![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ulusal Parti Genel Başkanı Gökçe Fırat Çulhaoğlu Ankara’da Anıtkabir’de Atatürk’e bir söz vermiştik. Bizler Ulusal Parti olarak Altı Ok’tan asla vazgeçmeyecek bir parti kuracağız ve senin yolundan ilerleyeceğiz diyorduk. Bize Mustafa Kemal’in ışığı yeter. Şimdi ama görüyoruz ki kimilerine Mustafa Kemal’in ışığı yetmiyor. Onlara mutlaka Hollywood ışıkları gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri yıllardır bizim ülkemize Hollywoodvari starları birdenbire çıkartıyor ve diyor ki Türk halkına, bakın yeni starlarınız yeni liderleriniz bunlar. Bir bakıyoruz Tayyip Erdoğan diye bir adam çıkmış, partiyi kurduktan sonraki ilk seçimde Başbakan olmuş. Tayyip Erdoğan Amerika Birleşik Devletleri’ne büyük hizmetler etti. Türkiye’de konuşulamaz denilen ne kadar şey varsa onun döneminde konuşulur oldu. Konuşamadığımız tek bir şey var: Türk’üm diyemiyoruz. Atatürkçüyüm diyemiyoruz. Ben bu ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunuyorum diyemiyoruz. Çünkü bunları son 8 yıl içerisinde adım adım yasakladılar. Şuradan biraz ileri gittiğimizde kaç kilometre bilmiyorum Silivri’de bir kamp kurdular, Türk ordusunun komutanlarını orada tutuyorlar. Ama PKK’lı teröristler Meclis’te şurada burada heryerde çok emin şekilde kendilerinden istediklerini yapabiliyorlar. Bugün Türk Genelkurmay Başkanı herhangi bir şey için ağzını açsa politika yapıyorsun. Sen sus, otur konuşmayacaksın ama İmralı’dan terörist başı her gün talimat yağdırıyor Şimdi bir yere kadar getirdiler ülkemizi. PKK’sını Meclise soktular, onlara her şeyi serbest bıraktılar ama bu ülkede büyük bir infial var. Yani Türk milleti sonuçta bu PKK propagandasını da Türk ülkesinin içine düşürüldüğü durum da asla kabul etmiyor. Ve bakıyorsunuz Amerika’nın tüm anketlerinde şu çıkıyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Amerika’dan nefret ediyor. Afganistan’a Amerikan işgali oldu, Amerika bombaladı, Irak’ı bombaladı, İran’a saldıracak bu üç ülkeye de gidiyorsunuz Türkiye’deki kadar Amerika nefreti yok. Ulusalcılık diye bir akım Türkiye’de doğdu. Birdenbire boşuna doğmadı. Bu ulusal denilen tepki aslında tam da Kurtuluş Savaşı döneminin ideolojisi. Bakın o zaman da Mustafa Kemal’in hareketine ne diyorlardı: Milliciler. Şimdi gün geldi 1919 yılından 90 yıl sonra Türkiye tekrardan ulusal güçlerin bir arada olduğu işbirlikçilerin, Amerikancıların, gericilerin, bölücülerin karşısında yer aldığı bir Türkiye geldi. Amerika açısından sinyal, önemli bir sinyal, tehlike çanları, niye? Türkiye böyle bir ortamda seçime giderse ki Temmuzda seçim kararı var, ulusalcı dalga Amerikancıları alaşağı eder. O halde Amerika açısından tehdit belirlenmiştir. Ulusalcıların iktidar olmasını engellemek için siyaset sahnesine yeni starlar sürülmesi gerekmektedir. Hollywood’un son starı Kılıçdaroğlu O starı da işte biliyorsunuz son on gündür takdim ettiler, ortaya sürdüler. Şimdi bakıyoruz bugün Deniz Baykal evinden dışarıya çıkamıyor. Üzülüyor muyuz? Elbette üzülmüyoruz. Bunca yıldır Amerika’ya ettiği hizmetlerin, bunca yıldır bu düzene ses çıkartmamasının, bunca yıldır kendisine oy veren, ondan ulusal bir şeyler bekleyen tepkisini isteklerini hiçbir zaman umursamamıştı. Şu anda evinde yapayalnız. Şimdi bakıyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi kongresinde düne kadar onunla birlikte olanlar, düne kadar “yaşa, var ol Baykal” diyenler, en yakınları yeni kongrede yeni yönetimi belirliyorlar ve Deniz Baykal hiç umurlarında değil. Şimdi Tayyip Erdoğan bir şeyi doğru söylüyor. Diyor ki, bakın diyor timsah gözyaşları dökenlere Deniz Baykal istifa ederken, her şeyin arkasında onlar var. O timsah gözyaşlarını dökenlerin en ünlüsü kim arkadaşlar; İstanbul İl Başkanları Gürsel Tekin. Hüngür hüngür ağlıyordu değil mi? Şimdi, bugünkü kongrede çok sevinçli, çünkü yeni bir yönetimi kendisi belirliyor. Şimdi şunu söyleyeyim. Kılıçdaroğlu, güler yüzüyle tıpkı Obama gibi. Atatürk dememeye yemin etmiş Fakat şunu biliyoruz, “ben Türk’üm” diyemiyor. Soruyor basın mensupları ısrarla, “Siz kendinizi Türk olarak görüyor musunuz?” “Bunun benim için önemi yok” diyor. Peki diyorlar, “Sizin anneniz Ermeni mi?” buna da bir şey diyemiyor. Hayır diyemiyor. Ama her zaman için “Ben Alevi Kürdüm” diyor. Sen Alevi Kürtsün, bununla övünüyorsun ama madem ki etnik temelde bir siyaset yapmayacağım diyorsun biz bunu karşına çıkaracağız. Şunu söylemen gerekir dedenler soyadını niçin değiştirdi? Senin soyadın 50’den önce Kılıçdaroğlu değildi, başka bir şeydi. Eğer ülkenin etnik zenginliği olarak görüyorsanız Ermeniliği, övünün. Çıksın Kılıçdaroğlu desin ki “Benim annem Ermenidir, Ermenilik de bu ülkenin bir değeridir, zenginliğidir. Ben bununla övünüyorum.” Bunu diyecekse ona hiçbir şey demeyiz ama ısrarla bunu söylemiyor. Ve geçtiğimiz aylarda biliyorsunuz Tarih Kurumu Başkanı bir açıklama yaptı, dedi ki “Bizde bu ailelerin hepsinin seceresi var. Türk devleti tuttu.” dedi. “Ermeni dönmesi olanlar Kürtleşti bu ülkede, kendilerine Zazayım diyorlar ama Aleviyim diyorlar. Kürdün Alevisi olmaz” dedi. “İstiyorsanız bunları açıklarım” dedi. Şimdi açıklarsa bilin ki bu ailelerden biri Kılıçdaroğlu’nun ailesi. Ve bizim için etnik kökeninin çok önemi yok ama onun için etnik kökeninin çok önemi var. Diyor ki “Ben Dersim konusunda Atatürk’ün karşısındayım.” Atatürk ne yapmış arkadaşlar orada? Atatürk orada bir tarikat liderini, bir aşiret liderini Türk milletine isyan ettiği için, silah kaldırdığı için astırmış. Ne yapacaktı? Astırmayacak mıydı? Ve şunu soralım kendisine, sen Dersim’de bir tarikat liderini, bir teröristi savunuyorsun ama senin teröristi savunman geçmişte kalmış bir olay değil ki. Bugüne kadar siz bu adamın PKK’ya karşı tek bir kelime ettiğini gördünüz mü? Etmedi. Asla PKK’nın aleyhinde bir açıklamada bulunmadı. Peki siz bu adamı hiçbir şehit cenazesinde gördünüz mü? Bulunmadı. Sorduğunuz zaman tek bir şeyden bahsediyor, yoksulluk, işsizlik, varoşlar, susuzluk bilmem ne… Soruyorsunuz peki Türkiye’nin diğer meseleleri? “Onlar ideolojik mesele, girmem.” İdeolojik mesele dediği şey şu: Soruyoruz, sen bu ülkede terörü bitirmek için tek bir adım atacak mısın PKK’ya karşı? Cevabı şu:“Bunlar ideolojik meseleler. Biz bu konulara girmeyeceğiz.” Peki sen bu ülkenin başbakanı olursan ne diyeceksin şehit ailelerine veya orada savaşan askerlerimize? “Kusura bakmayın, ben sizinle ilgilenmiyorum” mu diyeceksin? Ve bir şeyi daha ısrarla söyleyemiyor. Bugüne kadar ağzından Atatürkçüyüm kelimesi duyulmadı. Bugün de soruyor basın mensupları, “Efendim dünkü konuşmanızda pek bahsetmediniz Atatürkçülükten Mustafa Kemal’den. Bunları sahiplenmiyor musunuz?” verdiği cevap şu: “Mustafa Kemal halk demişti, biz de halk diyoruz. Bu yeterli.” Mustafa Kemal halk dediyse buyur sen de Mustafa Kemal’in adını ağzına al. Ama adam on senedir ısrarla Atatürk’ten bahsetmiyor. Bugüne kadar bu insanın Atatürk’ten bahsettiğini kayda alan bir kamera yok. Sizce hiç enteresan değil mi? Atatürk düşmanlığıyla büyümüş, Ermeni propagandalarıyla büyümüş, Kürt propagandalarıyla büyümüş ve gelmiş bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ni işgal etmiş ve buradan da ben başbakan olacağım diyor. Şimdi tüm basın onu destekleyebilir. Ama birileri karşısına bunları çıkartacak. Şimdi basın mensupları sanmasınlar ki biz onu Kanal D’ye, CNN’e, şuraya buraya çıkartmıyoruz. Muhalif görüşleri bu halk bilmeyecek. Yoo, bizler bunu gittiğimiz her yerde insanlarımıza anlatacağız. Tayyip’ten kaçarken Kılıçdaroğlu’na tutulmayalım Türk milleti Tayyip Erdoğan’dan çok çekti. Tayyip Erdoğan’dan sonra bir de karşısına Kılıçdaroğlu’nun getirilmesini, yağmurdan kaçarken doluya tutulmasını bu milletin elbette istemiyoruz. O nedenle Amerika ulusalcı seçeneğin karşısına işbirlikçiliğin yeni modellerini sürebilir, çeşitli versiyonlarını sürebilir. Ama bu millet bu sefer kanmayacak. Gerçekten yükselen anti Amerikancı, antiemperyalist milliyetçi dalga bu seçimlerde kendisini Meclis’te de gösterecek. Bizler buna güveniyoruz. Kendimize güveniyoruz. Bize gönül veren insanları, bize güvenen insanları takdirle karşılıyoruz ve onlara bizler de son derece güveniyoruz. Bizim açımızdan koskoca 70 milyonluk ülkeye ulaşabilir miyiz gibi bir seçenek yok. Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında Türkiye Cumhuriyeti’nin nüfusu 12 milyondu. Ama 17 arkadaşıyla birlikte çıkmıştı. Ve boynunda bir de idam fermanı asılıydı. O’nun emrinde olabilecek hiç kimse yoktu. Bizler Mustafa Kemal’in izinden giderken aslında O’ndan çok daha fazla olanaklara sahibiz. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin Mustafa Kemal ışığıyla yetişmiş nesilleri var. Bakın burada da en küçüğünden en büyüğüne insanlarımız tek bir değer etrafında toplanıyoruz: Atatürk. İstedikleri tadar toplansınlar, onlar da böyle toplanıyor arkadaşlar. Bakın Türkiye’de Şeriatçıları Atatürk’ten nefret eder. Türkiye’de Şeriatçıları Atatürk’ten nefret eder. İngilizleri, Amerikalıları, Fransızları Atatürk’ten nefret eder. Hepsi 80 yıldır buna karşı savaşır. Ama hiçbir şekilde bu ülkedeki Atatürk sevgisini, Atatürk inancını yok edemediler. Bu inancı yok edemeyecekler, bunu biliyoruz ama bu inancın, Atatürkçülüğün bu ülkede yeniden iktidar olması gerektiğini de biliyoruz. Bizim ülkemizin daha fazla böylesi bir aşağılanmaya katlanmaması gerekir. tüm dünyaya ışık saçan bir Kurtuluş Savaşı’nı verdikten sonra, tüm milleti birleştiren Atatürk’ten sonra olan ihanetleri unutmamamız gerekmektedir. Bizler açısından ha Baykal ha Kılıçdaroğlu ha Tayyip Erdoğan. Atatürk’e ihanet eden herkes bizim için birdir. Ve bu halkın asla affetmeyeceği ihanet de budur. Onlar değil biz başaracağız Bizler Türklüğümüzle övünüyoruz. Bizler Türklüğümüze güveniyoruz ve bizler Türk milletinin öyle kolay kolay yok edilemeyeceğini biliyoruz. Şunu söylüyoruz her yerde. Amerika karşımızda diyorlar, Avrupa Birliği karşımızda, içimizde tonla düşman var. Arkadaşlar 13 tane Haçlı seferi düzenledi Batılılar ve bizi Anadolu’dan atamadılar. Bu 13 Haçlı seferinde yüz binlerce Batılı asker yok oldu. Yok oldu ama Anadolu Türk kaldı. Anadolu’yu yeniden Türklerden temizlemeye çalışan bu Haçlı zihniyeti kimi zaman ülkemizdeki Kürtleri kimi zaman ülkemizdeki Şeriatçıları kimi zaman diğer mezhepsel ayrılıkları körükleyerek yol almaya çalışıyor. Ama bilsinler ki dün Ermenilere yaptıramadıklarını dün Rumlara yaptıramadıklarını bugün Kürtlere yaptırabileceklerini sanıyorlarsa, başaracaklarını sanıyorlarsa, bunda asla başarılı olamayacaklar. Biz şunu çok gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Bir Türk gerçekten dünyaya bedeldir. Bir Ulusal Partili tüm işbirlikçi parti üyelerine bedeldir.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 442 8 777 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||