Ferruh Sidar - Büyük Ortadoğu Projesi
TÜRKSOLU
 
Anasayfa  |  Seçmeler  |  Dergi  |  Kitaplar  |  Broşürler  |  Filmler  |  Posterler  |  Ziyaretçi Defteri  |  Abonelik  |  Künye  |  İletişim  |  Arşiv:
 
 
GÖKÇE FIRAT
Atatürkçü Parti yürüyüşüne çağrı
GÖKÇE FIRAT
Gökçe Fırat
kendini anlatıyor
İNAN KAHRAMANOĞLU
Ermeni tasarısının arkasında AKP mi var?
KAYA ATABERK
Teröre karşı
hepimiz Bursasporluyuz!
SERAP YEŞİLTUNA
Kılıçdaroğlu
Kürtçülük kılıcını çekti
ESER ÖZALTINDERE
AKP'nin dış politikası ve sömürgecilere teslimiyet
OKAN İŞBECER
Tayyip'e cemaat ayarı
TUĞRUL ÇELİK
8 Mart'ı ilk
Türkler mi kutladı?
FERRUH SİDAR
Büyük Ortadoğu Projesi
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN
Söylem ve eylem
TÜRKKAYA ATAÖV
ABD'de Kongre Komedisi
ŞENER ÜŞÜMEZSOY
İdeoloji ve politika-2
İLYAS SALMAN
Ey emperyalistler
siz önce yaptığınız soykırımların
hesabını verin
ERGİN KONUKSEVER
Kanlı Pazar- 5
VEDİİ BİLGET
İstiklal Marşımızın oluşturulması
ya da kabülü
EYKAN CAN
Dumanına yandım
UMUT YALIM
Ve ömrümüzün
en güzel günleri (19)
 
 

Ferruh Sidar
Büyük Ortadoğu Projesi

Bir kısım Afrika ülkesinin yanında tüm Ortadoğu ülkelerinin adını sıraladıktan sonra, dini İslam olan yaklaşık 22 devletin “rejimleri nedeniyle” dünyaya sıkıntı yarattığını ve bu durumdan kurtulmak için de onların demokratikleştirilmesi gerektiğini herhangi bir ilkokul öğrencisine anlatmaya çalışsanız, çocuğun kimi zaman, “ama neden”, diye bazı yanıtlar aradığına tanıklık edersiniz. Projenin sahibi olan ABD’nin 20. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren hükmettiği kimi Ortadoğu ülkelerinin rejimleriyle ilgili hiçbir sorunu bulunmuyorken, dilediği yönde kontrol edemediği bir takım ülkelerin rejimlerini “çıban” olarak göstererek bildik bir yöntemle tedaviye yönelmesi kıta halkıyla düpedüz alay etmektir...

Başlangıçta “Ilımlı İslam” olarak nitelendirilen, benim: işgal gerekçesi olarak tasarlanan “sömürü yapılandırması”, dediğim proje bu söylem nedeniyle tepki gördüğü için farklı kılıklarda yönünü aramayı sürdürmektedir. Bu projenin ruhunu Rus Çarı Birinci Nikola’nın “Hasta Adam” nitelemesinden başlatarak “Batı İttifakı”nın projelendirdiği dünkü “Doğu Sorunu” ile çakıştırdığımızda yol ve yöntemin hiç değişmediğini görürüz. Amaç bir şekilde hedefe ulaşmaktır. Dillendirilmiş bulunan gerekçelerin önemi yoktur; Irak’ta olduğu gibi, senaryolardaki palavraların akla uygunluğu ölçü açısından değersizdir...

“Bölgeye demokrasi getireceğiz” diyen ABD, yirmi yıl önce kendisi gibi özgürlüğü seçen Sovyetler Birliği’ndeki gelişmelerden mutluluk duymaktadır. Bu parçalanmadan hızla yararlanmaya çalışmış olsa da, dilediği ölçüde beklentilerine ulaşamamıştır. Dağılan parçalarını yeniden toparlamaya çalışan ve demokratikleşme yönünde uğraş veren güçlü bir Rusya’nın yanında Çin ve Hindistan’ın “tek liderliğin” kalelerini tehdit ediyor olmasıdır asıl sorun...

Özgürlük rüzgarlarının estiği doksanlı yılların başında yaratılmış bulunan bir sorunu dillendirerek aceleyle Irak’a (demokrasi getirme girişimi) yukarıdaki nedenle yerleşmiş bulunan ABD sıkıntılı günler geçirmektedir. Bölgeyi ve bölgedeki sosyolojik yapıyı iyi analiz edememenin bedelini ödemektedir. Maddi manevi yaşadığı sıkıntılar nedeniyle, dahası Ortadoğu halkının kin ve nefretini giderme yönünde yaşadığı çıkmazla ne yapacağını tam olarak kestirememektedir. “Büyük Ortadoğu Projesi” kapsamında Baba Bush’la başlatılan ve oğul Bush’la sürdürülen politikaların unutturulmasına yönelik girişimlerde tasarlandığını düşündüğüm “Türkiye’nin rolü” ne ilişkin aşağıdaki görüşlerime katılır mısınız, bilmiyorum.

Irak çıkmazı nedeniyle özellikle Ortadoğu halkı üzerinde yaratılan ABD karşıtı düşüncenin kısa ve orta vadede giderilemeyeceğini anlayan ABD derin devletinin barıştan yana ve Müslümanlara yakın görünecek bir liderle yola devam edilmesinin gerekliliğine ilişkin projesi Obama ile birlikte yürürlüğe girmiştir. Yeni lider ilk ziyaretini Türkiye’ye yaparak hem söylemleriyle, hem de camilerden yansıyan görüntüleriyle ABD’nin farklı bir anlayışla yoluna devam edeceğinin sinyallerini vermiştir. Bu tavrını Filistin’e ilişkin barışçı önerilerinin yanında her şekilde göstermeyi de halen sürdürmektedir. Ne var ki, hız kazanmış bulunan “Yeni Dünya Düzeni”ne dair hareketlilik Obama’nın imaj yenileme ve güven oluşturmaya yönelik çabalarının çok ilersindedir...

Çok partili yaşama geçtiğimiz günden başlayarak Türkiye’yi dilediği gibi şekillendiren ABD’nin gelmiş geçmiş yönetimler içinde en çok uylaştığı bir yönetimin liderini bu proje kapsamında yönlendirerek ulaşmak istediği uzaklık net değildir. “Ilımlı İslam Projesi”nin eş başkanı ilan edilerek yüreklendirilen Başbakanın “kayıkçı kavgalarıyla” İslam Dünyası’nın sevgi ve sempatisini kazandırma programları başarılı görünüyor olsa da, bir sonraki adım sıkıntı yaratacak niteliktedir. Yeni Osmanlı haritalarının çizilmiş olmasının pratiği olamaz çünkü. Güçlü bir İran’ın yanında güçlü bir Rusya’nın bu rüyayı kabusa çevirebilecek konumda olduğu unutulmamalıdır. Sıradan bir insanın bile kavramakta zorlanmayacağı bu durum ABD’yi yönetip yönlendirenlerin aptallığıyla açıklanmayacaksa ve bu yolculuk bitirilmeyecekse eğer, önümüzdeki birkaç yıl içinde dünyayı kötü günler beklemektedir. Hiçbir umudu olmayan, darmadağın olmaya yaklaşmış bir Avrupa ile iflas noktasına gelmiş bir ABD’nin yeni düzeni yönlendirme ve çok miktarda pay alma girişimleri iyi analiz edilmelidir. Bu büyük projede dayanak noktası olarak İsrail yeterli değildir. Bu nedenle, daima sadık bir Türkiye’ye her bakımdan gereksinim duyulmaktadır. Son bir yıl içinde “açılım” adı altındaki girişimlerin yanında, vızır vızır çevre ziyaretleri, ödüller ve de “sultan” yakıştırmaları projenin hızındaki flaşlardır. Yedi yıl bekledikten sonra, Ermenistan, Kıbrıs ve PKK açılımının yanında pek çok İslam Ülkesiyle vizeleri kaldırmak ve de İsrail’le seri bir kayıkçı kavgasına girişmek 2009’da, başka bir deyişle Obama’nın yönetime getirilmesinden sonra gerçekleşmiş olması şaşırtıcı değildir. Projenin bir şekilde gerçekleştirilmiş bulunan birinci aşamasından sonra, bölgedeki enerji kaynaklarının paylaşım ve kullanım koşulları için gerekli olan ortam Türkiye kanalıyla sağlanmaya çalışılmaktadır...

Rusya’ya rağmen Ermenistan ilişkilerinde, başta İran olmak üzere kimi Arap ülkelerine rağmen Afganistan’da; etnik yapı bir yana, yukarıdaki ülkelere rağmen Irak’ta böyle bir projenin başarı şansı yoktur. Sıradan bir söyleyişle, yoklama çekmek boşuna bir uğraştır.

İnsanlığın utancı olan 20. yüzyıl koşullarının tıpkı bir karabasan gibi (hem de aynı dönemlerle çakışarak) 21. yüzyılda kıtaya çöktüğünü düşünmek umut kırıcıdır. Her türlü açlığı asla dinmeyen azgın güçlerin yaşamı bitirme noktasına getirmiş olmaları insanlığın tiksindiren tarihi açısından bakıldığında şaşırtıcı değildir. Gelinen noktada eşitlik ve özgürlüklerin ortak aklın bir projesi değil de, güzel bir düş olduğu anlaşılmaktadır.

“Aç it fırın yıkar” deyişinden (her türlü açlık) esinlenerek, yukarıda da belirttiğim gibi, hiçbir konuda hiçbir felsefesi kalmamış bulunan umutsuz bir Avrupa ile söz konusu projenin sahibi olan ABD’nin yaşam savaşı verdiğini, dahası “Yeni Dünya Düzeni”nde var olmak isteyeceklerini, bu nedenle geçmişte olduğu gibi, bölgeye yıkım getirebileceklerini söyleyebiliriz.

Dünya halkları gerçekten çok şanssız, bu evreni çiftlik gibi yönetenlerin aptallıkları yüzünden ağır bir bedel ödeyecekler çünkü. Diğer bir bakışla, kendi akılsızlıklarının karşılığını görecekler de diyebiliriz...


Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R...
 


devrimin sart oldugunu bilıyoruz artık yeter dıyoruz yasasın kemalıst ınsanlar yasasın denız gezmısler

Abdullah, Aydın
15 Mart 2010


 
Y A Z I    H A K K I N D A K İ    G Ö R Ü Ş L E R İ N İ Z İ    B İ Z E    Y A Z I N
 


İsim:


e-posta:

Telefon: Cep Tel:
İl: İlçe:  
(e-posta ve telefon bilgileriniz yayınlanmayacaktır)
Ziyaretçi defterini okumak için tıklayınız...

 

İletişim:  İstanbul: 0212 292 65 27   Ankara: 0312 417 27 01   İzmir: 0232 463 59 06   Adana: 0322 456 29 40