![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ulusal Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Türkkaya Ataöv ve Can Ataklı, Tayyipçilere karşı
Bu hafta Habertürk’te yayınlanan Teke Tek programını izleyenler uzun zamandır şahit olmadıkları bir şey gördüler. Programın katılımcılarından biri yurtdışındaki akademik dünyanın yakından tanıdığı bir isim olan Ulusal Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Türkkaya Ataöv’dü. Diğer katılımcılar ise Vatan Gazetesi yazarı Can Ataklı ve sözde antifaşist özde Tayyipçi cephenin adamları olarak da Zaman gazetesinin tarihçiliğine soyunmuş olan Mustafa Armağan ile eskinin Apocusu, şimdilerin yılmaz Tayyip savunucusu Mehmet Metiner’di. Gerçi taraflar arasında muzzam bir sıklet farkı vardı ve bu fark programın ilerleyen saatlerinde kendini iyiden iyiye hissettirmeye de başladı. Bir tarafta Ankara SBF’de kırk yılı aşkın ders vermiş olan, emperyalizm karşıtı eylemci, yazdığı yaklaşık 150 kitap, birkaç yüz bilimsel araştırma, birkaç bin makale ile kaleme aldıkları 20 dile çevrilen, ırkçılık ve sözde Ermeni soykırımı konularında bütün dünyanın otorite kabul ettiği, çeşitli uluslararası örgütlerde yöneticilik görevi yapmış ve bu çalışmalarından dolayı 18 ödül ve madalya sahibi, Ulusal Parti Genel Başkan Yardımcısı ve TÜRKSOLU yazarı Prof. Ataöv vardı. Konuşmasına faşizm ve ırkçılık üzerine ufak bir dersle başlayan Prof. Ataöv, ırkçılığın ve faşizmin Batı kaynaklı bir ideoloji olduğunu ve bizim ülkemizde hiçbir zaman ırkçı faşist bir kuramcılar egemenliği olmadığını, Fransa, Almanya ve Anglo-Sakson ülkelerinden yazar ve yayımlanmış yapıtlar örnekleri vererek açıkladı. Karşı taraftan söz alan Mehmet Metiner, lafı eveleyip geveleyip asıl gelmek istediği nokta olan Atatürk dönemi ile hesaplaşma cüretini gösterince programın harareti yükseldi. Prof. Dr. Ataöv’den Mehmet Metiner’e Atatürk dersi Mehmet Metiner, Atatürk’ün İngilizci olduğunu söyledi. Metiner, aslında klasik Şeriatçı tezi dillendiriyordu. İngilizci bir Atatürk portresi çizen Metiner’e Prof. Dr. Türkkaya Ataöv “Bu portre herhalde sizin evde var. Bizler ve dünya Atatürk’ü böyle bilmiyoruz.” diye karşılık verdi. Bir an dumura uğrayan Mehmet Metiner, konuşmasının devamında da Atatürk’ün antiemperyalist ve devrimci olmadığını iddia etti. Bunun üzerine Prof. Ataöv, Cumhuriyetin temelinde antiemperyalizm ve devrimcilik olduğunu ve devrimciliğin ve cumhuriyeti kurmanın çok önemli bir aşama olduğunu söyledi. Atatürk’ün antiemperyalist ve devrimci olduğunda ısrar etmenin de çok iyi bir kazanım olduğunu söyleyen Prof. Ataöv; Mehmet Metiner, Atatürk’ün İstanbul’dayken İngilizlere müthiş muhabbet beslediğini ileri sürünce dayanamayıp patladı ve Metiner’e küçük bir Atatürk dersi verdi: “Böyle bir tanımlama mı yapıyorsunuz Mustafa Kemal’e? Bütün Asya, Afrika Mustafa Kemal’i böyle mi tanıyor? İyi ki burada Nehru, Gandi, Nyerere, ondan sonra Jomo Kenyatta, Cezayirli vatanseverler yok!” Stüdyoda çınlayan Prof. Ataöv’ün konuşması böyle sert bir şekilde bitince ortaya müthiş bir sessizlik çöktü ve aynı anda yönetmen yakın çekim olarak Metiner’i gösterdiğinde Metiner’in suratının aldığı şekil görülmeye değerdi. Bu şekil, işbirlikçinin devrimciyle karşılaşınca aldığı şekildir. Metiner’e tavsiyemiz o “portre”yi büyütüp, çerçeveletip duvarına asması. Çünkü ömrünün geri kalanında suratı genellikle o halde olacak. Uğradığı bozgunu çabuk atlatamayan Metiner, kendine biraz gelir gelmez yine en iyi bildiği işe başvurarak Atatürk’ün sözlerini çarpıttı. Prof. Ataöv’ün kendisini düzeltmesinden sonra, “Atatürk çok iyi bir taktisyendi, kimi zaman Amerika’ya da yeşil ışık yakmıştı. Hatta Sovyetler'e ‘Biz de sizin gibi proletarya diktatörlüğü kurmak istiyoruz’ demişti,” deyince stüdyonun havası ısındı. Prof. Ataöv’ün “Nerede demiş?” sorusuyla afallayan Metiner, “Eee... Ama.. Bunun kaynakları var.” falan diye gevelemeye başladı. Prof. Ataöv’ün bir kaç kez “Kaynak göster” diye yinelemesiyle iyice zor duruma düşen Metiner, bu kez de “Neden konuşmama izin vermiyorsunuz. Siz de savunduğunuz cumhuriyet gibisiniz. Hemen susturmaya çalışıyorsunuz.” diye ağlamaya başladı. Prof. Ataöv’ün ısrarla kaynak sormaya devam etmesi üzerine de iyice çirkefleşerek “Sen Molla Kasım mısın? Sen doğrucu Davut musun? Atatürk senin tapulu malın mı?” gibi ipe sapa gelmez laflar etmeye başladı ve Prof. Ataöv’den, “Mustafa Kemal’in ağzına söylemediklerini sokma özgürlüğün yok.” diye yanıt aldı. Bunun üzerine devreye giren Can Ataklı da Mehmet Metiner’e karşı çıkarak, konuşurken doğruları konuşması gerektiğini söyledi. “Biz Türk derken ırkçı-faşist olacağız, siz Kürt derken demokrat olacaksınız, yok böyle bir şey!” diyen Ataklı’nın da iyice sinirlendiği gözlendi. Daha sonra Mehmet Metiner gevelemelerine devam ederken ekranları başında programı izleyenler, Prof. Ataöv’ün boynundaki papyonu çıkarıp yerine büyük Atatürk madalyonunu taktığını gördüler. İşte bu an, Tayyipçilerin bittiği andı. Her ne kadar özellikle Mehmet Metiner bozuntuya vermemeye çalışsa da o türlü sunumun perişan olduğu ortadaydı. Zaten Fatih Altaylı da bunu fark etmiş olmalı ki, Metiner’e hitaben “Bakın, hocamız papyonu çıkarıp yerine Atatürk’ü taktı.” deyip yan gözle de Prof. Dr. Türkkaya Ataöv’e baktı. Mehmet Metiner güya İsmet İnönü’nün faşist olduğundan dem vuracaktı ama Atatürk düşmanlığı o kadar ağır bastı ki, hep 1923-1935 yılları arasından bahsetmeye başladı. Prof. Ataöv bir ara “Atatürk’ü mü konuşuyoruz, İnönü’yü mü?” diye Metiner’i iğneledikten sonra genel olarak Metiner’e ilgisiz kaldı. Zaten, Metiner’e dersini de vermişti. Tayyipçilerin zavallılığı Mustafa Armağan ise silik bir görünüm sergiledi. Önünde açık 10 tane kitaptan habire veri arayan, kitap açık sınavda bir ipucu arayan tembel öğrenci gibiydi. Seçtiği cümlelere kendiliğinden eklemeler yaparak kaynakları saptırdı. Bulduğu sonuçları açıklarken daha da berbat bir hal aldı. Tutuk bir konuşma ve zorlama mimiklerle o kadar kötü bir performans sergiledi ki, eminim Zaman gazetesi yönetimi, onu bir daha gazete binasından dışarı salmaz. İnönü’nün faşist olmasına gerekçe olarak İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’nin Almanya’ya sattığı kromu gösteren Mustafa Armağan’a göre İnönü yönetimi bütün savaş boyunca Alman savaş sanayiini Türk kromu ile beslemişti. Ancak Prof. Ataöv, Armağan’ın bu iddiasını İsmet İnönü’den okuduğu birkaç cümle ile çürüttü. Gerçek, Türkiye’nin o dönemde bir yıl kadar Almanya’ya krom sattığıydı. Geride kalan bütün savaş yılları boyunca ise Türkiye krom madenini sürekli olarak İngiltere’ye satmak istemiş, ancak İngiltere almamıştı. Ayrıca Hitler Almanyasının en büyük destekçisinin ABD sermayesi olduğunun ve faşizmin silah sanayiini de Amerikan büyük para babalarının o ülkede fabrikalar kurmak ve savaş teknolojisi devretmek gibi yollarla destek verdiğinin de altını çizdi. İkinci Dünya Savaşı üzerine İleri Yayınları’ndan çıkan bir kitabı da bulunan Prof. Ataöv’ün karşısında, Zaman gazetesi yazarının bir şansı yoktu. Programın sonlarına doğru Prof. Ataöv, II. Dünya Savaşı isimli kitabını Mustafa Armağan’a hediye etti ve özellikle üçüncü bölümü okumasını istedi. Armağan, kitabı alırken Prof. Ataöv’ün elini öpmeye çalıştı. Elini öptürmeyen Prof. Ataöv, Mustafa Armağan’ın yanağını okşayarak “Okuyacaksın ama” dedi. Programın son beş dakikasında ilginç birşey daha oldu. Prof. Ataöv, Mustafa Armağan’a İkinci Dünya Savaşı dersi verirken diğer tarafta Mehmet Metiner telefonuyla oynuyordu. Yönetmen bu anı çok iyi yakaladı ve ekrana taşıdı. İşte bu andan sonra tekrar saldırganlaşan Metiner yine ipe sapa gelmez laflar etmeye başladı. Altaylı, Metiner’i kovmaktan beter etti. Bunun üzerine Metiner de bitime az kala programı terk etme artistliği yaptı. Anlaşılan efendilerinden Metiner’e “programı terk et” komutu gelmişti. Bugüne kadar bu zevat hep kendi arasında tartışa tartışa kendilerini iyice bir şey zannetmeye başlamıştı. Ancak görüldü ki, bunların karşısına adam gibi biri çıkınca aslında ne kadar sığ oldukları ortaya çıkıyor. Bu zevatın gerçek yüzünü tüm Türkiye’ye gösteren, onların da saygısını kazanan ve tüm Atatürkçülere de bir kez daha moral veren seçkin hocamıza ne kadar teşekkür etsek azdır. Sağ olun, var olun.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 442 8 777 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||