 Temmuz 2010


Serap, Pınar, Bse... ve diğerleri... Hepsi bizim öz kızımız. Hepsi Türk...

Ne mutlu Türküm diyene...

Murat Pira, İstanbul
30 Haziran 2010


Günlerdir içimiz kan ağlıyor.Öyle bir hale geldik ki,bizler yataklarımızda mışıl mışıl uyurken gencecik Mehmetçiğimiz pkknın hain kurşunlarına kurban ediliyor.Uyku hali o kadar çok hapsette ki bizleri, artık güpegündüz ve hatta yanıbaşımızda olanlara bile sesimizi çıkaramıyoruz..
Buse, taşıdığı asil kanla gurur duyuyordu..
Onun ve daha binlercesinin kanını temizlemekte Ulusal Parti'nin görevi olacaktır.
Sayın Gökçe Fırat, bir Türk kızı olarak çağrınıza sonuna kadar uyacağıma söz veriyorum. İçimizin huzura kavuşacağı,yani tüm hainlerin teker teker asılacağı günü sabırsızlıkla bekliyorum.. HEPSİNİ ASACAĞIZ.....

Filiz, İstanbul
29 Haziran 2010


bir an önce ses getirecek gündem yaratacak mitingler yapılmalı.kürt teröründen ve saldırılarından akepe iktidarından usanan milyonlarca Türk partimizi tanıyacak Ege ve Trakya Akdeniz bölgelerinin acilen partiyi tanımaları gerekiyor.

Hakan Kale, İstanbul
28 Haziran 2010


Serap ve Pınar kardeşlerimizden sonra Buse kardeşimizi de toprağa verdik. Alçak terör artık evlerimize, en yakınlarımıza kadar gelip dayandı. Bizler nasıl aciz bir millet haline getirilmişiz ki bütün bu olup bitenlere ses çıkaramıyoruz. PKK'lılar Apo denen uşağın saçı kesildi diye ortalığı yakıp yıkarken, bizler gencecik evlatlarımızı sessiz sedasız toprağa veriyoruz. Ama son Türk ölmeden başaramayacaklar.  Gökçe Fırat çok anlamlı bir çağrıda bulunmuşsunuz. Vatana sahip çıkma çağrısı. Keşke bu çağrının farkına varabilmek için gencecik kızlarımızı, gelinlerimizi şehit vermek zorunda kalmasaydık...

Gün Ay Yıldız, İstanbul
28 Haziran 2010


ÜLKEMİN BUGÜNKÜ DÜŞTÜĞÜ DURUM İÇİM YAKIYOR. HER GÜN ŞEHİT OLANLAR İÇİN ANA BABALARIN BİZLERİN İÇİNİ KAVURUYOR. HER NEDENSE BAŞIMIZDAKİLERİN ÇOCUKLARI ÇÜRÜK  RAPORU VEYA BİR ŞEKİLDE SIYIRTIYOR. BU GÜNE DEĞİN ONLARIN EVLERİNE ATEŞ DÜŞTÜMÜ. ONLARCA AYDINLARIMIZ HAPİSHANELERDE OYSAKİ YAŞAMIN HER SANİYESİ ÇOK DEĞERLİ. ÇALDIKLARI ÖZGÜRLÜĞÜN HESABINI KİM VERECEK. SUÇSUZ İNSANLARI EN VERİMLİ DÖNEMLERİNDE BU ŞEKİLDE SUSTURMAK REVAMIDIR. TÜM ATATÜRKÇÜLER NİÇİN AYAKLANMIYORUZ. BİZLERİDE ATSINLAR ONLARIN YANINA. İSYAN ETTİĞİM ÇOK ŞEY VAR. DEĞİŞŞİN ARTIK BU DÜZEN. ATAMIZ KEMİKLERİNİ DAHA FAZLA SIZLATMIYALIM.

Bende babayım. Evlat sevgisi nedemek iyi bilirim. Ateş düştüğü yeri yakar. Malesef bu ateş nedense Kealistlere düşer.
SAYGILARIMLA,

Murat Pira, İzmir
28 Haziran 2010


sayın Gökçe fırat güzel şeylerde oluyor,bu emperyalist işbirlikçi istilacı kürtler Türklerin tepkisinden çekindikleri için sessizce mallarını satıp batı illerinden memeleketlerine dönüyorlar,istila planı boşa çıkmış gibi  ama  parti olarak bu illerde ses getirecek mitingler yapmalıyız sokaklara hakim olmalıyız.

Ayberk Kaya, İstanbul
28 Haziran 2010


dizlerimin üstünde yaşamaktansa  ayakta ölmeyi tercih ederim siperde diz üstü çoken devlet büyükleri utansınlar eğer utanacak yüz varsa onlarda.   ULU ÖNDERİMİZ  O  BÜYÜK SAVAŞLARDA BİLE DİZ ÜSTÜ ÇÖMELMEZKEN göstermelik olarak oraya gidiyorlar oradada nasıl durulacağını bilmiyorlar  bunların sayesinde  adamlar okadar şımardılarki  misakı milli sınırlarımızı çizmemizi engelleyen  şeyh saiti  anma töreni  düzenliyorlar  işi bukadar ileri götürebildiler PES DOĞRUSU

Erdem, Artvin
28 Haziran 2010


ben yakılan Serap ı kızım kabul ettim ve intikamını alacağıma yemin ettim 6 aydır her sabah bu yemini tekrar ediyorum bende bir babayım ve bu üç kızım ve diğer türk kızları için sadece insanlığımdan UTANIYORUM

Cumhur, Çorum
28 Haziran 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40