Prof. Dr. Türkkaya Ataöv - 15 Mayıs İzmir'inde İtalyan ressam
TÜRKSOLU
 
 
 
GÖKÇE FIRAT
Kılıçdaroğlu ABD
ve PKK'nın adayı
Kılıçdaroğlu ve Kürtçü darbe konusunda CHP'yi bir yıl önce uyarmıştık
ÖZGÜR ERDEM
Atatürk'ün partisine Atatürk karşıtı başkan
KAYA ATABERK
Havlama Karabaş havlama
OKAN İŞBECER
Kürtlerin
Nâzım düşmanlığı
TUĞRUL ÇELİK
Darbeciler yine iş başında
ESER ÖZALTINDERE
Bu şehitlerin hesabını
kim verecek?
FAHAMET YALÇINKAYA
Anne, baba ve çocuklar
TÜRKKAYA ATAÖV
15 Mayıs
İzmir'inde İtalyan ressam
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Karadeniz krallığı
ne Grektir ne Rum (II)
İLYAS SALMAN
Kahrolası gençlik
Ulusal Parti Edirne ve Kırklareli'de
Basında Ulusal Parti
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (22e)
 
 

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv
15 Mayıs İzmir'inde İtalyan ressam

14 ve 15 Mayıs 2010’da Ege Denizi’nin çağlar boyunca en görkemli kenti olan İzmir’deydim. İlk günü 9 Eylül Üniversitesinde “Emperyalizm Sürecinde Atatürk ve Gençlik”, ertesi günü de Belediyeye bağlı Kent Belgeliği ve Müzesinde “1922 İzmir Yangını” konularında iki konuşmam oldu. “İlk Kurşun”un sahibi Hasan Tahsin’i anma törenine, ardından 15 Mayısta başlayan Yunan işgâli, kan dökümü ve yağmacılığı üstüne 52x63.5 sm boyutunda tablolar yapmış olan İtalyan kökenli ressam Vittorio Pisani’nın yabancı askerlerin yabanıllığını kınayan kimi resimlerinin renkli kopyalarının sergilendiği bir toplantıda bulundum. Bu yazıyı, bu vesileyle, resim ustası Pisani’nin yapıtları üstünde yoğunlaştırmak istiyorum.

Bana bu fırsatı veren 9 Eylül Üniversitesinin Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Bayram Bayraktar’a, müze yöneticisi Doç. Dr. Oktay Gökdemir’e, tüm Atatürkçü öğretim üyelerine ve her iki toplantıya katılan hem yurtsever duygulu, hem de geniş ufuklu gençlere ve her yaştaki kentli dinleyicilere içtenlikle teşekkür ederim. Onların söylediklerinden ve varlıklarından ötürü çalışma içgüdümü yeniledim, destekleri sayesinde bir kez daha ateş aldım.

Bu arada, CHP Genel Başkanlığından ayrılmak kararı vermiş olan Deniz Baykal’ın, gördüğüm belediye başkanlarından belki en bilgilisi ve en başarılısı diyebileceğim Muammer Bey’e zamanında yeniden aday olmak için neden onay vermeyip önünü kestiğini de sanırım anlamış bulunuyorum.

***

Prof. Dr. Türkkaya Ataöv İzmir'deSöz konusu İzmir olunca, şunları da övünerek anımsamalıyız. “Sarı zeybek şu dağlara yaslanır” mısrasını bilmeyen var mı? Ya, en ünlü “Sarı Zeybek”in o kente 9 Eylül’de girişini?... Öte yandan, bu kent doğası ve geçmişiyle tarihin en görkemli sahnelerindendir. “Kahraman” nitemine en yaraşır yörelerimizin önünde gelir. Gelibolu’da doğmasaydım, İzmir’de ya da Samsun’da doğmuş olmayı isterdim.

Önce, ilk yerleşim geçmişi, belki de Bayraklı Höyüğünde, Tunç Çağına değin uzanır. Türkmenler topluca Kutalmışoğlu Süleyman Şah zamanında gelip yerleştiler. İlk Türk donanmasını kuran Çaka Bey de burada üslenmişti. Aydın Oğullarının tersanesi de buradaydı. Önce Yıldırım Bayezid’in, ardından Timur’un ele geçirdiği İzmir Osmanlı topraklarına katıldı. Özellikle 17’nci yüzyıldan bu yana, önemli bir liman ve ticaret merkezi oldu.

Yunan askeri oraya ayak bastığında, başkent İstanbul’dan sonra her yönden en görkemli kentti. Eskiden liman ve çevresinde, o zamanlar trenle gidilen Buca ve Bornova’da Rumlar ve yabancılar otururlardı. Türkler Kadifekale, çevresi ve Basmane’de toplanmışlardı. 15’inci yüzyıldan bu yana, tarihsel yapılar yönünden bizim en zengin illerimizdendir. Camileri, hanları, Cumhuriyet Alanındaki Atatürk Anıtı ve Konak’taki Saat Kulesi çok sayıdaki değerli yapıları arasındadır. İl alanının yaklaşık yüzde 40’ı ormanlarla kaplı olduğundan, bitki örtüsü de zengindir. Körfez kirlenmeden önce de deniz canlıları açısından da değerliydi. Bugün de, toplumsal ve ekonomik bağlamda en gelişmiş üç ilimiz içindedir.

Sözü İzmir’in 15 Mayıs 1919 gününde ve sonrasında yaşadığı acı olayları resme taşıyan Vittorio Pasini’ye ve onun yapıtlarının kopyalarıyla açılan sergiye getirmek istiyorum. Beni sergiye götüren Doç. Gökdemir’e, ressama ilişkin bilgileri veren (Türk Dünyası Kültür ve İnsan Hakları Derneği Başkanı) Eczacı Celâl Öcal’a teşekkür ederek söze başlıyorum.

***

“İlk Kurşun” atıldıktan sonra Yunan askerinin halkımızın üstüne yaylım ateş açtığı, ancak yağmurun başlamasıyla ilk günkü bu kıyımın tasarlandığından kısa sürdüğü bilinir. İlk günkü ve onu izleyen kıyımla Türklerin 9 Eylül doruğuna çıkan tepkisini, resim sanatı açısından da başarılı olan yapıtlarıyla İtalyan kökenli Vittorio Pisani (1899-1974) yansıtmıştır. Ressam Pisani 1899’da Korfu’da doğmuştu. İtalya ile Yunanistan arasında stratejik yönden önemli bir noktada yer alan Korfu bugün (1944’de Yunanistan’a verilmiş olan) yedi İon adasından biridir. Adı Yunancada “tepeler” anlamına gelen “koryphai” sözcüğünün İtalyancadaki bozulmuş biçimidir. Ancak, Vittorio Pisani’nin babası İtalyan, annesi Yunan kökenliydi.




Prof. Dr. Türkkaya Ataöv İzmir'de

15 Mayıs 1919’da Patris vapurundan inen Yunan askerlerinin İzmir limanında Kordon boyunda Türkleri öldürmelerini canlandıran Vittori Pisani suluboyası (52x63.5sm) (sol üstte). İşgalci askerler İzmir’in Konak Alanı’na geldiklerinde, Türk gazeteci Hasan Tahsin’in attığı ilk kurşunla Yunan bayrağını taşıyan kişi vurulup yere serildi. Pisani Yunanlıların Sarıkışla yönündeki halkımıza yoğun saldırısını bu tablosuyla saptıyor (sol altta). Prof. Ataöv 1922’de İzmir yangınını (Rumların yardımıyla) Ermenilerin çıkardığına ilişkin konuşmasını yaparken (sağ altta).

Böyle biri İzmir’de ne arıyor? İtalyan Hükümeti 1906’da babasını İzmir’deki Güzel Sanatlar Okuluna yönetici olarak yollamış, oğlu da onunla birlikte gelip bu kente yerleşmiştir. Ailesiyle birlikte on üç yıl İzmir’de yaşamış, Türkçe öğrenmiş, yerlilerle dostluklar kurmuştur. İşgâlci Yunan askeri İzmir’e ayak bastığında yirmi yaşındaydı; yabancı çıkartmasını, ilk günkü ve onu izleyen kıyımla her türlü yabanıllığı gördü. Kendi annesi Yunan olmasına karşın, onların evleri de Yunan askerince talan edilmişti. Bu zincirleme olaylardan sonra üstlerindeki giysilerle bir İtalyan gemisine binerek İzmir’den ailece ayrıldılar.

İzmir’de “İlk Kurşun”la başlayan Türk tepkisi iyi bilinir. Bu tepkiyi izleyenlerden Mısır’ın sözü dinlenir ailelerinden Kadriye Hüseyin adlı bir hanım Ulusal Kurtuluş Savaşımızı Batı’da tanıtmak isteyen Fransızca bir yapıt hazırlamak istediğinden Türkiye’ye gelmiş, TBMM Başkanı Mustafa Kemâl’le görüşmüş ve kimi milletvekillerinden de bilgiler almıştır. Bu arada, İzmir’deki Yunan işgâlinin yol açtığı acı olayların yabancı bir yakın tanığı ve ayrıca ressam olduğunu öğrendiği Vittorio Pisani’ye ilişkin bilgi de edinerek onunla temas kurmuş, kitabına gördüklerini resmetmesini istemiştir. Roma’da 1921’de yayımlanan “Lettres d’Angora la Sainte” (Kutsal Ankara’dan Mektuplar) adlı bu kitabında Pisani’nin on resmi vardır. Bu çizimleri “Anadolu’daki Yunanlı Ehl-i Salip Seferini gözleriyle görmüş olan ressam Pisani’nin savaş albümünden kimi suluboya resimler” başlığıyla tanımlamaktadır.

İzmir’deki dernek “Vittorio Pisani’ye Şükran” tasarısını geliştirmeğe başlamış, bu kentin dostlarından Gilbert Epik ve Alain Coparal’ın yardımlarıyla İtalya’da yaşayan oğlu Roberto Pisani’ye ulaşmış ve onun sunduğu bilgi ve belgelerle ressam babanın kimliğini öğrenmiştir. Anlaşıldığına göre, Pisani’nin on resmi Kadriye Hüseyin’in kitabında basıldıktan çok sonra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ulaşmış, bir ara Şişli’deki Atatürk Müzesinde sergilenmiştir. Şu anda da İstanbul’dadır ve hiçbir yerde sergilenmemektedir.

Vittorio Pisani’nin yaşamı 24 Nisan 1974’de Venedik’in kuzeyinde Belluno kentinde noktalanmıştır. Oğlu Roberto İtalya’da, yeğeni de İzmir’de yaşamaktadırlar.

***

Pisani’nin resimlerine eğilelim. 15 Mayısta Patris adlı vapurdan inen Yunan askerleri önce İzmir Rumlarının dinsel önderi konumundaki Metropolit Hiristostomos tarafından sevinçle karşılanmıştır. Papaz işgâl komutanını orasından, burasından öptükten sonra, Yunan bayrağını da yüzüne gözüne sürmüş ve bir kaynağa göre “Elen çocuklarının İsa’nın en büyük mucizesini gösterdiklerini” söylemiş, “bu uğurda ne kadar Türk kanı dökerlerse, o denli sevap işleyeceklerini” ileri sürmüş, Türk kıyımını “bütün Hıristiyan azizleri desteğinizde!” diyerek başlatmıştır. Öldürülen Türkler sürüklenerek denize atılmıştır. Kendi de Hıristiyan olan Pisani’nin ilk resmi rıhtıma yanaşmış Patris gemisinin yanında Yunan askerinin kan dökümünü gösteriyor. Solda Metropolit Hiristostomos havaya kalkmış sağ elinde haçla görülüyor.

İşgâlciler Konak Alanına geldiklerinde Hasan Tahsin’in “İlk Kurşun”uyla Yunan bayrağını taşıyan asker vurulunca, Sarıkışla yönündeki Türk kalabalığına karşı yoğun bir atış başlar. İnsan kaybımız ağır olmasına karşın, birden yağan yağmur kıyımın göreceli olarak kısa kesilmesi sonucunu da doğurmuştur. Pisani bir resminde bu olayı ve yağan yağmuru da saptar. Yunan askeri özel konutlara saldırmış, içeridekileri talan etmiş, kadınlara tecavüzlerde bulunmuş ve kimilerini öldürmüştür. Pisani bunları da çizmiştir. Türk köyleri yakılmış, yağmalanmış, kişiler kurşunlanmış ve dipçiklenmiştir. Yerli halk Yunan acımasızlığı karşısında doğdukları toprakları bırakarak daha güvenli iç bölgelere göçme yollarını aramışlardır. Göçenlere bakanlar, yaralılarla ilgilenenler gene Türklerdir. Pisani bu olayları 52x63.5 sm.’lik renkli resimlere yansıtmıştır...Ve kuşkusuz, Türklerin direnişini de. Sonunda, düşmanı yok eden Türk süvarilerinin hücumunu da.

***

Beni Pissani’den haberdar edenlere teşekkür ettikten sonra, sözü “TBMM Reisi ve Başkomutan Mustafa Kemâl”in İzmir’in kurtuluşunun ardından “Büyük ve Asil Türk Milleti”ne yaptığı açıklamayı anımsatmak istiyorum. Demişti ki:

“Ordularımız 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’imizi ve yine 9 Eylül 1922 sabahı Bursa’mızı muzafferen kurtardılar. Akdeniz askerlerimizin zafer nağmeleriyle dalgalanıyor.

“Asya imparatorluğuna yeltenen küstah düşmanın muharebe meydanına gelmek cesaretinde bulunan ordu komutanları ile komuta heyetleri günlerden beri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin harp esiri bulunuyorlar.

“Düşmanın başkomutan tayin ettiği General Trikopis, birçok gece ve gündüz umutsuz muharebelerden sonra, nihayet, mahiyetindeki generaller, erkân-ı harbiye ve komuta ettiği ordunun elinde kalabilen mevcuduyla teslim oldu.

“Eğer Yunan Kralı da bizim esirlerimiz arasında bulunmuyorsa, bu hükümdarların şiarı esasen yalnız milletlerin sefalarına iştirak etmek olduğundan muharebe meydanlarının felâketli günlerinde onların saraylardan başka bir şey düşünmemek tabiatlarındandır.

“Garp fabrikalarının çelik zırhlılarıyla kaplanan muazzam Yunan orduları artık Anadolu dağlarında zabitleri tarafından terkedilmiş zavallı sürüler, cinayetlerinden ürkerek kudurmuş kitleler ve ağaç diplerinde kalmış dermansız yaralılardan ibarettir.

“Düşman ordularının harp malzemelerinin hemen hemen üçte-ikisi itibariyle topraklarımızdadır.

“Düşmanın esirlerden başka insan zayiatının yüz binden ne kadar fazla olduğunu tayin etmek zordur. Fakat resmî salâhiyetle milletimize açıklarım ki, bizim insan zayiatımız, dörtte-üçü hafif yaralı olmak üzere, on bin nüfusa bağlı olmaktadır.

“Büyük Türk Milleti! Ordularımızın kabiliyet ve kudreti düşmanlarımıza dehşet, dostlarımıza emniyet verecek bir kemâlle tezahür etti. Millet orduları on dört gün zarfında büyük bir düşman ordusunu imha ettiler. Dört yüz kilometrelik fasılasız takip yaptılar. Anadolu’daki bütün işgâl topraklarımızı geri aldılar.

“Bu büyük zafer münhasıran senin eserindir. Çünkü İzmir’imizi siyasî ihtiras neticesinde adeta memnunane düşmana teslim eden heyetlerle milletin hiç bir münasebeti yoktu. Bursa’mızı istilâ eden Yunan kuvvetleri ise, ancak imparatorluğun askerî teşkilâtıyla her işte birlikte hareket ederek muvaffak olmuşlardır.

“Vatanın kurtuluşu, milletin rey ve iradesi kendi mukadderatı üzerinde kayıtsız şartsız hakim olduğu zamandan başlamış ve ancak milletin vicdanından doğan ordularla müsbet ve kat’î neticelere ermiştir.

“Büyük ve necip Türk Milleti! Anadolu’nun kurtuluş zaferini tebrik ederken sana İzmir’den, Bursa’dan, Akdeniz ufuklarından ordularının selâmını da takdim ediyorum.”


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Esim Livia Caporal'in dayisi olan Vittorio Pisani, lzmir'de yasiyan herkes gibi lzmir'e asik olmustu.
Sevilen bir kimsenin aci cekmesine dayanilamaz.
lzmir ve lzmir halki da aci cekiyordu,
Vittrio Pisani de bu aciya dayanamadi ve cizdigi eserlerile bu aciyi hepimizle paylasti ve hissetirdi

Alain Caporal, İzmir
27 Mayıs 2010


eloğlu gerçekleri sanat eserlerine yansıtır; engin ardıç gibiler de yunan sözcülüğü yapar izmir yangını konusunda!
geçen başka bir okurun yorumunda da yazdığı gibi, "iki tane çanakkale savaşı versek ancak temizlenir bu içimizdeki hainler!"

Recep Ak, İstanbul
27 Mayıs 2010


Hocam bu dergide ilgiyle izlediğim okuduğum tek yazarsınız..Saygılarımı  sunarım.

Anonim, İstanbul
27 Mayıs 2010


değerli yazınız ve bilgiler için çok sağolun...saygılar,

Murat Pira, İzmir
24 Mayıs 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40