![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Kaya Ataberk
“Gandi Kemal”, “Halkçı Kemal”, “CHP Kemale erdi” diye verilen gazlar Kılıçdaroğlu’nun ayaklarını yerden bir hayli kesmişken kongrenin hemen ardından ilk zorluklar da sıraya girmeye başladı. Aslında zorluk siyasetin doğasında var. Fakat üst üste öyle olaylar oldu ki bir anda “Gandi Kemal”in aslında Fasulyeden Kemal olduğu ortaya çıkıverdi. Tabii ki açık bir darbe ve komplo süreciyle bir yerlere taşınan siyasi aktörlerin aslında ancak figüran olabildikleri bilinir. Yalnız, bu tip adamlar en azından bir süre için aktörmüş gibi davranabilecek kadar duruma hakim olurlar. Bu işlerin en başarılıları olan Ecevit gibileri uzun yıllar durumu idare etmişlerdir de... En azından buruşturulup çöp kutusuna atılana kadar kendi başlarına davranıyorlarmış ve kendi hareketlerinin gerçek sahipleriymiş gibi rol kesmeyi becermişlerdir. Fakat bizim Fasulyeden Kemal açısından durum biraz daha farklı olacak anlaşılan... “Halkçı Kemal”e soruyorlar: “Sayın Genel Başkan, mal beyanınızda Seferihisar’da kooperatifinizin olduğu söyleniyor ve kaçak iddiaları var. Ne diyorsunuz?”. Kılıçdaroğlu’nun cevabı: “Seferihisar’da kooperatifim mi varmış? Bilmiyorum.” Kurultay sırasında birileri getirip kafasına bir kasket geçiriyor. Herkes, herhalde Ecevit çağrışımı yapmak için kendisi planladı diye düşünüyor ama hayır. Birileri gerçekten de Ecevit’e ait olduğu iddia edilen bu kasketi İzmir’den bulup getirmiş. Son anda Önder Sav’a, “yapalım mı” demişler ve kasket Kılıçdaroğlu’nun başına konuvermiş. Ondan da haberi yok garibanın... Birileri fotoğraflara bakıyor ve Gandi’nin giydiği Hint el tezgahlarında dokunmuş basit kıyafetlerinin aksine “Gandi Kemal”in İtalyan lüks markası Etro’nun 495 TL’lik gömleğini giydiğini fark ediyor! Bir anda internette “Halkçı Kemal, Etro Kemal oldu” fısıltıları dolaşmaya başlıyor. Fasulyeden Kemal, açıklamaya çalışıyor. Neymiş efendim, spor kıyafetle daha sempatik görünürsün demişler de ondan bu gömleği almış: “Spor kıyafetle olmam uygun görüldü. Biz de spor kıyafet alalım dedik. Oradaki görevliler de ‘şu gömlek iyi olur’ dediler. Ben de o gömleği aldım.” Yani ancak bu kadarı olur... Bırakalım ne konuşacağını, nasıl siyaset yapacağına, nasıl giyineceğine, ne satın alacağına ve aldığının fiyatına bile başkaları karar veriyor. Fasulyeden Kemal’e de çıkıp oynamak kalıyor. Anlaşılan eline dosyaların tutuşturulup, televizyon düellolarının yapıldığı günlerden beri de bu iş böyle gidiyor. Fasulyeden Kemal, ne yaptığını bilmiyor. Birileri ona ne derse onu biliyor. Onun dışında da apışıp kalıyor... Ortalıkta dolaşan bir şaşkın adam... Bu tip yarı magazin meselelerin dışında daha ciddi sorunlar da kurultay sürecinde Kılıçdaroğlu’nun gerçek durumunu ortaya sermeye başlamıştı bile. Doğru, bir ekip Baykal’ı darbeyle götürmüş ve onun yerine Fasulyeden Kemal’i oturtma kararı almıştı ama darbelerin genel kuralı olan “entrikalar kanunu” CHP’de de işlemeye başlamıştı hemen... Sırada Baykalcılardan boşalan yerleri kim dolduracak, bundan sonra CHP’nin rantını kim yiyecek kavgası vardı. Olayların perde arkasındaki iki isim olan Gürsel Tekin’le Önder Sav’ın kavgası böyle şekillendi. Kurultaydan önceki akşam Tekin, Sav ekibinin Parti Meclisinde fazla ağırlık kazanacağı bir listenin hazırlandığı haberini alınca darbe içinde darbe örgütlemek için 35 il başkanıyla bir toplantı düzenledi. Kılıçdaroğlu telefonla arandı. Gazetelere yansıdığına göre, Fasulyeden Kemal’in cevabı da çok fasulyedendi: “Benim haberim yok. Şimdi Önder Sav ile konuşup listeyi isteyeceğim...” Listeyi sormak için CHP Genel Merkezini aradığında aldığı cevap daha da güzeldi: “Listeyi Önder Sav ile Hakkı Süha Okay hazırladı. Ancak nereye koyduklarını bilmiyoruz!?” Ancak Gürsel Tekin sıkıştırıyor, Fasulyeden Kemal ne yapacağını bilemiyordu: “Sizin listeye müdahale etmenizi bekliyoruz. Aksi halde başka liste çıkaracağız.” Kemal terlemeye devam ediyordu. Tehditler, entrikalar, satışlar kol geziyordu. Sonunda ne mi oldu? Önder Sav ve Gürsel Tekin öyle bir kapıştılar ki her ikisinin adamları karşı tarafın üstünü çizerken bu iki delege ağasının sonuncu çıktığı bir seçim oldu. Geriye bir de Önder Sav’ın itirafı kaldı. Gürsel Tekin’e kızınca Sav, “Süreç başından beri bizim inisiyatifimizde gelişti. Direnişle karşılaşırsak en az elli milletvekili ile karşılarına dikiliriz.” Sağolsun Önder Sav bizi yanıltmıyor. Komplonun içinde ben de varım diyor. Parsayı Baykal’dan koparttık Gürsel Tekin’e tek başına yedirmem diyor. Kılıçdaroğlu ise bir şaşkın adam... Ortalıkta dolaşıyor. Gömlek giyiyor, gömlek çıkarıyor. Kasket takıyor, eline tutuşturulan kağıtlardan konuşmalar yapıyor. Aslında bu tarihte yeni bir tip değil. Vezirlerinin oyuncağı olmuş, onların kavgalarının arasında kalmış, bırakın dünyayı kendinden haberi olmayan, saray darbesiyle gelmiş fasulyeden padişah tipinin CHP sürümü bu... Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu ne sorulsa bilmiyor. Hiçbir şeyi tam anlayamıyor. Bir gün herşeyi çözecek ama anlaşılan o gün de çok geç olacak onun için... İnanmıyorsa dönüp tarihe bakabilir. Hatta o kadar geriye gitmese de olur. Baykal’a baksa yeter! Bugün onu oynatan ipleri boynuna dolayıverirler. Her şey biter.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 442 8 777 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||