Onur Cüre - Türk’ün öfkesi sizi yıkacak!
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
PKK'yı Karadeniz'e sokmayacağız!
ALİ ÖZSOY
Deniz'ler asılırken
CHP ne yapıyordu?
ÖZGÜR ERDEM
Ermenileri katleden Türkler değil Kürtlerdi!
KAYA ATABERK
AKP tarımdan sonra hayvancılığı da bitirecek!
OKAN İŞBECER
Et sorunu ve Kürt sorunu
TUĞRUL ÇELİK
Hitler'in hemşehrileri ırkçılara, ırkçılar da Kürtlere destek oluyor
ARİF BAKIR
1977'den 2010'a 1 Mayıs
TEVFİK KAYMAZ
23 Nisan ve
Hakimiyet-i Milliye Bayramı
ESER ÖZALTINDERE
Nihayet Türklük düşmanı Talat'tan kurtulduk!
ONUR CÜRE
Türk'ün öfkesi sizi yıkacak!
TÜRKKAYA ATAÖV
Müze ve kazı soygunları
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Yol ayrımında
Türk jeostratejisi (II)
ERGİN KONUKSEVER
Deniz Gezmiş'in
babasına mektubu
İLYAS SALMAN
Babalar düzeni
Ulusal Parti Denizli'de
İzmir Kitap Fuarı'ndaydık
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (22c)
 
 

Onur Cüre
Türk'ün öfkesi sizi yıkacak!

Her şey nasıl da başa döndü değil mi?

En başa!

Söylenecek çok bir şey yok. Ne uzun tartışmalar, ne ideolojik saptamalar, ne de tarihsel analizler.

Evet artık kral çıplak. İktidar sahipleri, medya sahipleri, sermaye sahipleri nasıl da yıkıyorlar tarihi bir milleti.

Peki ya içimizdeki şeytanlar? Bizim dediklerimiz? Muhalefet, yetkili kurumlar, neredeler?

Yani arkadaşım, senin çocuğun şehit olurken terörden hesabını soracak kurumlar, insanlar nerede? En azından yüreğine su serpecek bir açıklama yapacak yetkili makamlar nerede?

İnsanlarımızı katleden, terörü ve teröristi destekleyen, bizzat çocuğunun katilini yargılayacak adalet nerede?

Gazete köşelerini tutmuş, denizdeki suyun, havadaki kuşun, sokaktaki köpeğin hesabını soran, onlar için ağlaşan aydınların senin evladın şehit düştüğü zaman vicdanları nerede? Senin acını dindirecek devlet, yanında olacak muhalefet, nerede adalet, hukuk nerede?

İşte yapayalnızsın yine. Vicdanınla ve acınla baş başasın. Vicdanınızla ve acınızla başbaşasınız. Acınızı paylaşmalarını beklemeyin. Bakın televizyonlara, bakın gazetelere nasıl da alay ediyorlar değil mi? Nasıl da dalga geçiyorlar bizimle.

Birisi çıkıp sizin haklarınızı savunduğu zaman, sizin acınızı paylaştığı zaman, nasıl da acımasızca saldırıyorlar. Tehditlere baskılara maruz bırakıyorlar. Belki hatırlamak istersin seni savunan Uğur Mumcu’nun sonunu, belki hatırlamak istersin seni savunan daha nicelerini nasıl katlettiklerini. Peki ya şimdi? Ne kaldı elimizde?

Sözde çok partili, çok televizyonlu, çok gazeteli demokratik Türkiye. Ancak bir şartla, tek sesli olmak koşuluyla. Başarmışlar da. Herhalde Türkiye hiçbir döneminde bu kadar aynı şeyleri düşünüp aynı sonuca varmamıştır. Hiçbir zaman televizyonları gazeteleri bu kadar ortak noktada buluşmamıştır. Ne kadar duygusal değil mi? Tek yürek olmuş basın, Türklerin canına okuyor.

Bir Yılmaz Özdil farklı bir şey söyledi diye demediklerini bırakmıyorlar. Bütün büyük sermaye gazetelerinin yazarlarından tek bir kişi farklı düşünüyor diye içlerine sindiremiyorlar. Hemen tehdide hakarete başlıyorlar.

Dağdaki teröristin acısını paylaşan, İmralı’daki Apo’ya iyileştirme isteyen, sokaktaki eşkiyaya ceza indirimi talep eden, terör suçunun affını gündemden düşürmeyen, terörist kamplarını babalarının çiftlikleri gibi ziyaret eden, türbana özgürlükçüler, Apo’ya afçılar, Tayyip’e yalakacılar, Fethullah’a kulcular, çok hümanist solcular söz konusu Türk evladı Türk anası olunca nasıl da kapatıyorlar kapılarını?

Çarşaf çarşaf röportajlar yapıp ağlak sesli sunucularınızla yarattığınız duygusallık terörü aklayamaz. Terörü duygusallık değil ceza paklar. Cezasını da siz vermez, şımartıp bu milletin başına salarsanız millet bunun haddini elbette bildirir.

Bir de televizyon televizyon dolaşıp gazetelere demeçler veren, kendine aydın diyen kişileri çıkarıp çözüm önerisi istemiyorlar mı? Çok bilimsel açıklama yapacaklarmış gibi başlıyorlar psikolojiden, sosyolojiden, ekonomiden bahsetmeye. Amaçları belli, PKK’yı meşrulaştırmak. Konu Türk’ün psikolojisine gelince o zaten faşisttir. Onu tartışmak değil ona saldırmak çözümdür.

Faşist bir Türk! Üstelik yumruklu saldırıda bulundu diye ortalığa veryansın eden bu adamlar değil mi? Bütün medya atılan bu yumruğun, kırılan bu burnun hesabını sormuyor mu? Hem de partisi terör örgütü propagandası yaptı diye kapatılan bir adam için.

17 yaşındaki genç bir kız bütün bedeni yanarak can verdi. Bu burnu kırılan, suratı dağılan muhteremlerin demokratik tepkileri sonucu. On binlerimizi bu insanların demokrasi aşkından şehit vermedik mi? Ahmet Türk’ün burnu kırıldı diye iki polisimizi şehit ettiler. Peki Apo’nun odası bilmem kaç cm. kısaldı diye kaç insanımızın canına kıydılar?

Bunca olaya rağmen bu adamlar, şu buraya giremez, bu buraya giremez diye tehditler savurmuyorlar mı? O zaman ne diye üzülelim bu adamlar için? Entellik olsun diye mi?

Bırakalım sevenleri üzülsünler.

Bu adamlar bizim neye sevinip neye üzüleceğimize bile karışıyorlar. Sevdiklerimize bile karışıyorlar. İstiyorlar ki hepimiz susalım. Bize biçtikleri rol bu. Bize düşen tek seyretmek. Seyirci olmak. Taraftar olmak bile yasak bize.

İnsan vatanının taraftarı olmaz mı?

İnsan bayrağının taraftarı olmaz mı?

İnsan öz evladının taraftarı olmaz mı?

Ama olamıyor işte. Çok geliyor zat-ı muhteremlere.

Bu ülkede 30 bin vatan evladının canına kastetmiş bölücübaşının taraftarı olabiliyorsunuz.

Bu ülkede tarikat müridi ve taraftarı olabiliyorsunuz.

Bu ülkede terör örgütü üyesi olabiliyorsunuz.

Bu ülkede Türk’ü yok etmek isteyen, Türk’e düşman her akımın, her örgütün üyesi, taraftarı, sempatizanı olabiliyorsunuz ve davullarla zurnalarla karşılanıp kırmızı halılarla uğurlanıyorsunuz.

Bu ülkede Ermeni, Kürt, Çerkez, Gürcü, Roman olabiliyorsunuz.

Bu ülkede Atatürk yerine Humeyni’yi,

Kurtuluş Savaşı’nda İngilizi, Yunanı,

İç isyanlarda Ermenileri, Kürtleri,

Dış politikada Amerika’yı destekleyebiliyorsunuz. Bununla övünüp bununla yaşamayı seçebiliyorsunuz.

Toprak ağalarını, çocuklarımızın katillerini, uyuşturucu tüccarlarını, vergi kaçakçılarını milletvekili yapıp Meclis’ten konuşturabiliyorsunuz.

Azeri bayraklarını, Türk bayraklarını yakıp çöpe atabiliyorsunuz.

Tekel işçisine biber gazı sıkıp toprak ağalarına özel yasa çıkarabiliyorsunuz.

Devlet mallarını yok fiyatına özel sektöre babalar gibi satabiliyorsunuz.

Eee, bu milletten daha ne istiyorsunuz? Kırılan bir burnu bize çok mu görüyorsunuz.

Buyurun bunları eleştirin bakalım. Eleştirin de Tayyip, Sırrı Sakık, Osman Baydemir versin ağzınızın payını. Artık şerefinizle mi kurtarırsınız, namusunuzla mı, ananızla mı? Adamlarda ayar yok çünkü.

Yalnız şunu söylemek zorundayım. Bu millet, bu tarih, bu kültür, bu ihaneti ve aldatılmışlığı daha fazla kaldıramaz. Deneyenlere bir bakın. Osmanlı’nın son dönemini anlatan kitaplara bir bakın.

Ne güzel demiş değil mi şair:

“Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir!”

Onuruna ve gururuna dokunduğunuz bu milletin bütün yönetim kademelerini ele geçirebilirsiniz. Bütün sermayesini elinizde bulundurabilirsiniz. Bütün dış güçleri arkanıza alabilirsiniz. Ordusunu da yargısını da ortadan kaldırabilirsiniz. Bütün toplumu baskı altına alabilir, denetleyebilirsiniz. Ancak bu memlekette vatansever insanları öldürmekle, hapsetmekle bitiremezsiniz. Tehditle, baskıyla kontrol edemezsiniz. Bakın ne kadar da çaresizsiniz tek bir kişinin cesur saldırısında bile. Buyurun önleyin Türk gencini, buyurun önleyin Türk milletini.

Bu PKK’ya verdiğiniz hayat öpücüğüne benzemez. Bu kurumları ele geçirmeye, tasfiye etmeye benzemez.

Şimdi bütün basın yayınlarınızı tehdit bülteni gibi hazırlayın, Tayyip’i de Hitler gibi konuşturun, Bütün köşe yazarlarınıza da söyleyin bu ülkede hâlâ Türk milletini, Atatürk’ü savunan bir gazete, bir parti var. Sonra da çıkın sokaklara bakalım ölçün halkın tepkisini. Referanduma gidin, başkanlık sistemine geçin. Olmadı padişah olun, olmadı halife olun, olmadı diktatör olun. Bakalım dünya ve Türk tarihine yeni bir şeyler yaşatacak kadar zeki misiniz?


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


öyle bir durum varki ... askerimizin şehit olması bile artık normal olağan bir şey haline gelmiş sanki bizim askerimiz ya orda ölen .. ve hiçkimse den ses yok nede olsa onlar için bir kelle!!! artık yeter buna dur demek lazım içimden çıkıp şu sokaklara meydanlar bağırmak çağırmak YETEEEER !!!! diye bağırmak istiyorum !!! adam çıkıyor meydana bizi bizim ülkemizde tehdit ediyor lan sen kimsin sen hangi dağın köpeğisin !!!! meydanıda doldurmuş itler sürüsü hep bir ağızdan havlıyorlar !!!! ama unutmasınlar ki biz köpek kovalamasını iyi biliriz!!!!

Latif, K. Maraş
16 Mayıs 2010


Bu vatanın insanlarını her türlü avlıyorlar sağından solundan vuruyorlar sonra hiç bir şey olmuyormuş gibi bakıyorlar.Aydınlar  diyorsunuz aydın kim Türkiyede gerçek aydınları katledip yerine  hiçbir bilgi sahibi olmayan bağsur sülüklerini aydın yaptılar .Bütün liböşlar dev   sermaya sahiplari   onlar bu ülkenin düşmanları arasında onların vatanı olmaz .O zavallıar da abd  deki büyüklerin yanında ezikler onlar kadar olma yarışında herkesi harcamayı hedef bellemişler adları türkçe kendileri dinsiz  milliyetsiz ve en önmelizsi onursuz   varlıklar  vatanın evletlarını öldürüyorlar hani millet uyumasınlar oturdukları yerden gülüyorlar  kendilerini baki zannediyorlar tüm kaostan sonra onlara bişe olmaz zannediyorlar.O malum islamik parti  ve  tayfası ve yandaşları sizi ordan inince nere kaçacaksınız biz sizi bir yere göndermiyoruz bir hesabımız olacakk ölenlerden işsizlerden  yoksullıktan bitmiş acıdan duyarsızlaşmış halk sizin kafataslarınızı parçalyacak bu sefer aman vermek  yokk tarihinn ençok çekmiş halkının sabrını sınırı  yeterince zorlandı

Ft, İstanbul
8 Mayıs 2010


TARAFIZ TÜRKÜN TARAFI . TARAFIZ VATANSEVERLERİN TARAFI. TARAFIZ ATATÜRK ÜN TARAFI. İSMET PAŞAYI HİTLERE BENZETENLERE BİZ TÜRK TARAFI OLARAK YANIT VERECEGİZ.TÜRKÜZ TÜRK KALACAGIZ.EMPERYALİZME VE UŞAKLARINA KAFA TUTACAGIZ.

Ahmet Karacalı, İstanbul
4 Mayıs 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40