![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Okan İşbecer
Şeriatçı Vakit gazetesi, partimizin kuruluşunu duyururken, öyle vahim hatalar yapmış ki, biz bunu Vakitçilerin partimizin kuruluşundan dolayı yaşadıkları sevince yorduk. Provokatör gazete Vakit, almış bizim TÜRKSOLU bürosundan basına yolladığımız metni, evirmiş, çevirmiş kendi üslubunca yoğurmuş bir haber yapmış ama haberi yapan istihbarat servisindeki arkadaşlar -Arapçayla çok haşır neşir olduklarından olsa gerek- gönderdiğimiz metni bile okuyup anlayamamışlar. Vakit’te 21 Mart Pazar günü yayımlanan haberde TÜRKSOLU’nun partileşeceği duyuruluyordu ama o günkü Vakit baskıya girdiğinde Ulusal Parti çoktan kuruluşunu ilan etmişti. Haberin devamı da doğal olarak gelişmeleri bir gün sonradan takip ediyordu. Haber şöyle devam ediyordu: “Uzun bir zamandır üzerinde çalıştıkları parti çalışmalarını sona erdirdiklerini belirten dergi yetkilileri, partinin adının ‘Atatürkçü Parti’ olacağını duyurdu. Partinin genel başkanlığı koltuğuna ise Türk Solu dergisinin başyazarı Gökçe Fırat’ın oturacağı öğrenildi. Parti yetkilileri bugün Ankara Tandoğan Meydanı’nda saat 14.00’da bir araya gelerek buradan Anıtkabir’e geçecek. Daha sonra parti yöneticileri ile birlikte partinin genel merkez binasının açılış töreni yapılacak ve burada bir basın açıklaması düzenlenecek. (Vakit, 21 Mart 2010)” Valla Vakit’in istihbarat servisini ne kadar tebrik etsek azdır bu başarılı istihbarat haberinden dolayı. Bir kere partinin isminde baştan çuvallamışlar. Adamlar Türkiye’de “Atatürkçü Parti” adında bir parti kurulamayacağını bile bilmeden habercilik yapıyorlar. Haberde geçen Anıtkabir ziyareti ve genel merkez açılışı ile ilgili program ise 20 Mart günü yapılan program. Adamlar bir gün geç kalmışlar ama cahillikten mi yoksa pişkinlikten mi bilinmez, programın 21 Mart günü yapılacağında ısrar etmişler. Başta da dediğimiz gibi biz Vakitçilerin bu yanlışlarını partimizin kuruluşundan dolayı yaşadıkları sevince verdik. O nedenle kendilerine bir şey demiyoruz. Nasıl olsa bizi daha çok haber yapacaklar. Ellerine kendilerini düzeltmek için daha çok fırsat geçecek. Üzülmesinler. Barzani, Ahmet Özal’a işveren oldu
Yaklaşık bir yıl önce bu köşede, Semra Özal’ın oğlu Ahmet’le Barzani’yi ziyaret etmesini böyle yorumlamıştık. Özal’ların Kuzey Irak ziyaretinin ardında dostluk falan olmadığı, ziyaretin “tamamen duygusal” nedenlerle yapıldığı ortaya çıktı. 14 Mart tarihli Hürriyet gazetesinin verdiği habere göre, Barzani, Ahmet Özal’a bin konutluk inşaat işi vermiş. Ahmet Özal gelişmeleri şöyle anlatmış: “5 ay önce Sayın Mesut Barzani, annemle (Semra Özal) beni davet etti. Özel uçakla gittik. Bizi 3 gün Erbil’de misafir ettiler. Barzani, rahmetli babamın kendisi ve Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani için yaptıklarını anlattı. Babamın icraatlarını ve bölgeye bakışını konuştuk. Irak’ta bin Türk işadamı bulunduğunu, Türkiye’den gelen işadamlarının Türk-Kürt ayrımı yapmadan desteklediğini söyledi. Babamın hatırı için benim de Irak’ta iş yapmamı istedi. Ben de Barzani’nin bu daveti üzerine Irak’ta birkaç işe başladım. Şu anda politikayla değil, ticaretle uğraşıyorum.” Ankaralı genç işadamları Mustafa Dinçal ve İlhami Aktürk’le ortak olduğunu anlatan Ahmet Özal, Özal Group adlı şirketle; Erbil’in Kes Nezam Bölgesi’nde 1000 konutun inşaatına başladıklarını söylemiş ve “3+1, 118 metrekare daireler, dubleks villalar yapıyoruz. 2011’de teslim edeceğiz. Bir dairenin maliyeti 40 bin dolar. Devlet bizden 50 bin dolara alıyor. Fazla kâr derdinde değiliz. Özal Group’un prestiji için yapıyoruz. Şu anda 80 ev bitti” demiş. İyi ki fazla kar derdinde değilmiş. Ahmet Özal’ın verdiği rakamlara göre, 1000 konutluk işin büyüklüğü 50 milyon doları buluyormuş. Erbil, Süleymaniye ve Dohuk’ta 250 bin konuta ihtiyaç olduğunu belirten Ahmet Özal, şöyle devam etti: “Altyapı ihtiyaçları çok büyük. Ayrılacak bütçe, bu seçimden sonra Bağdat-Erbil arasındaki görüşmelerde belli olacak. Irak, dünyanın ikinci büyük petrol rezervine sahip. Doğru yönetilirse, önümüzdeki 10 yılda Dubai, Abu Dabi gibi olacak.” Gerçi bu Ahmet Özal’ın babası da Türkiye’yi küçük Amerika yapacaktı ama Türkiye Amerikan özentisi ucube bir ülkeye dönüştürüldü Özal döneminde. O nedenle Barzani’ye bir yıl önce yaptığımız uyarıyı tekrarlıyoruz. Bu adamın Erbil’i Dubai yapacağız martavallarına inanmasın sakın. Gerçi giden Amerika’nın dolarcıkları olacak ama olsun. Bu adam bugüne kadar başladığı hiçbir işi bitirememiş biridir. Türkiye’de girip de batmadığı bir sektör kalmamıştır. Özal adının siyasi rantını yemeye kalkmış, ancak bu konuda da başarı gösterememiştir. Turgut Özal, Barzani ile Talabani’ye kırmızı pasaport verirken Amerikancılık yanında geleceğe yönelik yatırım yapmış da haberi yokmuş. Gerçi kırmızı pasaport ve can borcunun karşılığı olarak bin konut (100 milyon dolar) da oldukça iyi bir bedel. Turgut Özal, 1991’deki ilk Körfez Savaşı’nda “Bir koyup üç alacağız” demişti. Özal Türkiye’yi bütün çabalarına rağmen Amerika’nın yanında savaşa sokamamıştı. Turgut Özal bir koyup üç alamadı ama başka şeyler aldı. Kaymağını yemek de oğluna kaldı. Tabii becerebilirse. Ahmet Özal, bir yıl önce Barzani ile görüşerek uzun zaman sonra adını duyurmuştu ancak aradan geçen bir yıllık sürede adını duyan olmadı. Şimdi Barzani ile ortak konut projesiyle karşımıza çıktı. Bir yıl sonra da Barzani’nin Ahmet Özal’ı işten kovduğunu okuruz gazetelerden sonra da adını bir daha duymayız herhalde. Kürtlerden çok medya bayram etti
Geçtiğimiz hafta malum Nevruz kutlamalarından dolayı Türkiye yine büyük gerilim yaşadı. Yine her yerde bildik görüntüler oluştu. Bir tarafta resmi Nevruz kutlamaları vardı. Devlet erkanı valisinden askerine ateş üzerinden atlayarak, Türk dünyasından temsilcilerle fotoğraf çektirerek günü kurtarma yoluna gittiler. Yine devlet büyükleri barış, kardeşlik mesajı verdiler. Diğer taraftan ülkenin bir kesiminde Nevruz adı altında terör örgütü gövde gösterisi yaptı. On binlerce insan ellerinde Apo posteri, dillerinde Apo’yu ve PKK’yı öven sloganlarla yine bildik görüntüler sergilediler. Yasaklı siyasetçiler çözüm adı altında Apo’nun muhataplığını talep ettiler, PKK uzantısı partinin temsilcileri PKK’yla diyalog kurulmasını istedi. Bu arada PKK’lı Murat Karayılan “Bahar ayları çatışmalı geçebilir” diyerek Türk milletini tehdit etti. Mersin’de ölen PKK’lılar için saygı duruşunda bulunuldu. Van’da devletin valisi Nevruz’u Kürtçe kutladı. PKK yandaşları, bir tek İzmir’de tepki gördüler. Buca’da yapılan kutlamalara BDP Mardin Milletvekili Emine Ayna katıldı. Yine Apo posterleri açıldı ve Apo lehine sloganlar atıldı. Bunun üzerine çevre binalarda oturan vatandaşlar evlerine Türk bayrağı ve Atatürk posteri asarak tepki gösterdi. Bütün bu gösteriler ve PKK’nın gayet meşru bir şekilde gövde gösterisi yapması en çok medyayı sevindirdi. Açılım sürecinin Türkiye’de estirdiği barış rüzgarı nedeniyle kutlamaların olaysız ve gözaltısız geçtiğinin vurgulandığı haberlerde şöyle başlıklar görüldü: Milliyet: “Yüz binler kutladı hiç olay çıkmadı”, Sabah: “Sıfır olay”, Hürriyet: “Barış Nevruzu, Habertürk: “Hoşgörülü, renkli Nevruz”, Star: “Nevruz’un dili barış”. Görüldüğü gibi medya Kürtlerden daha çok bayram etti. Medyada yer alan haberlerde küçücük çocukların PKK renkleriyle donatılmış giysiler içinde boy boy fotoğrafları yayımlanırken, İzmirlilerin verdiği tepkinin birkaç satırla verilmesi, medyanın kimin medyası olduğunu da ortaya koydu. Yandaş Medya Derneği kuruldu Medya Derneği, kuruluşunu bir basın açıklaması ile duyurdu ve duyurur duyurmaz da “Yandaş Medya Derneği” olarak etiketlendi. Derneğin Başkanı, majestelerinin karikatürcüsü Salih Memecan oldu. Başkan yardımcıları ise, Zaman’ın Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ile Star gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu. Derneğin Genel Sekreteri Deniz Ergüler olurken Yönetim Kurulu Üyeleri ise Turkuvaz Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serhat Albayrak, Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert, Bugün Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt, Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin. Kadrodan da anlaşılacağı gibi AKP yandaşı medya kendi basın örgütünü kurmuş. Basın toplantısında konuşan Salih Memecan, demokratikleşen Türkiye’nin çok sesli toplumu bunun da çok sesli medyayı getirdiğini kaydetmiş. Gerçekten de Türkiye’nin bugün çok sesli medyaya ihtiyacı var. Ancak medyada tek sesliliği savunan kesim adına hareket eden gazetecilerin bu taleple bir dernek kurması da ayrı bir garabet. Yandaş hukuk örgütünden sonra yandaş basın meslek örgütü de kuran AKP’ciler bakalım bundan sonra hangi kuruma alternatif bir örgüt kuracaklar? Necati Doğru, Vatan’dan istifa etti
Biliyorsunuz Türkiye iki haftadır Aytaç Durak’ın yolsuzluklarıyla çalkalanıyor. Vatan gazetesi de Aytaç Durak’ın ipliğini pazara çıkarmak için epeyce yayın yaptı. Necati Doğru da tuttu bir yazı yazdı “İstanbul’da kaç Aytaç Durak bulunuyor?” diye. Yazısında da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın imar danışmanı Fethi Turgut ile ilgili iddialar yer alıyordu. Yazıişleri müdürünün “Bu yazıyı basamayız yenisini gönderin” talebi üzerine Necati Doğru da istifasını verdi. Konu ile ilgili olarak açıklamada bulunan Vatan gazetesinin Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Mutlu ise, olayın telefonda bir yanlış anlaşılmadan kaynaklandığını söyleyerek “Necati Doğru’yu bir yere bırakmayız” dedi. Ancak Necati Doğru neredeyse bir haftadır Vatan’da yazmıyor. Necati Doğru, basının duayen gazetecilerinden biri ve özellikle AKP’ye muhalif yazılarıyla biliniyordu. Onun bu şekilde istifaya zorlanması kafalarda bazı soru işaretleri de doğurdu. Biliyorsunuz Zafer Mutlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile arasında bir arazi sorunu var. Mutlu’nun kızı adına kurduğu vakfın adına yaptırdığı okul, daha önce belediye ekipleri tarafından yıkılmıştı. Ancak iki hafta kadar önce aynı büyükşehir belediyesi, söz konusu araziyi imara açan bir karar vermiş. Böylece Zafer Mutlu yeniden okul yaptırabilecek. Belki de Zafer Mutlu böyle bir kararı belediyeden koparmışken Necati Doğru’nun yazısı yüzünden yeniden belediyeyle kapışmak istemiyordur. Ne dersiniz? Yazıklar olsun!
Yandaki iki resim, 17 Aralık günü Ankara Abdi İpekçi Parkı’nda eylem yapan TEKEL işçilerine polis müdahalesi sırasında medyaya yansıyanlardan. Tüm Türkiye’nin vicdanını sızlatan bu görüntüler, anlaşılan Ankara Emniyeti’ni oldukça memnun etmiş. Çünkü Ankara Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, 77 gün görev yapan polislere gönderdiği mektupta, “Bir eylemcinin bile burnu kanamadığı için” teşekkür etmiş. Ne diyelim, yazıklar olsun!
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||