Gökçe Fırat - Ulusal Parti’ye davet
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Ulusal Parti'ye davet
ALİ ÖZSOY
Demokratik Anayasa değil Tayyip'in faşist anayasası
KAYA ATABERK
CHP'nin Erbakan'la flörtü: MSP ile koalisyonunu unuttunuz mu?
OKAN İŞBECER
Oda tv ile Aydınlık aynı bilgisayarda mı yapılıyor?
TUĞRUL ÇELİK
Che, Bolivya ordusunun başına geçti
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
Küresel sisteme karşı ulusal mücadele için Ulusal Parti
TÜRKKAYA ATAÖV
ABD'de
baskı örgütleri rezaleti
ESER ÖZALTINDERE
AKP'nin Roman açılımı
TEVFİK KAYMAZ
Gelecek düşündüğümüz gibi olacak
ÜNVER SEL
Ukrayna milliyetçilerinin Turuncu Devrim macerası
FAHAMET YALÇINKAYA
Ölüm ve sanatçı
İLYAS SALMAN
Faşo Ağa ne demektir?
EYKAN CAN
Kanal tedavisi
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (20)
 
 

Gökçe Fırat
Ulusal Parti'ye davet

Ulusal Parti niçin geliyor?

Ulusal PartiTÜRKSOLU olarak sizler bizi uzun süredir tanıyorsunuz. Türkiye kamuoyu da çok yakından tanıyor. Genelde yazdığımız her şey olay oluyor. Hakikaten de TÜRKSOLU çıktığı günden bugüne ne dediyse 2 yıl sonra, 3 yıl sonra, 5 yıl sonra mutlaka gerçekleşti.

Şimdi insanlar şunu söylüyorlar: Bu kadar doğruyu söyleyen, hiçbir konuda yanılmayan, her dediği birebir doğru çıkan bir siyasal grup var Türkiye’de. Bir gazete var, bir fikir hareketi var. Ve fikirlerimizdeki olgunluk, fikirlerimizdeki yetkinlik herkesi şaşırtıyor.

Fakat sizin de, pek çok insanın da kafasında bir soru var; madem her şey bu kadar doğru da niye bu işin başına geçmiyorsunuz, niye yükün altına girmiyorsunuz?

Bu kadar doğruyu söyleyen bir hareket neden bu doğruyu sadece gazetelerinde yazıyor ve bununla yetiniyor?

Türkiye’de bunca şeyin olup bitmesine izin veriyor?

İnsanlar bize biraz daha fazla güvenmek istiyorlar.

Doğruyu söylediğimizi herkes biliyor ve TÜRKSOLU’nun yazdığı şeyin en azından bir süre sonra doğru çıkacağını herkes biliyor.

Fakat insanlar bu doğruyu söyleyen insanları bu doğruların altına girmesini, bu yükü omuzlamasını ve kendilerine önderlik etmesini istiyor.

İnsanlar bir ateş çıkacaksa, gerçekten büyük bir mücadele olacaksa, bir ölüm kalım mücadelesi olacaksa bunun propagandasını yapan, bunun çağrısını yapan insanların bu işin başında kendi isimleriyle, kendi cisimleriyle, gövdeleriyle geçmesini istiyor.

Bizler bu taleplere uyarak kendi adımızla, gövdemizle, ruhumuzla işin başına geçiyor ve Ulusal Parti’yi kuruyoruz.

Mustafa Kemal ve 68 gençliği

Biliyorsunuz TÜRKSOLU genç bir hareket. Genel olarak kadroları tümüyle üniversitelerden çıkmış bir hareket ve insanlar kimi zaman şunu soruyorlar, diyorlar ki; iyi de Türkiye’yi yönetmek için çok genç değil misiniz? Siz daha çok toy değil misiniz?

Onlara Atatürk’ü hatırlatmak gerekir. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni gençlere emanet etti ama zaten Atatürk Samsun’a çıktığında 38 yaşındaydı.

Yine Atatürk Samsun’a çıkarken beraberinde giden kadronun yaş ortalaması 30’du. Çünkü 50’lerin üzerindeki komutanlar İstanbul’da hâlâ İngilizlerle pazarlık yapıyorlardı.

Bazen ülkelerin kaderlerini gençler omuzlarında hisseder, gençler yüklenir. Dünyanın tüm devrimlerinde de hemen hemen aynı şey olmuş.

Bizde sadece Mustafa Kemal hareketi değil, son derece genç bir hareketin Türk milletini ayaklandırdığı ikinci bir dönem var: 60’lı yıllar. 60’lı yıllarda da Türkiye’de hem asker içerisinde gençler ayaklandı hem de üniversitelerde.

Bazen bu işler böyledir. Yaşlılar yerlerinde otururlar çünkü fazla yaşayan insanların, tecrübeli insanların kaybedeceği çok şey vardır. 60 yaşına geldiğinizde bir torununuz muhtemelen vardır, bir eşiniz vardır, bir emekli maaşınız vardır, bir eviniz vardır. Çıkacak bir iç savaş sizi korkutabilir.

Ama gençlerin bu tür bağları çok olmadığı için ve bu tür şeyleri vicdanen kabul edemeyecekleri için mücadeleye atılırlar.

Ama biz şunu da biliyoruz, hareketimize katılan büyüklerimizden de biliyoruz; bazen gençlerin başlattığı işlere hiç umulmadık zamanlarda yaşça başça çok büyük insanlar da severek katılırlar, o gençlerden daha gençmişçesine çalışırlar.

Mustafa Kemal hareketi ve onun ordusu tıpkı böyle bir orduydu. Önce gençler Samsun’a çıktılar ama daha sonra tüm yaşlı komutanlar onların yanında yer aldı.

Bizler bizim hareketimize katılımdan şunu biliyoruz; Türkiye’nin suskun insanları, beyninde veya yüreğinin bir yerinde mücadele azmi, devrim aşkı yanan ama hâlâ yerinde oturan büyük bir kesimi var. 68 hareketi milyonlara ulaşmıştı, 70’lı yıllarda devrimci hareket milyonlara ulaşmıştı, peki bu kadar insan ne oldu?

Bu kadar insan şu anda bir kıvılcım bekliyor. Mücadele biraz kızıştığı zaman emin olun ki tıpkı sizler gibi onlar da bu kavganın içerisinde yer almak için silkinecekler, arınacaklar ve safa girecekler.

Dolayısıyla Atatürk’ün öğütlerine ve kendimize elbette güveniyoruz.

Tüm zorlukları göğüsleriz!

Ulusal Parti Genel Başkanı Gökçe FıratGençler başarabilir mi?

Elbette başarabilir ve başaracağız!

Diyorlar ki bu mücadele çok zor. Karşınızda PKK gibi bir terör örgütü olacak, Fethullahçılar gibi bir tarikat olacak, bunun dışında iktidarı olacak, eğer biraz büyürseniz karşınıza geçecek Amerika’sı olacak İngiltere’si olacak. Tüm bunları göğüsleyebilir misiniz?

Elbette göğüsleriz!

Türkiye, Kurtuluş Savaşı’nı verdiği zaman veya 68’de devrimci hareket çok çok daha güçsüzdü.

Bilin ki dünyanın her yerinde emperyalistler veya sömürücüler ilelebet iktidarda kalamıyorlar.

Bu bir hesaptır: 10 yıl yönetebilirler, 20 yıl yönetebilirler, 50 yıl yönetebilirler hatta ve hatta Latin Amerika’da bugün Venezüela’da olduğu gibi 400 yıl yönetebilirler.

Ama 400 yıl sonra bir Chavez gelir canlarına okur!

Fakat bizim ülkemizde 400 yıla gerek yok. Bizim ülkemizde 68’den beri 40 yıldır büyük bir suskunluk var ve 40 yıl bu ülke için kabullenilemeyecek kadar büyük bir süre.

40 yıl sonra biz yeniden Türkiye’yi ayaklandırabileceğimizi düşünüyoruz.

Nasıl ayaklandıracağız?

40 yıl önce 68 hareketi ne yaptıysa, 80 yıl önce Mustafa Kemal hareketi ne yaptıysa aynısını yaparak!

Medyaya ihtiyacımız yok vatandaşın evine gideceğiz

Tüm medya kuruluşları bize kapalı, halka sesimizi duyurabilecek miyiz?

Elbette duyuracağız.

Nasıl duyuracağız?

Vatandaşın kapısını çalarak duyuracağız, vatandaşın işyerine giderek duyuracağız, vatandaşın sokağına inerek duyuracağız.

Bizler insanlara en emin ulaşma yöntemini kullanıyoruz, birebir ilişki yöntemini kullanıyoruz. Televizyondan bir milyon kişiye belki sesleniyor gericiler. İzleyen insanların bir kısmının kafasını bulandırabilirler elbet.

Siz şunu düşünebilirsiniz, bir milyon insana ulaşabilir miyiz?

Ulaşırız!

10 milyona da ulaşırız, 70 milyona da ulaşırız!

Eğer seçimler döneminde bizim önümüze engel çıkarabileceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Biz bir ay içerisinde Türkiye’nin tüm evlerine gireriz çünkü biz bir ay içinde Türkiye’deki tüm evlere ulaşabilecek devrimci insanlara sahibiz.

Onların medya gücü, bu gücün yanında; bizim yüzümüzün yanında, bizim gülüşümüzün yanında, bizim hıncımızın yanında son derece güçsüzdür. Onların medya engellerini de biz devrimciliğimizle aşacağız.

Görecekler ki televizyonlara, internete hapsettiklerini düşündükleri evlerden oylar Ulusal Parti’ye yağmaya başlayacak.

Çok vaktimiz yok, bir yılımız var. 2011 ortasında seçim yapacaklar, demek ki bizim 2010’un Eylülüne kadar Türkiye’de bu partiyi örgütlememiz lazım.

Örgütleyebilir miyiz?

Bir yılımızı çok planlı, programlı, iyi çalışarak her gün çalışarak daha fazla çalışarak kat edersek yolumuzu, bilin ki çok rahat bir şekilde örgütleriz.

Hayal peşinde koşmuyoruz

Ulusal Parti Genel Başkanı Gökçe FıratBizler bir hayal peşinde koşan insanlar değiliz. Eğer Türkiye’de parlamentoda gericiliği yıkmanın bir hayal olduğunu düşünseydik, buna inanmasaydık, sadece bir parti kurmak için bu yola girmezdik.

Biliyoruz ki gericilik sandıkta yenilebilecek kadar zayıftır!

Biliyoruz ki bu yolu Türkiye’de solcular asla kullanmadı!

Biliyoruz ki Türkiye’de solculuk, Atatürkçülük en azından yaklaşık 50 yıldır kendi kapısını kilitledi, kendi penceresini kilitledi, apartmanının kapısını kilitledi, sitesinin kapısını kilitledi, sürgüledi, kendisini içeriye hapsetti.

Şimdi bu kapıları birer birer açacağız.

Önce o sitelerin kapıları açılacak, sonra apartmanların, sonra evlerin.

Atatürkçüler yeniden Atatürk’ün dediği gibi gerçekten adam olacaklar, milletten üstün olmayacaklar.

Atatürk’ün milletin efendisi dediği köylüye, işçiye gidecek onunla aynı yaşamı paylaşacak.

Türkiye’nin elit bir Atatürkçülükle, Türkiye’nin seçkin bir solculukla kazanabileceği hiçbir şey yok.

Ama kaybettiğimiz bir 40 yıl var. 40 yıldır bu ülke sağcılar yüzünden, Amerikancılar yüzünden kan ağlıyor.

40 yıldır bu ülke kendisini kendi evine hapseden, kendi özel yaşamına kendi mutlu lüks yaşamına kendi fildişi kulelerine hapseden Atatürkçüler yüzünden kan ağlıyor.

Atatürkçüler bundan sonra silkinecekler, bakacaklar duvara resmini astıkları Atatürk ne yapmış. Onu yapmak zorunda kalacaklar.

Açık söylüyoruz: Biz insanlardan ve sizlerden bunu talep ediyoruz ve edeceğiz. Ama sizler de aynı şeyi kapısını çaldığınız vatandaştan talep edeceksiniz.

Bunu kendimiz için istemiyoruz, bunu bu vatan için istiyoruz.

Sağcı denilen halk bize oy verir

Bu vatan için insanların adam olması lazım.

İnsanların sıradan olması lazım, insanların halkçı olması lazım.

Yani adında halk olan, adında cumhuriyet olan partidekiler gibi olmaması lazım.

Gerçekten bizler Türkiye’nin kıyı şeridinde değil, Türkiye’nin bozkırında yanacak bir Türk ateşini tutuşturmak için yürüyoruz.

Ve sizlere şunu söyleyelim, bize ilk başta kıyı şeridinde rakı masasında, internette, şurada burada vatan kurtarmak için slogan atan insanlar gelmeyecektir.

Ama bilin ki Türkiye’nin biraz daha sağcı dediğimiz, biraz daha yoksul, biraz daha cahil, biraz daha eğitimsiz, giyinişi daha kötü insanlarından alacağız desteği.

Ve bilelim ki bu insanlar gibi olmak zorundayız. Bu ülkenin çoğunluğu onlar. Eğer bu ülkenin azınlığı olmak istemiyorsak, eğer bu ülkenin gerçekten de beyaz Türkleri olmak istemiyorsak, sadece Türk olmak istiyorsak, Türk olmak işte bu demektir.

Yani Türk olmak Nâzım Hikmet’in şiirinde bahsettiği o köylünün, sıradan insanın yanına gidebilmektir.

Etrafınızda ne kadar seçkin, eğitilmiş, kendini özel hisseden insan varsa hepsi size karşı çıkacak. Siz de sanacaksınız ki biz bu politikalarla galiba oy alamayız. Bilin ki o seçkinler ne kadar karşı çıkıyorlarsa o halk size o kadar oy verir. Attilâ İlhan’ın o müthiş özdeyişini hatırlayın: “100 yıldır bu ülkeyi aydınlar batırır halk kurtarır.”

Biz o aydınlarla değil, o halkla birleşeceğiz. O tür aydınların, sadece kendisini aydınlatanların, sadece kendi rakı masasını aydınlatanların, sadece kendi evini aydınlatanların da yanında yer almayacağız.

Halkın sağduyusuna güvenin

Ulusal Parti Genel MerkeziVe şunu düşünelim Bülent Arınç “AKP bitebilir” diyorsa bir şey için diyor.

Ne için diyor? AKP’yi niçin bitirebilirler?

Bu politikaları AKP’nin sonu olur. Yani ben Türkiye Cumhuriyeti’ni böleceğim, Türkiye’de başka bir devlet kurduracağım, teröristleri affedeceğim dersiniz, bu millet AKP’ye oy vermez.

Bu millet istediği kadar Müslüman olsun, istediği kadar beş vakit namazında olsun, istediği kadar başı kapalı olsun asla AKP’ye oy vermez. AKP’ye oy vermeyeceklerini şuradan bilin Kurtuluş Savaşı başladığında Vahdettin’in yanında yer almadı bu halk.

Vahdettin’e katılan ayaklanmacılar, isyancılar elbette oldu. Hilafet orduları kuruldu, Şeriatçı ayaklanmalar oldu ama hep katılımları azdı ve genelde etnik bir temelde gelişiyordu.

Ama bu halk yani kimi zaman küçümsediğimiz, beğenmediğimiz halk kendi engin sağgörüsüyle Mustafa Kemal’i seçti.

Bilelim ki bu halk diğer seçenekler arasından sandığa gittiğinde Ulusal Parti’yi ayırt edecek. Çünkü Ulusal Parti’mizin ayırt edici özelliği olacak.

Atatürk’ü tartıştırmayız

Bakın bizim tüm partilerden farklı noktalarımız olacak. Bu ülkede insanlar kendilerini Türk olarak tanıtmaktan çekiniyorlar.

Biz şunu çok açık bir şekilde söyleyelim: Biz sadece Türklerin partisiyiz.

Bu başka hiç kimseye düşmanlık değil, isteyen de kendi partisine gidebilir. Bu ülkede parti kurma özgürlüğü var.

Ama bu ülkeyi kimin yöneteceğine geldiğimiz zaman halkın oyları buna karar verir.

Biz şunu çok açık bir şekilde söyleyeceğiz; biz Atatürkçüyüz, Atatürk’ün yaptığı her şeyi, yanlış denilenleri de sahipleniyoruz. Bu kadar basit.

Atatürk’ün yaptığı hiçbir şeyi tartışmayız.

Atatürk’ün koyduğu programı tartışmayız.

Atatürk’ün koyduğu Altı Ok’un altısını da sahipleniriz.

Yani kimilerinin yaptığı gibi laikliğin modası bu dönemde geçti, devletçilik çağımıza uymaz, halkçılık deseniz tu kaka, hele devrimcilik zaten çağımızda, küreselleşme çağında olurdu olmazdı gibi şeyleri asla tartışmayacağız.

Vatandaşa şunu söyleyeceğiz, vatandaş biz milliyetçiyiz.

Biz aynı zamanda devletçiyiz.

Bu ülkede özel sektöre paydos diyeceğiz. Yeniden devlet fabrikaları kurulacak, bu ülkede ekonomiyi yeniden devlet ele alacak.

Sosyalizm Türk’ün genlerinde var

Vatandaş Atatürkçülüğe karşı değil. Bu ülkenin insanı solculuğa, sosyalizme asla karşı değil.

İnsanlara şunu söyleyeceğiz, sizi 50 yıldır 60 yıldır kapitalizm bu hale getirdi.

Kapitalizme bir son vermeye geliyoruz, sosyalizmi kurmaya geliyoruz. Sosyalist olduğumuzu, sosyalist bir program savunduğumuzu söylemekten insanlara asla çekinmeyeceğiz.

İnsanlara şunları söyleyeceğiz; Türkler binlerce yıldır sosyalizmi uyguluyor. Bu elbette ki Marksist şablonlar içerisinde bir sosyalizm değil ama eşitlikçilik, ortak üretim, ortak tüketim, eşit tüketim dediğimiz şey Türklerin geleneklerinde var. Türkler bin yıldır sosyalizmle idare ediliyor.

Ziya Gökalp boşuna demiyor, Türk toplumları en başından itibaren komünisttir.

Bunu diyen kim?

Bunu diyen, Atatürk’ün en yakın teorisyenlerinden birisi. Türkiye’de milliyetçi düşüncenin öncüsü.

Ne zaman diyor?

1930’lu yıllarda diyor.

Biz 2000’li yıllarda bunu söylemekten mi korkacağız!

Elbette Türkiye’nin sosyalizme ihtiyacı var!

Sadece Türkiye’yi değil, tüm dünyayı sosyalizm kurtaracak. Başka bir şey kurtaramaz.

Bu politikalarımızı halka da aynı bu şekilde anlatacağız. Bu ülkenin insanına kendini yoksulluğa iten şeyin emperyalizme bağlı bir kapitalist iktisat olduğunu, bu iktisat değişmedikçe yüz yıl değil bin yıl geçse yoksulluktan kurtulamayacağını, ezilmekten kurtulamayacağını çok açık bir şekilde anlatacağız.

Türk insanı inanın ki bizim yazdığımız şeylerle sosyalizmi son derece iyi bir şekilde kavrayacak ve onu benimseyecektir. Çünkü bu gerçekten bizim halkımızın zaten genlerinde var.

İzleyici değil kurtarıcı olacağız

Ama fedakarlık istiyoruz sizlerden.

Yorulmak bizim için kabul edilebilir bir şey değil.

Evde oturmak, sokağa çıkmamak, televizyon izlemek, internete girmek bizim için kabul edilebilir şeyler değil.

Bakın arkadaşlar bu ülkeyi kurtarmak için az bir zamanımız var. Hasta devlet Osmanlı’yı birileri yıkmaya çalışırken birileri kurtarmaya çalışıyordu.

Şu an Türkiye Cumhuriyeti’ni birileri yıkmaya çalışıyor. Ama bizlerin izleyici olmamamız lazım, bizlerin kurtarıcı olması lazım.

Bu artık Türkiye’nin artık son ölüm kalım mücadelesi ve bilin ki Türkiye’de teslim olmayan tek kuvvet şu anda bizleriz. Devlet tüm kurumlarıyla teslim olmuş durumda.

Bizlerin demek ki bir kişi gibi değil, on kişi gibi çalışmamız lazım.

Sizlerden istediğimiz fedakârlık.

Anne fedakarlığı istiyoruz

Sizlerden istediğimiz çalışmayı tek bir örnekle açıklayacağım.

Sizlerden önümüzdeki dokuz ay boyunca bir çocuk taşımanızı istiyoruz karnınızda.

Her gün iki paket bildiriyi alacaksınız, on kilo eder. Bir annenin hamilelik boyunca edindiği kilodur. Ve Türkiye’de bizler hayattaysak, annelerimiz dokuz ay boyunca o on kiloyu gece gündüz taşıdığı için.

Eğer o on kiloyu sırtımıza yüklenirsek dokuz ay sonra bir dahaki seçimlerde gerçekten güzel bir çocuk, bir parti, bir iktidar bizi bekliyor.

Sizlerden istediğimiz annelerinizin, karılarınızın, kızlarınızın, çocuklarınızın gösterdiği şeyi on kiloluk yükü dokuz ay boyunca taşımanız, başka hiçbir şey istemiyoruz.

Bunu taşıdığınız sürece bilin ki dokuzuncu aydan sonra gerçekten bizim partimiz Türkiye’yi inletecek ve iktidara gelecek güce ulaşacaktır.

Yerçekimine güvenin!

Ve şundan da çekinmeyelim önümüzde az bir süre var, seçimlere yetişir miyiz, yetişmez miyiz?

Veya seçimlere yetişsek bile çoğu insan aklından şunu geçiriyor, ya zaten ülke satılmış, neyini kurtaracağız?

Arkadaşlar yerçekimi olduğu sürece bu ülkenin toprakları hiçbir yere gitmez.

Birincisi yerçekimine güvenin!

İkincisi devrimcinin iradesine güvenin!

Bizler bu yere bastığımız sürece ve bu yerçekimi olduğu sürece Türkiye hiçbir yere gitmez.

Türkiye’yi hiç kimse bir yerlere satamaz.

En sonunda gidecek olan tıpkı Vahdettin gibi gemilere veya uçaklara neye binebiliyorsa vatan hainleri kaçar bu ülkeden.

70 bin namuslu insan arıyoruz

Şunu bilelim, ilk başta bize katılan insan sayısı az olabilir.

Çünkü bulunduğumuz sosyal çevre demin de bahsettiğimiz gibi genel olarak eğitimli, Atatürkçü, solcu bir kitlemiz var. Bu kitle de genellikle çok açık söyleyeyim mücadeleci bir kesim değildir.

Ama ilk etapta şunu hedeflememiz lazım, 70 milyonluk Türkiye’de 70 bin namuslu insan bulalım.

70 bine ulaşırsak inanın Türkiye’de her bir köye kadar kendi iktidarımızı çok rahat bir şekilde kurarız.

Dobra dobra konuşacağız

Bizim partimiz peki nasıl bir parti olacak?

Program olarak mesela çok net bir parti olacak. Hiçbir sloganımızdan geri adım atmayacağız. Hani diyorlar ya bize; bu devirde asma kesme mi olur?

Evet “asacağız” diyeceğiz.

Bu ülkede yargısız infazı teröristler nasıl yapıyorsa, hiç acımadan, kadın çocuk demeden insanları gözlerini kırpmadan öldürüp ondan sonra da mahkemelerde zafer işareti yapabiliyorlarsa, o ölülerin arkasından biz de korkmayacağız. Her suçun bir bedeli, her suçun bir cezası olmalı.

Hiçbir sloganımızdan geri adım atmayacağız.

Net bir parti olacağız.

İnsanlar şunu bilecekler; bu insanlar ne diyorlarsa dobra dobra çekinmeden söylüyorlar.

Gericiler bir adım atıyorsa biz bin adım atacağız

Bizim partimiz çalışkan bir parti olacak.

Yani öyle oturup ilçe binasında gelecek vatandaşla çay içmek için bir günü tüketen parti olmayacağız. Bizim teşkilatımızda ilçe binamızı, belde binamızı açan insan şunu bilecek ki iki saatini vatandaş beklemekle geçiriyorsa gününün, iki saatini de vatandaşa gitmekle geçirecek.

Ve bu çalışkanlığımızla diğer insanların tembelliğinin önüne geçebiliriz.

Onlar günde bir adım atıyorsa biz bin adım atacağız.

40 yıllık arayı, sağcılarla aramızdaki 40 yıllık arayı ancak bu şekilde kapatabiliriz. Ve bu şekilde kapatacağız.

Partimiz elbette son derece disiplinli, son derece hiyerarşik, emir komuta zincirine bağlı bir parti olacak. Yani genel merkezimizin attığı slogan ertesi gün herkes tarafından istisnasız bir emir olarak uygulanacak.

Ama bununla birlikte partimizin fikirlerini oluştururken, partimizin teorisini oluştururken tartışmaya son derece açık olacağız.

Taktiklerimizi belirlerken her tür esnekliği gösterebilecek kadar da kendimize güvenimiz olacak.

Örgütümüze de güveneceğiz, fikrimize de güveneceğiz.

Bizim partimiz elbette demokratik katılımcı bir parti olacak.

Şunu istemiyoruz. Bir ordu gibi disiplinli bir parti kuracağız diyoruz ama bu ordunun hepsi asker gibi olamaz. Bu parti farklılıkları kucaklayacak.

İnsanların farklı düzeylerine hitap edecek bir parti olmalı.

Şöyle düşünelim, bugün bize son derece liberal gelen, bugün bize emperyalizmin oyunlarına açık gelen, bugün bize ya bundan da çok iş çıkmaz dedirten insan bilin ki dört beş sene sonra devrimci olmuş olabilir. İnsanlara bu hakkı tanıyacağız.

Herkesin devrimci olma hakkı var

Bizim partimiz, kapısını çalan insanı veya bizim kapısını çaldığımız insanın o anki geri düzeyini bir veri olarak almayacak.

Diyeceğiz ki karşımızda o an için emperyalizmin kalıntılarını içinde taşıyan, şu veya bu politik meselede tam net olmayan, hele hele hayatını değiştirmek konusunda devrimci olmak konusunda çalışkan olmak konusunda büyük zaaflar gösteren insanlar olabilir.

Ama o zaafları gösteren insanlar yarın öbür gün devrimci olmak zorunda kalacaklar.

O insanlarla bağımızı koparmayacağız, o insanların düzeylerine uygun politikalar, örgütsel taktikler geliştirerek onlara namuslu olma, devrimci olma hakkı tanıyacağız.

Bu hakkı onlara tanıyacağız ki onlar da kurtulsunlar, onlar da bizler gibi devrimci olabilsinler.

Kadınlar ön saflara!

Bunun dışında partimiz diğer partilerin slogana taşıdığı bir şeyi gerçek hayata taşıyacak. Bunu da tıpkı Atatürk dönemindeki gibi yapacağız: Bizim partimizin ön saflarında kadınlar yer alacak.

Hani diyebilirler; ya kadınları öne sürüyorlar, çoluğu çocuğu öne sürüyorlar gibisinden şeyler.

Bilelim ki mücadeleler, toplumsal büyük mücadeleler genelde kadınların omzuna yüklenilir zaten.

Bizler de bunu yüklemekten hiç çekinmeyeceğiz.

Çekinmeyeceğiz ve bırakacağız kadınlar kendi alanında önder insanlar olacak.

Çapulculuğa prim yok!

Bizim partimiz bunun dışında elbette son derece düzeyli bir parti olacak.

Ne kadar milliyetçi olsak da kimi zaman ne kadar bazı insanların aşırılıkla suçladıkları insanlar olsak da kendimizi marjinalliğe hapsetmeyeceğiz.

Şunu bilelim toplum tarafından itici bulunursak toplum tarafından korkutucu bulunursak, toplum tarafından düzeysiz bulunursak kaybederiz. Türkiye’de bugün ülkücü hareketin bu kadar dağınık olmasının, perişan olmasının nedeni budur. Bu halk asla çapulculuğu affetmez.

Bu halk çapulculuğa prim verecek olsaydı Çerkez Ethem’e katılırdı, Mustafa Kemal’e katılmazdı.

O nedenle partimiz en aşırı en radikal sloganları atarken bile son derece düzeyli son derece kazanıcı olacak.

Türkiye’nin son şansı biziz

Ve bizler bu yolda elbette çok büyük bir başarıyı elde edeceğiz.

Ve bu sizleri motive etmek için söylenmiş bir şey değil.

Gerçekten Türkiye’nin son şansını değerlendiren insanlar olduğunuzu bilin.

O Amerikan filmlerindeki gibi düşünün kendinizi. Hani olur ya son anda bombadan iki kablo arasında seçim yapmak zorundadır ve ne hikmetse de son bir saniyede doğru kabloyu çeker bomba patlamaz.

Şimdi Türkiye patlayabilir, parçalanabilir.

Amerikan filmlerindeki gibi bizi kurtaracak bir senaryo yok.

Ve önünüzde iki tane kablo var bir tane kabloyu çekmeniz, kopartmanız lazım.

O kablo şansa bırakılacak bir renk değil.

Orada kırmızı rengi seçeceksiniz, devrimin rengini seçeceksiniz, devrimcinin rengini seçeceksiniz ve çekeceğiz bu kabloyu, kopartacağız.

Yıkacağız bu düzeni ve kurtaracağız Türkiye’yi!

Ne mutlu ki Türk’üz, Atatürkçüyüz!

Son olarak sizleri daha fazla vatansever olmaya, daha fazla devrimci olmaya, daha fazla namuslu olmaya davet ediyorum.

Ben de bu saydığım ölçütlere şahsım adıma uymaya önünüzde söz veriyorum.

Ve partimiz olarak şunu söylüyorum:

Ne mutlu ki Türk’üm, ne mutlu ki Türk’üz, ne mutlu ki Türk’ün partisini kuracağız!

Ne mutlu ki Atatürkçüyüm, ne mutlu ki Atatürk’ün partisini kuracağız!

Ve haykıralım arkadaşlar:

Ne mutlu ki devrimciyiz, Türkiye’yi yeniden bizler kuracağız.


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


Oncelikle bu yolda sonuna kadar yaninizda oldugumu belirteyim , Ulusal Partinin gorusu , bakis acisi 100% bana uyuyor, Fakat Ulusal partiyi halkimizin cok iyi tanidigini hatta herkesin ismini duydugunu sanmiyorum.Ben sahsen internet araciligi ile buldum ve Ulusal partinin bilgilerine ulasa bildim.
Elbette bunu anlamak guc degil , Medyanin satilik oldugu bir ulkede Emperyalismin istemedigi kimsenin Reklami ve hatta adi dahi gecmez.Bunu onlemenin tek yoluda MEYDANLARDIR - Teskilatlanmadir , Ben Antalyadada sizleride gormek isterim , Istenirse elimden gelen yardimi yapabilirim.Antalyanin yerlisi cogunlukla Milliyetci partilere oy verir ve Sizin yapinizdaki bir parti ANTALYADAN cok iyi bir destek alir sadece kendimizi tanitmak , Nerden geliyoruz , Nereye gidiyoruz bunu anlatmak yeterli olacaktir.
Ben TURKIYE nin Adini Turkey (Hindi)diye koyan Ahlaksiz , Assagilik , Serefsiz , Fasist , KATIL - Ingiliz ve uzatmalari copluk irk ABD nin Bu ulkede bizleri nasil yonettigini gordukce Cildiriyorum.Ulusal partide insallah iktidar Olunca Bu serefsizleri bu ulkeden Tekrar bize taktiklari isim gibi Hindi gibi Kacacaklar , kacamayanlar , Ajanlar , is birlikciler , Boluculer , Bu Vatana Millete Kotuluk eden HERKESIN Kellelerinin Ucurulmasi Mubahdir ve Yapilmalidir.
Avrupayi gozu kapali Def etmek , Ordumuzu NATO yonetiminden Kurtarmak , Ulkemizde yabanci birliklerin Ustleri yok edilmeli.
ATAMIZIN bizlere Emanet ettigibi , Tamamen TURK Ulusuna ait TURKIYE ve sonrasi Avrasyada ki asimile edilmeye calisilan ve bir takim yerlerde basirili olunan Turk soydaslarimizi Bir Cati altinda Toplamak.
40 yildir Yolsuzluk yapan , Banka hortumluyan , Ortulu odenekden paralari goturenlerden , Faizi ile Devletin mallarina EL KOYMASI - olmusse colugundan cocugundan , 80 yasina gelmisse neyi var neyi yok Hepsinin Alinmasi lazim , YILLARDIR somurulduk , Bizim siyasilerimiz - genellikle Zenginler , O zenginlerde DAHA ZENGIN olmak icin siyaset yapar ve Birde su var KUKLALIK YAPANLAR - ABD - AB KUKLALARI- haysiyetsiz serefsiz , insan dahi olmayan YARATIKLAR.
Kusura bakmayin kendimi epey kapdirdim , yillarin birikimi var ve soylenecek COK soz var

Osman Turkan, Antalaya
30 Nisan 2010


Dolunay
 
Her gece ay doğarken
Karlı dağlar ardından
Yaklaşır usulca bir obur tavşan
Yer dolunayı

Ay ayman
Aya bir hal olur
İncele incele bir hilal olur
Gün güne sararıp solar
Düşer sulara

Dağlar,
Bakıp usanmadan
Yolcular yolda kalmasın
Bebekler uyanmasın
Gecemiz aydınlansın diye
Kararan ufuklardan yeni bir ULUSAL PARTİ doğurur.

Oğuzhan Yılmaz, İstanbul
11 Nisan 2010


parti marş çalışmaları yapmalı . her yerde marşlarımız çalınmalı dinlenmeli.onun için de partili müzisyenler emek etmeli ve parti marşını yogurmalı seslendirmeli. yürü türk genci partili mücadeleye .alyıldızlı bayrakla meydanlara dolmaya demeli örnegin.müzikte de ruhi su eli öpülesi ilham kaynagımızda bence o olmalı.ATATÜRK ÇÜ MİLLİYETÇİ VE SOLCU Bİ RİTİM TINI YAKALANMALI .ARŞİVLER ÇALIŞMALAR HARIL HARIL OLMALI.

Ahmet Karacalı, İstanbul
11 Nisan 2010


ALLAH YOLUNUZU AÇIK ETSİN. İMANLI MÜSLÜMANLAR VE TÜRK SOLCULARI HER DAİM YANINIZDA.

Anonim, İstanbul
11 Nisan 2010


sayın başkan ulusal partiyi yoldaşlarınla beraber kurup türk ulusunu yeniden öz kimligine ve refaha çıkartma başarısını göstereceginizden zerre kadar şüpem yok banada siyasal çalışmalarda aktif  bir görev verirseniz seve seve kabul ederim.saygılarımla  ne mutlu türküm diyene

İsmet Halatçı, İstanbul
11 Nisan 2010


70'li yıllarda milyonlara varan devrimci hareketin bir bölümü
kürt ırkçılığına ve pkk taşeronluğuna kaydı.Gökçe bey bu kadar insan nerede diye sormuş da söyleyelim.Kimi kandilde,kimi ödp'de,kimi de tkp'de.Bu yüzden yabancı fikirleri bir yana bırakıp dört elle kemalizme sarılmalıyız.

Mehmet Ali, İzmir
11 Nisan 2010


HELE ŞÜKÜR TÜRKİYEDE TÜRKÇÜ BİR PARTİ KURULDU. GEÇEN ÇIKMIŞ OSMAN PAŞA DA KÜRTLER KARDEŞİMİZDİR FELAN DİYOR, YAHU NE KARDEŞİ ARKADAŞ, KÜRTLER BENİM KARDEŞİM DEĞİL! ALLAH AŞKINA SİYASİ RANTLAR UĞRUNA NELER YAPIYORLAR. ÇIK OSMAN PAŞA KİMDEN ÇEKİNİYOSUN, GÖKÇE FIRAT GİBİ OL KÜRTLERLE KARDEŞ DEĞİLİZ DE! ATATÜRK BİLE DİYOR KANINDAN OLMAYANA GÜVENME DİYE. SEN NE DURUYORSUN, TÜRKÇÜLÜK TASLAYIP TÜRKLERİN OYLARINI BÖLMEYİN YAHU. GERÇEKTEN TÜRKÇÜ VE ANTİ-KAPİTALİST DEVRİMCİ BİR PARTİDE BİRLEŞELİM, ORASIDA ULUSAL PARTİDİR.

Utkan Ozan, Antalya
10 Nisan 2010


Türk halkının yıllardır beklediği namuslu,temiz,dürüst insanların bulunduğu vatanımızın işgaline dur diyecek güneş sonunda doğdu..sabahın ilk ışıkları...evet herkes doğan güneşle birlikte  açacak çiçekleri bekliyor.Bu partide Mustafa Kemal Atatürk'ün evlatları var ve hergün dişini tırnağına takıp bu mücadeleye bir parçalarını daha veriyorlar.Evlerimizdeki Atatürk ve Deniz Gezmiş resimlerinin yanına Gökçe Fırat'ı ekleyip mücadeleye atalarımızın,kardeşlerimizin bıraktığı yerden aynı devrimci ruhla biz devam ediyoruz...Ulusal Parti'nin ışıkları tüm ezilen dünyayı aydınlatacak..

Yelda, Ankara
8 Nisan 2010


TUM BU SURECDE DESTEKLERIMIZLE YANINIZDA OLACAGIZ.İYİ ÇALISMALAR..NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Aslı Benay Bilgiç, İstanbul
8 Nisan 2010


11 nisan pazar günü saat 14 te Ulusal Parti İl Merkezinde Konferanstayız. Ne Mutlu Ulusal Parti üyesi olanlara

Nejat Kazan, İstanbul
8 Nisan 2010


ben sağcı ya da solcu değilim Türkçüyüm dini hassasiyetim yüksektir. sosyalizme de evrime de inanmıyorum ama size inanıyorum ve güveniyorum seçimlerde ulusal partiyi hep birlikte omuzlayacağız

Oktay, İstanbul
7 Nisan 2010


Her zaman olduğu gibi yanındayız GÖKÇE FIRAT...

Mehmet Olcay, İstanbul
7 Nisan 2010


Sayın Gökçe Fırat

Türk'ün Partisi ULUSAL PARTİ'yi kurduğunuz için size ne kadar teşekkür etsek azdır!! Kürt-İslamcı Faşist Akp'yi ancak Devrimciler devirebilir ve onu tarihten siler!! Zamanında nasıl Faşist DP İktidarını devirdiysek Kürt-İslamcı Faşist Akp'yi de öyle devireceğiz!! TÜRKSOLU'nun bir sayısında kapakta "SOLCULAR MİLLİYETÇİ OLUR" dediniz oradaki resimde Mustafa Suphi, Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan'ın resimleri vardı, işte onların Devrimci Mücadelesini bugün daha çok arıyoruz!!

Büyük ATATÜRK'ün izinden giden 68 Kuşağı Gençlik Liderleri Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan Mahkeme Savunmalarında Kemalizme sahip çıkmışlardır çünkü Devrimcilere göre Kemalizm, Emperyalizme Başkaldırının Adıdır, Milli Kurtuluşçuluktur!! Kürt-İslamcı Faşist Akp iktidara geldiğinden beri Kemalizme saldırmaktadır ve Faşist Tayyip Kemalizme "statüko" diyerek aklı sıra milleti kandırdığını sanmaktadır, gün gelecek Faşist Tayyip tükürdüğünü yalayacaktır, yaptıklarının cezasını en ağır şekilde çekecektir!!

CHP ve MHP de Kürt-İslamcı Faşist Akp'nin koltuk değnekliğinden başka bir görev yapmamaktadır (CHP'nin içindeki İlerici, Halkçı, Emekçileri savunan Milletvekillerini ayrı tutuyorum) çünkü CHP ve MHP den iktidar olmasını beklemek hayalden başka birşey değildir!!

DEVRİMCİ ULUSAL PARTİ'yi sonuna kadar destekliyorum!! YAŞASIN DEVRİMCİLER!! YAŞASIN ULUSAL SOL İDEOLOJİ!! YAŞASIN TÜRKSOLU!! YAŞASIN ULUSAL PARTİ!!!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!

Mustafa Serhat Akman, Muğla
7 Nisan 2010


Değerli Türksolu üyelerine,
son günlerde giderk artan ve hız kazanan Cumhuriyeti altını oyma savaşına bir medeya desteğidir ki sormayın  sürmktedir .Bu destek sadece yandaş olmanın ötesinde provakatörlük ve  saldırganlık boyutlarına varmaktadır. Türk halkına akıl alamz iftiralar ve yakıştırmalar yapılamakta  ve gizli şuçlamalarla kamuoyu oluşturulmaya çalışılmaktadır. Kim mi bu gazate TARAF ve çetesi her gün insanın kanını donduran iddalar ortaya süren dünyanın en yeteneksiz yazarı ahmet altan ki kadın programlarına metin hazırlama kapasitesinde bilgi düzeyi vardır ve Sıradışı bir kadın Neşe Düzel her gün abuk sabuk insanlarla türkiye ve halkını küçük düşürüren yazılar yazmakta  insanlarımızın onurlarını rencide etmektedir. Türksolu ve sevgili arkadaşlarım bunlara buradan açıklıyorum bu gazeteyi boykot edelim. Bunların yapacağı en son iş yazarlıktır .Onurlu bir bir ülkenin halkına değerlerine saldırmalarını engel olalım. TÜRKSOLU gazetesi yüreğimize su serpiyor bizi  hergün daha dirençli ve uyanık tutuyor. Partiniz iktidar olacak yeni doğan güneş tüm yarasa ve haşereleri meydana serecek .

F.T., İstanbul
7 Nisan 2010


Sayın Gökçe Fırat, bu fikirlerle Türk halkının karşısına geçen tek lider sizsiniz.. Gönlümüzden geçen çok kısa sürede Ulusal Parti'nin hak ettiği yere gelebilmesidir.
Bugüne kadar iktidara gelememelerini halkın ikiyüzlülüğüne bağlayanlar, Ulusal Partiyle beraber halkın hiçte ikiyüzlü olmadığını görecekler. Atasını yalnız bırakmayan Türk halkı bu sefer de aynı umutlarla Gökçe Fırat'ın arkasından gidecektir..
Ne mutlu ki devrimciyiz, Türkiye’yi yeniden bizler kuracağız......

Filiz, İstanbul
7 Nisan 2010


Türk halkı tarihte ender rastlanan yoğun aşağılanmalardan bir dönemi daha yaşıyor,egemen güçler önemsemeden emin bir şekilde aşağılama baskı, sömürü ve hor görmelerine devam ediyorlar,hep birlikte uyandıralım bu uyuyan aslanı, silkeleyelim ve kendilerine getirelim,bu işi yapabilmek içinde herbirimizin Gökçe Fırat, Hüseyin ADIGÜZEL, Kaya ATABERK ve diğer emeği geçen arkadaşlar kadar çalışması lazım. Teşekkürler TÜRK SOLU  çalışma fırsatı verdiğiniz,yol gösterdiğiniz ve öncülük ettiğiniz için tarihin şerefle anılan sayfalarınızda yerinizi alacaksınız.

Adil Cihan Akkuş, Denizli
6 Nisan 2010


Kurtuluş savaşı vererek yabancıları yenerek kurulan cumhuriyeti Abd ve batılı emperyalistlere bırakmayacağız.Cumhuriyeti yıkacaklarını düşünenler ,Türkleri bu topraklardan sürmek isteyenler , sonunuz büyük bir yokoluştur.Siz bizi değil biz sizi yokedeceğiz.Yaşasın özgür vatan!

Abdullah, Ankara
6 Nisan 2010


Ülkemizde Ulusal Parti'yi  görmezden gelen bazı satılmış medya grupları, tarihin karşısında birgün yargılanacaktır. 
Dolaylı yollardan Türk insanını insafsızca suçlayan satılmış kişileri biz unutmadık. Vatanını sevenlere 'Bırak bu VATAN, MİLLET,SAKARYA naralarını" diyorlar. Bunun anlamını bilmedikleri için bu sözü cahilce söylüyorlar. Halbuki bizim kaderimizi belirleyen bir Savaş'tır SAKARYA. Bizler bu kutsal söze "NARA" demiyoruz.  Anlamını biliyoruz ve duruşumuzu belli ediyoruz. Sayın Gökçe Fırat YORULMAYIN. BİZ TÜRKLER İMKANSIZI ZORA; ZORU İSE KOLAYA ÇEVİRİRİZ. Ne arkanızdayım ne de önünüzdeyim. Sizin yanınızdayım. DEVRİMCİ_MİLLİYETÇİ çizgi kazanacaktır.

Orhan Aydın, Çorum
6 Nisan 2010


selam türksolu artık dönülmez yolun başındayız vatan dört koldan kuşatılmış her yer zapt edilmiş ama elimizde  bu oyundaki namuzsuzlara karşı kullanacağımız   kozu devrimi ve gençliğin  isyanı kullanacacağız partiniz bizim bir yansımamız olacağına eminim.emperyalistler namuzsuzdur ülkelerin ekonomilerini iş birlikçilerle çökertirler insanları mağdur ederler ama yemez vetnamda kaybettiler  ırakta göçtüler afganistanda dibi gördüler yıllar önce verdiğimiz savaşı yeniden verebiliriz bizden korksunlar onlar ödlektirler hepsini def edeceğiz yeteer artık bize herşeyi söylediler yapmadıklarımızdan dolayı suçladılar kendi vatananımızda esir ettiler .BİZ TÜRKÜZ  TÜRK tarihin en onurlu milleti çölde deve gezdirmedik yada alplerde koyun sağıp demokrasi  yapmadık  en büyük  en onurlu şavaşçılarız onların bu yetenekleri yoktur  bilmezler sığıncakları yerleri vardır yılanların yuvaları olduğu gibi .
Bu iş başarılacak ve partiniz umarım iktidarı göğüsleyecek

Ferit Turan, İstanbul
6 Nisan 2010


Kolayı başarmak kolaydır, zoru başarmak ise "zor"...Bu "zor" işte yanınızdayız!

Ö. T. Tuna, Eskişehir
6 Nisan 2010


Ulusal Parti, Türk'ün elinin kolunun bağlandığı, Türk'üm demesinin yasaklandığı, kapitalizmin çarklarına sokulup sömürüldüğü, seçeneksiz ve sahipsiz bırakıldığı zamanda, tam zamanında kuruldu.

Partimiz, işbirlikçi düzen partilerinin içinde halkçı-milliyetçi-devrimci duruşuyla farkını ortaya koyacak, yıllardır horlanan ve ötekileştirilen Türk milletinin dikkatini çekecek ve gönlünde yıkılmaz tahtını kuracaktır. Cahil denilen, koyun sanılan Türk milleti, Kurtuluş savaşında Atatürk'ün ardından nasıl gittiyse, şimdi de inanıyorum ki Ulusal Parti ve Gökçe Fırat'ın peşinden gitmekten geri durmayacaktır.

Ulusal Parti Türk'ün son çaresi, son çaremiz...

Türkiye'nin tek fikir üreten ve devrimci lideri Gökçe Fırat'ın ardında, Ulusal Parti'nin saflarındayım.

Samim Öztürk, Ankara
5 Nisan 2010


Yazilariniz guzel anlamli ve takip ediyorum. Parti yayma isinde internet de kullanilabilir bence. Su anda cogu insan Internete giriyor Turkiye de. Bu sekilde de yayabiliriz. Internet+gazete+brosur+ilanlar v.s Iyi calismalar..saygilar

Yasin, İngiltere
5 Nisan 2010


Tarih belli dönemlerde belli insanların üzerine ağır yükler bindirir. Ama o yükü de o insanlardan başkasının taşımasına imkan yoktur. Bugün tarihin yüklediği görev Türk ülkesinin yeniden kurtarılması ve egemenliğinin yeniden Türklere devredilmesidir.

Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk'ün 90 yıl önce Türk vatanının kurtarılması görevini omuzlarına aldığı gibi. Başta Gökçe Fırat olmak üzere TÜRKSOLU bu görevi omuzlamıştır. Ne mutlu bize ki, TÜRKSOLU, Ulusal Parti'yi kurarak bu görevi yerine getirmede çok önemli bir adım atmıştır. Türk milletinin tek umudu, son umudu Ulusal Parti'dir.

Sizlere güvenimiz tamdır. Ne mutlu Türk'üm diyene! Yaşasın Ulusal Parti!

Gün Ay Yıldız, İstanbul
5 Nisan 2010


'Kemalizm'in, Atatürk gibi olmayanların eliyle kurumsallaştırılmış ve resmileştirilmiş bir düzen değil; Atatürk gibi davranabilmek ve onun yöntemlerini uygulayabilmek olduğu bugün çoğu insanımızca unutuldu. Özellikle de solcularca... Ulusal Parti'nin bu gerçeği yeniden hatırlatması ve Mustafa Kemal gerçeği ile 1938 sonrası Kemalizm arasındaki farkı topluma öğretebilmesini yürekten diliyorum. Sosyalist demokrasiden, kapsayıcı toplumculuktan, Türk olmayanı da Türk'ün yanına çekebilecek gönül zenginliğinden kopmadan...
Başarı dileklerimle.

Şükrü Aykutlu, İstanbul
5 Nisan 2010


Ne mutlu Türküm diyene!
Ne mutlu Ulusal Parti saflarında mücadeleye omuz verene!
Ne mutlu Atatürkçü ve Devrimci bir Türkiye için mücadele edene!

Bayram Kunek, İstanbul
5 Nisan 2010


 
 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 442 8 777   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40