![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Sevgili arkadaşlar öncelikle merhaba. Hoş geldiniz Ulusal Parti açılışına. Şimdi başta sevgili Gökçe arkadaşımız dedi ki: “İlyas Salman aramızda o Türkiye’de yoksunluğun, yoksulluğun, emeğin temsilcisi olarak sanatın içerisinde yer aldı.” Evet öyle. Ben Malatya Arguvan ilçesi Asar Köyü çocuğuyum. Yoksul bir ailenin çocuğuyum. Sekiz yaşına kadar köyde kaldım. İlkokul birinci sınıfı bizim köyden 8-10 km. ilerde başka bir köye çarıkla gittim geldim. Sonra Malatya’ya taşındık. Babam hamallık yapıyordu ve ben hem çalışıyordum hem okuyordum. Liseyi öyle bitirdim. Şimdi bana İlyas Salman’ı iki cümleyle tanıtır mısınız deseniz, ben derim ki, İlyas Salman şudur: Kars’ta bir kedinin öldüğünü duyup da İstanbul’da yas tutan birini arıyorsanız benim adresimi gösterin efendim. Ve bu kadar ince, naif, kırılgan bir yürek bir kediye üzülüyorsa koskoca bir ülkenin içinde bulunduğu duruma nasıl üzülmez. Düşünüyorum da biz bir Kurtuluş Savaşı vermemişiz. Dünyanın en kutsal kurtuluş savaşını vermişiz. Uyuşturucu kaçakçılığıyla yapmamışız Kurtuluş Savaşını... Başkalarının yardımıyla yapmamışız. Topumuz yok, tüfeğimiz yok, uçağımız yok. Yoksul bir halk bir insanın önüne düşmüş, bir antiemperyalist, bir kahramanın önüne düşmüş. Mustafa Kemal bu kahramanın adı. Şalvarı, poturuyla, kazması, küreğiyle yeri geldiğinde eşek pisliğinin içerisinden buğday taneleri çıkarıp yiyerek vermiş bu savaşı. Ve Mustafa Kemal ölene kadar bir partinin denetiminde yaşamış ve Gökçe Fırat’ın dediği gibi dünyanın 5. büyük ekonomisi olmuş. Ama ondan sonra, kimileri buna 46 ruhu der, ben 46 ruhsuzluğu diyorum, Menderes’le şürekası Türkiye’yi Amerikan emperyalizminin ve Avrupa emperyalizminin kucağına sünnet çocuğu gibi oturttular. Peki ondan sonra kimler geldi? Süleyman’lar geldi. Süleyman’lar yine Amerikan uşaklarıydılar. Nereden kaynaklandıklarını nerden beslendiklerini hepimiz biliyoruz. Sonra Turgut’lar geldiler. Mesela Nâzım Hikmet ülkemizin ve dünyamızın en büyük şairlerinden biri. Türkiye’yi Amerika’ya peşkeş çeken Adnan Menderes için diyor ki; Senin ana rahmine düştüğün gün Eğer Nâzım Hikmet yaşasaydı Turgut Özal’a, Bush’un, puştun arkadaşı Turgut Özal’a ne diyecekti? Amerika’nın emriyle Ilımlı İslam diye bir politika üreten ve yine Amerikan ve Avrupa emperyalizminin kucağında oturan takkeli Tayyip için ne diyecekti onu merak ediyorum. Şimdi diyeceksiniz ki bu partiler sözlerinde durmadılar, yeni bir parti, yeni bir oluşum bu derde çare olacak mı? Dostlar şunu söyleyeyim size, bir biçimsel demokrasi pezevenkliği vardır dünyada, bir de gerçekten ülke sevgisi. Eğer ülke sevgisini içinde yüreğinde yüreğinin en kılcal damarlarında beyninin en kılcal loblarında bulunduran bir parti kuruluyorsa, onun yanında yer almak eskileri silip süpürmek vatandaşlık görevinin ilk maddesinde yer alır sevgili arkadaşlar. Çünkü bu parti 68’lerde 69’larda Amerikan emperyalizmine ve Avrupa emperyalizmine karşı savaşırken yitirdiğimiz insanlarımızın, Mahir’lerimizin, Deniz’lerimizin Ulaş’larımızın devamcıları arkadaşlardan oluşuyor. Ben de onlardan biriyim, açıklıkla söylüyorum. Ve ülkemin daha fazla Amerikan ve Avrupa emperyalizmine, dünya birleşik sermayesine peşkeş çekilmesine dur demek için Ulusal Parti’nin içindeyim.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 442 8 777 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||