![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Fahamet Yalçınkaya
Göz, beş duyu içinde görmeyi sağlayan bir organdır. Yolunu bulmak, seçim yapmak, yaşamı kolaylaştırmak için gereklidir. Ama bu organ yalnız bakmakta değil, yorum yapmakta değerlendirilirse önem kazanır. İnsan bu sayede sanat’ı yaratır. Değişik dallardaki sanatçılar, sıradan insanların göremediklerini fark ettikleri ve anlamlandırdıkları için yaratabilirler. İnsanı doğaya egemen kılan da bu yaratıştır. Baktığını görmek, anlamak, hissetmek ve yorumlamak bir kültür işidir. İnsan olmanın ilk koşulu eğitilmiş olmaktır. Eğitim bilgilendirir. Bilgilendikçe de baktığımızı görebiliriz. Celal Şengör bir yazısında Goethe’nin şu sözünü almıştı: “Ne bilirsek onu görebiliriz.” Demek ki ne kadar çok bilirsek, o kadar çok görebiliriz. Bir bilge “Ya devlet adamları filozof olmalı ya da filozoflar devlet adamı olmalı” demişti. Nitekim Roma devlet adamlarının çoğu aynı zamanda filozoftular. Hadriyanus, Marcus Aurelius gibi. Klasik müziği anlamak, etkilenmek ve yorumlamak için çok dinlemek, okuyup öğrenmek gerektiği gibi J. L. Borges, James Joyce’u defalarca okuduğu halde anlamadığını söyler. Keza Stefan Zweig gibi ünlü bir yazar, Üç Büyük Usta adlı kitabını yazarken Dostoyevski’nin Karamazof Kardeşler adlı kitabını bir çok kez okumak gereğini duyduğundan bahseder. Dünya çapındaki bu büyük sanatçılar bile yaratabilmek için bakmakla kalmayıp gördüklerini yorumlamakta zorlandıklarını anlatmaktadırlar. Sanatçı yapıtını izleyenlere kolay anlamaları için çaba harcamak zorunda değildir. Sanat yapıtlarını izleyenlerin kendilerini zorlamaları, bilgi edinmeleri gerekir. Bugün, modern resim, modern heykel, örtük şiir gibi sanat’ın her alanında yorum ve anlam zorlukları söz konusudur. Hatta Leonardo Da Vinci’nin Mona Lisa adlı klasik yapıtı bile hala tartışılmaktadır. Tablodaki tebessümün anlamı ve dahası tablodaki kişinin kadın mı erkek mi olduğuna karar vermekte zorlanılmaktadır. Ben de böyle bir olayı Paris’te yaşadım. Eşimle birlikte A. Rodin’in başyapıtı olan Kale Burjuvaları adlı grup heykelini değişik müzelerde defalarca gördüğümüz ve heykel hakkında okuyup bilgi edindiğimiz halde her defasında yeni derinlikler yakalayabilmişizdir. Yine bir gün Rodin Müzesi’nin bahçesinde bu grup heykelin çevresinde dönerek heykel kişilerinin psikolojilerini bilmem kaçıncı kez görmeye, anlamaya çalışırken bir turist grubu bize yaklaşarak bu kadar ilgiyi ve heyecanla izlediğimiz bu yapıtın ne anlattığını sordu ve bilgilendirmemizi rica etti. Ben de Fransızcamın yettiği kadar açıkladım. Oradan uzaklaşırken bu turist grubunun da heykelin çevresinde dönerek yapıtın anlamını yakalamaya çalıştıklarını gözlemledim. XXI. yüzyılda bilim ve teknolojide hızlı gelişmeler olmuştur. Tıp, ileri ameliyat teknikleri getirmiş, hücrenin genetik yapısını değiştirmiş, pilotsuz uçak kullanılmış, uzay çalışmalarında şaşırtıcı buluşlara ulaşılmıştır. Bilim ve teknolojideki bu ilerlemelere rağmen insan topluluklarının Yeni Orta Çağ’a dönüşünü anlamak kolay değil. Bu acı gerçek ters orantılı gibi görünmektedir. Alain Minc’in Yeni Orta Çağ adlı yapıtında bu konu etraflıca işlenmiştir. Bütün dünyada Yeni Orta Çağ yaşanmakta. Bunda halkı eğitimsiz bırakmanın devlet gücünü elinde tutanların çıkarına olması rol oynamaktadır. Bunun örneklerini sık sık görmekteyiz. Bütün dünyaya egemen olan Amerika Başkanının Irak’a girmesi için vahiy geldiğini söylemesi, keza laik bir ülkede bir devlet adamının açılış yaparken dini söylemler kullanarak kurdele kesmesi gibi olaylar, çıkar hesabının ne korkunç boyutlara ulaştığını göstermektedir. Bunda halkı eğitimsiz bırakarak sömürmek hesabının yanında, halkın zora karşı kolayı seçmesinin rahatlığı da rol oynamaktadır. Halk bilgisiz bırakıldıkça da bilgisi oranında görecektir.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İletişim: İstanbul: 0212 292 65 27 Ankara: 0312 417 27 01 İzmir: 0232 463 59 06 Adana: 0322 456 29 40 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||