Tevfik Kaymaz - Gelecek düşündüğümüz gibi olacak
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Ulusal Parti'ye davet
ALİ ÖZSOY
Demokratik Anayasa değil Tayyip'in faşist anayasası
KAYA ATABERK
CHP'nin Erbakan'la flörtü: MSP ile koalisyonunu unuttunuz mu?
OKAN İŞBECER
Oda tv ile Aydınlık aynı bilgisayarda mı yapılıyor?
TUĞRUL ÇELİK
Che, Bolivya ordusunun başına geçti
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Küresel sisteme karşı ulusal mücadele için Ulusal Parti
TÜRKKAYA ATAÖV
ABD'de
baskı örgütleri rezaleti
ESER ÖZALTINDERE
AKP'nin Roman açılımı
TEVFİK KAYMAZ
Gelecek düşündüğümüz gibi olacak
ÜNVER SEL
Ukrayna milliyetçilerinin Turuncu Devrim macerası
FAHAMET YALÇINKAYA
Ölüm ve sanatçı
İLYAS SALMAN
Faşo Ağa ne demektir?
EYKAN CAN
Kanal tedavisi
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (20)
 
 

Tevfik Kaymaz
Gelecek düşündüğümüz gibi olacak

Birey istediğinde kendi seçtiği kaynaklardan  tarih hakkında bilgi edinebilmektedir.

Hele de günümüz bilgi teknolojisi bu tür işleri giderek kolaylaştırmaktadır.

Geçmişe dair farklı  bilgiler edinmek meraklısı için çok zor değildir.

Genellikle iktidarı  gücünü elinde tutanların yazdıkları tarih bilgilerine istemeseniz bile hayatınızın zorunlu eğitim dönemlerinde ulaşırsınız.

Meraklıysanız dahasını isterseniz araştırdığınızda birçok olay hakkında birbirinden farklı bilgiler edinir, hatta bazen şaşırırsınız.

Bulacağınız bilgilerin arasına sıkıştırılmış kirlilikler de olacaktır elbette. 

Bunları doğru harmanlayacak birikime, güce, zekâya sahipseniz kendi özgün tarihi anlayışınızı geliştirebilir, dilerseniz bunu başkalarıyla tartıştırarak daha da ilerletebilirsiniz.

Her ne kadar yazım farklılıkları ve bilgi kirliliği olsa da tarih bilinebilir bir şeydir....

İnsanın asıl sorunu gelecekledir. Gelecekte neler olabileceği sadece kısmen öngörülebiliyor ve kısmen de planlanabiliyor.

Ama her ne yapılırsa yapılsın öngörüler de planlar da tutmayabiliyor.

Çünkü toplumların, bireylerin gelecek beklentileri, öngörüleri farklı ve bu farklılıklar arasında ciddi çatışmalar yaşanabiliyor.

Geçmiş, gelecek kavramlarından sözettik. Bunlar zaman kavramının altında incelenen başlıklar aslında. 

Peki o halde nedir zaman?

Öncelikle enerji  ve nesne  olmalı. Evrenin temel varlıkları.

Bir de nesne ve enerjinin fonksiyonu olarak hareket olmalı.

Bildiğimiz gibi dışımızdaki  evren böylesi bir büyük devinim içerisinde hareket etmektedir. 

Peki burada ne eksik kaldı?

Birileri kalkıp bu hareketleri dilimleyip saat, gün, ay, yıl diyecek.

Kim bu? Elbette ki özne.

Demek ki, nesne, hareket ve özne varsa zaman kavramı vardır.

Peki,  tüm insanlar, bu evrensel hengame içerisinde birer özne midir? 

Hayır. 

Zamanı sadece dilimlere ayırmak bile özne olmak için yeterli değildir.

Birey eğer etrafındaki diğer nesneleri ve bunların hareketlerini etkileyebiliyor ya da  etkileme, değiştirme, dönüştürme arzusu duyuyor ve bu yönde çaba gösteriyor ise “özne”dir ancak.

İnsanı diğer canlılardan ayıran asıl özelliği bu iradi niteliktir.

Sadece dış nesnelerden  ve nesnelerin hareketinden etkilenerek edilgen halde var olan yaşam biçimine “özne” demek doğru değil.

Bu tür insanlar için zaman kavramının tek  bir açıdan önemi vardır o da, ortalama insan ömrü süresi içerisinde kendilerinin hangi evrede oldukları ve anlık istekleri için ne kadar tüketim yaptıkları, ilkel egolarını ne kadar doyurabildikleridir.

Ne kadar günlerini gün ettikleridir.

İçinde oldukları zaman dilimleri boyunca  hiçbir şeyi değiştirip, dönüştürmeyi arzulamadan yaşayan insanlar  sadece içinde bulundukları “an”da yaşarlar.

Günümüzde tüm dünyada iktidarı  elinde tutanların istedikleri tam da böyle “anda yaşayan bir toplumdur”.

Bunu sağlamak için de topluma sürekli geleceğe dair felaket, kaos senaryoları sıkça enjekte edilir ki, insanlar “zaten gelecek diye bir şey yok” o halde “?u anın kıymetini bilip bolca tüketelim” gibi bir panik psikolojisiyle yaşasınlar.

 ***

Zaman, gelecek, zamanda yolculuk  dendiğinde Einstein’ın görelilik kuramı çağrışım yapar kimilerimizin aklında.

Işık hızının üzerinde hıza erişebilen bilen bir nesnenin zamanda ileri ya da geri gidebileceği fikri...

Bu teorik olarak mümkün gözükse de bugünkü bilgilerimizle üretilen en dayanıklı bileşikler, alaşımlar bu hızdan çok daha düşük hızlarda  bile sürtünme ile ısınarak formunu kaybetmektedir. 

Peki biz farklı bir yol deneyelim; ne dersiniz?

Kimbilir belki bilinen “ışık hızından daha hızlı olan tek ışık  düşüncelerimiz, hayallerimizdir.”

Gözlerimiz kapalı, bir on yıl sonrası için sadece iyimser şeyler düşünüp gözümüzün önünden geçirelim.

Bir ülke hayal edelim. Onurlu, huzurlu, üretken insanların yaşadığı. Barışın, özgürlüğün, adaletin ve  paylaşımın yaşam bulduğu bağımsız bir ülke.

Bu ülkenin özelliklerine sizde kendi hayallerinizi ekleyiniz.

Bir süre sonra gözlerimizi açalım ve bu düşündüklerimizi gerçekleştirmek için kendimizden başlayarak yaşamımızı dönüştürme işinin bir öznesi olalım.

“Gerçekçi olup imkansızı istemenin” anlamını tam olarak burada bulacağız.

İstediğimiz ama imkansız görünen şeyler ancak bu yolla gelecekte “mümkün, olası” şeyler haline gelecek.

Geleceği işte bu şekilde bugünden önce zihinlerimizle, sonra kendi ellerimizle kurmaya başlayacağız.

Önce düşüncelerimizin o hızlı ışığıyla geleceğin nasıl olacağını göreceğiz, düşleyeceğiz.

Sonra gördüğümüzü yapmaya, yaptığımızı  yaşamaya  ve yaşananı göstermeye çalışacağız.

Biz ne kadar güçlü, istekli ve zamanın içinde özne  olursak, işte  o kadar; Gelecek düşündüğümüz gibi olacak.

Geleceğe dair haykırışları ile iki büyük şiir üstadından alıntı ile bitirelim.

İmgelerin en ulaşılmaz doruğunda
Ey her şeye bitti diyenler
Korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler
Ne kırlarda direnen çiçekler
Ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
Bitmedi daha!
Sürüyor o kavga

Ve sürecek!
Yer yüzü aşkın yüzü oluncaya dek! 

Adnan Yücel

 ***  

Behey! kaburgalarında ateş bir yürek yerine
idare lambası yanan adam!
Behey armut satar gibi
san'atı okkayla satan san'atkar!
ettiğin kâr
kalmayacak yanına!
soksan da kafanı dükkanına,
dükkanına yedi kat yerin dibine soksan
yine ateşimiz seni
yağlı saçlarından tutuşturarak
bir türbe mumu gibi damla damla
eritecek!
çek elini sanatın yakasından
çek!
Çekiniz!

Nazım Hikmet Ran


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 

 

Evet, geleceği biz devrimcilerin düşündüğü gibi olacak. Hayal edeceğiz ve geleceği daha fazla çalışarak kuracağız.

Ya istiklal ya ölüm!

Ya vatan ya ölüm!

Samim Öztürk, Ankara
5 Nisan 2010


Kaburgalarında yürek yerine LAMBA taşıyanlar  artık korkmaya başlayın ,
ULUSAL PARTİ lambanızı söndürmeye geliyor. ...

Kayhan Bilgesu, Sakarya
5 Nisan 2010


 

 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40