Özgür Erdem - Yeni Anayasa paketi: AKP’nin faşist anayasası
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Anıtkabir Şeref Defteri'ne yazılan mesaj
ALİ ÖZSOY
Ulusal Parti:
Atatürk'ün gerçek partisi
ÖZGÜR ERDEM
Yeni Anayasa paketi: AKP'nin faşist anayasası
OKAN İŞBECER
Vakit, Ulusal Parti'yi sevinçle(!) karşıladı
TUĞRUL ÇELİK
Che düşmanları iş başında
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Yolunuz açık olsun
TÜRKKAYA ATAÖV
Vaşington
utanma duygusunu yitirdi!
EYKAN CAN
Dalga dalga istavrit
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (19,25)
 
 

Özgür Erdem
Yeni Anayasa paketi: AKP'nin faşist anayasası

Anayasa değişikliği için bu acele niye?

AKP kapatma davasının telaşına düştü. Cemil Çiçek televizyonlarda meydan okuyor: “Kapatma davası bizi güçlendirir.” Sormazlar mı, madem öyle niye AKP’nin kapatılmasını imkansız hale getiren Anayasa değişikliklerine gidiyorsunuz?
Madem dava sizi güçlendirecek, niye sinsi sinsi açılmasını beklemiyorsunuz da bu şekilde meydan okuyorsunuz?

AKP yeni Anayasa değişikliği paketini açıkladı. En sonda söyleyeceğimizi hemen baştan belirtelim: Anayasa değişikliği AKP faşizminin önündeki bütün engelleri yıkmak için hazırlanmış.

Evet, bu paketin tek ama tek bir amacı var: AKP üzerindeki denetleme mekanizmalarının tümünü ortadan kaldırmak istiyor.

Öncelikle şu soruyu sormak lazım: Neden bu kadar acele?

Seçimlere bir yıl kalmış. Yani Meclis yıpranmış, milli iradeyi temsil eder yanı kalmamış.

22 Temmuz seçimlerinin ardından köprünün altından çok sular akmış. AKP’nin bir sonraki seçimde şu anki çoğunluğu sağlayamayacağı da ortada. Böyle bir ortamda Anayasa değişikliği yapmak “yangından mal kaçırmak” anlamına gelir.

Anlaşılan AKP de yaklaşan seçimde alacağı yenilginin farkında, ne kurtarsak kârdır zihniyetiyle Anayasayı değiştirmeye kalkışıyor.

Ancak değişikliklerin içeriğine bakınca AKP’nin içinde bulunduğu paniğin başka bir anlamı olduğunu görüyoruz.

AKP’den göz boyama taktiği

Pakette AKP’nin gelmiş geçmiş en demokratik Anayasa reformu diye övündüğü maddelere bir bakalım önce:

- Kadına pozitif ayrımcılık

- Memura toplu sözleşme hakkı

- 12 Eylül darbesine yargılama yolu

- Çocuk haklarının düzenlenmesi

- Kişisel verilerin korunma hakkı

Tabii bu maddelere kimsenin itirazı olmaz. Ancak bu maddelerin demokratikleşme için değil, göz boyamak için konulduğu ortada. Öncelikle, memura toplu sözleşme hakkı verilip ne kadar demokratız izlenimi yaratılıyor ama memura grev hakkı yine yok. Grev yapamayan memurların yapacağı toplu sözleşmenin ne faydası olacak?

Kadına pozitif ayrımcılık getiriliyor, ancak Türk kadınını çarşafa mahkum eden bir iktidarın kadına ne kadar pozitif yaklaşabileceği ortada.

Kişisel verilerin korunma hakkını getiriyorlar, ama AKP iktidarı kişisel verilerin en çok ifşa edildiği dönem olmadı mı? Ergenekon’dan “Balyoz”a süregiden bütün soruşturmaları hatırlayın. “Delil klasörleri”ni yayınlıyoruz dediler ve sanıkların binlerce sayfa tutan cep telefon görüşmelerini ifşa ettiler!

AKP mi 12 Eylül’ü yargılayacak

En komiği ise “12 Eylül darbecileri yargılanabilecek” demeleri.

Her şeyden önce 12 Eylül’ün hesabını sormak için Anayasayı değil niyeti değiştirmek gerekir. Türkiye’yi 12 Eylül’den beter bir hukuksuzlukla, baskıyla, korkuyla yöneten AKP?mi 12 Eylül’den hesap soracakmış? Güldürmeyin adamı...

Üstelik 12 Eylül’ü gerçekten yargılamayı düşünüyorlarsa zamanaşımıyla ilgili de bir düzenleme yapmaları gerekir ki böyle bir niyet ve hedefleri de yok.

Zaten niyetleri bambaşka.

Kastedilen maddede önerdikleri değişiklik aynen şu:

“Askeri mahkemeler, asker kişilerin sadece askeri hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri askeri suçlara ait davalara bakacak. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülecek.”

Bu değişiklikle tabii ki 12 Eylül’e yargı yolu açıyor, ancak amaç bu değil. “Balyoz”, “Kafes” gibi darbe davalarında askerlerin sivil mahkemelerde yargılanabilmesinin yolu açılmak isteniyor.

Yani bu madde 12 Eylül’den değil, AKP karşıtlığıyla bilinen muvazzaf ve emekli subaylardan hesap sorma amacını taşıyor.

AKP, olası bir kapatma davasını engellemeye çalışıyor

Hasan Gerçeker
Hasan Gerçeker
Bu düzenlemeleri yapmak yargıyı kuşatmanın da ötesinde yargıyı ele geçirmekle eş anlamlıdır. Düzenlemeler kesinlikle Anayasa’daki kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırıdır. Yargının birliği ve bütünlüğünü bozmaya yönelik bir uygulamadır.

Kadir Özbek
Kadir Özbek
Hasan Gerçeker’in söylediklerinin hepsine katılıyorum. Önemli olan bu düzenlemenin neden yapılmak istendiği ve yapılış şeklidir. Yürütmenin yargıda yer tutma amacını taşıdığı açıkça görülmektedir. Kusura bakmayın ama yargıyla dalga geçiyorlar.


Mustafa Birden
Tasarı, yargı bağımsızlığını mevcut durumdan daha geriye götürmektedir. Cumhurbaşkanının yüksek yargıyı ve kurulu biçimlendirme imkanı geliştirilerek pekiştirilmiştir. HSYK siyasi etkilere açık ve Adalet Bakanlığı’nın kontrolünde bir kurula dönüştürülmektedir.

Peki bu göz boyamayı niye yapıyorlar?

Makyaj bolsa, örttüğü çirkinlik de çoktur.

Öyleyse paketin geri kalanına bir bakalım.

Diğer değişiklikler tamamen yargıyla ilgili maddeler. Anlaşılan AKP iktidarın başından itibaren yakındığı “bürokratik oligarşi”den kurtulma çabasında. Daha doğrusu yargının yürütmeyi denetleme mekanizmasını bitirmek istiyor.

Öncelikle kapatma davalarıyla ilgili düzenlemelere bir bakalım. Ankara’da herkes AKP’ye yeni bir kapatma davası hazırlığı yapıldığını konuşuyor. Amerikan istihbaratının beslediği Taraf gazetesi bile bu konuda yayın yaptı. AKP de kapatma davasını engelleyecek formül üretme derdinde.

Yeni Anayasa paketinde öyle bir düzenleme yapmışlar ki, AKP’yi kapatmak imkansız hale geliyor.

Öncelikle parti kapatma davası için Meclis onayı zorunluluğu getiriliyor. Yani, AKP gibi Mecliste çoğunluk olan bir partiyi kapatmak için yine o partinin milletvekillerinin onayını almak gerekiyor!

Anayasa Mahkemesinin üye sayısı da 11’den 19’a çıkarılıyor. Yeni üyelerin 5’i Cumhurbaşkanı tarafından, 3’ü ise Meclis tarafından seçilecek.

Böylece AKP bir riski daha ortadan kaldırıyor.

Bilindiği gibi bir önceki kapatma davasında 11 üyenin 6’sı kapatılma için oy vermişti. “Bir üye” daha kapatma için oy verse AKP kapatılmış olacaktı. Anayasa Mahkemesine 8 yeni üye atayarak o “bir üye”nin daha ikna edilmesinin yaratacağı tehlikeyi bertaraf ediyorlar!

Yeni Anayasa paketinde ilginç bir değişiklik daha var: Milletvekillerinin Mecliste yaptıkları konuşmalar ve Meclis çalışmaları kapatma davasında delil kabul edilmeyecek. Burada da hedef açık.

Bilindiği gibi türban ve katsayı konusundaki yasa ve Anayasa değişikliği çalışmaları bir önceki kapatma davasında delil kabul edilmişti. YÖK’ün katsayıyla ilgili son düzenleme çalışmalarının da yeni bir kapatma davasına yol açacağı konuşuluyor. Hatta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı son katsayı düzenlemesiyle ilgili belgeleri YÖK’ten isteyerek bu konuda bir gözdağı verdi.

Yeni Anayasa paketiyle, AKP’nin Meclis’te çıkaracağı herhangi bir yasa önceki davada olduğu gibi delil sayılamayacak.

Anlayacağınız, AKP kendini sağlama alıyor.

AKP denetim dışına çıkarılıyor

Şimdi gelelim yeni Anayasa paketinin en vahim noktasına...

Bilindiği gibi Anayasa Mahkemesi 27 Mayıs’ın getirdiği bir düzenleme. İlk olarak 61 Anayasasıyla kurulan Anayasa Mahkemesi’nin temel görevi iktidarın Meclisteki çalışmalarının kontrolü. Yani bir nevi Yasamanın Yargı tarafından denetlenmesi.

Anayasa Mahkemesi yalnızca parti kapatmalarına bakmıyor. TBMM’de kabul edilen yasaların Anayasa’ya uygunluğunu da denetliyor. 27 Mayıs’tan sonra böyle bir kurumun kurulmasının nedeni açıktı. DP gibi bir partinin Meclisteki çoğunluğunu kullanarak rejimin Atatürkçü yapısını değiştirmesini veya faşist bir idare kurmasını engellemek.

Yeni Anayasa değişikliğinin Türkiye’yi getirdiği nokta ortada. Anayasa Mahkemesine 8 yeni üye atanarak AKP’nin bu kurumda net bir çoğunluk oluşturması sağlanıyor. Böylelikle AKP istediği yasayı Meclisten geçirebilecek, Anayasaya uygunluğu denetlenemeyecek. Bu bir.

İkincisi, AKP’nin kapatılması da imkansız hale getiriliyor.

Anlayacağınız, AKP’nin bu ülkeyi faşizme götürmesini ve Tayyip’in yeni bir Hitler olmasını engelleyecek hiçbir kurum bırakılmıyor!

Yargıya “kafes” planı

Taslakta göze çarpan bir başka madde ise HSYK ile ilgili.

HSYK’da Yargı organları tarafından seçilmiş üyeler, AKP’nin dümen suyuna girmeyi kabul etmiyorlar ve Yargının bağımsızlığını korumak için ellerinden geleni yapıyorlar. Tabii bu durum AKP’nin hiç hoşuna gitmiyor.

Bunu en son Erzincan Cumhuriyet Başsavcısının Erzurum Savcısı tarafından hukuksuz bir şekilde tutuklanması sırasında gördük. HSYK yetkisini aşan Erzurum Savcısını görevden aldı ve bu durum AKP’yi çok kızdırdı.

AKP, etliye sütlüye karışmayacak bir Yargı istiyor.

AKP’yi denetleyen değil, AKP karşıtlarını hapse tıkan bir Yargı istiyor.

Tabii bu konuda en büyük engel HSYK.

HSYK’nın şu an sayısı 7 olan üyesinin 3’ü Yargıtay, 2’si ise Danıştay tarafından seçiliyor. AKP bu kurumlardaki seçimlerde henüz güçlü değil. Diğer 2 üyenin ise biri Adalet Bakanı, diğeri ise Adalet Bakanı Müsteşarı. Yani AKP, HSYK’da Yüksek Yargı organlarına karşı 5-2 yenik durumda.

Yeni düzenlemede bu değiştiriliyor ve HSYK’nın üye sayısı artırılıyor. Cumhurbaşkanı 4, Anayasa Mahkemesi 1, Yargıtay 3, Danıştay 1, adli yargı hakim ve savcıları 7, idari yargı hakim ve savcıları ise 3 üye seçecek. Adalet Bakanı ve müsteşarının üyeliği de devam edecek.

Bu değişiklikle AKP, HSYK içinde Yüksek Yargının belirlediği üye sayısını 5’ten 4’e indirmiş oluyor. Yüksek Yargıyı henüz ele geçiremeyen AKP’nin genç hakim ve savcılar arasında yaptığı kadrolaşma ortada. Anayasa değişikliğiyle Anayasa Mahkemesi’nin de AKP kontrolüne gireceğini düşünürsek, AKP güdümünde olacak HSYK üye sayısı bu değişiklikle 17’ye çıkacak!

İşte bu Yargı için tam bir “Kafes Planı”dır.

Yargının iktidarı denetlediği değil, iktidarın Yargıyı denetlediği bir düzenin kurulmasıdır.

Yani faşizmdir.

Danıştay’a “balyoz”

Yeni Anayasa paketiyle birlikte Danıştay’ın yetkileri de kısılıyor. Danıştay bugüne kadar hükümet icraatlarında “yerindelik” değerlendirmesi de yapıyordu. Bu şekilde son TEKEL işçileri davasında olduğu gibi, ya da daha önceki özelleştirme iptallerinde ve YÖK’ün katsayı uygulamasının durdurulmasında görüldüğü gibi, bu durum AKP için sıkıntı yaratıyordu.

Tabii Danıştay’ın bu tür bir “yerindelik” denetimi yapması, iktidarın alıp başını gitmesini, yürütme yetkisini faşist uygulamalar için kullanmasını engellemek için şart. AKP işte bunu ortadan kaldırıyor. Danıştay sadece hükümet icraatlarının hukuka uygunluğunu denetleyebilecek. Kısacası Danıştay’ın eli kolu bağlanacak.

Böylece AKP çok itiraz ettiği bir konuyu da çözüme ulaştırmış olacak. Bilindiği gibi Tayyip hukuk dışı icraatlarının Danıştay tarafından iptal edilmesine hep çok sinirlenmiş ve Danıştay’ı “bürokratik oligarşi” olmakla suçlamıştı. Yeni Anayasa paketiyle işte o “bürokratik oligarşi” devrilmiş oluyor.

AKP’ye yargı yolu kapalı, YAŞ ve HSYK kararlarına yargı yolu açık!

AKP’nin iktidara geldiğinden beri en çok üzerinde durduğu konu bilindiği YAŞ kararlarına yargı denetiminin olması. Amaç ortada: Türk Ordusu’nun içindeki gerici subay ve astsubayları görevden almasının önüne geçmek isteniyor. Anayasa paketinde benzer bir yargı denetimi HSYK kararlarına da getiriliyor.

İlk bakışta, ne var ki bunda denebilir.

Ancak yapılan şey ortada. Ordu’nun aldığı kararlar sivil yargı tarafından denetlenecek. Bu fiilen askeri bir kurumun özerkliğinin ortadan kaldırılıp sivil siyasetin kontrolüne girmesi demektir. Ordu içindeki disiplin ve hiyerarşinin 2-3 tane Fethullahçı hakim tarafından bozulması anlamına gelecektir.

İşte AKP’nin hukuk anlayışı!

Anayasayı o hale getiriyorlar ki Yüksek Yargının AKP iktidarı üzerindeki bütün denetimlerini ortadan kaldırıyorlar.

AKP’nin Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesini engelliyorlar.

Danıştay’ın yetkileri tırpanlanıyor.

Danıştay’ın hükümeti denetlenmesini engelliyorlar.

HSYK üzerinden Yargıyı tamamen kontrol altına alıyorlar.

Ama YAŞ kararlarına yargı denetimi olmamasını hukuksuzluk olarak gösteriyorlar.

Kısacası yeni Anayasayla AKP öyle bir rejim kuruyor ki, AKP istediğini yapacak ama denetlenemeyecek.

Ordu olsun, HSYK olsun, AKP’nin dümen suyuna girmeyen kurumlar ise, Fethullahçı savcı ve hakimlerin denetimine tabi tutulacak!

Vakit çok geç olmadan kapatın şu AKP’yi

AKP’nin Meclisteki çoğunluğu bu Anayasa paketinin geçmesi için yeterli değil. Malum, muhalefet de destek olmuyor. Ama AKP paketi referanduma götürecek 330 oya sahip. 337 milletvekili var.

Bu paketin bir referandumla oylanacağı ortada. Öyleyse, yapılması gereken iki şey var.

Birincisi, Türk milleti AKP’nin Türkiye’yi nasıl bir faşizme götürdüğü konusunda bilgilendirilmeli. Paketteki göz boyama amaçlı maddelerin gerçek amaçları ortaya konmalı. Referandumda “Hayır” çıkması için her AKP karşıtı elinden geleni yapmalıdır.

Ama çok daha önemlisi, şu Anayasa paketi oylanmadan önce AKP’yi kapatma davası açılmalı, dava kısa sürede sonuçlanmalı ve AKP’nin genel seçimlere girmesi engellenmelidir. Çünkü, şu paket kazara referandumda kabul görürse, AKP’yi kapatmak imkansız hale gelecektir.

“AKP’yi kapatmak, onların işine gelir” propagandası yapanlara da bir çift sözümüz var. Madem kapatılmak AKP’nin işine gelecek, neden kapatmayı zorlaştıracak bu Anayasa değişikliklerini yapıyorlar?

Neden Cemil Çiçek çıkıp da “Kapatma davası açarsanız işimize gelir” diye meydan okuyor? Madem işlerine gelecek, neden sinsi sinsi davanın açılmasını beklemiyorlar?

Şu Anayasa paketinin hazırlanmış olması bile AKP’nin kapatılmaktan ne kadar korktuğunun göstergesidir.

Öyleyse, AKP Anayasayı değiştiremeden gereği yapılmalıdır.

Geç kalınırsa, AKP’yi kapatabilecek bir kurumun kalmadığı görülecektir...


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


ülkemizin sorunlarında yok olan sol kesim akp dindar çizgide diye kıyamet koparıyo, bu millet artık büyük liderimiz Atatürk'ü sömürenleri de biliyo.. din sömürücüsü diye insanları suçlayıp Atatürk'ümüzü sömürenleri de biliyor

Gökhan, Elazığ
12 Haziran 2010


ÇOK GÜZEL EMEĞİ GEÇEN HERKEZE TEŞEKÜR BİRLEŞME ÜMİDİYLE

Hüseyin Dinç, Denizli
27 Mayıs 2010


Eski bir baslikta yazdigi gibi:KAPATIN GITSIN.

Erdem, Almanya
31 Mart 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

 
İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40