Okan İşbecer - Tayyip yalakalığından Kılıçdaroğlu yalakalığına
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Mustafa Kemal'den
Gandi Kemal'e
GÖKÇE FIRAT
Bir Türk dünyaya
Bir Ulusal Partili
tüm işbirlikçilere bedeldir!
GÖKÇE FIRAT
Partiler ve liderler değil düzen değişmeli
ÖZGÜR ERDEM
Kemal Kılıçdaroğlu
Ermeni dönmesi mi?
ALİ ÖZSOY
ABD sifonu çekiyor: Tayyip'e yol göründü.
KAYA ATABERK
Fasulyeden Kemal
OKAN İŞBECER
Tayyip yalakalığından Kılıçdaroğlu yalakalığına
TUĞRUL ÇELİK
Türklük düşmanının
Türk Dünyası aşkı
OKAN İŞBECER
Kürtler Kandil'e gitsin
geri gelmesin!
TÜRKKAYA ATAÖV
Haiti depreminin ardındaki
ALPER DERELİOĞLU
Mc Carthy'den Tayyip'e
İLYAS SALMAN
Emperyalist sistem
can çekişiyor
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'ndan
Gökçe Fırat Çulhaoğlu'na teşekkür mesajı
Basında Ulusal Parti
Ulusal Parti Kocaeli, Zeytinburnu, Maltepe
ve Beylikdüzü'nde
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (23)
 
 

Okan İşbecer
Tayyip yalakalığından Kılıçdaroğlu yalakalığına

Kral öldü yaşasın yeni kral

Deniz Baykal’a ait olduğu iddia edilen cinsel içerikli kasedin Vakit gazetesinin internet sitesinde yayınlanmasından sonra Türkiye’de iki haftadır Kılıçdaroğlu rüzgarı esiyor.

Daha düne kadar CHP denince hemen akla gelen Deniz Baykal bir anda alaşağı edildi. ABD’den atılan Kemal Kılıçdaroğlu paraşütle indirildi. Buradaki paraşüt vazifesini de medya yerine getirdi.

Öyle ki, daha kaset ilk ortaya çıktığı anda Kılıçdaroğlu CHP lideri ilan edildi. Gazetelerin manşetleri Kılıçdaroğlu resimleri ile donandı. Hatta Kılıçdaroğlu “Aday değilim” dediğinde medya onu çoktan CHP Genel Başkanı ilan etmişti.

Medya arasında “En Gandi Kemalci” yarışması tertip edilse, kimin birinci geleceğini tespit etmek oldukça güç olurdu. En Gandi Kemalciler yarışmasında başa güreşenlerden Habertürk, ilk günden Kılıçdaroğlu’nu CHP Genel Başkanı ilan etmişti. Hatta Kılıçdaroğlu Baykal’la görüşmesinin ardından aday olmadığını açıkladığında, hayal kırıklığına uğrayan Fatih Altaylı, Kılıçdaroğlu’ndan bir halt olmaz yollu bir yazı döşendi. Altaylı, “Vazgeçtim. Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına geçmesi yolundaki önerimden, fikrimden vazgeçtim. Şaka yapmıyorum. Ciddiyim. İsterlerse Deniz Baykal’ı geri getirsinler, isterlerse Önder Sav’ı genel başkan yapsınlar. Kemal Kılıçdaroğlu’ndan ümidimi ve umudumu kestiğim için vazgeçtim. Şimdiye kadar ‘Kılıçdaroğlu’ndan lider olmaz’ diyenlere ‘Niye olmasın’ yanıtını veriyordum hep. Ben pes ettim. Haklılarmış. Kılıçdaroğlu’ndan “lider” olmazmış, göründü. Hem de net bir biçimde. Lider olacak adam böyle mi olur?” Ancak aynı gün Kılıçdaroğlu aday olarak piyasaya sürüldüğünde, yüzsüzce 180 derece dönüp Kılıçdaroğlu’na şöyle övgüler düzüyordu: “Kılıçdaroğlu en sonunda çıktı ve ‘Adayım’ dedi. Doğrusunu yaptı. Hafta sonunda çıkmamasını eleştirmiş ve ‘Yanılmışım’ demiştim. Bazıları ‘Senin yazı etkili oldu çıkmasında’ diyorlar. O da etkili olmuştur belki ama asıl olarak Başbakan Erdoğan’ın Deniz Baykal’a yönelik ‘Biz Anayasa’yı değiştirirken...’ diye başlayan eleştirisi etkili olmuş. CHP’liler onu da hatırlatıyorlar. Tabii bu arada, ‘Kılıçdaroğlu’nda lider özellikleri yok. Bürokrat tarzı bir adam’ diyenler de var. Komik. Özal da bürokrattı, DPT’de. Demirel de Elektrik İşleri Etüd İdaresi’nde bürokrat değil miydi? Sonra DSİ’nin başına geçmişti. Recai Kutan da öyleydi. Hatta Ecevit bile.” Görüyor musunuz Altaylı’daki Kılıçdaroğlu aşkını. Bu yazılar herkes için bir ibret belgesi olarak hatırlanmalıdır. Tabii en çok da Kılıçdaroğlu açısından.

Aslında medya açısından bu ilk kez karşılaşılan bir durum değildi. Türkiye’nin siyasal tarihi aslında medyanın da siyasetçilere yalakalık tarihi olarak okunabilir. Bu anlamda daha bir gün önce Baykal’ın açıklamalarını manşete çeken medyanın bugün Baykal ile ilgili haberleri manşetlerden indirip santimle vermesine de şaşırmamak gerek. Çünkü medyanın felsefesi “kral öldü, yaşasın yeni kral”dır. Sanırız bunun en iyi kanıtı da Baykal’ın yaşadığı olaydır.

Doğan Medya: “Umudumuz Kılıçdaroğlu!”

Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı seçilmesi, kuşkusuz en çok Doğan Grubunu sevindirdi. Tayyip’le başı iyice dertte olan Doğan Grubu, ilk günden beri Kılıçdaroğlu propagandası yapıyor.

Örneğin Hürriyet, seçim sonrasında “Büyük Birleşme” manşetiyle çıktı. Hürriyet, Kılıçdaroğlu’nun küskün, eski, yeni her kesimden CHP’liyi bir araya getirdiği propagandasını yaptı.

Kılıçdaroğlu’nun listesinden yazarı Hurşit Güneş’i Parti Meclisi’ne gönderen Milliyet ise, “Hızlı Başladı Heyecan Yarattı” sürmanşetiyle çıktı. Doğan Medya’nın azılı Tayyipçisi Hasan Cemal bile Halkçı Kemal rüzgarından etkilenmeye başlamış. Şimdi medya camiasında merak edilen, Hasan Cemal’in ne zaman CHP’li olacağı.

Daha ilk anda Baykal’ı istifaya çağıran ve Kılıçdaroğlu’nu aday gösteren Vatan ise, “Halkçı Kemal Dönemi” sürmanşetini attı. CHP’nin Kılıçdaroğlu liderliğinde iktidar koşusu başlattığını yazdı. Bu arada Vatan’ın imtiyaz sahibi Zafer Mutlu’nun Kılıçdaroğlu ile Mustafa Sarıgül arasında aracılık yaptığına dair iddialar da ortalıkta dolaşıyor.

Anlaşılan iktidar rantına konabilmek için Doğan Medya bütün gücüyle seferber olmuş durumda.

Hatta yalakalık seviyesi o kadar düştü ki, koskoca adamlar Gandi lakabını kimin bulduğu konusunda kapıştı. Milliyet’ten Mehmet Tezkan, Gandi lakabını kendi bulduğunu iddia ederken Cumhuriyet’ten Erol Manisalı, Gandi yakıştırmasını ilk kendisinin 1,5 yıl önce kullandığını yazdı.

Dün Tayyip’e yalakalık bugün Kılıçdaroğlu’na

Geçtiğimiz hafta sonu, CHP’nin kurultayından sonra gazete manşetlerine baktığımızda aklımıza sekiz yıl öncesi geldi. 3 Kasım 2002’de AKP tek başına iktidar olduğu zaman aynı gazeteler Tayyip’e övgüler düzüyordu. “Anadolu İhtilali” diye manşet atmıştı bugün ihtilalin her türlüsüne karşı çıkan Sabah gazetesi.

Milliyet o günlerde de tıpkı şimdi Kılıçdaroğlu’na yaptığı gibi Tayyip’in hayat hikayesini anlatan yazı dizileri yapıyordu. Ana malzeme ise Tayyip’in nasıl ezilen kesimlerin temsilcisi olduğu idi. Kasımpaşalılığı öne çıkarılıyor, halk çocuğu olduğu vurgusu yapılıyor, askerlik anılarından futbolculuğuna kadar her yönüyle Tayyip propagandası yapılıyordu. Hatta Tayyip’in ezilenlerin temsilcisi olduğuna o kadar inandırdılar ki kendilerini, seçim sonuçlarını “öteki Türkiye’nin intikamı” olarak verdiler. Aradan sekiz yıl geçti, öteki Türkiye diye göklere çıkardıkları Şeriatçılar, Doğan Grubundan intikam aldılar. Bugün Doğan Grubunun Kılıçdaroğlu’na bu kadar sarılmasının altında da paçayı kurtarma çabası yatıyor.

Hürriyet, tek parti iktidarının Türkiye’yi nasıl büyüteceğinin propagandasını yapıyor, Sabancı’lar evlerinde seçim sonuçlarını kutlayan partiler veriyorlardı. Bugün Tayyip’ten şikayetçi olan tüm kesimler o dönem Tayyip yalakalığında yarışıyorlardı anlayacağınız. Üstelik o günlerde Tayyip başbakan bile değildi.

Hasan Cemal’inden Ertuğrul Özkök’üne kadar aklınıza gelen kim varsa o günlerde AKP’nin Türkiye’yi nasıl geliştireceğinin ve büyüteceğinin propagandasını yapıyordu. Bugün ABD Kılıçdaroğlu’nu işaret edince başladılar Kılıçdaroğlu ağzıyla “Tayyip Bey” demeye. Mesela Hasan Cemal 2002’de Tayyip’i övmek için “Tayyip Bey” diyordu, şimdi ise küçümsemek için aynı hitabı kullanıyor.

Medya kimin medyası?

Son Kılıçdaroğlu operasyonuyla da ortaya çıkmıştır ki, bu medya Türk milletinin medyası değildir. Gerçi medya çok uzun zamandır Türk milletinin sesi olmayı bırakmıştı ama son dönemde iyiden iyiye ABD’nin borusunu öttürmeye başladılar.

Demirel’den Özal’a, Çiller’den Mesut Yılmaz’a kadar ABD Türk siyasetinde kimi görevlendirmişse, medya onların sesi olmuştur.

En son Tayyip bir darbe ile Türkiye’nin başına geçirilirken de medya üzerine düşen görevi yerine getirmiş ve Tayyip’i allayıp pullayarak Türk milletinin karşısına çıkarmıştı. Tayyip ne zaman medya patronlarının çıkarına dokundu o zaman Tayyip’i eleştirmeye başladılar. Biz yıllardır Türkiye’de Kürt-İslamcı bir rejim kuruluyor diye yazıyoruz. Medya bu analizleri son döneme kadar hiç dikkate almadı. Ne zaman ki Tayyip Doğan Grubunu sindirmeye çalıştı o zaman Ertuğrul Özkök’lerin kaleminden faşizm analizleri okumaya başladık.

ABD’nin Tayyip’le işi bitti. Tayyip, Türkiye’yi bölme planında görevini yerine getirdi. Tayyip bundan daha fazla ileri gidemeyecek, çünkü Türk milletinin nefretini kazandı. ABD’nin planını yürütmek için yeni bir aktöre ihtiyacı vardı. Özellikle Atatürkçü kesimleri bu plana ikna etmek ve ABD’ye karşı aldıkları sert tavrı yumuşatmak için bir “sakin güç” arıyordu. Medyanın son kampanyasından anlaşıldığına göre ABD yeni aktörünü bulmuş ve piyasaya sürmüştür. Türkiye’de ABD’nin sesi olan medya da üzerine düşeni yerine getirerek Kılıçdaroğlu’nun seçim kampanyasını yapmayı gönüllü olarak üstlenmiştir.

Medya içinde ulusal bir ses aramak isteyen boşuna çaba harcamasın. Hangi gazete ya da hangi köşe yazarı derseniz deyin sonuç değişmez. AKP’nin yaptığı bütün açılımları desteklediler. Bu Ermeni açılımı için de böyledir Kürt açılımı için de. Temelde hepsi bu açılımlara taraftardılar. Eleştiren de sadece yöntem konusunda eleştirir. Yoksa açılıma temelde bir karşıtlıkları yoktur. Sadece ABD artık Tayyip’in omzundan elini çekmiştir.

Aynı medya, Türk milletinin tepkisini yansıtmak konusunda da yine ABD ve işbirlikçilerinden yanadırlar. Türkiye’nin herhangi bir yerinde açılıma karşı bir gösteri varsa bu medyada kesinlikle yer alamaz. Ama Kürtçüsü, Ermenicisi Türk devleti aleyhine bir eylem yaptı mı hepsinde yer bulur. İşte bu nedenle Türkiye’de medya Türk milletinin değil ABD’nin, AKP’nin ve PKK’nın medyasıdır.

Kılıçdaroğlu bu medyaya fazla güvenmesin

Kılıçdaroğlu, son bir haftadır medya ordusu tarafından kuşatılmış durumda. Röportaj yapmak isteyenler, canlı yayına çıkaranlar, genel merkezi kuşatan muhabirler tarafından ablukaya alınan Kılıçdaroğlu iyice havalara girmiş durumda. “Sakin güç” Kılıçdaroğlu, şimdiden medyanın gazına gelmiş AKP’lilere laf yetiştirmeye başlamış. Medya AKP’yi her alanda perişan eden bir Kılıçdaroğlu portresi çiziyor. AKP’lilerle girdiği düellolarda AKP’lileri geri çekilmeye mecbur bırakan “dosya canavarı”, artık CHP Genel Başkanı sıfatıyla Tayyip’in korkulu rüyası olacak propagandası yapılıyor.

AKP açısından bakıldığında Tayyip çoktan zokayı yutmuş, Kılıçdaroğlu’na giydirip duruyor. Kılıçdaroğlu da altta kalmayarak Tayyip’e ve AKP’lilere laf yetiştirmekle meşgul.

Ancak Kılıçdaroğlu arkasındaki medya desteğine fazla güvenmesin. Aynı gazeteler, televizyonlar 2002 yılında da Tayyip’i göklere çıkarıyorlardı. Tayyip’in nasıl değiştiğinin, Milli Görüş gömleğini nasıl çıkardığının, Erbakan ile köprüleri nasıl attığının ve tek başına liderliğe nasıl yürüdüğünün öyküsünü bütün gazetelerde çarşaf çarşaf yapılan yazı dizilerinde okuduk; Tayyip’le baş başa yapılan mülakatlarda dinledik. Şimdi aynı tezgah Kılıçdaroğlu için yapılıyor.

Kılıçdaroğlu bilsin ki, medyanın kendisine karşı ilgisi ve desteği ancak ve ancak ABD planına bağlı kaldığı sürece olacaktır. Ancak onun da bir sınırı vardır. Gün gelir Kılıçdaroğlu da ABD’nin işine yaramaz hale gelir. Kılıçdaroğlu bir bakar ki, daha düne kadar kendisine destek olan medya birden kendisine karşı cephe almış vuruyor da vuruyor. Şimdiden birbirlerine giren CHP’lilerin onu düşürmek için yapacağı manevralar da cabası. O zaman çok düşünür ben nerede hata yaptım diye ama aklı başına geldiğinde iş işten geçmiş olur.

Sanırız gözden düştüğü şu günlerde Tayyip de bu gerçeği acı bir şekilde öğrenmiş oldu. Geçenlerde yaptığı bir konuşmada “manşetle gelen manşetle gider” demiş. Biliyorsunuz durmuş saat bile günde iki kez doğru zamanı gösterir. Tayyip de o hesap kırk yılda bir doğru laf etmiş. Tayyip medyayla gelmişti ve aynı medya şimdilerde “Başbakan Kılıçdaroğlu” naraları atıyor. Bir zaman sonra Kılıçdaroğlu da aynı feryatları atarsa şaşırmayın.

Amerikancı medya bir adamı durduk yerde övüp göklere çıkarmaz. Ancak medyanın Türk milleti üzerindeki etkisi sıfırdır. Öyle olmasa medyası bu kadar Amerikancı olan bir ülkede Amerikan düşmanlığının oranı bu kadar yüksek olmazdı.

Son sözü söyleyecek olan Türk milletidir ve Türk Milleti Amerikancılığa pirim vermez.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Bu yazı hakkında henüz yorum yapılmamıştır.

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40