Prof. Dr. Türkkaya Ataöv - Haiti depreminin ardındaki
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Mustafa Kemal'den
Gandi Kemal'e
GÖKÇE FIRAT
Bir Türk dünyaya
Bir Ulusal Partili
tüm işbirlikçilere bedeldir!
GÖKÇE FIRAT
Partiler ve liderler değil düzen değişmeli
ÖZGÜR ERDEM
Kemal Kılıçdaroğlu
Ermeni dönmesi mi?
ALİ ÖZSOY
ABD sifonu çekiyor: Tayyip'e yol göründü.
KAYA ATABERK
Fasulyeden Kemal
OKAN İŞBECER
Tayyip yalakalığından Kılıçdaroğlu yalakalığına
TUĞRUL ÇELİK
Türklük düşmanının
Türk Dünyası aşkı
OKAN İŞBECER
Kürtler Kandil'e gitsin
geri gelmesin!
TÜRKKAYA ATAÖV
Haiti depreminin ardındaki
ALPER DERELİOĞLU
Mc Carthy'den Tayyip'e
İLYAS SALMAN
Emperyalist sistem
can çekişiyor
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'ndan
Gökçe Fırat Çulhaoğlu'na teşekkür mesajı
Basında Ulusal Parti
Ulusal Parti Kocaeli, Zeytinburnu, Maltepe
ve Beylikdüzü'nde
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (23)
 
 

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv
Haiti depreminin ardındaki

Bir yer sarsıntısı 12 Ocak 2010’da Haiti’nin başkenti Port-au-Prince’in yüzde 60’ını yerle bir etti. Barınaklar, yönetim yapıları, “Ulusal Saray” denen Meclis ve Birleşmiş Milletler merkezi dümdüz oldular. Yakın çevredeki Leogane ve Jaqmel gibi küçük kentlerdeki yıkımın yüzdesi daha da fazlaydı. Daha ilk günlerde en az 230.000 ölü saptandı. Ayrıca, 300.000’in ivedi sağlık bakımına gereksinimi vardı; 1.5 milyon yurttaş evsiz kaldı ve 2 milyona yiyecek ve su bulunamıyordu.

Başkan Obama hemen “yönetimimi yaşam kurtarmak için çabuk, eşgüdümlü ve atılımcı bir çabayla tepki göstermeğe yönlendirdim” demekte gecikmedi. Kulağa hoş gelen bir tümce, değil mi? Hele bir önceki Başkan George W. Bush’un Katrina fırtınasının, çoğu yoksul siyah olmak üzere, on binlerce ABD yurttaşının sahipsiz kalması, giderek komşu Küba’nın bin doktorunu karayıkım bölgesine hemen göndermeğe hazır olduğunu bildirmesine karşın, ilgisizliğiyle karşılaştırınca, Obama’nın açıklaması sanki umut verici!

Bu yazının sonunda söyleyeceğimi başında belirteyim: Yer sarsıntısından yararlanan ABD yönetimi Haiti’yi 20.000 askerle yeniden işgâl etti. Haiti’nin çevresinde de ABD savaş ve kıyı koruma gemileri dolaşıp duruyorlar. Bu askerler buraya kurbanlara su, yiyecek ve barınak sağlamak için gelmediler. Amerikan tekelci sermayesinin ünlü sözcüsü günlük “Wall Street Journal” bile olayı şu benzetmeyle değerlendirdi: “Haiti; Obama’nın Katrina’sı.” Oraya kendiliklerinden giden üç gönüllü doktorun kanısı da şöyle: “Dört yıl önce, Katrina fırtınasına ilk sağlık yardımı yetersiz donanımlı, az katılımlı, kötü eşgüdümlü ve geç kalmış bir tepkiydi. Sözünü etmeğe değmeyen sözde federal düzeydeki lâf-ola çaba hemen ve şiddetli biçimde eleştirildi. Ne yazık ki, Haiti’deki son uluslararası en büyük yıkıma tepki daha iyi değil.” Haiti’de Katrina olayı yineleniyor; yalnız, ölçek daha büyük. Aynı doktorların şu değerlendirmesi de var: “Sözde kurtarma eylemi ABD yönetiminin hiçbir dalından en ufak destek almadı.” Bu durumda, Obama’nın sözüyle yaptığı arasında temel bir uyumsuzluk var.

Önce, bu küçük ada ülkesine ilişkin birkaç söz: Adı yerli “Creole” dilinde “Repiblik Dayti”. Eski Fransız sömürgesi olduğundan, bir resmî adı da Fransızca: “République d’Haïti”. Karayip Denizi’nde Küba’nın hemen doğusundaki adanın üçte-birini kaplayan, 27.700 km karelik ve 7 milyonun üstünde nüfuslu, iki alt-meclisli parlâmentoya dayalı bir cumhuriyettir. Resmî dili yerli Creole ve Fransızcadır, ama resmî dini yoktur.

Vaşington yönetimi Amerikan askerinin Haiti’ye 2010’da dönüşünü ‘büyük bir insancıl girişim’ gibi sundu. Bu sunuşun genel çerçevesi ABD’nin zaten oldum olasıya dünyaya, özellikle Amerika’ya el uzatan sorunlu halklara yardımcı olduğu eksenine bağlıdır. Haiti’ye sözde “yardım” masalı da Bush’un ve ardından Obama’nın Irak’ta ve Afganistan’da başarısız askerî müdahalelerini olumlu bir ışık altında gösterme çabasıdır. Ne var ki, bu tavır iki yönden yanlış bir sunumdur: Önce, aradan aylar geçmiş olmasına karşın, yer sarsıntısının çok kötü etkilediği 2 milyon kişi yeterli yiyeceğe kavuşamamıştır. İkincisi, ABD’nin hem Haiti’ye, hem de bu bölgenin öteki ülkelerine Amerika’nın geçmişte öylesine sık, şiddetli ve sömürgen müdahaleleri vardır ki, Vaşington yönetiminin bu kez buraya gelişlerinin insancıl bir amaçla olabilmesi ancak bir mucizeye bağlıdır.

Obama, iki Orta Doğu ülkesinde savaşı tırmandırma yollarını araştırırken, aldığı “Nobel Barış Ödülü” töreni sırasında yaptığı konuşmasında, “küresel güvenliği kaç yıldır yurttaşlarımızın kanını akıtarak ve silâhlarımızın gücüne dayanarak, sağlamağa çalışıyoruz; çocuklarımız ve torunlarımız için daha iyi bir gelecek peşindeyiz” demişti. Bu anlatım biçimi ABD başkanlarının sık yineledikleri bir masaldır. Öte yandan, özellikle Karayip bölgesinde bu ülkenin müdahaleleri, tekelci sermayenin kazancı uğruna, küçük ve zayıf ülkelere karşı ekonomik baskı ve çıplak güç kullanımından bileşiktir.

ABD siyaseti, bir sözcükle “emperyalist” bir uygulamadır. Ancak, bu kez de yüzüne bir “insancıllık maskesi geçirmiştir. Şiddetli yer sarsıntısının olduğu bir toprakta silâhlı ve savaş donanımlı bu kadar çok ABD askerine ve çevre sularında dolaşan savaş gemilerine ne gerek var?

Bunlar yardım yapmayacaklarsa, orada bulunuşları nasıl anlatılabilir? Dört nedeni var: Bir, Obama Afganistan ve Irak’taki başarısızlıklardan sonra, askerî müdahaleler yararına kendi halkının desteğini kazanma çabası içindedir. Bu kez, Haiti’de silâhlı bir Amerika varlığına, yani bir işgâl olayına insancıl bir yardım kılıfı giydirmek istiyor. İki, çevre sularını kolaçan eden ABD savaş gemileri aç ve sefil Haiti halkının Florida gibi yakın ABD topraklarına göç dalgalarını engellemek içindir. Üç, bu küçük adanın çevresinde bir güç gösterisine kalkarak, Karayip’te ve Lâtin Amerika’nın bütününde bölgede Venezuela’ya ve uluslararası düzeyde de Çin Halk Cumhuriyeti’ne karşı kendi varlığını onatma peşindir. Dört, yer sarsıntısından yararlanıp Haiti’ye çok sayıda asker sokarak, oradaki halka ABD’de üslenmiş olan çok-uluslu kuruluşlar ve Haiti’deki sömürgen azınlık yararına geleneksel yeni-liberal ekonomik yaklaşımı bir kez daha onaylatmaktır. ABD’nin oradaki böylesine varlığının gerçek nedenleri bunlardır. Bu büyük komşunun küçük Haiti’ye bu yıkım anında bile yardım etmek gibi bir amacı yoktur. Bunu yapmamıştır da. Kendi amacı, kendi çıkarı peşindedir.

Haitililer’in başlarına gelenler yalnız bir “doğa yıkımı” değildir. Dünya iletişim araçları olayı yalnız ve yalnız yer sarsıntısına bağladılar. Bunca insanın ölümünün ve yapıların iskambil kâğıdı gibi yıkılışının tek nedeni bu değil. Çok önemli bir gerçek şu ki, Haiti Batı Dünyasında en yoksul ülkedir. Nüfusunun %80’ini aşkın oranının günlük kazancı ancak 2 dolar. Öylesine yoksul ki, Haiti devletinin kendi bu yıkımın yaralarını sarmak için hiçbir şey yapamadı. Bunun nedeni tarihte, başka bir deyişle, ülkenin fukaralığında yatıyor. Haiti şimdi ABD’den “yardım” mı bekliyor? Ama Haiti’nin eşi görülmemiş güçsüzlüğünün nedeni de ABD’nin tarihten gelen sömürüsüdür. Yer sarsıntısının bu denli ağır sonuçlar doğurmuş olmasının gerçek nedeni ABD’nin “yardım” dediği ama sürekli olarak güttüğü sömürü siyasetidir. ABD, geçmişte olduğu gibi, bu kez de, “yardım” çarpıcı sözüyle gelip eskisinden daha kötü biçimde oturacak, kendi çıkarına bakacaktır. Sarsıntıdan bu yana yaptığı da bunu kanıtlıyor.

Gerçek buyken bir de şu yarı acıklı, yarı gülünç Amerikan yorumlarına bakın: Pat Robertson diye bir “kaçık” var. Bir küme sağdıcıyla birlikte, yıllardır Tanrı’nın yalnız Protestanlığın “evangelist” kolundan olanları “kurtarıp Cennetine alacağı” düzmecesini yayıyor. Bu yalnızca bir delinin saçmalığı değil, ABD’de milyonların izlediği temel bir inançtır. Bunların ne denli dar kafalı, inanç sömürücüsü ve ayrıca bu yoldan dünya zenginleri arasına giren haramiler olduklarını Avusturya’da ve Malezya’da yakın geçmişte yayınlanan kitabımda anlattım. Sanırım, ikincisi Asya’da basılan bu konudaki ilk kitaptır. Robertson Haitililerin başına gelenleri 1791-1804 yıllarında bu ada halkının “Şeytanla anlaşmış olmalarına ve Tanrı’nın onlara bu yüzden ceza vermişliğine” bağlıyor.

Bu tarihte ne oldu ki, Tanrı bile sözde işe karışıp Haitilileri cezalandırdı? Şu şaşılası olaya bakın ki, 1791’de Haiti kendini sömürenlere karşı ayaklandı ve 1804’de Haiti bağımsız oldu. Bu olay yeryüzünün ilk başarılı köle başkaldırmasıdır. Demek ki, Amerikan yayılmasının günümüz yorumcusuna göre, Protestan Tanrısı bağımsızlık girişimlerine karşıdır ve bunu yapanları er ya da geç yer sarsıntısı gibi birtakım doğal yollardan cezalandırır. Aynı sözde mantıkla Mustafa Kemâl önderliğindeki Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı da “şeytanca” bir davranıştı ve ulusumuz cezasını görecektir (!).

Bu yoruma New York Times günlüğünden David Brooks 14 Ocak 2010 tarihli yazısında ırkçı bir öğe daha katıyor. Haitililer’in sorunlarının nedeni bu ülke insanlarının ilerlemeye karşı olan bir ekine (kültüre) sahip olmalarıymış. Kısaca, birtakım Batılı yazarlar ve karar-vericiler temelde Haitililerin kendilerini, yani olayın kurbanlarını suçlamakla yetiniyorlar.

Oysa, gözardı edilmemesi gereken gerçek sorulara gelelim: Haitililerin büyük çoğunluğu neden böylesine yoksul? Neden tümünün evleri bir sarsıntıyla başlarına yıkıldı? Neden yüzbinlercesi altta kalıp can verdiler? Neden aynı şiddetteki Japon yer sarsıntıları orada bu oranda can almıyor? Neden kimi ülkeler sarsıntı-sonrasıyla baş ediyor da, Haitililer parmaklarını bile kıpırdatamıyorlar? Yapıların %60’ı neden dokunsanız devrilecek? Haiti sarsıntıdan önce de, sonra da neden hazırlıksız kaldı? Bu olayın ve sonuçlarının suçlusu kim?

Bu soruların yanıtları Haiti’nin tarihinde ve onu bu ülkeyi Batı Yarı-küresinin en yoksul topluluğu durumuna getiren sömürgecilikte ve emperyalizmde yatıyor. Haiti’nin Avrupalılarca işgâlini, köleleştirilmesini, sömürüye karşı başkaldırmasını ve ABD emperyalizmini bir sonraki yazıya bırakalım. Yabancı güçler müdahalelerinin her aşamasında, Haitili çoğunluğa yardımı değil, ülkenin bütününü kendi amaçları uğruna kullanmayı yeğlediler. Büyük çoğunluğun yoksulluğu gitgide ve hızla büyüyen kanser gibi yayıldıkça yayıldı. ABD, bu uğurda, bölgesel ve uluslararası rakipleriyle yarıştı ve çatıştı. Tarihten gelen bu özellik doğal bir yıkımla birleşince, Haiti’de taş taş üstünde kalmadı ve yurttaşları da o yıkımın altında can verdiler.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Değerlli höcemız Türkkaya Ataöv ,
Çok sağolun güzel bir çalışma. Görüşmek üzere,
Saygılar,

Murat Pira, İzmir
4 Haziran 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40