Ali Özsoy - Talat gitti sıra Tayyip’te!
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Hoşçakal Amiralim...
ALİ ÖZSOY
Talat gitti sıra Tayyip'te!
ÖZGÜR ERDEM
Sırıtarak astı
boğularak öldü
İNAN KAHRAMANOĞLU
Tayyip
padişah olmak istiyor!
SERAP YEŞİLTUNA
AKP ve PKK'ya karşı
"tek yumruk" olalım!
OKAN İŞBECER
Duy da inanma:
PKK ABD askeri vurmuş!
TUĞRUL ÇELİK
Mars'ta Kürt var mı?
TÜRKKAYA ATAÖV
Düşman uyumaz!
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Yol ayrımında
Türk jeostratejisi (I)
EROL MÜTERCİMLER
Aynanın arkasındaki gerçeklere ulaşmaya çalışıyorum
ERGİN KONUKSEVER
Deniz Gezmiş’le
yaptığımız röportaj-2
Ulusal Parti Balıkesir'de
Basında Ulusal Parti
EYKAN CAN
Yeraltı zenginlikleri
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (22b)
 
 

Ali Özsoy
Talat gitti sıra Tayyip'te!

Yes Be Annem…

Bir işgal ordusu gibi geldi AKP. İlk Kıbrıs’a girdi. Sonra her yere. Ancak ilk olarak da Kıbrıs’tan atıldı. Sıra Türkiye’de…

Nasıl gelmişti Talat?

ABD dolarlarıyla…

AB yalanlarıyla…

Karen Fogg ajanlarıyla…

AKP yardımlarıyla…

Annan’ın planlarıyla…

Gümbürtüyle, patırtıyla…

Ve ne demişlerdi?

Yes Be Annem!!!

ABD Irak’a ordusuyla girerken, Batı âlemi mazlum kanına girerken, işte tam o günlerde Türk Kıbrıs’a da dolarlarıyla, ajanlarıyla, satılık adamlarıyla saldırmışlardı.

Kıbrıs’ta yaşanan, Turuncu Devrimlerin ilkiydi. Gürcistan’dan, Ukrayna’dan ve Kırgızistan’dan önce… Sokaklarda satılmış ruhlar ya da kandırılmış ruhsuzlar, ellerinde AB, ABD ve hatta Rum’un bayrakları, “Yes Be Annem” diye haykırıyordu. Denktaş’a “taş”, tarihin en büyük soykırımlarından birini engellemiş Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ise işgalci diyorlardı.

Ne günlerdi ama! AKP yeni iktidara gelmişti. Medya, Abdullah ve Tayyip hep bir ağızdan bir Denktaş’a saldırıyor, bir de ABD tezkeresi geçmedi diye komutanları suçluyorlardı. “Gerçek AKP iktidarı ancak Kıbrıs’ta Denktaş devrilirse kurulur” diyorlardı.

Denktaş’ı belki hiç yıkamayacaklardı ancak TSK’nın zirvesine kadar çıkan bir köstebek Annan Planı için aynı cümleyi kurmasın mı: “Yes Be Annem!”

İşte Türk tarihinde yeni bir ihanetin adıydı bu. Savaş alanında şehit kanlarıyla kurtarılan ve anlaşma masalarında padişahın haremindeki bir cariye gibi Batı’ya satılan vatan toprakları listesine Kıbrıs eklenecekti.

Mısır, Kıbrıs, Teselya, Girit…

2. Abdülhamit bir kalemde İngiltere ve Yunanistan’a koca koca vatan topraklarını bırakmıştı.

3. Abdülhamit Tayyip ise Cumhuriyet’i yıkmak için şimdi ikinci kez Kıbrıs’ı satacaktı. 1974 şehitlerinin mezarları üzerinde dans edeceklerdi.

Gözleri fırıl fırıl dönen, parlak suratlı, dazlak kafalı Talat hazırdı. Onlar vatan satıcılığına hep hazırdı:

“Yes Be Annem”

BYE BYE BE ANNEM

Peki ya ne oldu şimdi?

Her gelişin gidişi varmış değil mi?

Güzelim Kıbrıs şivesiyle kıçına Türk tekmesi yemiş, yampiri yampiri yürüyen bilmem kaç kuşaklık İngiliz ajanına, şimdi biz haykırıyoruz:

“BYE BYE BE ANNEM!

BYE BYE”

Bye bye Talat!

Ajanlık hep para eder sananlara bye bye!

Bu halk her yalanı yutar sananlara bye bye!

Tehditlerle ve küfürlerle sıradan insanları yıldırabileceklerini sananlar bye bye!

Her şeyi para sananlar, halkı da kendi gibi bilenler bye bye!

Bye bye Talat!

“Benim arkamda ABD var. AB var. AKP iktidarı var. Ve hatta Hristofyas var. Bana bir şey olmaz, sırtım yere gelmez” diyenlere bye bye!

Emperyalizmi yenilmez sananlara bye bye!

Bye bye Talat!

Bin bir türlü dış müdahale, rüşvet ve tehditle oy alınca işte demokrasi diyenler...

Ancak halktan sandıkta ders alınca ağzını bozup yine halka küfredenler…

Bye bye!

Bye bye Talat!

Türk’ü bölenler, Türkiye’den, anavatandan gelip Kıbrıs’ta mücahitlik yapanlara, emeğiyle çalışanlara, namusuyla yaşayanlara “karabaş” diyenler, “işgalci defol” diyenler, “KKTC kurulunca ağladım” diyenler, Türklüğünden utanıp “ben Kıbrıslıyım” diyenler…

Bye bye!

Bye bye Talat!

Kıbrıs Türk’ünü soykırımdan kurtaran Türk Ordusu’na faşist, gözü gibi sevdiği vatan parçasını kendi vergileriyle kişi başına milli geliri 15 bin dolarlık bir cennete çeviren Türk milletine işgalci diyenler…

Bye bye!

Bye bye ABD!

Bye bye Obama!

Kahraman Türk askerini adadan kovup, kendi katillerin için açacağın askeri üssü unut!

Yürü anca gidersin!

Bye bye Hillary!

Her başı sıkıştığında Vaşington’a çağırdığın Talat’ı da al.

Yürü anca gidersin!

Bye bye AB!

Alın size iki Kıbrıs…

Güneyini tepe tepe kullanın.

Kuzeyi bizim.

Yürü anca gidersin!

Bye bye İngiltere!

Bundan sonra Türk Kıbrıs’a ancak turist olarak gelirsin.

Yürü anca gidersin!

Bye bye gözlemcisi, diplomatı, ajanı, özel temsilcisi, Sorosçusu, NGOcusu!

Hem KKTC’yi tanıma, hem de kirli paraların, iğrenç tehditlerin ve yalan vaatlerinle her seçimde halkın boğazına sarıl!

Sen de yürü anca gidersin!

Bye bye satılık medya!

Bu halk seni ne zaman dinledi ki!

Bir de utanmadan Talat için adaya çıkarma yaptınız. Karen Fogg’un fonlarından, Tayyip’in TMSF’sinden tıkına tıkına şiştiniz yetmedi mi?

Talat’ın atacağı kemiğe mi kalmıştınız?

Hadi siz de yaylanın. Anca gidersiniz.

Bye bye BM!

Annan’ı da, planlarını da, masalarına da al git!

Hepinizin suratına…

BYE BYE BE ANNEM!

BYE BYE!

Sana da Bye Bye Be Tayyip!

Ve nihayet bye bye be Tayyip!

Padişah bey ne oldu?

Hani her şeye gücünüz yeterdi. Askerin belini ilk Kıbrıs’ta kırmıştınız. Şimdi de mücahit torunları ilk tekmeyi belinize orada indirdi.

Bu sefer sana hayır diyen bir Ordu da yoktu. Denktaş bir kenara çekilmişti. Her şey elindeydi. ABD, İngiltere ve AB, herkes senin ve Talat’ın arkasında... İhanet metinleri masada… Kıbrıs’ı satmaya, Potamya’dan ırkdaşlarına peşkeş çekmeye ramak kalmış.

Ne oldu be Tayyip!

Bir şeyi unuttun galiba. O adada yaşayan bir de halk var.

Unuttun mu?

Bakanlarını adaya gönderdin, milletvekillerini adaya gönderdin, yetmedi belediye başkanlarını bile adaya gönderdin. Ama bu sefer gittikleri her köyden yaka paça kovuldular. Bir tanesi kös kös adayı terk ederken şöyle diyordu: “Ben buraya tatil yapmaya geldim, UBP’liler beni dövüyordu.”

Kardeşim sen Kayseri’ye de gitsen, Samsun’a da gitsen, Kıbrıs’a da gitsen olacak olan bu!

Otur oturduğun yerde. Bırak Kıbrıs’ı! Bir dahaki seçimlerde bak bakalım Türkiye’de başına neler geliyor!

Talat elinde cep telefonu, köy köy dolaşıp, tek tek vatandaşa Tayyip’in attığı destek mesajını gösteriyordu.

Yıllarca küfrettiği anavatan için “Türkiye beni destekliyor, ey Türkiyeli vatandaşlarım Tayyip’in hatırı için bana oy verin!” diyordu.

Bre cahiller, bilmez misiniz ki AKP Türkiye’de yıkılıyor. İlk seçimde Nasreddin Hoca’nın kavuğu gibi gümbür gümbür gidecek! Kıbrıs’ta size ne hayrı dokunsun?!

Bu halk Tayyip’ten yaka silkmiş, Talat’ı ne yapsın!

18 Nisan günü Kıbrıs’taki seçimlerde sadece Talat’ın değil, Tay­yip’in de pantolonuna ayakkabı izi çıktı. Kıbrıs Türk’ü aslında “Bye bye be Tayyip” dedi.

Bir işgal ordusu gibi geldi AKP.

İlk Kıbrıs’a girdi.

Sonra her yere. Ancak ilk olarak da Kıbrıs’tan atıldı.

Sıra Türkiye’de…

Turuncu Devrimler bitti, Sıra Al Devrimlerde

Yeryüzü arınıyor. Hiçbir şey aynı kalmıyor. Volkanlar patlıyor. Zelzeleler toprağı sarsıyor. Gökten yağmurlar iniyor ve sel suları ABD emperyalizminin kirli bir cerahat gibi ülkeleri kaplayan iktidarlarını sürükleyip gidiyor.

Halklar asla sonsuza kadar esir edilemez. Her emperyalist işgalin bir de ricatı vardır. Her vatanda direnen birileri mutlaka bulunur. Ezilen halklar için her yenilgi, büyük bir zaferin ebesidir.

Tarihi hayatları kadar kısa sanan zayıf karakterli işbirlikçiler için emperyalizm yenilmezdir. Paraları sonsuz, silahları ölümcül, orduları yenilmez gözükür.

ABD Irak ve Afganistan’a saldırdığında ne diyorlardı?

“Bir haftada taş devrine dönecekler. Türkiye aptallık yapmasın yoksa bizim de başımıza aynısı gelir.”

Üstünde bilmem kaç bin dolarlık teçhizatı, çelik yeleği, gece görüşlü dürbünü ve beş bin dolarlık maaşıyla coni girdiği yerleri yaktı, yıktı, tecavüz etti, soydu. Ama sonunda mazlumun tokadını yedi ve hem Irak’ta hem Afganistan’da belasını buldu.

Silahla yapamadıklarını parayla yapabildiler mi peki?

Turuncu devrimler dalgası güya tsunami gibiydi. Soros girdiği ülkede hemen iktidarı devirecekti. Dolarlar havada uçacak, insanlar meydana koşacak, turuncu flamalar, ABD bayrakları açılacak ve tek bir ABD askerinin burnu kanamadan ülkeler teslim alınacaktı.

Ama bakın ne oldu? Sırayla tüm turuncu iktidarlar devriliyor. Kırgızistan’da linç olmaktan zor kurtuldular. Ukrayna’da liderleri barajın altında kaldı. Gürcistan’daki kendi ülkesini parçalattı.

Turuncu dalga geri çekiliyor. İlk Azerbaycan dik durdu. Hop dediler. O kadar basit değil. Sonra gerisi geldi. Domino taşı gibi tüm ülkeleri devireceğiz diyorlardı. Devrilen CIA ajanları oldu.

Peki ya, ilk turuncu devrimlerin yaşandığı yerler?

Birincisi Türkiye, ikincisi Kıbrıs’tı.

Kıbrıs’ta da artık Soros’un turuncusu değil, Türk’ün kırmızısı, mazlumun bayrağı var.

Ve geldi sıra birinci Turuncu Devrime…

AKP’nin kara ihtilali, Kürt-İslam faşizmi, ABD’nin ilk başarılı turuncu devrimi, ilk silahsız işgaliydi. Bütün turuncu kafalar gitti. En sona Tayyip kaldı.

Ne demişler? Türk’ün jetonu geç düşer. Ama bir düştü mü?

Geç olsun güç olmasın. Kıbrıs’ta devrilen domino taşı, Ankara’daki faşistleri de devirecek.

Müjdeler ey halkım, güzel günler geliyor!

Turuncu devrimler devri kapandı.

Ay yıldızlı al devrimler geliyor!

Tayyip Efendi!

Demek ki halk yol gösterince, Lale Devri bitermiş. Ne ABD silahı ne de kirli dolarları kâr etmezmiş.

Talat’ı gördün. Sıra sende.

Öyle telefon dinlemek, komplo kurmak, asker tutuklatmak gibi değil bu iş. Halk oy vermeyince, ayağa kalkıp silkelenince bir akşam kendini sokakta buluyorsun. Ve bir bakmışsın muhaliflerinin ensesinde cellâdın giyotini gibi işleyen devlet makinesi, senin tepene binmiş.

Telefonlarda başka kulaklar, mahkemelerde başka celpler, mavi kırmızı ışıklı ekip arabalarında başka tutuklular…

Talat sıradan bir kasaba politikacısı… Bilmem kaç kuşaklık bir İngiliz memuru ailenin son medarı iftiharı… Köşkten çıkar gider. Güneyde Hristofyas’la uzosunu içer, şeftali kebabını yer. Emeklilik hayatını rahat yaşar.

Peki, ama Tayyip bu halk sana da “bye bye” deyince, sefahat masasından kalkma vakti gelince sen nasıl hesap ödeyeceksin!

Kırgızistan’da Bakiyev önceden bir kaçış rotası belirlemiş. Bizce şimdiden sen de düşünmeye başla.

Çünkü bu halk sana sadece “Bye Bye Be Tayyip” demeyecek, “şöyle gel bakalım iki dakika buraya” diye kenara da çekecek!


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

 

sizin gibi özgün sizin gibi milli yazanlar az bulunuyor. ben diyorum ki sizler kesin olarak nazım hikmet in torunu yada akraba sısınız.tayyib kıbrıstan gittigi gibi türkiye den de tıpış tıpış gidecek. amerika nın planlarını uygulayan türkiye yi bölmeyi ilke edinmiş bir siyasi lider bu topraklarda liderligi sürdüremez.bu topraklar türkün topragıdır . ve bölünemez. hiç bir zaman buna türk helkı izin vermiyecektir.nazım hikmetin torunlarıda kalemleriyle partileriyle buna izin vermiyecektir. yaşa sen ulusal parti sana nazım hikmetin torunları gibi militanlar yakışır.

Ahmet Karacalı, İstanbul
30 Nisan 2010


ne mutlu türk olana... Türküz mutluyuz.... saygılar,

Murat Pira, İzmir
28 Nisan 2010


ancak bu böyle gitmez yepyeni bir hayat gelir.yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından  mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından  gün gelir zorbalar kalmaz gider devrimin şanlı yolunda kül gibi savrulur gider halkın nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor. TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE İÇİN TAM BAĞIMSIZ KIBRIS İÇİN TAM BAĞIMSZ TÜRKLER İÇİN

Uğur, Artvin
27 Nisan 2010


akp bu ülkenin başına bela oldu ama iktidardan düştükleri gün biz onların başına bela olacağız

Erdem, İstanbul
27 Nisan 2010


Ali Özsoy abimiz.. bu nasıl bir yazıdır böyle? benim gibi ağlama özürlü birisini, öz babasının cenazesinde bile ağlayamamış birisini hem ağlattınız, hem de içime su serpip ferahlattınız!

gidecekler abicim; it gibi köpekler gibi gidecekler. ama tabii ki yaptıkları yanlarına kâr kalmayarak gidecekler. yüce mahkemelerde - İstiklal mahkemelerinde hesap verip öyle gidecekler. liboşlarını da yanlarına alıp gayya kuyusunun taa dibine kadar gidecekler!

ödeştik ey sevgili K.K.T.C.! 1974'de biz sizi kurtarmıştık; şimdi de siz bizi RTE'den kurtarmanın ilk adımını atttınız.

bulgurlarınız da kömürleriniz de beleşe dağıttığınız ev eşyalarınız da, hiç; ama hiç bir şey sizleri kurtaramayacak!

sözde "Ergenekon" tezgahı sürecinde vefat etmiş olan komutanlarımız devlet töreni ile yeniden defnedilecek. ama BU ÇEKİLEN ACILARA KARŞILIK DA birileri yağlı urganlara abdestsiz gidecek! o esnada da biz şanlı İstiklal Marşımızı radyolardan büyük bir huşu ve mutluluk içinde dinleyeceğiz!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE, NE MUTLU ŞU MİLLETİN BİR PARÇASI OLANA, NE MUTLU ONUN İÇİN ÖLENE VE ÖLDÜRENE; ÇİLELER ÇEKENE, NE MUTLU TÜRKİYE'YE VE TÜRK İNSANINA!

TÜRKE MEZAR KAZMA CÜRETİNDE BULUNAN 7 DÜVEL TÜM İÇ VE DIŞ ŞEREFSİZLERİ, O KAZDIĞI MEZARLARA DİRİ DİRİ DİRİ GÖMÜP ÜZERLERİNE BETON VE ÇELİK DÖKECEĞİZ; BİR DAHA HORTLAMASINLAR DİYE!
kurtuluşumuz yakındır..

Can Saklamaz, İstanbul
26 Nisan 2010


Sayın Ali Özsoy hiç kuşkusuz Faşist Tayyip'in sonuda rumcu Talat gibi olacaktır!! Ben Kıbrıs'ta dört senedir öğrenciyim ve burada dönen dolapları gördük!! UBP den önceki rumcu CTP Türkiye den gelen insanları hor görüyordu hatta KKTC Vatandaşı olmayı zorlaştırmışlar çünkü bunlar katliamcı rumların politikalarını destekliyorlardı!! Ama Kıbrıs Türk'ü Genel Seçimlerde bunlara UBP'yi tek başına İktidara getirerek gösterdi ve geçtiğimiz haftada Sayın Derviş Eroğlu'nu Cumhurbaşkanı seçerek işbirlikçilere gereken cevabı verdi!! Türk Milleti de 2011 seçimlerinde Faşist Akp ve Tayyip'i sandığa gömecektir!! ARTIK SÖZ TÜRK'LERİN!! ARTIK ULUSAL PARTİ VAR!!

Mustafa Serhat Akman, Muğla
26 Nisan 2010


Bizimkiler burada işbirlikçiler için yumruklarını konuştururken Kıbrıslı kardeşlerimiz  tekme yöntemini kullanıyorlar. AKP'nin bütün açılımları bir hafta içinde çöktü. Ahmet Türk ve Taner Yıldız yumruklandı, Talat tekmeyi yedi ve Ermenistan bayrağımızı yakarak protokolleri durdurdu.Çanlar AKP için çalıyor.  AKP'nin bitişi de yakındır. Söz artık Ulusal Parti'de! Ulusal Parti, bu süreçte üzerine düşeni yapacak, Türk milletini örgütleyip yeniden Atatürk aydınlığına çıkaracak.

Anonim, İstanbul
26 Nisan 2010


kıbrıs türkleri başında oynanan oyunları görmüş cevabını tokat gibi vermiştir.Darısı hala daha hani başka kim var? Kimi getirelim? deyipde tayyibe oy vermeyi düşünen zavallı beyinlerin başına

Erdem, İstanbul
26 Nisan 2010


Kıbrıs'ta Türk'ün zaferi, Ulusal Parti'yle Türkiye'de de devam edecek!

Samim Öztürk, Ankara
26 Nisan 2010


Kıbrıs Türk'tür Türk kalacak!

İnan, Ankara
26 Nisan 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40