![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Kendini ilk gençliğinin baharında gören açıksözlü ve açık görüşlü (Seksenlik delikanlılardan özür dileyerek başlıyorum) görüyorsanız ya da öyle görme yanılsamasına sahipseniz, Gençliğe Hitabe’de yahut Bursa Nutku’nda bahsi geçen gençlik sizler değilsiniz. Ülkenin bütün tersanelerine girilmiş, Bütün orduları lağvedilmiş, Et, ekmek, iş, işyeri yağma altında, İşgal altında olmayan tek hücremiz kalmamış, İrikara ya da iribaş denen kurbağa yavruları gibi gözümüz büyük ama gördüklerimizi yorumlamakta aklımız zorluk çekiyorsa, Evimizde (yurdumuzda) yaşanan olumsuzlukları kulağınızdaki küpeden ya da o gün cinsel yaşamınızın istediğiniz gibi gitmemesinden şikayet ediyorsanız, Size söyleyeceğim çok fazla sözüm yok. İnanın biçimsel zibidilikleriniz midemi bulandırıyor. Ülkemizde Allah’a giden kutsal yollar turizmi ve son model arabalarında sizcileyin körkütük akılsızlıklara nanik yapan sözde müslimler dalga geçiyor. Tarihçilerimiz bu mazlum halkların tarihine leke sürmek için ağzına kadar dolu Amerikan menşeli bok püsürle ülkemizin suratına tükürüyor. İsterseniz kusura bakın (ama önce kendi kusurlarınıza pertavsızla bakmayı öğrenin). Siz günümüz gençliğine ve onların hale göre davranma (oportünizm) anlayışına benden saygı beklemeyin. Çünkü ben Hamal Vahap’ın oğlu İlyas kendine şu emri vermiştir: “Divan-ı Harbe dahi çıksam, sonucu gebermek de olsa kendime verdiğim sözü tutarım.” İte it, puşta puşt, namussuza namussuz, hırsıza hırsız, arsıza arsız derim. Çünkü bu meretlere layık oldukları hitabı yapmazsam, iyi adamlara ne diyeceğim. Onları nasıl isimlendireceğim. Dünyanın hiçbir yerinde ruhunda gençliğini, gümrahlığını hisseden hiç kimseye hakaret etmek gibi bir haddini bilmezlik yapmadım. Ama Anadolu halklarının vurdumduymaz gençliği, size saygı duymuyorum: Ben bir kere sırtında 200 kilo yükü taşıyabildiği halde gık demeyen babam Hamal Vahap’ın emeğine saygı duyuyorum. Bana yıllarca biçimsel demokrasi zibidisi dediler. Anlamadıkları gerçeklik şu idi; biçimi öz oluşturur. Kılınıza istediğiniz biçimi verebilirsiniz. Bıyıklarınızı ya kaytan yaparsınız ya da Hitler biçimi yahut aristokrasi döneminde olduğu gibi kelleniz görünmediği için sarayın nazenin hanımlarına hava atmak adına favorilerinize Frenk şekilleri verebilirsiniz. Bütün bunlar, içinizdeki aşağılık duygusunu ya da kendinize duyduğunuz nefreti izole edemez. Sevgili gençlik, saygı değer gençlik, gözünü öpeyim gençlik demeyeceğim. Kahrolası gençlik diyeceğim. Niye bir türlü kafanızın içinde elmas gibi taşıdığınız genç beyninize yakışır takılar takmıyorsunuz? Eyvallah hepiniz başını ellerinin üstüne koyup ağaçların gölgesinde yumuşacık yüreklendirerek sizi bekleyen kızların ya da delikanlıların rüyasını özgürce görebilirsiniz. Aşk hiçbir kural tanımaz. Aşka takoz koymanın anlamı yoktur. Aşk öylesine ulvi bir şeydir ki.. Ama daha ulu bir olgu vardır ki, bu olgu şaşmayı dahi beceremeyen mahlukatların aklını durdurur. O da özgürlüktür. Şimdi avazım çıktığı kadar nara atıyorum: Özgürlükten daha büyük aşk var mıdır? Özgürlük, yeri gelince ana karnında cenindir. Anasının karnını okşamasını, daha doğru bir belirlemeyle, kendini okşamasını bekler. Özgürlük öyle bir güçtür ki, sizi şu köhne dünyanın yanlış dönen çarklarını tersine çevirecek güce eriştirir. Özgürlük öyle bir güçtür ki, bile bile sınırladığınız gerçek yüzünüzü gün yüzüne çıkarır, sizi bütün dünyaya gösterir.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 442 8 777 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||