![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ulusal Parti Genel Başkanı
Gökçe Fırat Çulhaoğlu:
Ahmet Türk dün Samsun’da yumruklandı, burnu kırıldı. Saldırıyı gerçekleştirene “ellerine sağlık” demiyoruz ama açıkçası Ahmet Türk’e “geçmiş olsun” da diyemiyoruz. Diyemiyoruz çünkü… Ahmet Türk, terör örgütünü doğrudan savunan ve terör örgütünün katliamlarını kınamayan birisiydi. Katliamı kınamayan adamın burnu kırılınca biz neden kınayalım? Ahmet Türk, şiddeti savunan, şiddeti destekleyen ve bu gerekçeyle cezalandırılan bir parti lideriydi, dün savunduğu şiddetin binde biri başına geldi diye biz neden üzülelim? Ahmet Türk ve yandaşları, bu ülkenin sokaklarını savaş alanına çeviren gösterileri tertipleyen ve yakan, yıkan, taş atan insanlar yargılanmasın diye mücadele eden bir şiddet severdi, dün taş atana ceza vermeyin diyen adam bir yumruk yedi diye, neden onu destekleyelim? PKK’lı teröristler için de, meclise yerleşip o terörü savunanlar için de artık düşünme zamanı gelmiştir. Bugüne kadar Güneydoğu bölgesini Türklere yasaklayan, Mehmetçiği şehit eden, orasını bir kurtarılmış bölge haline getirirken yarın ne olacağını hiç düşünmeyen anlayış, bugün yediği yumrukla aklını başına devşirmelidir. Ben istediğimi asarım, istediğimi keserim, istediğim zaman istediğim insana şiddet uygularım derseniz, bir gün aynı şiddete siz de maruz kalırsınız. Üstelik şimdilik yediğiniz sadece bir yumruk. Ve yumruğa karşı da ne kadar korumasızsınız değil mi? Gariban Türk öğretmenlerinin, hemşirelerinin, doktorlarının evlerini basıp öldürürken onlar da korumasızdı… Türk askerine pusu kurarken onlar da korumasızdı. Görüyorsunuz ki aslında siz de korumasızsınız. Türklerden vicdan beklemeyin: 30 bin evladımızı öldüren ve 30 yıl boyunca bir kez olsun vicdana gelmeyen vicdansızlara, Türk milletinin vicdan kapıları çoktan kapandı…
Türk’ün sesi giderek yükselecek! Ahmet Türk’e Samsun’da atılan yumruk medyada da çok tartışıldı, medya ikiye bölündü gibi şeyler yazmak isterdik ama maalesef medya bu olayda da Türk milletinin karşısında yer aldı. Bir isim hariç: Yılmaz Özdil. Türk milletinin hislerine tercüman olan Yılmaz Özdil, hemen malum güruhun saldırısına maruz kaldı. Yeni Şafak’tan Salih Tuna, “Umreden yeni döndüm. Ağzımı bozmayacağım. Allah ıslah etsin.” diye yazmış. Tuna’yı Allah ıslah edememiş. Umre’ye gitmiş ama hâlâ terör destekçilerini savunuyor. Böyle bir adamın duasını Allah kabul eder mi? Hele Ahmet Kekeç? Adam Yılmaz Özdil’e ceza biçmiş, “Bunu alsınlar, kafasına bidon geçirsinler, eline harita verip mayınlı arazide altı ay yürütsünler... Akıllanmıyorsa, dağa kaldırıp Peşmergelere yalatsınlar.” Kekeç’e böyle yapmışlar anlaşılan. Peşmergenin tadını beğenmiş olmalı ki, peşmergeden çok peşmergecilik yapıyor. Ama içlerinde en komiği ve zavallıcası yine Taraf çıktı. Taraf’ın gençlik kolu olan Genç Siviller’in başı kardeşi olduğu için Taraf’a yazar yapılan Yıldıray isimli vatandaş, Ulusal Parti Genel Başkanı Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun açıklamasından sonra kaleme aldığı yazısında Ulusal Parti başta olmak üzere Ahmet Türk’ün yumruklanmasına karşı çıkmayan herkesi eleştirmiş. Vakit Şeriatçıların, TÜRKSOLU Kemalistlerin yaramaz çocuğu imiş. Lafın burasında Yıldıray’ın kimin çocuğu olduğunu sormak gerekir ama cevabı herkes bildiği için anlamsız olur. “Zaten Ahmet Türk’e hiç üzülmedik diye açıklama yapan Türk Solu dergisi ekibinin kurduğu Ulusal Parti de dikkate alınmayacak kadar marjinal bir gruptur.” demiş yazısında. Madem marjinaliz, niye bize vurmak için neden bu kadar çırpınıyorsun arkadaş? Görmezden gel olsun bitsin. Zaten kimsenin de dikkate aldığı yokmuş. Ama yapamaz. Bizim yazıp çizdiğimiz şeyler, düşmanlarımıza anında batar, rahatsız eder. Yıldıray da epey uzun zamandır rahatsızlığını çeşitli vesilelerle satır aralarında dile getiriyor. Son yazısında da iç tehdit olarak “Radikal Kemalizm tehdidi”nden bahsetmiş. Hani artık açılım sürecindeydik ve iç tehdit gibi kardeşliği zedeleyici kavramlar artık ortadan kaldırılmalıydı? Söz konusu iç tehdit terör ve Kürtler olunca iç tehdit kalksın, ama Türkler olunca yeni iç tehdit. Bu kadar da iki yüzlüsünüz. Yıldıray ve şürekasına tavsiyem artık bu duruma alışması. Türk’ün sesi çıkmaya başladı ve giderek yükselecek!
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 442 8 777 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||