![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Okan İşbecer
Perinçek’in partisinin yayın organı Aydınlık bu hafta yine bomba tezleriyle gündemimize girdi. Aydınlık, geçtiğimiz hafta yayımlanan sayısının kapağını PKK’ya yönelik düzenlenen KCK operasyonlarına ayırmış. İmzasız olarak yayımlanan kapak yazısında yine neler yumurtlamışlar diye baktık ki ne görelim? Aydınlıkçılar yine her zaman olduğu gibi PKK yandaşlığı yapıyorlar. “Güneydoğu’da Fethullah örgütlenmesi” başlıklı yazıda birbiriyle çelişkili bir sürü teze yer verilerek Güneydoğu’da Fethullahçı örgütlenmeye karşı Apo önderliğindeki PKK savunuluyor. Yazıda aynı zamanda klasik “Apo mu, Barzani mi?” çelişkisi üzerinden hareket ediliyor. Yazıya göre AKP’nin KCK operasyonları vasıtasıyla Güneydoğu’da Fethullahçılığı ve Barzaniciliği güçlendirdiği işleniyor. Yine bir klasik haline gelen PKK içindeki bölünme tezlerinden de dem vurulan yazıda, Barzanicilik, Amerikancılık ve Fethullahçılık aynı eksende değerlendirilerek, bu eksene karşı Apo’nun başında olduğu sözde ikinci kanat savunuluyor. Ancak böyle karmaşık bir senaryonun içinden yazıyı yazan vatandaş da çıkamamış olacak ki, KCK operasyonunda tutuklanan isimler arasında Barzani’ye karşı olduğunu iddia ettikleri Fırat Anlı’nın da adını geçiriyor. Yani operasyon sözde Barzaniciliği güçlendiriyor ama ne hikmetse Barzaniciler de tutuklanıyor. Bu ne perhiz ne lahana turşusu derseniz, onu da Aydınlıkçılara sormak gerek. Yazıyı destekleyen görüşler arasında teröristbaşı Apo’nun da görüşlerine yer veriliyor. Böylece Perinçek’le eski dost olan Apo da selamlanmış oluyor. Güya Amerikan uşağı Apo, ABD’yi dışlayan bir çözüm önerisi getiriyormuş. Aynı zamanda Perinçek’in de temel tezi olan Türk-Kürt kardeşliğine de vurgu yapıyormuş. Apo’nun taktik açıklamalarını dikkate alıp politika belirleyen zaten bir PKK var bir de Aydınlık. Ne olacak, kılavuzu Apo olan Amerikancılıktan öteye gidemez. Sözde Amerikan planına karşı çıktıklarını söylüyorlar ama özgün bir siyasetleri olmadığı için dönüp dolaşıp yine Amerikancılığa geliyorlar. Aydınlık’ın denklemi basit. Fethullah Amerikancı, Barzani de öyle. Bu Amerikancı plana karşı önerdikleri şey ise Apo önderliğindeki Kürtler. Yani Türkiye’yi otuz yıldır kana bulayan, çoluk-çocuk, genç-yaşlı, asker-sivil ayrımı yapmadan bu ülkenin insanlarına kıyan eli kanlı PKK. İşte Perinçekçilerin Türkiye’yi bölünmekten kurtaracakları müthiş stratejileri. Ama bu, Perinçek’in ve Aydınlık’ın Apo ve PKK’yı ilk savunması değil. Aydınlık hareketinin tarihi PKK’yı savunmak ve siyasallaştırmaya çalışmakla geçti. Şimdi de o uğursuz rollerini oynamaya devam ediyorlar. Aydınlıkçıların PKK savunuculuğunun tarihçesini öğrenmek isteyen TÜRKSOLU’nun eski sayılarından faydalanabilir. Recep ve Emine kaçtı?..
Şimdi bazılarınız Tayyip’in eşini de yanına alarak Bosna-Hersek’e yaptığı geziyi değerlendireceğimi düşünüyor olmalısınız ama yine bilemediniz. Bahsettiğim Recep ile Emine aslında bizim Tayyip ile Emine ama aslında bizim Tayyip’le Emine değil aynı zamanda. Bu nasıl iş diyecek olursanız aslında oldukça komik. Biliyorsunuz bizimkilerin bir hastalığı var. Özellikle masa tenisi gibi spor branşlarında altyapıya yatırım yerine o sporda başarılı olan ülkeden sporcu ithal eder, Türk vatandaşı yapar, bütün imkanları önüne sereriz. Adı Cem olan Çinli Türk masa tenisçimiz vardı mesela, soyadı da Zeng miydi neydi? Cem Zeng: Türk masa tenisçisi. İşte bizim bahsettiğimiz Recep ile Emine de masa tenisçilerimiz gibi çakma. Yani aslında Çinliler ama bizim spordan sorumlu büyüklerimiz onları Türkleştirmiş ve Tayyip’e olan sevgi ve hürmetlerinin sonucu olarak da isimlerini Recep ile Emine koymuşlar. Ama bu vatandaşlar masa tenisçisi değil Badmintoncuymuş. Şimdi gelelim kaçma hikayesine. Geçenlerde Akşam gazetesinde bir haber yer aldı. Özetle şöyle: “Geçtiğimiz dönemde Türk Milli Takımı için getirtilen iki Çinli sporcuya, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan’ın isimlerini veren Badminton Federasyonu Başkanı Murat Özmekik, beklemediği bir olayla karşılaştı. Çünkü hem Çinli Recep hem de Çinli Emine, Türkiye’de aradıklarını bulamadıkları gerekçesiyle ülkelerine kaçtı. 20 yaşındaki Li Shuang’a Emine Li, 22 yaşındaki Zhou Junxuan’a ise Recep Zhou isimlerini veren ve Türk vatandaşlığına geçmeleri için başvuru da yapan Başkan Özmekik, tüm girişimlere rağmen bu iki sporcuyu tekrar Türkiye’ye getirtemedi. Erkek sporcunun performansından memnun olmadığı için gidişini dert etmeyen Murat Özmekik, ancak geleceği parlak bayan badmintoncuyu geri döndürme adına büyük gayret gösterdi. Tüm girişimlere rağmen Çinli Emine Li, bir ev, bir de araba talep edince, Badminton Federasyonu da geri adım atmak zorunda kaldı. Bu gelişmeler üzerine federasyon, yeni sporcu arayışı da başlattı.” Emine Li, aklı sıra kendini ağırdan satmaya çalışmış ama bir ev ve bir araba istemiş sadece. Aslında kendisine kimin adını verdiklerini bilseydi, Ev olarak Çırağan Sarayı’nı, araba olarak da Tayyip’in yeni aldığı Obama ciplerinden birini isterdi herhalde. Ancak bir ev bir arabaya fit olurum deyince, bakmış federasyon başkanı bunlarda iş yok, yeni eleman arayışına başlamış. Federasyon başkanının aramaya başladığı şey sadece sporcu değil, aynı zamanda sporculara verilecek isimler de. Şimdilerde yeni bulunacak sporculara Abdullah ve Hayrunnisa isimlerinin verilmesi düşünülüyormuş. Recep ile Emine’den beklediği verimi alamayan federasyon belki Abdullah ve Hayrunnisa’nın en azından 7 yıl kalmasını düşünüyor olabilir. Ne diyorsunuz? Şaka gibi değil mi? Arapça TV’miz de oldu: TRT El Türkiye
Tayyip açılış konuşmasına Arapça ve Türkçe herkesi selamlayarak başladı. Konuşmasında Türklerle Arapların ne kadar ortak yönü olduğunu, ne kadar kardeş olduğumuzu, etle tırnak gibi olduğumuzu, bu kanalın nasıl kalplerimizi birleştirecek bir köprü olacağını anlattı. 350 milyonluk Arap dünyasının izleyeceği bir kanal hedeflediğini söyleyen Tayyip, “Türkiye olarak yüzümüz Batıya dönük olsa da sırtımız asla ve asla Doğuya dönük değildir” gibi ne anlama geldiği tam olarak anlaşılmayan cümleler de sarfetti. Açılış törenine Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin ve Katar Veliaht Prensi Şeyh Tamim bin Hamad el Thami de katıldı. Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa da sinevizyondan aktarılan mesajında, bölgede barış ve istikrarın önemine vurgu yaparak, kanalı ilgiyle takip edeceklerini ifade etti. El Türkiye, TRT’nin 13’üncü kanalı oldu. 350 milyonluk Arap dünyasına hitap edecek kanalda, ekonomiden politikaya, spordan dış politikaya kadar birçok programın yanı sıra sinema ve özellikle Arapların sevdikleri Türk dizileri gösterilecek. Merkezi İstanbul’da olacak kanalda, Kahire, Beyrut, Şam ve Ankara’dan canlı yayın yapılacak. Bu arada Tayyip açılış konuşmasında Araplara seslenirken yine bol keseden atıp tutmayı da ihmal etmedi. Konuşmasında yine Filistin-İsrail çatışmasına değinen Tayyip, “Gazze yanarken, medeniyetimizin göz bebeği Kudüs üzerinde kara bulutlar dolaşırken, buna tepkisiz kalamayız, bunu görmezden gelemeyiz; elimiz, kolumuz, dilimiz bağlı duramayız” şeklinde konuştu. Konuştu konuşmasına ama söz konusu olan Gazze de olsa Kudüs de olsa Tayyip’in eli, kolu hatta ve hatta dili bile bağlı. Bundan önce İsrail’e karşı bir-iki çıkışta bulunan Tayyip, sözde efelenmişti de Türkiye’deki Şeriatçılar da Tayyip’i bir şey sanmışlardı. Ancak İsrail’in tavrında herhangi bir değişiklik olmadı. Tayyip’in bütün artistlikleri gibi bu da kof çıktı. Bütün Arap dünyası da aslında Tayyip’in hiçbir etkisi olmayan, havada uçup dağılan sözler sarfettiğini gördü. Hem o kadar Araplarla et ve tırnak gibiyiz madem, Tayyip Efendi aynı duyarlılığı neden Irak’taki Araplara karşı da göstermedi. ABD Irak’a saldırmak için hazırlık yaptığında en büyük yardımcısı olacaktı ama talihi yokmuş. Tezkereyi geçiremeyince ABD’nin yaptığı Arap katliamını dışarıdan izlemek zorunda kaldı. Utanmadan çıkıp “BOP’un eşbaşkanıyım” dedi. BOP’un Ortadoğu’daki Arap için ne demek olduğu malum. Şimdi Irak’ı bölen ve içerde en büyük Arap ve Türk katliamlarına imza atan Amerikan uşağı Kürtlerle işbirliği yapıyor. İşte bu nedenlerle Tayyip’in başlattğı Arap açılımı içi boş ve kısa zamanda hiçbir işe yaramayacağı ortaya çıkacak bir girişim olarak kalmaya mahkum. Ne yani 350 milyonluk Arap coğrafyasında ya da Arap Birliği veya İslam Konferansı Örgütü’nde kafası çalışan bir tane adam yok mu? Onlar neden Türkçe bir kanal açıp Arap-Türk kardeşliğinden, ortak köklerimizden falan bahsetmiyorlar? Ya da Türkiye’deki Şeriatçılar, onlar neden özel bir Arapça kanal kurmuyorlar da çok uzun zamandır, şimdi TRT’nin Arapça kanalını sevinçle karşılıyorlar. Mesela Fethullah Efendi kuramaz mıydı bir Arapça kanal? Türkiye’de onlarca gazete ve televizyona maddi destek veriyor da bir Arapça kanal mı kuramayacak. Aslında onlar da biliyorlar bunun ne kadar boş bir girişim olduğunu. Yoksa örgütleneceklerini düşündükleri her alana yatırım yaparlar bunlar. Buradan kendilerine ekmek çıkmayacağının onlar da farkındalar. Ancak geliri Türk milletinin cebinden çıkan TRT’nin böyle boş işlere girmesine de ses çıkarmazlar tabii, niye çıkarsınlar ki? Ahmet Altan fiyat düşürdü
Ahmet Altan’ın Taraf’ının bedavaya bastırılması durumunda herhangi bir değişiklik yok. Ancak geçtiğimiz hafta Taraf gazetesi bundan sonra 25 kuruştan satılacağını duyurdu. Hatırlarsanız geçtiğimiz hafta Taraf’ın Star tesislerinde bedavaya bastırıldığını yazmıştık. Taraf’ın Star’la anlaşma şartı şuydu: Taraf kağıdını kendi getirecek, Star da baskı işlerini ücretsiz yapacaktı. Zaten Taraf ile Star’ın arasını açan mevzu da buydu. Çünkü Taraf taahhüt ettiği kağıdı bile getirmiyordu ve Star o nedenle Taraf’ı basmamıştı. Fiyat indiriminden anlaşıldığı kadarıyla Ahmet Altan kağıt işini de çözmüş bulunuyor. Yoksa durup dururken neden fiyat indirsin ki? Bu fiyat indirimi tek bir şey demek o da Taraf gazetesi maliyetini epey ucuzlatmış. Gazetenin baskı maliyeti olmadığını biliyoruz. E adamlar çalışanlarına para da vermiyorlar. Çünkü Taraf gazetesinde çalışanların maaş sıkıntısına dair haberler de basında zaman zaman yer alıyor. Tek masrafı kağıt olan bu gazete o sorunu da çözmüş olmalı ki, böyle bir fiyat indirimine gidiyor. Ahmet Altan’ın bu işi nasıl becerdiği şimdilik bir sır gibi duruyorsa da yakında kokusu çıkar. Belki de geçen hafta değindiğimiz gibi Atlantik ötesinden “gizli bir el” kağıt sorununu çözmüştür. Taraf okunabilsin diye de böyle bir fiyat indirimine gidilmiştir. Gerçi Taraf bedava da dağıtılsa okur sayısı artmaz. Bu tür manevralar ancak Taraf’ın arkasındaki gücün açığa çıkmasına yarar. Çerkesçe, üniversiteye giriyor
Yapılan çalışmalar sonunda hazırlanacak olan rapor, YÖK Genel Kurulu’nda görüşüldükten sonra Kafkas Dilleri ve Edebiyatı Bölümü’nün kurulması için çalışmalar başlatılacak. YÖK’ün kararının ardından ilk etapta, kamuoyunda “Çerkesçe” olarak bilinen “Adige” dili bölümünün açılması planlanıyor. Zaman içinde “Laz dili” bölümüyle “Abhaz”, “Çeçen”, “Oset”, “Dağıstan” dili bölümleri de hizmete girecek. Yusuf Ziya Özcan’lı YÖK bölünme planında üzerine düşen görevi böylelikle yerine getiriyor ve oturduğu koltuğun hakkını veriyor. Kamer Genç’ten Tayyip’e ayar
Genel Kurulda aldığı her sözde AKP’ye yönelik sert eleştiriler yapan Kamer Genç, bir keresinde de AKP’lilerin saldırısına maruz kalmıştı. Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç geçtiğimiz hafta TBMM Genel Kurulu’nda Tayyip’e öyle bir ayar verdi ki yenilir yutulur cinsten değil. Kamer Genç özet olarak şunları söyledi: “Herkes kendi seviyesini bilmeli. Senin hukukla ne ilgin var? Sen hangi hukuk tahsilini yaptın da ‘cüppeni çıkar gel’ diyorsun? Böyle seviye itibariyle düşük bir ifade olabilir mi? Bu nitelikteki kişilerin Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetmesi Türkiye için büyük bir talihsizlik. Amerika’nın dostu mu, düşmanı mısın? Bir insanda bir istikrar olur. Bir bakıyorsunuz ki numaradan Amerika’ya, İsrail’e karşı cephe almış, arkasından yelkenleri indirmiş tıpış tıpış oraya gidiyor. Bir devletin bir haysiyeti var. Bu devleti yöneten insanlarda haysiyet olmalı.” Kamer Genç’in konuşmasından sonra AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ile Kamer Genç arasında yine tartışma çıktı. TBMM’de gerilimin artması üzerine oturumu yöneten Başkanvekili Meral Akşener oturuma ara verdi. Bakalım Tayyip yurtdışından dönünce Kamer Genç’e ne cevap verecek?
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 442 8 777 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||