Gökçe Fırat - Tayyip Atina’ya Türkler Samsun’a
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Tayyip Atina'ya
Türkler Samsun'a
GÖKÇE FIRAT
CHP'de Kürtçü Darbe Tamamlandı!
ÖZGÜR ERDEM
Baykal'ın asıl ihaneti Atatürk'e
ALİ ÖZSOY
1 Mayıs:
Devrim'in Kızılından McDonalds'ın Kırmızısına
OKAN İŞBECER
Özdemir İnce’nin kaleminden Kürt istilası
TUĞRUL ÇELİK
PKK-PJAK-peşmerge:
Kürt ırkçılığının kalıtsallığı
EMİN SAMİ ARISOY
Ana vatandan
Yavru vatana
TEVFİK KAYMAZ
Ulusalcıların değil
ulusun birliği
NURAY GÜNAY
Su uyur düşman uyumaz
MEHMET HOROZ
AKP'nin soluna tavsiyeler
TÜRKKAYA ATAÖV
Haiti'de ABD soygunu
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Karadeniz krallığı
ne Grektir ne Rum (I)
MUSTAFA İZBERK
"Üç yaprak yöntemi"
EMİNE YENİCE
Hayatımız sınav
İLYAS SALMAN
Neden Ulusal Parti?
Ulusal Parti Aksaray, Konya, Adana ve Hatay'da
Basında Ulusal Parti
Prof. Dr. Türkkaya Ataöv Teke Tek programında Tayyipçilere karşı Atatürk'ü savundu
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (22c)
 
 

Gökçe Fırat
Tayyip Atina'ya Türkler Samsun'a

Tayyip Atina'ya Türkler Samsun'a19 Mayıs 2010’a doğru ülkemizin durumu Mustafa Kemal’in tam 91 yıl önce Samsun’dan gördüğü manzaradan farklı değil...

Ne diyordu Mustafa Kemal Nutuk’un girişinde:

“1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir:

Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, I. Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Savaş’ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda. Milleti ve memleketi I. Dünya Savaşı’na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilâfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükûmet âciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı.

Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmış ve alınmakta...

İtilâf Devletleri, ateşkes anlaşmasının hükümlerine uymayı gerekli bulmuyorlar. Birer bahane ile İtilâf donanmaları ve askerleri İstanbul’da. Adana ili Fransızlar; Urfa, Maraş, Ayıntap (Gaziantep) İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya’da İtalyan askerî birlikleri, Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ile özel ajanlar faaliyette. Nihayet, konuşmamıza başlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919’da, İtilâf Devletleri’nin uygun bulması ile Yunan ordusu da İzmir’e çıkartılıyor.

Bundan başka, memleketin her tarafında Hıristiyan azınlıklar gizli veya açıktan açığa kendi özel emel ve maksatlarını gerçekleştirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlar.

Sonradan elde edilen güvenilir bilgi ve belgelerle iyice anlaşılmıştır ki, İstanbul Rum Patrikhanesi’nde kurulan Mavri Mira Hey’eti illerde çeteler kurmak ve idare etmek, gösteri toplantıları ve propagandalar yaptırmakla meşgul. Yunan Kızılhaç’ı ve Resmî Göçmenler Komisyonu, Mavri Mira Hey’eti’nin çalışmalarını kolaylaştırmakla görevli. Mavri Mira Hey’eti tarafından yönetilen Rum okullarının izci teşkilâtları, yirmi yaşından yukarı gençleri de içine almak üzere her yerde kuruluşunu tamamlıyor.

Ermeni Patriği Zaven Efendi de, Mavri Mira Hey’eti ile birlikte çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor. Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz sahillerinde örgütlenmiş olan ve İstanbul’daki merkeze bağlı bulunan Pontus Cemiyeti hiç bir engelle karşılaşmadan kolaylıkla ve başarıyla çalışıyor.”

...

Şimdi duralım ve günümüz “manzara-i umumiyesi”ne bir bakalım.

Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında Yunan işgali başlamıştı.

Ya günümüzde?

Tayyip Erdoğan 19 Mayıs’a doğru Yunanistan ziyaretine çıktı.

Ve daha ilk günden Rumlara Patrikhane’nin açılacağı sözünü verdi.

Açılması için söz verdiği Patrikhane Mustafa Kemal’in Nutuk’ta Yunan işgalini örgütlemekle suçladığı ve belgelediği Patrikhane!

Yani Tayyip tam da kendisinden beklenileni yapıyor, yeni bir Yunan işgali için soydaşlarına söz veriyor!

Mustafa Kemal Samsun’a çıkarken Tayyip Atina’ya çıkıyor.

Çünkü soy çekiyor, herkes anavatanına koşuyor...

...

Aynı Tayyip bir taraftan da Obama’ya söz veriyordu geçtiğimiz ay Amerika’da: Türkiye Ermenilerle sorunlarını çözecekti.

Hangi Ermeniler peki bunlar?

Yine Mustafa Kemal’in Nutuk’ta bahsettiği Ermeni işgalini hazırlayan Ermeniler!

Tayyip yine safını iyi seçmiş.

Türk’ün değil Ermeninin yanında!

Ne diyordu Mustafa Kemal Nutuk’ta:

Türklere karşı Ermeni-Rum ittifakı!

...

Tayyip Atina'ya Türkler Samsun'aYunan Ordusu İzmir’e çıkmış, Türk “ilk kurşun”u İzmir’de atmış.

Bayraklar evlere asılmış, çünkü artık bağımsızlık gitmiş, işgal başlamış.

Dönüyoruz 2010 yılının İzmir’ine...

Tüm şehir yine Türk bayraklarıyla dolu...

Çünkü AKP iktidarı Yunan işgalinden beter.

Tayyip Efendi seçimlerde bas bas bağırıyor, “İzmir’i istiyorum” diye!

Çünkü İzmir Türk’ün kalesi.

Tayyip, Venizelos gibi girmek istiyor İzmir’e..

Ama...

O Venizelos’un ve ordusunun İzimir’i nasıl terk ettiğini birileri hatırlatmalı ona.

Mesela Yunanistan’daki soydaşları ona, esir düşen Yunan Başkumandanını, denize dökülen Yunan ordusunu anlatabilir...

...

2010 yılının Samsun’unda bir şehit cenazesi ve AKP’nin bakanları cenazeye kabul edilmiyor.

Kabul etmeyen şehit aileleri ve Samsunlu Türkler.

Tayyip ve partisi, İngiliz zabitleri kadar yabancı ve düşman gibiler ülkemizde...

Türk, şehitlerin sebebi olarak sadece PKK’yı değil AKP’yi de görüyor.

Ha AKP ha PKK, ha Apo ha Tayyip...

Bir fark yok aralarında Türk için.

İkisi de bağımsızlığımıza düşman, ikisi de vatanımızı bölmek için çırpınıyor.

Ve Karadeniz çırpınıyor.

Atmak için düşmanı yurttan.

...

2010 yılının Türkiye’sinde Türk Ordusu yine esir...

Mondros’un yerini Ergenekon soruşturması almış ve komutanlar Silivri’ye sürgün edilmiş.

Türk Ordusu’nun yetkileri alınmış elinden..

Ama acaba onuru?

Mondros Antlaşması imzalandıktan sonra da Türk Ordusu’nun silahları elinden alınmış, komutanların direnenleri tutuklanmıştı.

İngiliz işgalciler kaç subayımızı tutuklamıştı?

15!

Ergenekon’da tutuklanan subay sayımız bu rakamın kat kat üzerinde...

İngilizden beter bir idare, Türk Ordusu’na İngilizden daha düşman bir anlayış...

...

2010 yılının 19 Mayıs’ında işbirlikçiler egemen ama ulusal güçler direnişi başlatıyor.

Yunan işgali Balıkesir’den, Ayvalık’tan mı başlamıştı, hatırlayalım...

Ulusal Parti ilk teşkilatlarını Ayvalık’a, Bandırma’ya, Edremit’e, Balıkesir’e kurdu!

Ermeniler ve Fransızlar güney cephesinden mi başlamış işgale...

O halde Ulusal Parti Adana’da güney cephesini tutacak ve Hatay’da Fransızlara tarihi bir ders verecek!

Allah kısmet ederse yakında...

Vurun Türk milleti namus günüdür...

Konya’ya İtalyan askerleri mi girmiş...

O halde Ulusal Parti Konya’da teşkilatını açar elbette.

Karadeniz sıradadır...

Pontus’a yem edilmeyen Karadeniz bir avuç Kürt işgalciye mi verilecek.

Demek ki yollara düşme, Samsun’a çıkma zamanıdır.

19 Mayıs’ta Ulusal Parti Samsun sokaklarında düşman işgaline karşı bildiri dağıtmaktadır.

...

Ne diyordu Mustafa Kemal 91 yıl önce:

“Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, istiklâlden yoksun bir millet, medenî insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık görülemez.

Yabancı bir devletin koruyup kollayıcılığını kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten de bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.

Halbuki, Türk’ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!...

O halde, ya istiklâl ya ölüm!”

...

Dönelim günümüze...

Temel ilke Türk milletinin haysiyeti ve şerefi ise...

Türk olmanın mutluluğu bile Türk’e çok görülüyorsa...

Rum ve Ermeni işgalinin yerini Kürt işgali almışsa...

Tüm partiler bu düzene uymuşsa...

İki seçenek kalmıştır geriye:

“Ya işbirlikçi partiler ya Ulusal Parti.”

Sloganımız tektir ve değişmez:

Ya İstiklal ya ölüm!

Vurun Türk milleti namus günüdür!


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Samsun ve Kayseri'den gelen türk yumruklarından sonra yükselen milliyetçilik duygularının önünü kesmek için chp'de anap misali yamalı bohça oluşturdular ,ama bu kürtler değil miydi mecliste bayrağı yere indirip kürtçe yemin ederek chp'yi 4 yıl meclis dışında bırakan? Türk milletinin başına Türk gelecek artık ,yeter!

Ayşe, Adana
23 Mayıs 2010


Ulusal Parti Beşiktaş İlçe Başkanlığı'nın açılışını dört gözle bekliyorum..

Anonim, İstanbul
22 Mayıs 2010


Sayın Nuri Bozdoğan. Yazınızan katılıyorum. Umarım tüm CHP liler gelir.
Çalışmak gerekiyor. Ben hazırım. Sıra sizde....

Murat Pira, İzmir
22 Mayıs 2010


Atatürkçü Türkler: CHP'yi terkedin ve Ulusal Parti'ye gelin. Çünkü artık CHP Atatürk'ün değil, Kürt-İslamcı'ların müstakbel partisidir!
Umarım CHP'de varolan Türk ve Atatürkçü tüm üst-alt düzey yönetim ve il örgütleri bize katılır..

Nuri Bozdoğan, Bursa
21 Mayıs 2010


Yunan düşmüş derdine
Senin orda işin ne
Yurtta ondokuz mayıs
Senin orda işin ne

Düşene tekme vururlar
Osmanlıya vurdular
Fırsatı fırsat bildiler
Senin orda işin ne

Git sen düşeni kaldır
Oda sana saldırır
Yurtta bayram var iken
Senin orda işin ne

Oymu verecek sana
Yaltaklanırsın ona
Senin halkın burada
Senin orda işin ne

Sabit der uyan artık
Adama adam yaptık
Bakın nerede gördük
Senin orda işin ne

Ozan Sabit Özdemir, Yozgat
21 Mayıs 2010


Onur Öymen , Mustafa özyürek , Canan Arıtmanları da artık Ulusal Partide görmek nasip olur. Oylar Türk solu partisi Ulusal partiye...

Çingiz Han Ateo, İstanbul
21 Mayıs 2010


bravo .... duygu ve düşüncelerimi yansıtmışsınız... akp yi istemiyorum , ben amerikanın değil Atatürk ün çocuklarıyız... ya istiklal ya ölüm.....

İrem Acar, İstanbul
20 Mayıs 2010


tebrikler tebrikler yazılar ve söylem tek kelime ile harika. ulusal parti de tıbkı mustafa kemal gibi örgütlenecek.  YAŞA SEN TÜRK SOLU YAŞA ULUSAL PARTİ . TÜRK ÜN ŞANLI ÖNDER PARTİSİ ULUSAL PARTİ BİZ SENİN AKINCILARIN OLMAYACAK DA KİMİN OLACAGIZ.

Ahmet Karacalı, İstanbul
19 Mayıs 2010


SELAM OLSUN! EYVALLAH BE GÖKCE ABI! CESUR YÜREK ,YINE GERCEKLERI HALKIMA SUNMAYA DEVAM....... EVET ABI ,YA ISTIKLAL YA ÖLÜM!  EVET ABI ,SENIN ICIN ,BU DAVA ICIN ÖLMEYE DEYER BE ABI.... BIR DE SENIN KADAR CESUR OLABILSEK...... AH BE ABI HANI DERLER YA KORKAKLAR HERGÜN ÖLÜR, CESURLAR BIRGÜN... EVET ARKADASLAR , GÖKCE FIRAT KADAR CESUR OLALIM! CESURLARIN ÖLECEGI O BIRGÜNÜ DE KENDIMIZ BELIRLIYELIM! NE DEMISTI HAIN, KÜRCÜ, FASIST dtb`LI DEMIRTAS : "BIZIMLE MÜCADELE EDEBILMENIZ ICIN EN AZ BIZIM KADAR CESUR VE YÜREKLI OLMANIZ LAZIM...."     EVET ARKADASLAR SÖZÜN BITTIGI YERDEYIZ.. EVET GÖKCE ABI ,YA ISTIKLAL YA ÖLÜM!

Ahmet, İstanbul
18 Mayıs 2010


Ben Türkiye'de yapılan siyaseti Amerikan Güreşi'ne (WWE) benzetiyorum. Maç bellidir, oyuncular bellidir. Kimin kime ne zaman vuracağı, diğerinin ne zaman ayağa kalkıp atak yapacağı ve diğerine üstünlük kuracağı vs filan herşey önceden ayarlanmıştır. Zaten bütün oyuncular birbirleriyle arkadaştırlar ve -amiyane tabirle- aynı kaba pisleten kişilerdir. Dün birbiriyle kıyasıya karşılaşan şahıslar yarın öbürgün başka bir müsabakada aynı takımda beraber olabilmektedir. Görünürde birbirleri ile kanlı-bıçaklı kavga eder gibidirler. Ama bütün hareketlerle

darbeler tamamen kurgusaldır ve sahtedir. Tek amaç ise tribünleri eğlendirip para kazanmaktır.

Esas parayı kazanan ve işi götüren (aynı zamanda da ortalıkta hiç gözükmeyen) perde arkasındaki patrondur. Maça çıkan oyunculara kazandığı servet büyüklüğündeki gelirin ancak milyonda birini koklatır ve bu işi bu şekilde sürekli idame ettirir. Oyuncular yaşlandığı zaman ya da başı herhangi bir konuda derde girip sürklase oldukları anda da eskiler anında yenileri ile değiştirilir. Oyun aynı oyundur, patron aynı patrondur; kazanılan para aynı paradır, ring aynı ringdir. Değişenler ise sadece oyuncular ve seyircilerdir..

Bu mecazi anlatımımdaki oyuncuların partiler ve siyasetçiler, tribünlerin halk ve perde arkasındaki büyük patronun da A.B.D. olduğunu zaten çoğumuz anlamıştır. Birbirlerine düşman gibi gözüken reziller, yarın öbürgün menfaatleri için rahatlıkla biraraya gelebilmektedir. Ülkemiz tıpkı bir halının içten içe yanması gibi sinsi ve yavaş bir şekilde yanmaktadır. Umarım bu alev birden parlamaz ve hepimizin bir anda sonunu getirmez. Şu an için Türkiye'de bu çirkef ve (İlyas Salman üstadımızın tabiriyle) ahır düzeni değiştirebilecek tek bir parti vardır, o da bizzat ve bizzat Ulusal Parti'nin ta kendisidir! Bu ülkenin bu partiye ve Sayın Gökçe Fırat'a acilen ihtiyacı vardır.

Bu yangını ancak siz söndürebilirsiniz..

Tarık Bozdağ, Ankara
18 Mayıs 2010


tayyipin bir gürcistan gezisi sırasında "ben de gürcüyüm. dedelerim gürcistandan gelmiş", sözü onun soyunun nereye dayandığının açık bir ifadesidir.

Ali Demir, İstanbul
18 Mayıs 2010


MEVZU BAHİS VATAN İSE GERİSİ TEFERRUATTIR...

Sinan, İstanbul
18 Mayıs 2010


yüreğim yanıyor, göz göre göre vatanım elden gidiyor! Birleşin tüm vatanseverler!

Whitequeen, İstanbul
18 Mayıs 2010


KAHROLSUN AKP FASİZMİ, YASASIN ULUSAL PARTİ. YASASIN TURK MILLIYETCILERI

Kemalist, Antalya
17 Mayıs 2010


cok guzel bir sekilde akp ve tayyip vizyonu aciklanmistir.bir katkida ben yapiyim.12 eylulde vanin akdamar adasinda tayyip ermenilerle duzenleyecegi ayini erteledi 19 mayisa cunku kendisini kurtarma anayasasi cikariyor.hayati onemi var.bu ayni tayyip 70 li yillararin sonuna dogru sultanahmette ayasofyayi ibadete acma mitingleri yapardi simdi ise patriklere ekumenlikler soz veriyor ayinler duzenliyor, herealda ekumenligin ardindan ilk ayin i rum patrigi ayasofyada duzenler. tayib nerden nereye.bir insan tc basbakani olup aynizamanda turk dusmani olmasi turkiyedeki ihanetin boyutlarinin nerelere vardigini cok iyi gostergesidir.

Yaşar Salur, Karaman
17 Mayıs 2010


türk olmak onurdur.bize haysiyetssizlik yaraşmaz yakışanlar zaten türklüğün ne olduğunu bilmeyen asalak embesillerdir.zamanında uçurumun kenarından yüce insanlar tarafından bu ülke kurtarıldı ve  yine kurtulacak.zamanı çoktan geldi geçti bile artık hedef bağımsızlık hedef özgürlük.kahrolsun özgürlük için savaşmayanlar yol belli haritada eee iki yol kaldı YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!

Uğur, Artvin
17 Mayıs 2010


tek yol kalmıştır oda ulusal partidir. başarılar...

Murat Pira, İzmir
17 Mayıs 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40