İlyas Salman - Yardım gemisinde AKP parmağı
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Provokatör
Türkiye'yi
savaşa sokacak!
GÖKÇE FIRAT
Gemidekilerin
ölüm emrini
Tayyip Erdoğan verdi!
Tayyip'i ve AKP'yi
İsrail yarattı
ÖZGÜR ERDEM
PKK'dan iç savaş çığlıkları
İNAN KAHRAMANOĞLU
Nâzım, Türkler ve Kürtler
OKAN İŞBECER
Kürtçüler
Deniz'den elini çeksin!
TUĞRUL ÇELİK
"Stratejik derinlik" mi stratejik kerizlik mi?
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Yargıya saldırılar
ve yargı bağımsızlığı
TÜRKKAYA ATAÖV
Tüm Filistin'de
"tek devlet"
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Büyük Ortadoğu Projesi'nde
yeni stratejiler
NURAY GÜNAY
"Türk" demek
"dil" demektir
KAMURAN ÇAM
Atatürk sevgisi
İLYAS SALMAN
Yardım gemisinde
AKP parmağı
ERGİN KONUKSEVER
İsrail Başkonsolosu Elrom'un öldürülüşü
Ulusal Parti "Parti Okulu"
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (24)
 
 

İlyas Salman
Yardım gemisinde AKP parmağı

Hayatın her alanında yoğun bir yalnızlaşma süreci yaşanıyor. Bu süreç kendiliğinden daha doğru bir deyimle yaşamın normal akışı içinde oluşan ve normal karşılayabileceğimiz bir azimet değil. Yalnızlaşma adı önceden belli birtakım güçlerin onlarca yıla yayılan bilinçli eylemleri zincirinin bir sonucudur diye düşünüyorum. Daha doğrusu kişisel gözlemlerim sonucu yapılmış bir tespitimdir.

Bu yazı başlığının anlamı ne? Ya da böyle bir girizgahla nereye ulaşmak istiyorum derseniz Filistin halkına yani Gazze’ye insani yardım götüren gemilere ve bu gemilerden birine yapılan silahlı baskın sonucu ölen 9 insana gelmek istiyorum. 9 insan bu dile kolay. Hatta 9 demeyelim, insan bu dile kolay diyelim.

Hiç öyle dam üstünde saksağan beline kazman mı vurursun körek mi vurursun çıkarsaması yapamazsın.

Yalnızlaştırma politikalarının altında yatan nedenleri pertavsız altına aldığınızda göreceksiniz ki bir kişinin dahi yalnızlaşması aileye, oradan arkadaşlarına, sokağa oradan da ülkeye ve ülkelere oradan da dolaylı olarak dünyaya yayılıyor.

Kapitalist üretim ilişkileri birey dediğimiz olguyu belirli hatları olan yani başta yaşama biçimini seçmek olmak üzere çeşitli özgürlükleri olan insan olarak görmez. İnsan kapitalist üretim ilişkilerinin içinde sadece bir müşteridir. Onun için son dönemlerde bazı büyük ve pahalı otellerin tanıtımında şu slogana sıkça rastlıyoruz.

OTELİMİZDE MÜŞTERİMİZ DEĞİL MİSAFİRİMİZSİNİZ.

Biz Anadolu insanları olarak misafire nasıl müşteriye nasıl davranılması gerektiğini biliriz. Ya da şöyle diyelim. Misafirin ve müşterinin yapması gereken şeyleri biliriz. Kapitalist üretim biçimi içerisinde misafirler ödemesini yapabilecek sözde bağımsız bireydirler.

Bu karmaşık gibi gözüken ve Gazze’ye yardım götüren gemilerle dolaylı dolaysız ilgisi yokmuş gibi duran müşteri misafir örnekleriyle nereye gelmeye çalışıyorum?

1- Evimizde yalnızlaştırıyorlar. Bunu doğrudan doğruya ailenin çimentosu olan sevgiyi ortadan kaldırmakla yapıyorlar. Açıkçası ailenin bütün bireylerini evin birer müşterisi haline getiriyorlar. Baba veya ana ya da her ikisi de paralarını kazansınlar ve bağımsız bir biçimde harcasınlar. Çocukları dershane okul ve bilgisayar başında kendi kendiyle yarışacak biçimde yalnızlaştırılıyorlar.

2- Sokağı, mahalleyi, fabrikayı dolayısıyla bakkalı, manavı, kırtasiyeciyi, işçiyi örgütsüz kılarak yalnızlaştırıyorlar.

3- Düne kadar birbirine ekmek- tuz veren arpa, buğday veren birbirinin tarlasını imece usulü süren eken ve deren köylüyü yalnızlaştırıyorlar.

Peki kardeşim, sormaz mısınız? Aralarında Gazze’de gazaba uğramış yardım gemileriyle ilgisi alakası olmayan yalnızlaştırma öykülerini niye anlatıyorsun? İşte bu noktada asıl açılıp irdelenmesi gereken cümleyi söylüyorum.

TÜRKİYE’Yİ YALNIZLAŞTIRIYORLAR.

Yalnızlaşan birey ya da toplum birine ya da bir yere yaslanmak-sığınmak zorunda kalır.

AKP iktidarı kendi amaçladığı bir bütünün parçası haline gelsin diye Türkiye’yi yalnızlaştırıyor. Amaçladığı bütün nedir onu söyleyeyim:

İstediğiniz kadar gülebilirsiniz, komik ama gerçek. Bu beyni 1400 yıl öncede kalmış yobaz bozuntuları kafalarındaki İslami-Şeri bir imparatorluk kurup onun başında halife olmak idealini hayata geçirmeye çalışıyorlar.

Ortadoğu’yu Amerika, İsrail ve Türkiye’nin başını çektiği Osmanlı artığı pan-İslamik imparatorluk üçlemesiye yönetecekler.

Amerika’nın yıllardır üzerinde çalıştığı ilk provalarını Özal iktidarıyla yaptığı Büyük Ortadoğu Projesi’nin üç baş aktörü var. Birincisi Amerika. İkincisi hala içindeki vaat edilmiş topraklar hayaliyle yaşayan (bu vaat edilmiş topraklar arasında Anadolu’nun bir kısmı da var) İsrail. Üçüncüsü gerici Arabi Türk devleti.

Bu gemilere saldırının emir erlerinden biri AKP iktidarıdır diye düşünüyorum. Hatta iddia ediyorum. Çünkü değil iktidarları sürecinde cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana bu örümcekli kafalar Anadolu’yu Şeriat kanunlarıyla yönetmeye karar vermiş durumdular. Ve ülkemizi Batı demokrasilerinden (burjuva demokrasisi) koparmaya çalışıyorlar. Sıkça yineledikleri Avrupa Birliği’ne giriş çabaları sadece sahte bir maskeden ibaret. Amerika, İsrail ve Türkiye yönetimlerine bir gömlek biçti. Bu gömlek dar gelir, bol gelir önemli değil. Yeter ki ittifak bozulmasın.

Zaten Avrupa’yı Merkel’le, Sarkozy’le, Berlusoni’yle sağ hükümetlerin eline emaret etti. Ama öyle görünüyor ki daha bir yüz yıl Arap petrolü dedesinin yediği muşmula gibi Amerika’nın dişini kamaştıracak. O halde ta ezelden beri Arap ve Siyonist gericiliğiyle uyuşmuş olan Ortadoğu uzun bir müddet daha uyumaya devam edecek. Türkiye’nin yalnızlaşması lami cimi yok, İran İslam rejimine yaklaşması anlamını taşıyor.

Gemide akan kandan sonra Tayyip’in attığı naralara bakıp “Bizim Tayyip antiemperyalist mi oldu” diye kuşkulananlar vardır. Öyleleri çıkabilir. Bizi yanıltamayacaklar. Ayrıca bu politika, bu yalnızlaştırma politikaları Avrupa’da yuva kurmuş burjuva demokratik sistemlerin de işine gelmektedir. Çünkü kendi içinde bunalıma düşmüş olan Satı sermayesi Türkiye’deki işsizleri-açları istihdam etmek gibi bir külfetin altına girmek istemez.

Şöyle ya da böyle bir biçimde emperyalizmin mazlum ulusları sömürmesine engel olmadıkça herhangi bir ülkenin (özellikle Türkiye’nin) dini gericiliğin kucağına oturması dünya varsılları için dert değil.

Demin TÜRKSOLU’ndan bir arkadaşa bu tespitlerimden bahsedince “canım seninki de fazladan kuruntu” dedi. “Bu ve bunun gibi olaylar Batıya göbeğinden bağlı AKP iktidarını Batı kulluğundan uzaklaştıramaz” dedi. Ama benden söylemesi. Hayırla yatıp şerle kalkan bu yalancı iktidarın bir dediğine iki demek geliyor içimden.

Bunlar Avrupa Birliği’ni bir oyalama taktiği olarak kullandılar. Bu yolda birçok aydıncığı kandırdılar da. Bencileyin kuşkuyla yatıp kuşkuyla kalkan birini kandıramazlar. Çünkü ben köşemden değil, sokağın köşesinden yazıyorum.

Tarih Anadolu’yu Şeriatın şerrinden korusun.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

HİÇMİ TAKTİĞİN YOK BE HEY AKILSIZ

Yardım gemisini götürebn cahil
Hiçmi taktiğin yok be hey akılsız
Açık senizlerde bayrak açmışsın
Hiç mi taktiğin yok behey akılsız

Demezlermi sana nasıl siyaset
Gidecegin yere bir haber ilet
Gelmeyin diyorsa denizde beklet
Hiçmi taktiğin yok behey akılsız

Siyaset taktikle planla olur
Savaşlar kahraman askerle olur
Taktiğin yok ise  insanlar ölür
Ne taktikle çıktın behey akılsız

Haydi gittin yardım için gazzeye
İsrail yol vermez kızmış türklere
Başa her iş gelir açık denizde
Ne taktikle çıktın be hey akılsız

arabın nesi var yallah diyorsun
Doğru abdestin yok allah diyorsun
Araplar dagılmış toplan diyorsun
Ne taktikle çıktın be hey akılsız

Sabit der başını dertlere soktun
Dokuz  masum türkün canına kıydın
Din düşmanına nasıl güvendin
Ne taktikle gittin be hey akılsız

Ozan Sabit Özdemir, Yozgat
18 Haziran 2010


sayın İlyas Bey; ABD ve Avrupa emperyalizminin ılımlı islam politikaları sosyal demokrat partiler döneminde olduğu gibi bugünlerde de devam ediyor. şeriatı istemesine gerek kalmayacak şekilde dikte ediyorlar sosyal, siyasal ve ekonomik sömürülerini.siyasal iktidar tabanına verdiği türban sözünü yerine getirmemiş ve kendi tabanını bile din istismarcılğıyla oyalamakta.onların işbirlikçiliğinden bir kendileri bir de emperyalizm memnun. Ülkede estirilen faşizm ise bu memnuniyetin diyetidir. Onu da halklar, emekçiler, kadınlar, işçiler...tahammülsüzlük temelinde vahşice devam etmektedir. Son olarak Kesk'e yapılan anmalara katıldıkları gerekçesiyle tutuklanan devrimci sendikacılar, bir süre önce şehit olan 33 maden işçimiz... görüp duyup sessiz kalmak aydın olarak geçinenlere yakışmaz; tek sorun din, laiklik değil; faşizm ana kaynağıdır hepsinin.iyi günler

Serap, İzmir
17 Haziran 2010


Değerli düşünür İlyas Salman. Bizler Kemalistiz ve Ulusal Partiyi destekliyoruz.

Sizleri seviyorum. Kendinize iyi bakın.

Saygılar,

Murat Pira, İzmir
11 Haziran 2010


sayın ilyas salman bey görüşlerinizde tamamen haklısınız size katılıyorum. ama gel görki bu millete bunu anlat. ben 8 senedir anlatmaya çalışıyorum tayyip erdoğanın bu ülkeye faydası değil hep zararı dokunmuştur vazgeçin diyorum ama olmuyor. çünkü tayyip erdoğan bu insanlara parmağına sürdüğü balı herkesin ağzında dolaştırıyor insanlar sanıyorki bize bal yedirdi oysa fıçıyı tayyap kendisi götürüyor ama farkında değiller ALLAH sonumuzu hayreylesin

Muammer Demir, Ordu
8 Haziran 2010


sayın ilyas salman Tayyip Erdoğanın emperyalizm karşıtı olmadığı açıktır. Yaptığı Türk Milletinin gözünü boyamaktır. Millet yapılacak bir seçimde bu iktidarı işbaşından uzaklaştıramazsa kendi felaketini onaylamış olacaktır. Recep Tayyip Erdoğan ne Kıbrıs ne Azerbaycan ne de Telaferdeki Türkler için kılını bile oynatmayarak
ayrımcılık yapmaktadır. Kendi milletini savunmayanların başka toplumları savunması bir aldatmadan ibarettir. Recep Tayyip Erdoğan açıkça Filistini istismar etmektedir.

Ömer Aybat, İçel
8 Haziran 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40