Okan İşbecer - Yurttan
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Hoşçakal Amiralim...
ALİ ÖZSOY
Talat gitti sıra Tayyip'te!
ÖZGÜR ERDEM
Sırıtarak astı
boğularak öldü
İNAN KAHRAMANOĞLU
Tayyip
padişah olmak istiyor!
SERAP YEŞİLTUNA
AKP ve PKK'ya karşı
"tek yumruk" olalım!
OKAN İŞBECER
Duy da inanma:
PKK ABD askeri vurmuş!
TUĞRUL ÇELİK
Mars'ta Kürt var mı?
TÜRKKAYA ATAÖV
Düşman uyumaz!
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Yol ayrımında
Türk jeostratejisi (I)
EROL MÜTERCİMLER
Aynanın arkasındaki gerçeklere ulaşmaya çalışıyorum
ERGİN KONUKSEVER
Deniz Gezmiş’le
yaptığımız röportaj-2
Ulusal Parti Balıkesir'de
Basında Ulusal Parti
EYKAN CAN
Yeraltı zenginlikleri
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (22b)
 
 

Okan İşbecer
Duy da inanma: PKK ABD askeri vurmuş!

Toplama gazete Habertürk’ün son bomba transferi biliyorsunuz Taraf’tan Amberin Zaman. Amberin Zaman, ilk işinde Kandil’e gidip PKK elebaşı Murat Karayılan ile görüşen Amberin Zaman, bir yazı dizisi halinde yaptığı görüşmeyi yayımladı.

Amberin Zaman, Karayılan’ın ağzından öyle iddialara yer verdi ki biz de ister istemez duy da inanma dedik. Eminiz okuyunca siz de inanmayacaksınız.

Karayılan’ın birinci iddiası, Tokat-Reşadiye’deki PKK saldırısını aslında PKK’nın yapmadığı. Karayılan, “Reşadiye olayı bizim hareketimizin merkezi olarak düzenleyip tertiplediği bir eylem değildi.” demiş. Zaten Amberin’e göre de eylemi İran’a yakın Cemil Bayık’ın kontrolündeki güçler yapmış. Klasik PKK bölünüyor tezleri ve PKK’yı aklama çabaları.

Karayılan’ın bir diğer ilginç açıklaması da PKK’lıların ABD askeri vurmalarıyla ilgili. PKK gibi ABD tarafından kurulan ve onlarca yıldır ABD’nin köpekliğini yapan bir örgütün ABD askeri vurmuş olması gerçekten de inanılmaz geliyor. Amberin Zaman bu iddiayı ABD Büyükelçiliği’ne sormuş ama bir cevap alamamış. En fazla PKK’lıları eğitirken yanlışlıkla bir ABD askeri ölmüştür. Pentagon da eğitim zayiatı deyip geçmiştir. Obama’ya “Sayın Başkan”la başlayan mektuplar döşeyen Karayılan’ın gerçekten ABD askeri öldürdüğüne inanmadınız değil mi?


Teşekkürler Radikal

Yaptığı haber için Obama protestosu fotoğrafı bulamayan Radikal, TÜRKSOLU’nun 5 Nisan 2009 tarihinde yaptığı eylemin fotoğrafını koydu.

Geçtiğimiz hafta Radikal gazetesi yaptığı bir haberle bizi oldukça şaşırttı. Biliyorsunuz neredeyse her altı ayda bir yabancı bir şirket anket yapar. ABD’nin dünyada ne kadar sevilip sevilmediğini anlamaya çalışırlar. Bu anketlerin değişmez bir sonucu vardır. Dünyanın en antiemperyalist ulusu olan Türkler, anketi hangi şirket yaparsa yapsın muhakkak çok büyük oranlarla birinci gelir.

Radikal’de geçtiğimiz hafta Salı günü, “Obama dünyaya yarandı, bir tek Türklere yaranamıyor” başlıklı bir haber yayımladı. Haberde BBC Dünya Servisi’nin Kasım 2009-Şubat 2010 arası 28 ülkede 29 bin 977 kişiyle yaptığı ankette, Obama’nın uyguladığı politikalar ile dünya üzerinde ABD’nin imajını epey düzelttiğine yer veriliyor.

Özellikle Bush döneminde yerlerde sürünen ABD’nin imajının Obama ile birlikte hızla yükseldiği bilgisi de haberde veriliyor. Anlaşılan Radikalciler de Obama’nın başkan olmasından ve ABD’nin imajını düzeltmesinden oldukça memnunlar. Hatırlarsanız aralarında Radikal’in de bulunduğu medya camiasının tamamı Obama seçimleri kazanınca adam sanki Türkiye’nin başkanı olmuş gibi sevinmişlerdi.

Radikal’in haberinde yalnızca iki ülkede ABD ve başkanı Obama’ya olumsuz bakışın arttığı bilgisine yer veriliyor. Radikal’i kızdıran iki ülke ise Türkiye ve Pakistan. Radikal, Türkiye ve Pakistan’daki olumsuz tablonun nedenlerini araştıracağına tutmuş Türkiye ve Pakistan halkını suçlamış. ABD’nin bu iki ülke üzerindeki planları göz önüne alındığında iki halkın ABD’den nefret etmesinin nedenleri de ortaya çıkar. ABD’nin son dönemlerde Pakistan’a yönelik dolaylı yollardan müdahaleleri zaman zaman medyada da yer alıyor. Bunun yanı sıra ABD’nin Türkiye’de PKK terörüne ve AKP’ye verdiği destek, ayrıca Ermeni açılımı gibi girişimlerin arkasında yer alması da Türk milletinin ABD nefretini her geçen gün artırıyor. Gerçi Radikal Türk gözünden değil ABD penceresinden baktığı için Türk milletinde yükselen ABD düşmanlığını anlayamaması gayet normal.

Gelelim Radikal’e teşekkür kısmına. Radikal söz konusu haberinde TÜRKSOLU’na ait dövizlerin bulunduğu bir fotoğraf kullanmış. Fotoğrafta TÜRKSOLU imzasının bulunduğu “Obama Defol!” yazan dövizler görülüyor. Bu haberle birlikte, Doğan Medya Grubu’nun aldığı kararlardan biri olan TÜRKSOLU’na hiçbir şekilde yer vermeme kuralı bir kez daha bozulmuş oldu.

İşbirlikçi medya, özellikle son zamanlarda TÜRKSOLU’ndan bahsetmemek için oldukça büyük bir çaba sarfediyor. TÜRKSOLU’nun ya da yeni kurduğumuz Ulusal Parti’nin hiçbir açıklaması veya eylemi medyada yer bulamıyor. Sansürün böylesi daha önce görülmemiştir. Sanki dincisi, Aydın Doğan’ı, Karamehmet’i, yandaşı anlaşmış gibi hiç bir şekilde bize yer vermiyor. Çünkü TÜRKSOLU’nun fikirlerinin halkla buluşmasından korkuyorlar. Gerçi bu durum bizim çok da umurumuzda değil. Çünkü medyanın bu ülkede hiçbir ağırlığının olmadığının en güzel kanıtı yine Radikal’in yaptığı Obama haberinden belli oluyor. Ama bazen Radikal gibi mecburiyetten bahsetmek zorunda kalıyorlar. Önümüzdeki dönemde de çokça bahsetmeye devam edecekler. Reklam için Radikal’e teşekkürlerimizi sunuyoruz.


Tayyip’ten açılım edebiyatı

Tayyip, önceki haftasonu Dolmabahçe’deki çalışma ofisinde açılım toplantılavrının üçüncüsünde edebiyatçılarla buluştu.

Altı saat süren kahvaltılı toplantıda Tayyip bol bol edebiyat parçaladı. Toplantıya Adnan Özer, Ahmet Bilgili, Ahmet Kot, Ahmet Turan Alkan, Alev Alatlı, Altan Tan, Atilla Maraş, Ayşe Kulin, Bejan Matur, Belma Akçura, Beşir Ayvazoğlu, Cahit Koytak, Doğan Hızlan, Ebubekir Eroğlu, Elif Şafak, Niyazi Birinci, Etyen Mahçupyan, Fatma Barbarosoğlu, Feridun Andaç, Gani Müjde, Haydar Ergülen, İskender Pala, Hilmi Yavuz, Kemal Sayar, Kürşat Başar, Leyla İpekçi, Mairo Levi, Mehmet Metiner, Mehmet Ragıp Karcı, Muhsin Kızılkaya, Murat Menteş, MustafaAkyol, Müge İplikçi, Necef Uğurlu, Nur Yaycıoğlu, Rasim Özdenören, Refik Erduran, Roni Margulies, Sadık Yalsızuçanlar, Sait Zerevan, Sefa Kaplan, Selahattin Yaşar, Selçuk Altun, Sevinç Çokum, Şule Yüksel, Turgay Nar, Ülkü Tamer, Ümit Fırat, Vivet Kanetti Uluç, Yavuz Bahadıroğlu, Yavuz Bülent Bakiler, Yılmaz Karakoyunlu ve Yıldız Ramazanoğlu gibi isimler katıldı.

Toplantıyla ilgili ilk tartışmalar da bu isimler üzerinden çıktı. Tayyip’in ilk iki açılım toplantısı fiyaskoyla sonuçlanınca, bütün dikkatler bu toplantıya çevrilmişti. Ancak bu toplantı da bu anlamda tam bir fiyaskoydu. Üstelik toplantıya katılan isimlerin önemli bir kısmı da edebiyatla uzaktan yakından alakası olmayan, sırf Tayyip yandaşı gazetelerde yazı yazdığı içintoplantıya katılan yazarlar da vardı. Altan Tan, Bejan Matur, Etyen Mahçupyan, Muhsin Kızılkaya, Mustafa Akyol gibi isimler bunlardan birkaçı. Herhalde hiç kimse Mustafa Akyol’un kitaplarının edebi değerinin olduğunu iddia edemez. Bu isimler, yukarıda da dediğimiz gibi edebiyatla alakaları olmamasına rağmen, sırf AKP yandaşı yazılarından dolayı ve Tayyip’e destek olmak için oraya davet edilmişlerdi.

Bu arada bir de toplantıya katılmayanlar var. Kimisi mazeretli, kimisi ise AKP karşıtlığından. Tayyip’in en çok umut bağladığı isimler de bunlardı belki. Ama olmadı işte. Konu ile ilgili açıklama yapan toplantının organizatörü Hüseyin Çelik’in ifadesine göre Yaşar Kemal, Ahmet Altan, Orhan Pamuk, Selim İleri, Ahmet Ümit, Oya Baydar, Murathan Mungan, Adalet Ağaoğlu gibi isimler, mazeret bildirerek katılmamışlar. Bir de Tayyip’i protesto edip katılmayanlar var. Buket Uzuner, Leyla Erbil, Pınar Kür, Latife Tekin, Lale Müldür, Ayfer Tunç ise bu ikinci grupta yer almayı tercih edenler.

Bu açılım toplantsında da Tayyip yine olmadık isimlere sahip çıkmaya çalışarak sapla samanı karıştırmış. Sinemacılarla yaptığı toplantıda Yılmaz Güney’den dem vuran Tayyip, şarkıcılarla toplanırken de Ahmet Kaya’ya sahip çıkmıştı. Edebiyatçılarla yaptığı toplantıda da Ece Ayhan’dan şiirler okudu, Nâzım, Uğur Mumcu, Sabahattin Ali gibi fikirlerinden dolayı hapse atılıp öldürülen yazarlara değinerek farklılığımız zenginliğimizdir mesajı verdi aklı sıra. Hele Bir de Şevket Süreyya Aydemir’den yaptığı alıntı var ki, insan şaşırıp kalıyor. Tayyip’in konuşma metnini yazanlar her kimse, konuşmada geçen isimler hakkında Tayyip’e biraz da bilgi verseler iyi oyacak. Adam önüne geleni sahipleniyor ama bu isimlerin neyi temsil ettiğinden haberi yok. Sen kim, Şevket Süreyya Aydemir’den, Nâzım’dan alıntı alıntı yapmak kim.

Velhasıl, Tayyip’in edebiyatçı açılımı da değirleri gibi AKP’nin reklamından öteye gidemedi. Katılan isimler de reklam filminin figüranı oldular. Bakalım Tayyip önümüzdeki ay düzenlenecek toplantılarda ne gibi açılımlar getirecek?


Perinçek seçim kazandı?!

Perinçek’in yeniden İşçi Partisi genel başkanı olmasını, en büyükdestekçilerinden Aydın Doğan’ın en büyük gazetesi Hürriyet böyle duyurdu.

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, biliyorsunuz kırk yılı aşkın bir süredir siyasette olmasına rağmen partisinin oylarını yüzde bire bile çıkaramamakla ünlü bir şahsiyettir. Geçenlerde, gazetelerde Perinçek’in seçim kazandığı ile ilgili bir haber okuyunca önce dünyanın sonunun geldiğini falan düşündüm. Ama haberi okuyunca yüreğim ferahladı.

Haber Aydın Doğan’ın amiral gemisi olan Hürriyet’te yer alıyordu. Gerçi Perinçek’in “Ertuğrul kardeşi” artık genel yayın yönetmeni değildi ama olsun hala Doğan Yayın Holding’in yöneticisiydi ve hala gazetede haber yaparak Perinçek’e destek olabiliyordu.

Hürriyet’in internet sitesinde haber, “İP’te onsuz ilk kurultay” başlığıyla ve yürekleri parçalayan bir tonda verildi. Kurultayda konuşan İP Genel Başkan Vekili Mehmet Bedri Gültekin’in klasik “tertip” anafikirli konuşmasından da bir pasaj alınmıştı.

Gazetenin basılı halinde ise, o dramatik tavırdan eser yoktu. “Tutuklu Perinçek yeniden İP Genel Başkanı” başlığıyla verilen haberde, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu olarak yargılanan Doğu Perinçek’in geçerli sayılan 525 oyun tamamını alarak genel başkanlığa seçildiğine yer verildi.

Aydınlık’ta geçtiğimiz hafta “Halk hareketinin başına!” sloganıyla İşçi Partisi’nin Genel Kurul’a hazırlandığının haberleri veriliyordu. Zaten İşçi Partisi bütün kurultaylarına ve seçimlere böyle iddialı sloganlarla girer, ancak bu kurultayların ve seçimlerin sonucu İşçi Partisi açısından değişmez. Önceki seçimlerde de Perinçek barajları yıkıp geliyordu ama sonuç ne oldu? Sıfıra sıfır, elde var binde 3!

Peki, Perinçek’in geçerli sayılan 525 oyun tamamını alarak genel başkan seçilmesinin sırrı nedir? Malum, adam bütün seçimlerde çuvallıyor ama parti kurultaylarında bütün oyları topluyor.

Bu sorunun cevabı da İşçi Partisi’nin yapısında gizlidir. Çünkü dışardan bakıldığında normal bir siyasi parti gibi görünen İşçi Partisi, aslında bir siyasi parti değil adeta tarikattır. Perinçek de bu tarikatın tek ve değişmez şeyhidir. Perinçek değil cezaevinde dünyanın öbür ucunda bile olsa yine partiye genel başkan seçilir.

Perinçek’in sırlarından biri bu iken diğeri de hiçbir kurultayda karşısına rakip çıkmamasıdır. O kadar demokratik(!) bir parti yapısı vardır ki, Perinçek’ten başka kimse, göstermelik dahi olsa, aday olamaz.

Hal böyle olunca da, doğal olarak geçerli olan bütün oyları mevcut tek aday alır ve oy birliği ile genel başkan olur.

Gören Perinçek’i birşey zanneder, ama onlarca yıldır parti genel başkanı olarak bir varlık gösterememesine rağmen, genel başkanlığı kimseye kaptırmaz.

Çünkü orası bir siyasi parti değil bir tarikattır. Ve Perinçek de o tarikatın değişmez şeyhidir!


Rasim’den Sarıgül güzellemesi

Taraf’ın antifaşist(!) yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, geçenlerde Kürtçe başlık attığı bir yazısında Sarıgül’e methiyeler düzdü.

Rasim, Sarıgül ile birlikte Muş ve Bingöl’e gitmiş. “Henüz partileşmemiş bu siyasal hareketin toplumda karşılığı nedir bizzat gözlemlemek istedim.” diyor Rasim. Henüz partileşememesine rağmen bir lider olarak Sarıgül’ün mayasının toplumda tutmuş olduğunu görmüş. Üstelik Sarıgül’e AKP ve BDP de olumlu bakıyormuş. Rasim’in en çok dikkat çektiği nokta ise Sarıgül’ün Kürtlerin hak ve özgürlükleri konusundaki “duyarlılığı”. Sarıgül’ün konuşması sırasında otobüsün tepesinde yerini alan Rasim, alanda toplanan kalabalığın da boş bir kalabalık olmadığını yazıyor. “Zaten Sarıgül’ün konuşması da o meydanları dolduracak isabetli mesajların verildiği bir konuşmaydı. Kürt köy ve kasabalarına orijinal adlarının iade edilmesi gerektiğini söyledi Sarıgül. Kürtçenin okullarda istek halinde öğretilmesi gerektiğini, Kürt dilinin aynen Türkçe gibi özgür olması gerektiğini söyledi. Başörtülü yurttaşlara da sahip çıktı.” şeklinde konuşmayı özetleyen Rasim, Sarıgül’ün sağ duyarlılığa (o da ne demekse?) daha yakın olduğunu belirtmiş. “Bir taraftan İsmet İnönü’nün yeğeni Hayri İnönü, bir taraftan Necmettin Erbakan’ın kuzeni Sabri Erbakan, bir taraftan HADEP eski Genel Başkan Yardımcısı Fehmi Işıklar şu an bu hareket içinde siyaset yapıyor. Bir yönüyle 1983 ANAP’ına, bir yönüyle 2002 AK Parti’sine benziyor bu hareket...” diyerek Sarıgül’e övgülere devam eden Rasim, “Sarıgül ayrıştırma değil birleştirme amaçlı ilerliyor... Bence bu olumlu bir şey.” diyerek methiyesini tamamlıyor.

Bayram ve de seyran olmadığına göre Rasim, Sarıgül’ü niye öptü acaba? Sakın Sarıgül’den yemleniyor olmasın?


Fenerbahçelilik sana yakışmıyor

Geçenlerde Hürgeneral Yaşar Büyükanıt’ın gözyaşları içinde bir resmi yayımlandı gazetelerde. İlk önce geçtiğimiz hafta gelen şehitlere üzüldü sandık. Ama sebep o değilmiş. Büyükanıt Fenerbahçe’nin Beşiktaş’ı 1-0 yenmesi karşısında sevinç gözyaşlarını tutamamış. Hem de tüm Türkiye’nin kan ağladığı bir günde. Biz de saf gibi Büyükanıt’ın memleketin ahvaline ağladığını düşünmüştük. Halbuki o bu gibi şeylere yıllar önce kepengini kapatmıştı. Biliyorsunuz Yaşar Büyükanıt fanatik bir Fenerbahçelidir. Ancak kendisi Fenerbahçe’ye yakışmamaktadır. Çünkü Fenerbahçe’nin tarihinde antiemperyalizm vardır. Kurtuluş Savaşı’na silah kaçırarak yardım etmek vardır, vatan savunması vardır, gerekirse şehit olmak vardır. Yeşil sahalarda işgal kuvvetlerinin takımlarını yenip boyun eğdirmek vardır. Vatan savunmasında nefer olmak vardır. Fenerbahçeyi tutacak kişilerin de Fenerbahçe gibi olması gerekir.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


sayın okan işbecer bey yazılarınızı ve derginizi internette takip ediyorum ben farklı siyasi görüşlü olmama rağmen yazdığınız köse yazılarından cok feyizleniyorum teşekkür ederim size

Samet, Iğdır
2 Mayıs 2010


Sayın okan işbecer,
Yazınızı okudum ve sizi destekliyorum. Saygılar

Murat Pira, İzmir
29 Nisan 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40