İlyas Salman - Emperyalist sistem can çekişiyor
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Mustafa Kemal'den
Gandi Kemal'e
GÖKÇE FIRAT
Bir Türk dünyaya
Bir Ulusal Partili
tüm işbirlikçilere bedeldir!
GÖKÇE FIRAT
Partiler ve liderler değil düzen değişmeli
ÖZGÜR ERDEM
Kemal Kılıçdaroğlu
Ermeni dönmesi mi?
ALİ ÖZSOY
ABD sifonu çekiyor: Tayyip'e yol göründü.
KAYA ATABERK
Fasulyeden Kemal
OKAN İŞBECER
Tayyip yalakalığından Kılıçdaroğlu yalakalığına
TUĞRUL ÇELİK
Türklük düşmanının
Türk Dünyası aşkı
OKAN İŞBECER
Kürtler Kandil'e gitsin
geri gelmesin!
TÜRKKAYA ATAÖV
Haiti depreminin ardındaki
ALPER DERELİOĞLU
Mc Carthy'den Tayyip'e
İLYAS SALMAN
Emperyalist sistem
can çekişiyor
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'ndan
Gökçe Fırat Çulhaoğlu'na teşekkür mesajı
Basında Ulusal Parti
Ulusal Parti Kocaeli, Zeytinburnu, Maltepe
ve Beylikdüzü'nde
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (23)
 
 

İlyas Salman
Emperyalist sistem can çekişiyor

Küresel sermaye paylaşım ağı alanı daraldıkça, bu daralmadan kastım insanın çoğalmasından kaynaklanan bir daralma değil, dünyanın sömürülmesine giderek daha çok ülke ortak oluyor ve bu daralma sürdükçe sömürüsü altındaki ülkelerin kıçlarındaki kazığı daha sivri daha da kalın yapıyor.

Avrupalı ulusların binbir umutla kurdukları birlik ilk firesini Portekiz’de vermişti ve bu fire çok derinleşmeden, sunni teneffüsle hastayı da daha fazla sağaltmadan bir miktar nefes alır hale getirdiler. Arkasından Megalo İdea’dan bir türlü vazgeçmeyen Haçlı Yunanistan derin bir komaya girdi. Ve Avrupa sermayesinin iri başlı piçleri Yunanistan’ın bitkisel yaşamdan çıkması için kasasından vererek, kendi utanmazlıklarını bir nebze olsun dünya halklarına unutturdular.

Bakın arkadaşlar emperyalist-kapitalist sistemin can çekişmekte olduğunu daha önce bir çok kez yazmıştım. Bu krizler zinciri öyle görülüyor ki öncelikle dünyanın zayıf ekonomilerini arka arkaya vuracak. Peki güçlü görünen ya da güçlü görünme rolü yapan iri aktörler bu gidişattan nasiplerini almayacaklar mı? Teker teker ele alırsak yüzlerce sayfalık bir kitaba sığmayacağına bahse girerim. Artık kapitalizm çöküyor demeyeceğim, çöktü. Dünyanın efendisi rolünü oynayanlar birikmiş zenginlikleriyle kötümser rollerini köşe bucak saklanmaya çalışarak unutturuyorlar. Peki biz solcular ne yapıyoruz? Hala zerremsi grupçuklar halinde mahallemizin güzellerine bakmasınlar diye namus havarisi kesilmiş bir vaziyette başka mahallelerin delikanlılarını bizim gecekondumuza sokmayacağız demekten daha akıllı, daha dünyaya yakışır bir tavır koymuyoruz.

Bu arada sınıf bilincinden iyice kopmuş kimisi çaresizliğinden ve önderlik sıkıntısından kimi de kapitalizmin iflasının farkına varmadan tam anlamıyla gebermeden krediyle son bir kez şu düzenin arabasına bineyim diyor. Bunlar son bir kez eşine çocuklarına bitmediğini göstermek için ücretli köle olduğunu inkar mizanseni yapıyor. LCD, plazma TV’ler alıyor, narkoz tüpü denen televizyon ekranlarına gözbebekleri büyütülmüş göz tansiyonu hastaları gibi bakışları donmuş seyir halindeler.

Devletimizin istatistik enstitüsü Türkiye’de 3 milyon 600 bin işsiz var diyor. Hadi utanmaz reziller, sizin söylediğiniz rakam kadar ülkemizde üniversite mezunu işsizimiz var. Yollarda trafik tıkandığında su, simit, Kur’an cüzü satanların sayısı yüz binleri buluyor.

Düzenin pisliğinden ya da fallik görünümlü erkek zihniyetinden evlere hapsettiğimiz, zincirlediğimiz kadınlarımız televizyonlardaki paçavra dizilere ve onların paçoz jönlerine ve jöndamlarına bakarken pelte durumundalar. Bu ülkenin ülkesever, insansever, dünyasever namuslu evlatlarına sesleniyorum. Açılımlarla, saçılımlarla, çalıştaylarla uğraşacağınıza bilgisayar başında vaktinizle birlikte kendini de öldüren genç beyinleri ve televizyonkolik olmuş analarımızı, kızlarımızı, kızkardeşlerimizi, eşlerimizi evden dışarı çıkmaları için ikna edin. İnanın dünyanın hiçbir büyük hırsızı, biz zavallı küçük burjuva bozuntuları kadar televizyon izlemiyor. Ve onlar ellerinin altındaki zenginliklerin kaybolduğunu gördükçe kazık sivriltme işine daha çok mesai harcıyorlar.

Sevgili gençler, sizlere sözde çağdaş aygıtlara, aletlere alet olmayın diyorum ama sakın ola ki çağdaşlığın, bilimin ürettiği teknolojinin düşmanı olduğum anlaşılmasın. Ama sermaye denen olgu, demokrasi, paylaşım, özgürlük, adalet, halkça üretip hakça yaşama, sermayenin işlerinden biri değildir. Sermayenin kişiliği sermayedarın kişiliğiyle imam nikahıyla evlidir. Sermayedar yeri geldiğinde kişiliğine üç kere talak-ı selaseyle; boş ol, boş ol, boş ol der ve var gibi görünen kişiliğinden sıyrılır. O zaman görürüz ki sermayedar korku filmlerindeki zombilere dönmüştür.

Ama sermayedarın zombileşmesi sizlerin de yaşayan ölüler olmanızdan geçer. Okulların kapısında uyuşturucu satanlar gidin.

Evde koltuğuna uzanmış felan feşmekan yönetmen kırıntısının becerdiği aktörlerin, dışkı dahi olamayacak dizileri filmleri seyredip eroinmanlara dönen kadınlarımızı izleyin. Yine okullara gidip, üç beş kişi kalmış türkü diyen gençlerin insanlık düşmanlarıyla eğitim yuvalarında hangi koşullarda kavga ettiğini görün. Maden ocaklarına girin. Kaç madencinin bir daha ocaktan canlı çıkamayacağı korkusunu yaşadığını görün. Yalnız kafakasındaki ışıldağa değil, gözlerinin ferine bakın. Nasıl ölü balık gözü gibiler?

Öğretim üyeleri; yarına nasıl çocuklar yetiştirdiğinize bakın. Bir kerecik öğretmenlikten sıyrılın, biraz da yetiştiremediğiniz gençliğin onursuzluğuna şahit olun.

Konser salonlarına gidin. Hayatında bir halt olamayacak arabeskçi, popçu bozuntularına bakın, dinleyin. Hiçbir anlam taşımayan şarkılarının sözleri genç kızlarımızı nasıl çıldırtıyor görün. O saç baş nasıl yolunuyor, o anlamsız gözlerden neden sellercesine yaş geliyor anlamını çözün. Gençlikte yavaş yavaş bayatlayan sevgiyi çürümeye yüz tutmuş elması görün. Sözde çağdaş üretimin bize sunduğu şeylerden hepten vazgeçin diyemem. Çünkü alışkanlıklarınızın hepsinden tatsız beyinleriniz kolay kolay vazgeçmez.

Tekrar yazıyorum. Artık hepinizi mesleğiyle, cinsiyle, sınıfıyla, ırkıyla, teker teker sayamam. İnsanlar diyeceğim, insanlar. Bu düzenin artık bitmiş olduğunu çağını doldurduğunu anlayın. Ve yeni bir insani düzenin kavgasına girişin. Yoksa gözlerinizi yaşama kapatırken kendinizden utanacaksınız. Öteki taraftan bir şey beklemeyin. Cennet, cehennem, huri, gılman hepsi yalan. Farkında değilsiniz. Bu güzellikler için siz çırpınırken paranın efendileri bu dünyadaki yaşamların nasıl süslemeye çalışıyorlar? Hadi kendinizi temizleyin, arının. Birileri gibi titreyin, kendinize dönün demeyeceğim. Silkinin ayağa kalkın. Yaşasın ayağa kalkan insanlık ve kahrolsun sermayenin düzeni.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Ne güzel çizmişsiniz tabloyu Sayın Salman.Niteliksiz,bilinçsiz,sorumsuz insan sayısı son 30 yılda çok arttığı için bu kaos ve her gün şok-şok haberler yaşıyoruz malesef.Ama Türk milleti bu baskılarla uyanacak ve kaos'dan yepyeni bir DÜZEN-2. Kurtuluş Savaşını BİLİNÇ SAVAŞI olarak veriyoruz-vereceğiz.Geçmişimiz geleceğimizin teminatıdır,tarihe bir bakıversinler

Ayşe, Adana
5 Haziran 2010


güzel bir çalışma.... tebrikler...
saygılar,

Murat Pira, İzmir
4 Haziran 2010


YAZININ ÇOĞUNA KATILIYORUM AMA ÖTE TARAFIYLA İLGİ KISIM HARİÇ...

M. Murat, İstanbul
1 Haziran 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40