Mehmet Horoz - AKP’nin soluna tavsiyeler
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Tayyip Atina'ya
Türkler Samsun'a
GÖKÇE FIRAT
CHP'de Kürtçü Darbe Tamamlandı!
ÖZGÜR ERDEM
Baykal'ın asıl ihaneti Atatürk'e
ALİ ÖZSOY
1 Mayıs:
Devrim'in Kızılından McDonalds'ın Kırmızısına
OKAN İŞBECER
Özdemir İnce’nin kaleminden Kürt istilası
TUĞRUL ÇELİK
PKK-PJAK-peşmerge:
Kürt ırkçılığının kalıtsallığı
EMİN SAMİ ARISOY
Ana vatandan
Yavru vatana
TEVFİK KAYMAZ
Ulusalcıların değil
ulusun birliği
NURAY GÜNAY
Su uyur düşman uyumaz
MEHMET HOROZ
AKP'nin soluna tavsiyeler
TÜRKKAYA ATAÖV
Haiti'de ABD soygunu
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Karadeniz krallığı
ne Grektir ne Rum (I)
MUSTAFA İZBERK
"Üç yaprak yöntemi"
EMİNE YENİCE
Hayatımız sınav
İLYAS SALMAN
Neden Ulusal Parti?
Ulusal Parti Aksaray, Konya, Adana ve Hatay'da
Basında Ulusal Parti
Prof. Dr. Türkkaya Ataöv Teke Tek programında Tayyipçilere karşı Atatürk'ü savundu
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (22c)
 
 

Mehmet Horoz
AKP'nin soluna tavsiyeler

AKP iktidarının Türkiye’deki 8 yıllık uygulamalarını incelediğimizde, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gelmiş geçmiş en işbirlikçi hükümeti olduğunu, en onursuz iç ve dış politikaların uygulandığı, Atatürkçü olmanın büyük bir suç, Türk olmanın faşistlikle adlandırıldığı bir döneme maalesef tanık olduk.

AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002’den bugüne kadar geçen süre zarfında Türkiye, Hitler Almanyasını aratmayan bir faşist döneme doğru sürüklendi. Temel görevi gerici-tarikatçı yapılanmalara ve bölücü teröre karşı mücadele olan Ordu’nun haysiyetli komutanları, terör suçlusu olarak yargılandı. Bölücü terör örgütü militanlarının davullarla zurnalarla karşılandığı süreci içimiz kan ağlayarak seyrettik.

AKP’nin Ermeni meselesindeki tutumu olsun, Kuzey Irak politikası olsun, Kıbrıs ve diğer meselelerdeki aldığı tavır, ulusal politikamızı tamamen paspasa döndürdü. Dış siyasette soyundukları her rol, ülke çıkarlarının, menfaatlerinin değil, tamamen emperyalist odakların isteklerinin gerçekleşmesiyle sonuçlandı. (Bütün müdahalelere rağmen Kıbrıs’taki son süreç hariç).

Türkiye, AKP’nin 8 yıllık faşist düzeni ile boğuşurken, kendilerin sözüm ona sol olarak tanımlayan çeşitli siyasi partiler, sendikalar, sivil toplum örgütleri yaratılan faşist diktatörlüğe karşı mücadele etmek yerine, demokrasi, insan hakları, evrensel değerler gibi kavramları kirleterek AKP’nin yanında saf tutup emperyalistlerin taşeronluğuna ortak oldular ve tarihi büyük bir yanlışa sürüklendiler. AKP’nin yanında saf tutmanın dışında Türkiye’de Ermeninin ve Kürdün; Kıbrıs’ta Rumun yanında yer alarak Türk milletini karşılarına aldılar.

Solun dünya tarihindeki misyonunu araştırdığımızda, herhangi bir yerdeki iktidar tarafından, kendi ülkesinin çıkarları doğrultusunda değil de emperyalistlerin çıkarlarının doğrultusunda politika uygulanıp halkın üzerinde faşist bir diktatörlük kurulduğu zaman solun görevi, her zaman faşizme karşı halka ulaşarak düzeni değiştirmek olmuştur. Ama maalesef Türkiye’de durum biraz farklı olmuştur. Türkiye’de kendilerini sol olarak tanımlayan bu zavallı işbirlikçiler, emperyalizme hizmet etmeyi, halkı karşılarına almayı tercih etmişler.

Ne diyelim, kendileri bilirler.

Türkiye emperyalist bir kuşatma ile birlikte faşist bir diktatörlükle yönetilirken, galiba biz bu tosuncuklara biraz fazla haksızlık ettik.

AKP’ye karşı hiç mi bir tavır içerisine girmediler?

1 Mayıslarda verdikleri Taksim’e çıkma kararlılığını nasıl da unuttuk?

Verdikleri bu mücadele sonunda AKP’yi dize getirip nasıl da Taksim’e çıktılar?

33 yıl sonra zafer direnen tosuncukların oldu. Bu tosuncuklar şimdi Taksim’e çıktıklarına göre, AKP’ye karşı yürütebilecekleri ellerinde bir politika kaldı mı acaba, onu düşünüyorum. Bundan sonra “hep destek tam destek” olmaz.

Solcu olmanın kuralı;

Sömürüye karşı gelmektir.

Emeği savunmaktır.

Ezenin karşısında, ezilenin yanında olmaktır.

Halkla bütünleşmektir.

Emperyalizme karşı milliyetçi olmaktır.

Şimdi siz 33 yıl sonra faşist düzeni dize getirdik, aslanlar gibi Taksim Meydanı’na çıktık derseniz, kusura bakma dostum, millet size ağzıyla gülmez.

Bak şimdi, dünyada beş yüz yıldan beri süregelen sömürü düzeni ile birlikte dünyanın dörtte üçünün fakirlik içerisinde harap olması, senin anlayacağın, kapitalist bir tosunun işçinin üzerinden kazandığı artı değerden kat be kat daha fazla bir şey.

Ve bu şekilde dünya iki kutba ayrılıyor; ezen ve ezilen milletler olmak üzere. Bu noktada emek ve sermaye çelişkisinin dışında, yeni akımlar gelişiyor. Ulusal Kurtuluş Savaşları verilerek emperyalizm kovuluyor. Kapitalist liberal ekonomik sisteme karşı devletçi-halkçı-milliyetçi politikalarla sömürü düzenine karşı direniş gerçekleştiriliyor.

Neyse, sen ezberini bozmayabilirsin. Bundan sonra AKP’ye karşı muhalefet yapabileceğin bir şeyler herhalde bulursun. Mesela Kürt açılımının yanında senin çok ilgilendiğin travesti açılımını, lezbiyen açılımını, Tayyip amcandan isteyip üçüncü, dördüncü, beşinci cinslerin özgürlüğünü savunabilirsin. Yapamayacağın bir şey değil zaten. Marjinallikse marjinallik; en iyisini sizler bilirsiniz. Bir şekilde bu halk nasıl olsa sizleri bir gün anlayacaktır. Verilen mücadele zamanla anlaşılır, üzülme.

Emperyalist sömürü düzeninin dünyayı küresel bir ısınmayla karşı karşıya bıraktığı bir dönemde, çırılçıplak protestolar düzenleyip dünyayı belki soğutabilirsiniz. Marjinalliği bu şekilde becerebilirsiniz. Karar sizlerin!

Bizler devrimci Türk gençliği olarak; solcu olmanın, Atatürkçü olmanın temel değerlerini savunarak, tarihsel görevin bizlere yüklediği görevin sorumluluğu doğrultusunda yaratılan bu faşist diktatörlüğü değiştireceğiz.

Tam bağımsız bir Türkiye yaratacağız!


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

tam bağımsız bir Türkiye  yaratacağız.. hep beraber

Mine Kan, Antalya
12 Ağustos 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40