![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Serap Yeşiltuna Apo’ya af çağrısı yapmak bir CHP’liye kısmet oldu
CHP’nin yerel seçim gözdesi, son dönem parlayan ismi, kimilerinin “Gandi”, kimilerinin "yeni Karaoğlan” dedikleri Kılıçdaroğlu konuştukça CHP’yi renkten renge sokmaya devam ediyor. Baykal ya karşı açıklama yapmak zorunda kalıyor ya da susmak… Hatırlarsak, geçtiğimiz aylarda Dersim meselesinde Onur Öymen,“Maalesef bu ülkenin anaları çok ağladı. Tarihimiz boyunca çok şehit verdik. Çanakkale Savaşı’nda 200 bin şehidimiz vardı, hepsinin anası ağladı. Kimse çıkıp ‘bu savaşı bitirelim’ demedi. Kurtuluş Savaşı’nda Şeyh Sait isyanında, Dersim isyanında Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Kimse ‘analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ dedi mi? İlk siz diyorsunuz. Çünkü sizin terörle mücadele cesaretiniz yok” diyerek Atatürk dönemi Kürt politikasını hatırlattığında ona sahip çıkmak yerine, istifa etsin çağrısı yapmıştı. Onur Öymen o dönem bir yanda liberallerin, Kürtçülerin ve AKP’lilerin saldırısına maruz kalmıştı bir yanda da Kılıçdaroğlu’nun. Elbette Kılıçdaroğlu sözcülüğünde başta Gürsel Tekin olmak üzere tüm Kürtçülerin, Kürtçü darbe hazırlığı içinde olanların… Anlaşılan CHP içindeki Kürtçü ekibin sözcülüğünü Kılıçdaroğlu üstlenmiş durumda. Çünkü geçtiğimiz hafta da CHP’nin Batman İl Kongresinde yaptığı açıklamalarla yeni bir cesaret örneği sergiledi. Kılıçdaroğlu büyük bir soğukkanlılıkla-aslında Türkiye’de pek çok kesimi de şaşırtarak ve onlara çalım atarak-genel affı savundu: “Toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa evet deriz. Bu sorunu çözmeye talibiz, kardeşlik içinde çözeceğiz. Sağlıklı güçlü bir ekonomi politikası izleyerek çözeceğiz. Herkesin düşüncesini özgürce ifade edebileceği bir Türkiye yaratarak çözeceğiz.” Bu çıkışın CHP’li birinden gelmesi bazılarını çok şaşırttı çünkü AKP’lilerin bile henüz telaffuz etmediği bu fikir “Apo’nun affını istemek”ten başka bir şey değildi. Öyle ki Kürt açılımlarının sözcüsü Bülent Arınç hemen karşı saldırıya geçerek “Genel af gibi Öcalan’ı İmralı’dan kurtaracak hiçbir projenin içinde olmadık” diyerek bir anlamda CHP’yi Kürtçülük yapmakla suçlamış oldu. BDP’liler ise bu fırsatı kaçırmadılar ve hemen “Meclise de taşısın” çağrısı yaptılar. Çünkü Kılıçdaroğlu sadece bununla sınırlı kalmamış KCK operasyonları kapsamında BDP’li Belediye Başkanlarının tutuklanmasını da eleştirerek, “seversin veya sevmezsin ama bu millet oy verdi mi belediye başkanı yaptı mı? Evet. İfadesini alacaksın hukuku adam gibi çalıştırıp davet edersin gelir ifade verir. Eline kelepçe vurup sıraya dizip boy boy fotoğrafını çekmek dünyanın hangi modern ülkesinde var.” diyerek PKK’lı belediye başkanlarına da sahip çıktı. Tabii bununla kalmayarak taş atan çocukları da savundu aynı gün. Elbette bu fikirler milliyetçilik rotasından saparak Kürtçülerin dümen suyuna giren bir CHP için bile marjinal fikirlerdi. Sorular gelmeye başlayınca da Baykal tersi bir açıklama yapmak zorunda kaldı: “Bakın daha yeni iki şehit verdik, böyle bir ortamda bu sözler yanlış. Bunu gündeme getirmek, taşımak ve buradan bir arayışa girmek kesinlikle doğru değildir. Bugün terör var, terör bitti mi ki biz genel affı gündeme getirelim.” CHP Kürt-İslamcı kanada teslim oluyor Görünüşe bakılırsa Baykal bu Kürtçü ekiple ciddi bir sorun yaşıyor. Tüm açıklamalarının ardından aksi bir açıklama yapmak, zaman zaman yalanlamak ve örtbas etmek zorunda kalıyor. Dersim olayından sonra da “Kılıçdaroğlu bulunduğu ortamın etkisinde kalıyor.” demek zorunda kalmıştı. Ancak bu bir gerçeği değiştirmiyor. CHP artık sadece Atatürkçü rotadan çıkmakla kalmamış, savrulduğu yerde geri dönüşü olmayan bir ihanet çizgisi içine girmiştir. Bu talihsiz açıklamaları yapan ve yaptıran da o nedenle Kılıçdaroğlu’nun kişiliğinde bu çizgidir. Bu çizgiye karşı çıkan ise Atatürkçü halk tabanı. CHP içinde tüm bu çelişkileri yaratan, ikilik varmış hissini yaratan da halktan gelen bu tepkidir aslında. Ne genel af çağrısını halka kabul ettirebilirler ne de Dersim’de Atatürk’ün soykırım yaptığını… Geçtiğimiz hafta Mersin’de halifeliğin kaldırılışının 86. yıl dönümü nedeniyle CHP Kadın Kolları “çarşaf yırtma eylemi” yaparak geleneksel giysimizdir diye yutturulmaya çalışılan çarşafı protesto etmişlerdi. Kılıçdaroğlu, kadınların bu eyleminden sonra da bunu “CHP’ye karşı bir provakasyon” olarak nitelendirdi. Baykal da yine karşı açıklama yaparak, “bu partiyi bağlamaz” diyerek eylem yapan kadınlar hakkında soruşturma başlattı. O kadınlar da doğal olarak soruşturmanın sonucunu beklemeden istifa ettiler. Bu da aslında tabandan gelen bir sinyaldir. Kılıçdaroğlu birilerinin iddia ettiği gibi sadece Batman’da bulunduğu ortamın etkisinde kalarak telaffuz etmemektedir söylediklerini ya da sadece çarşaf yırtma eylemi değildir çarşafı türbanı savunduran. TÜRKSOLU sayfalarından daha aylar önce uyardığımız bir gerçektir. Atatürk’e ihanet çizgisi. Kılıçdaroğlu bunları Batman’da söylemektedir çünkü Batman’da çok rahat söyleyebilmektedir. Söyleyebilecek olsa orada olduğu gibi alkışlanacağını düşünecek olsa İzmir’de de söyler, Edirne’de de… Ama bilmekteler ki bu bölücü fikirleri savunabildikleri yerler bellidir. BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız’ın genel af tartışmasının açılmasından sonra söylediği doğrudur aslında, karakolda doğruyu söyleyip mahkemede şaşmaktadırlar. Kendi doğruları karakolda söyledikleridir, şaşırdıkları yer de halkın karşısı… O nedenle Ankara’ya gelince susuverirler şimdilik. Ama şimdilik… Hikmetyarcı olmak ya da Atatürkçü! Çünkü değişim çanları çalıyor. Hem Kılıçdaroğlu açıklıyor hem Baykal. “Yeni Kurultay yeni bir yönetim anlayışını getirebilir.” Yeni yönetim anlayışı muhtemelen genel af çağrısının Ankara’dan da savunulacağı, Atatürk’ün soykırımcı ilan edilerek Apo’ya af çağrılarının başlatılacağı, Kürt açılımının cepheden savunulacağı, çarşafa, türbana karşı olan kadınların partiden ihraç edilip, laiklik ilkesinin bir daha “gözden geçirileceği” bir anlayışı başlatacak. Tayyip CHP’yi anlamakta güçlük çektiğini söylüyor. “Ne dedikleri belli değil” diyor ki aslında bir bakıma haklı. CHP yeni yönetim anlayışıyla Tayyip’in bile kafasını karıştıran bu sorunu gidermek zorunda. Baykal boşuna Tayyip’le “bizi Atatürk yetiştirdi Hikmetyar değil” polemiği yürütmesin. Onlar Hikmetyar’ın sözüne sadıklar. Ya siz? Sormak gerekir CHPlilere… Atatürk’ün programı hiçbir zaman bu saçmalıklar olmadı. Atatürk’ün parti anlayışı da bu değildi. İsterlerse “Anadolu solu” dedikleri, ne olduğu belli olmayan, içinde her şeyin olduğu, İslamcılıktan Kürtçülüğe, sadece Türklüğe yer olmayan kırma bir ideolojiyi yine parti programı yapabilirler ya da “merkez sağın” temsilcisi biziz diyebilirler, isterlerse BDP ile birleşme kararı alabilirler, çok da önemli değil. Ama artık Altı Ok’u azad etsinler. Atatürkçüler CHP gibi düşünmüyor tüm bu çalkantı ondan. Taban Altı Ok’u istiyor, anlayamadıkları bu. O nedenle kaldıysa içlerinde hâlâ gerçek Atatürkçüler çağrımız Atatürkçü Parti saflarına girmeleridir, Kürtçü darbeyi tezgâhlayanların temel sloganı haline gelen “istifa” çağrılarına kulak vermeleridir aslında…
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||